Kıbrıs’ta Federasyon diyenler, Ada’nın tamamını Ada Rumlarına, Yunanistan’a verelim, diyenlerdir…

Saygıdeğer Arkadaşlarım;

Türkiye’nin onca ağır felaketi yaşanırken bir de bunlara ek olarak şimdi Kıbrıs’ta bir felaket ortaya çıktı.

Türkiye’de BOP Açılımını hayata koydurdu Amerika, Tayyipgiller’e ve Bohçalıgiller’e. Ve bu açılıma Meclisteki partilerin tamamı büyük bir heveskârlıkla atlayıp gittiler, anamuhalefet dahil. Eşeklerin bile inanmayacağı bir safsataya hepsi inanmış görünüyor. PKK tırışkaya çıkmış 30 silahını büyük bir tencere içinde yaktı. Neymiş; PKK silah bırakmış. Bunlar böylesine düzenbaz işte…

Öcalan bile diyor; “O 30 silahı yaktık, yerine yenilerini koyarız bu bir sorun teşkil etmez”, diyor. Adam Kuzeydoğu Suriye’de 100 bin kişilik ağır silahlarla ve hava savunma silahlarıyla donatılmış ordu kurmuş. Ve buraya kimse dokunamaz, diyor. Aynı şeyi Trump da diyor, onun Ortadoğu’daki sömürge valisi Thomas Barrack da diyor, Öcalan da diyor, Pekekistan’ın şefleri de diyor, Kandil’in Baronları da diyor.

Milleti bunlar artık öküz yerine koyuyorlar, bu Meclisteki Amerikan kuklası partiler. Ayıptır ya! Zerre miktarda dürüst olun diyeceğiz de nerede o dürüstlük bunlarda. Yılan gibi kıvrılırlar bunlar, fırıldak gibi dönerler.

Neyse, gelelim yeni felakete…

Kıbrıs’ta, aynen Türkiye’de olduğu gibi, Golani benzeri, Tayyip benzeri, Bohçalı benzeri bir satılmış, bir hain Cumhurbaşkanlığına getirildi ABD tarafından, seçimi kazanmış gösterildi. Bunun da bizce ABD tarafından devşirilip, ajanlaştırıldığı yüzde yüz kesinlikte bir gerçek. Tufan Erhürman adlı bir kukla bu. Partisinin adı da Cumhuriyetçi Türk Partisi. Türklüğü de böyle kullanarak maskelerler kendilerini bu hainler.

Ne diyor bu hain?

Kıbrıs’ın geleceği için Federasyon tek gerçekçi yol (bu haine göre -N.Efe); iki devletli çözüm Kıbrıs Türklerinin uluslararası alanda tanınmasını kolaylaştırmaz. Tam tersine izolasyonu kalıcı hale getirir.”

Evet, tez açık…

Ne diyor?

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni ortadan kaldıralım, Güneydeki Rum Cumhuriyeti’nin kucağına oturalım, diyor. O zaman Kıbrıs Türkleri için mevcut izolasyon ortadan kalkar, diyor.

Bre Hain!

1983’den bu yana yani 42 senedir başta ABD Emperyalist Haydudu ve Avrupa Birliği Emperyalist Haydutları olmak üzere niye Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne izolasyon uyguluyorlar?

Bunu hiç sormuyor. Onların derdi ne, ne amaçla uyguluyorlar bunu?

Oradaki Türklüğün varlığını ortadan kaldırmak için. Orayı tümüyle bir Rum devleti ve giderek de Yunanistan’a bağlı, Yunanistan’ın bir adası haline getirmek için.

Programımıza dönelim şimdi, Partimizin, yani 2005 yılında legal planda kurmuş olduğumuz Partimizin Programı’na bakalım:

“KIBRIS SORUNU

“Partimiz, Türkiye’nin ve Kıbrıs halkının çıkarına olan tek çözümün TAKSİM olduğunu görmekte, bunu savunmaktadır. Halk İktidarını kurunca da bunu gerçekleştirecektir.

“ABD ve AB Emperyalistleri, Arap milletini, Latin Amerika’yı, Yugoslavya’yı, Irak’ı (buna ilaveten sonra Libya ve Suriye’yi de -N. Efe) parça parça bölerken ve bölünmüşlüğü ısrarla savunurken, Kıbrıs’ta iki ayrı Ulus’un birer bölüğünün ya da halkının iki ayrı devlet altında yaşadığı Kıbrıs’ı neden birleştirmek için durmaksızın çalışıyorlar?

“Türkiye’nin Kıbrıs’taki bölümünün siyasi varlığını ortadan kaldırmak, onu Rum devletine yamamak ortadan kaldırmak, onun eline teslim etmek için.

“Tabiî bu yaptıklarının bedelini o devletten alacaklar, üsleriyle, tekelci şirketleriyle Ada’yı bir anlamda işgal edeceklerdir.

Bunun sonucunda da Türkiye’nin, güneyden Akdeniz’e açılan kapısını kapamış-tıkamış olacaklardır. Eski Cumhurbaşkanlarından ve komutanlardan İsmet İnönü ve Fahri Korutürk de bu gerçeği, daha doğrusu Türkiye’ye karşı kurulmak istenen bu tuzağı, on yıllar önce görmüşler ve dile getirmişlerdi.

“Demek ki bizim için Kıbrıs sorunu, sadece orada yaşayan 200 bin (bugünkü nüfusla 476 bin – N. Efe) Türkün sorunu değil, tüm Türkiye’nin sorunudur.”

Evet, Kıbrıs, sadece Ada’daki Türklerin sorunu değil, Türkiye’nin sorunu. Çünkü oradaki Türkler, Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayan Türk vatandaşlarının bir bölümü. Ayrı bir millet değil, ayrı bir halk değil, ayrı bir ulus değil.

Nitekim 1571’de Bayraktar Mustafa Paşa komutasındaki Ordumuz Cenevizlilerden Kıbrıs’ı alıp orayı bir Türk Adası haline getirince, yüzyıllar boyunca Ada Türk toprağı ya da Osmanlı atalarımızın toprağı oldu. Ancak 93 harbi denen 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı’nda Osmanlı Devleti, İngiltere’ye belli bir süreliğine kiraladı Kıbrıs’ı. Ama 1914’te başlayan Birinci Emperyalist Paylaşım Savaşı’yla birlikte Ada’yı ilhak ettiğini, oraya el koyduğunu ilan etti İngiltere. Yani İngiliz Emperyalizmi o Ada’yı bizden aldı.

Şimdi orada yaşayan bu 476 bin Türk, o Ada’nın geleceğine karar veremez. Çünkü Türkiye halkının bir bölümü onlar. Nasıl Türkiye’den bağımsız bir karar verebilirler?

Aslında bugüne kadar, Ada’nın 1974’ten sonra Türkiye’ye açıktan bağlanmaması önemli bir zaaftır. Eğer 1974 Kıbrıs Harekâtı sonrasında burası Türkiye’ye açıkça bağlanmış olsaydı, bu sorunların hiçbiri yaşanmayacaktı. Ege’de bize bırakılan ve 2004’den sonra Yunanistan’ın işgal ettiği ve Tayyipgiller tarafından Yunanistan’a peşkeş çekilen, hediye olarak verilen 20 Ada ve 2 Kayalığımızın durumu da aynı kapsam içinde değerlendirilir.

Lozan’ın 12’inci Maddesine göre o Adalar bize bırakılmış, niye gidip o Adaları iskân etmiyoruz, orada istediğimiz gibi askeri birlikler oluşturmuyoruz, idari yönetimler oluşturmuyoruz, okullar açmıyoruz da boş bırakıyoruz?

Bunlar büyük zaaflar. Hayatta boşluğa yer yok. Doğada da yok. Yunanistan işte emperyalistlerin kışkırtmasıyla ve Tayyipgiller’in ihanetiyle, geldi bize ait o 20 Ada ve 2 Kayalığımızı işgal etti.

Kıbrıs’ın etrafı zengin doğalgaz ve petrol yataklarıyla çevrili. Nitekim oradan şu anda Yunanistan, İsrail, Avrupa, Amerika bu yakıtları çıkarıyor. Ama Amerika’nın Tayyipgiller’e verdiği ültimatom sonrasında, Tayyipgiller oradan topukladı. Bizim araştırma gemileri İskenderun limanında, Mersin limanında çürümeye terk edildi.

Kıbrıs Türk Devleti ortadan kaldırıldığı anda Türkiye’nin Akdeniz’e çıkan kapısı da kapatılmış, tıkanmış olacak. Bu açık, net. Buna kesinlikle izin verilemez. Kaldı ki Amerika durup dinlenmeden Güney Kıbrıs Rum Yönetimini hem silahlandırıyor hem askeri tatbikatlar yapıyor onlarla hem de üsler kuruyor.

İşte Sözcü’nün 21 Ekim Salı günkü sayısı. Ne diyor?

Farkında mısınız kuşatılıyoruz. ABD 7 yıldır bitmeyen ekonomik krizi ve askeri bağımlılığımızı fırsat bildi. Pentagon’un Karadeniz’den Ege’ye, Akdeniz’den Irak’a uzanan üs zinciri Türkiye’nin etrafını çevreleyen ve Yunanistan’ın lehine yeni bir askeri kuşatma hattı oluşturdu.”

Şu haritaya bakın. Pekekistan’da, Kuzeydoğu Suriye’de de var Amerikan üsleri, 22 üssü de burada var. Güney Kıbrıs Rum kesiminde de var.

Neymiş?

“Akrotiri Üssü, Dikelya Üssü, Mari Deniz Üssü, Andreas Papandreou Hava Üssü, Troodos Elektronik Dinleme Üssü, Aylos Nikolaos Üssü, Cape Gata İstihbarat Üssü” Suriye’de. Suriye’de de var Golani’nin Suriye’sinde. “Rümeylan Üssü, Haseke Üssü, Deyrizor Üssü, El-Tant Üssü,”

Yunanistan’daki Amerikan Üsleri 13 tane. Say say bitmez. Haritayı koyalım, ilgi gösteren arkadaşlar incelesin…

Harita girecek!

Romanya’da yine 4 tane üs. Gürcistan’da yine üssü var. Bulgaristan’da yine 4 üssü var.

Ve Yunanistan’ı alabildiğine silahlandırıyor yine Amerika.

Burada neye varmak istiyor?

Açık. Türkiye’yi BOP çerçevesinde üç parçaya bölüp yok etmek istiyor.

Türkiye’de de 16 üssü var zaten. Türkiye’nin dört bir tarafını, kurt dalamış keçi sürüsü gibi, üslerle doldurmuş. Satılmışlar, iktidardakiler hep izin veriyorlar. Çünkü Amerika getiriyor onları iktidara. Boşuna demiyoruz; 1950’den bu yana Türkiye’yi Türkiye yönetmiyor, ABD Emperyalist Haydudu yönetiyor diye.

Neden Ersin Tatar yani bir önceki Cumhurbaşkanı kaybetti de bu Amerikan devşirmesi, satılmış seçimi kazandı?

Burada Avrupa Birliği devamlı yemliyor, mamalıyor Kıbrıs’taki Türk Halkını;

Eğer Federasyona geçerseniz aynı anda Avrupa Birliği Vatandaşı olacaksınız, tüm Avrupa ülkeleri kapısını size açacak, diyor.

İki; Tayyipgiller, Ortaçağcı, şeriatçı din dayatması yapıyorlar orada da. 1974 öncesi Kıbrıs Türk Halkının dinle minle bir ilgisi yok, Laik insanlar onların tamamı. Onlara asla Ortaçağ’ın 1400 yıl öncesinin Medine Köleci Toplumunun din formatındaki örfünü dayatamazsın, benimsetemezsin. Ona duydukları tepki.

Bir üçüncüsü de; orada yaşayan 476 bin kişi, hiç çalışmasalar bile Türkiye’deki 86 milyon insanımız, o insanları rahatça yaşatır. 15 milyon Suriyeli, Afgan, Pakistanlı, Iraklı, Afrikalı istilacıya bakıyor bu millet. Toru-topu yarım milyonluk Kıbrıs Türk Halkına mı bakamayacak?

Ama işte bunu yapmadılar…

Bir de, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni, devrim öncesi Küba’sı gibi, yani Batista diktatörlüğü altında inleyen Amerikan uşağı iktidarın hüküm sürdüğü Küba gibi, suç örgütlerinin fink attığı, her türlü kirli işin döndüğü bir mekân haline, bir coğrafya haline getirdiler. Ancak devrimle, Fidel’in, Che’nin ve yoldaşlarının 1959’da gerçekleştirdiği, devrimle Küba, o hain, o satılmış Batista diktatörlüğünden kurtuldu. Ve dünyanın en onurlu ülkelerinden biri haline geldi Küba. Ve sosyalizmin de anavatanlarından biri oldu şu anda.

İşte Kıbrıs’ı devrim öncesi Küba konumuna düşüren sebeplerden dolayı seçim kaybedildi ve bu Amerikan kuklası iktidara getirildi.

Kaldı ki Tayyip, efendisi ve kuklacısı Trump’tan “Kıbrıs’ı satacaksın!” diye bir buyruk almışsa – ki kuvvetle muhtemeldir bu – Ersin Tatar da seçilmiş olsaydı aynı ihaneti işlemeye mecbur kalacaktı. Çünkü orada da Kaçak ve de Haram Saraylı Tayyip’in hükmü gerçekleşmektedir son tahlilde.

Burada bütün bu satılmışları, hem avanesiyle birlikte Kıbrıs’taki satılmışı hem de Türkiye’deki satılmışları uyarıyoruz:

Eğer KKTC ortadan kaldırılırsa, eğer Türk Ordusu Kıbrıs’tan çektirilirse bilelim ki Ada Rum yönetimine ve Yunanistan’a teslim edilmiş demektir. Bu ihaneti yapan hainler nereye kaçarlarsa kaçsınlar, hangi deliğe gizlenirlerse gizlensinler, bir bir yakalanıp vatana ihanetten, vatan satıcılıktan dolayı yargı önüne çıkarılıp, hak ettikleri cezaya çarptırılacaktır. Bundan asla kaçışları olmayacaktır. Bunu da açıkça bu Kıbrıs’taki hainlere ve içerideki onların ağababası olan hainlere bildirmiş olalım.

Kalın sağlıcakla…

24 Ekim 2025