Koronavirüs pandemisi günlerinde de 1 Mayıs’ı Kutluyoruz!

01.05.2020
142
A+
A-

Değerli Halkımız,

Bu yıl 1 Mayıs’ı, ne yazık ki, meydanlarda, sloganlarımızı haykırarak, mücadele içinde kutlayamıyoruz.

Çünkü dünya çapında yayılmış Koronavirüs pandemisiyle, ölümcül ve çok kolaylıkla insandan insana bulaşan bir virüsle karşı karşıyayız. Bir doğal afet yaşıyor İnsanlık.

Her doğal afet gibi bu da geçecek kuşkusuz. Ama bu geçiş zaman alacak. İşte bu süreci en az can kaybıyla, en az hasarla atlatabilmek için, konusunda uzmanı bilim insanlarımızın uyarı ve önerilerine kulak vermemiz gerekiyor.

Yani imkânlarımızın ölçüsünde evde kalmamız gerekiyor.

Dışarı çıkıp çalışmak, işimize devam etmek zorundaysak, korunma tedbirlerine başvurmamız gerekiyor. İşyerlerinde gerekli korunmanın sağlanması için patronla mücadele etmek gerekiyor.

Mümkün olduğunca bu Kovid-19 denen virüsle karşılaşmamaya çalışacağız.

İşte bu nedenle, 2020 1 Mayıs’ını meydanlarda mücadele ederek kutlayamıyoruz.

Sadece biz değil, dünyada Proletarya İktidarını uluslararası çapta temsil eden iki ülkeden biri olan Küba Halk Cumhuriyeti de aldığı bir kararla aynen bizim gibi 1 Mayıs’ı Havana’daki devasa Che figürünün göründüğü Devrim Meydanı’nda kutlamıyor bu sene.

1 Mayıs bizim için neden önemli değerli halkımız?

1- İşçi Sınıfının Uluslararası Bayramıdır 1 Mayıs…

Onun birliğinin, durumu ve çıkarlarının ve de düşmanlarının aynı olduğunun, kurtuluş için de mücadelesinin uluslararası olması gerektiğinin bir kez daha bilince çıkarıldığı gündür…

İşçi Sınıfı Hareketi işte bu nedenle uluslararası bir harekettir özünde.

1 Mayıs, İşçi Sınıfı Hareketinin en sonunda dünya çapında zafere ulaşacağının ve kendisiyle birlikte tüm insanlığı da, insanın insanı ezip sömürdüğü bu hayvanlık konağından kesince kurtarıp Gerçek İnsanlık Konağına sıçratacağının müjdesini verir.

Yani insanlık, İşçi Sınıfı yanından kurtuluşa ulaşacaktır…

 

2- 1 Mayıs, sömürücülere karşı, insanı yük hayvanları olarak gören Parababalarına karşı, Uluslararası Emperyalistlere ve onların yerel işbirlikçilerine karşı mücadele günüdür.

ABD-AB Emperyalist Haydutlarının dünyayı kan ve ateşe boğduğu bu günlerde, 1 Mayıs’ın mücadele yönü daha da öne çıkar.

Bu tepeden tırnağa suça batmış, din maskeli bir soygun ve ihanet çetesinden başka hiçbir şey olmayan, ABD yapımı ve ABD taşeronu AKP’giller iktidarına karşı mücadele elbette ki en öncelikli siyasi görevimizdir.

1 Mayıs; zalimin zulmüne karşı mücadele günüdür.

1 Mayıs; insan soyunun en büyük düşmanları AB-D Emperyalistlerinin Ortadoğu Halklarına yönelttiği saldırılara karşı mücadeleyi daha da yukarılara taşıma ve “Katil ABD Ortadoğu’dan Defol!” deme yürekliliğini gösterebilme günüdür.

1 Mayıs; insanlığı Ortaçağ karanlığına götürmeye yeminli ve AB-D Emperyalistleriyle etle tırnak gibi kaynaşmış, o güruhun her daim müttefiki olmuş Muaviye-Yezid İslamcılarına, günümüzdeki adıyla CIA İslamcılarına karşı mücadele günüdür.

1 Mayıs; bin yılı aşkın bir süredir kardeşçe yaşamış, Tarihin en kritik momentlerinde zalime karşı birlik olmuş Türk ve Kürt Halklarının düşmanlaştırılmasına karşı gerçek Devrimci Çözüm olan, Edirne’den Çin Sınırına kadar Türk-Kürt Halk Cumhuriyeti şiarını haykırma günüdür.

1 Mayıs; AB-D Emperyalistlerinin iktidara taşıdığı, BOP Eşbaşkanı yaptığı AKP’giller’in emekçi halkımıza karşı pervasız saldırılarına karşı birlikte mücadeleyi yükseltme günüdür.

1 Mayıs; AB-D Emperyalistlerinin emirleri doğrultusunda özelleştirme adı altında yürütülen, Kuvayimilliye yadigârı kamu mallarının peşkeş çekilmesine karşı direnişi ve mücadeleyi yükseltme günüdür.

1 Mayıs; İşçi Sınıfımızın örgütsüzlüğünün, dağınıklığının ve Parababalarının zulmüne örgütlü ses çıkartamamasının en önemli sebeplerinden biri olan sarı sendikacılığa karşı da mücadeleyi yükseltme günüdür.

1 Mayıs; Vatan aşkını söylemekten ve gereğini yapmaktan korkar hale gelmektense ölmeyi yeğleyebilmek için, sonunu düşünmeyen kahramanlar olabilmek için, cesaret vatanını, AB-D Emperyalistlerinin ve yerli satılmışların saldırılarının yoğunlaştığı ve pervasızlaştığı bugünlerde daha da genişletme günüdür.

Ve 1 Mayıs; İşçi Sınıfımızın ve devrimcilerimizin kanlarıyla sulanan ve artık bizim için bir vatan olan Taksim 1 Mayıs Alanı’nı kazanma günüdür.

AKP’giller, 2009’a kadar verilen 1 Mayıs Taksim mücadelesi sonucunda İşçi Sınıfımızın Uluslararası Birlik Mücadele ve Dayanışma günü 1 Mayıs’ı resmi tatil etmek zorunda kaldılar. 2009 yılında makul bir sayı ile Taksim Meydanı’nda 1 Mayıs kutlandı. Ardından, 2010, 2011 ve 2012’de Taksim 1 Mayıs Alanı’nda yüz binlerle kutlama yapıldı. Ancak yandaş sendikaların güçlendirilmesi ve toplumsal muhalefetin zayıflatılmasıyla Taksim yeniden İşçi Sınıfımıza yasaklandı.

2013 yılından bugüne dek, özellikle 2015 yılından bu yana 1 Mayıs Taksim mücadelesi tek başımıza bizim omuzlarımızda sürüyor.

Bu uğurda mücadele eden, 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlamak isteyen Partimiz Yönetici ve Üyeleri her yıl zor kullanılarak gözaltına alındılar, günlerce gözaltında tutuldular. Davalar açıldı hakkımızda ama vazgeçmedik vatanımızdan.

Vazgeçmiyoruz. Vazgeçmeyeceğiz!

1 Mayıs’larda Bakırköy Çukurunda ya da doğa katliamı gerçekleştirilerek doldurulan Maltepe sahillerinde olmadık. Taksim 1 Mayıs Alanıdır, dedik. Bugüne kadar hep bunun mücadelesini verdik.

Biz bu ülkede; “Vatan Aşkını söylemekten ve gereğini yapmaktan korkar hale gelmektense ölmeyi yeğleyen Kurtuluş Partilileriz” diyerek, bedeli ne olursa olsun, 1 Mayıs’ta Taksim Mücadelesi verdik.

 

Değerli Halkımız,

AKP’giller Koronavirüs pandemisi sürecinde İşçi Sınıfımızı ve Emekçi Halkımızı kendi derdiyle baş başa bıraktı. Alınması gereken tedbirleri almadı. Gerçekleri halkımızdan gizleyerek Koronavirüs tehlikesini küçük göstermeye çalıştı. Halkımızın kendi kendini korumasına bile neredeyse mani oldu. Açıkladıkları “Ekonomik paket” vb.’lerinin de halkımız için değil Parababaları için olduğunu bizzat kendileri itiraf etti.

AKP’giller’in Reisi, Koronovirüse karşı, Parababalarına kaynak aktardığı ekonomik paketi açıklarken, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’na; “Neşen yerinde”, diyerek kimleri koruduklarını açıkça ortaya koydu, gizleme ihtiyacı bile duymadı. Parababalarına kaynak aktaran Tayyip, halkımıza; bol bol dua etmelerini ve sabretmelerini öğütledi.

 

Değerli Halkımız

Koronavirüs pandemisini Parababaları ve AKP’giller fırsata çevirdi. Böyle bir süreçte bile Salda Gölü’nün katledilmesine ve Kanal İstanbul Talanına devam ettiler.

İşçilerin işten çıkartılmasına karşı hiçbir yaptırım önlemi almadılar. Ve bu süreçte işçiler Parababalarının insafına bırakıldı. İşten çıkarmalar fiiliyatta yasaklanmadı, çalışanlara ücretli izin verilmedi.  Bugüne kadar bir buçuk milyonun üzerinde işçi işsiz kaldı. Yine on binlerce işçi ücretsiz izine gönderildi. Ya da kısa çalışma ödeneği adı altında çalışmıyor. Eğlence merkezleri, kafe, lokanta, restoran, sinema, berber, kuaför birçok işyeri bir gecede kapatıldı. Ama işsizliğe mahkûm edilen, gelir kaynağı azalan işçilerin hayatlarını nasıl idame ettireceklerine yönelik hiçbir açıklama yapılmadı. İşçiler kendi kaderlerine terk edildi. Çaresiz kalan insanlarımızın bir kısmı intiharı seçerek yaşamlarına son verdi.

Bunlar yetmedi, her zaman yaptıkları gibi yine arkadan dolanarak, ‘işten çıkartmayı yasaklıyoruz’ adı altında, işverenlerin işçinin olurunu almadan işçileri ücretsiz izne göndermesi yasallaştı.

Kısa Çalışma ödeneğinden 1752 TL alacak olan işçi kardeşimizi ücretsiz izne göndererek 1166 TL’ye mahkûm ettiler.

Sendikaların toplu iş sözleşme yapma hakkını 3 ay ertelediler; hatta gerekirse bu süreyi 6 ay uzatılabiliriz, diyerek sendikal faaliyetleri askıya aldılar. Tabii buna DİSK, TÜRK-İŞ ve HAK-İŞ’in mevcut yönetimlerinin katkılarını da tarihe not olarak düşelim.

Koronovirüs belasını yaşadığımız şu günlerde başta sağlık emekçileri (doktor, hemşire, eczacı ve yardımcı sağlık personeli) olmak üzere,  acil ihtiyaçların üretim ve hizmetinde çalışan işçilerin korunmasına yönelik önlemler alınmadı. Bugüne kadar çok sayıda doktor, hemşire de hayatını kaybetti. Hayatını kaybeden insanlarımızın sayısı resmi rakamlara göre 3 bini geçti.

 

Değerli Halkımız;

Yaşanılan bu süreçte alınması gereken acil önlemler şunlar olmalıdır:

Yıllarca işçilerden kesilen ve işsizlik fonunda biriken para sermaye için değil, amacına uygun olarak işçiler için kullanılmalıdır.

İşten çıkartmalar yasaklanmalıdır.

İşçilerden vergi kesilmemeli ve servet vergisi getirilmelidir.

Covıd-19’a karşı tüm gerekli testler yapılmalı ve buna göre önlemler alınmalıdır.

Ve en önemlisi; her ne kadar geç kalınmış, süreç kaçırılmış olsa da daha fazla can kaybı olmadan bir an önce, acil üretim ve hizmetler dışındaki tüm hizmet ve üretim faaliyetlerine ara verilmeli ve işçiler ücretli izne çıkartılmalıdır.

Covid-19’a karşı herkese ücretsiz halk sağlığı hizmeti sağlanmalıdır.

Tüm işçiler için korunma önlemleri alınmalıdır.

 

Değerli Halkımız,

Bilime ve bilim insanlarının dediklerine uyup, en az yarayla, hasarla atlatabilmemiz için bu süreci, 1 Mayıs’ı bu yıl böyle kutlamak durumunda kaldık…

Bu günler de geçecektir elbet. Meydanlarda sloganlarımızın yankılanacağı zaman gelecektir, kuşkusuz…

O gün gelinceye kadar, en önemli siyasi görevimiz olan, bu tepeden tırnağa suça batmış, din maskeli bir soygun ve ihanet çetesinden başka hiçbir şey olmayan, ABD yapımı ve ABD taşeronu AKP’giller iktidarına karşı mücadelemizi büyük oranda internet ortamında-sanal ortamda ya da sosyal medya aracılığıyla sürdürüyoruz bu günlerde.

Ama unutmayalım ki;

“Dünyada hiçbir güç de, hiçbir zorba da, hiçbir despot da bizim mücadele azmimizi, kararlılığımızı ve inancımızı zerre miktarda olsun aşındıramaz, sarsamaz…

Sonunda mutlaka biz kazanacağız!”

Halkız, Haklıyız, Yeneceğiz!

1 Mayıs 2020

Halkın Kurtuluş Partisi

Genel Merkezi