Bütün çıkar amaçlı suç örgütlerinin olduğu gibi AKP’giller’de de taht kavgası derinleşiyor

Saygıdeğer Arkadaşlarım;

Kaçak ve de Haram Saray’ın Sultanının hem siyaseten hem de fiziken yolun sonuna geldiği görülüyor. Bunu en net görenler de elbette onun en yakınında olan, az çok zihni işleyen kişiler.

Tayyip, yerine veliaht olarak öncelikle Bilal’i sunuyor, onu öne çıkarmaya çalışıyor. O olmazsa damatları Selçuk Bayraktar’ı vs. Yani bir hanedanlık kurmak istiyor.

Fakat Hakan Fidan buna net ve kesin biçimde karşı çıkıyor. Hatırlanacaktır daha önce ne demişti?

Bu yerli ve millî diye sunulan Kaan adlı “savaş uçağının motoru Amerika’dan gelecekti ama kongreye takıldı, kongre blokaj çekti gelmedi.”

Böylece ne demiş oluyor?

Yerli millî savaş uçağı filan piyasada yok, diyor. Olan sadece bir kaporta… Motoru yok, yazılımı yok. Geriye ne kalır?

Elbette kaporta kalır. O kaportayı da benim memleketim olan Konya sanayisi yapar, Antep sanayisi yapar, Kayseri sanayisi yapar hatta Karadeniz’de bazı çok yetenekli ustalar yapar hem de daha iyisini yapar. Böylece işi açık ederek, Selçuk Bayraktar’ın bütün havasını boşalttı.

Bunun üzerine Tayyipgiller ne yaptı?

Kaçak ve de Haram Saray’a bağladıkları sıkı sıkıya ve Sarayın bir operasyon enstrümanı haline getirdikleri yargıyı kullanarak Hakan Fidan’ın oğluna, onun ortağı olduğu şirkete operasyon çekti. Oğlu üzerinden Hakan Fidan’ı vurmaya girişti.

Ama Hakan Fidan’ın buna tepkisi sert oldu, açık ve net bir vuruş yaptı Tayyipgiller’e. Böylece; “Beni Süleyman Soylu gibi bir Sedat Peker aparatı kullanarak saf dışı edemezsin. Ben buradayım ve güç bende”, dedi.

Nasıl söyledi bunu?

Aynen şöyle; biz görev adamıyız, diyor. 24 saat görev başındayız, diyor. Devlette görevin küçüğü büyüğü olmaz, diyor. Bize gelen devletle ilgili her bilgiyi Cumhurbaşkanımıza anında iletiriz, diyor. Gecikmeksizin iletiriz, diyor. Gündüz olmuş, gece saat bir olmuş, üç olmuş, dört olmuş, beş olmuş hiç dinlemeyiz, anında iletiriz, diyor. Ve Cumhurbaşkanımız da bize bu saatte beni niye uyandırdın diye bir kere bile bir serzenişte bulunmamıştır. Bütün uyandırmalarımızda memnuniyet belirtmiştir. Ve alt kademeye gerekenlerin yapılması için anında buyruk vermiştir, diyor. Kaç defa Cumhurbaşkanımı gece yarıları uykusundan uyandırdığımı hatırlayamıyorum bile, diyor.

***

Videonun çözümü

Hakan Fidan: Şimdi Cumhurbaşkanımız eee…

Turgay Güler: Yani muazzam bir tempo.

Hakan Fidan: Yani bugün de İl Kampı’nda sordular da yani; liderlik en fazla hangi özelliğini şey yapıyorsunuz diye. Bir defa 24 saat vazifesiyle meşgul olması, inanılmaz bir özellik. Yani yedi yirmi dört, bütün bir yıl sürekli vazifeyle meşgul olmak ve hiçbir zaman için of dememek, hangi konuyu götürseniz, ne zaman götürürseniz ilgi göstermesi. Devlete ait bir şey, millete ait bir şey, hiçbir zaman için zamanı mı, sırası mı, asla, asla… Şimdi 24 saat arar, hiç şey yoktur. Ya ben yıllardır, tabiî şu bize daha çok dokunur; kendisinin bizi araması. Yani biz şöyleyiz; Cumhurbaşkanımız bu konuyu bu saatte yani kendisi lütfedip arıyor yani konuyla ilgilenmiş bize ne oluyor psikolojimiz oluyor. Bu, bu daha da kolay yönetilen bir konu. Ama bizi zorlayan şu oluyor; yani çoğu zaman, istihbarattayken daha fazla olurdu, acil konular olur, gece bizim uyandırıp haber vermemiz gereken, sürekli… Yani bunu kaç defa yaptığımı bilmiyorum. Yani kendisini kaç defa uykusundan uyandırdığımı, hiçbir zaman için arayıp da bir defa bile ben bir meselemi o gece kendisine söylemediğimi hatırlamıyorum. Muhakkak üçtür, beştir, ikidir, birdir zaten çok erken yatmıyor. Muhakkak ki muhakkak. E, bu açar…

Turgay Güler: Bu önemli bilgi.

Hakan Fidan: Ve hiçbiri zaman için de ya ben niye uyandım bu bilgi… Asla asla. Devlete ait bilginin küçüğü büyüğü olmaz. Hepsini aynı ihtimamla dinler, talimatını verir, iradesini koyar. Bilir o en yukarıdaki iradedir, aşağıdaki biri kendisine iletiyorsa bu konuyu, onun muhakkak bir şeyi var. Bu daha şey bir bilgi. Yani kendisi arar da kendisi daha çok aranır ve biz açıkçası şey oluruz yani, bu kadar çok çalışan bir lideri, biz hani bir de üstüne üstlük şey yapacağız.

***

Burada Tayyip’e dolaylı olarak ne demiş oluyor?

MİT olarak biz her şeyden haberdar oluruz; büyük küçük ayrımı yapmadan, gece gündüz demeden anında Cumhurbaşkanımıza bildiririz. FETÖ ve 15 Temmuz’la ilgili her şeyi, öncesiyle sonrasıyla bildirmişizdir.

15 Temmuz’la ilgili Enişte Ziya masallarını bırak, diyor. Onlar safsata, kandırmaca, diyor. Biz, FETÖ’nün 15 Temmuz’daki harekâtının hazırlanmakta olduğunu, aylar öncesinden adım adım hep bildirdik Tayyip Erdoğan’a, diyor. Ve hatta devlet içinde FETÖ’nün kişi kişi, adım adım nasıl örgütlendiğini, nasıl yerleştiğini, nasıl yol aldığını anında bildirdik, diyor. Yani öyle gafil avlanmış filan değil hiç kimse, diyor.

Demek ki, aynen bizim dediğimiz gibi, FETÖ’nün böyle bir darbeye daha doğrusu ganimet paylaşım savaşına girişeceği aylar belki de yıllar öncesinden biliniyormuş ve takip ediliyormuş.

Fakat CIA, tabiî Orduyu 15 Temmuz 2016 sonrası bütünüyle felç etmek için, FETÖ’nün askerlerini yenilgiye kurgulamış. O güne kadar hep önleri açıldı CIA tarafından. FETÖ’nün askerleri de o moralle; “Amerika hep bizim arkamızda, bizim önümüzü açıyor. O arkamızda olduğu sürece karşımızda kimse duramaz”, özgüveni ve pervasızlığıyla ilerlemişler ve 15 Temmuz’daki ganimet paylaşım savaşına girişerek CIA’nın ve Tayyipgiller’in hazırladığı tuzağa düşmüşler. Demek ki, Tayyip ve avanesi, CIA’yla birlikte FETÖ’nün askerlerini tuzağa çekmiş.

Aynen bizim dediğimizi söylüyor Hakan Fidan da; bırak bu masalları ben her şeyi biliyorum. Daha başka da bildiğim dünya kadar böyle net bilgi var, diyor. Sakın bizimle, Süleyman Soylu ve benzerleri gibi, Hulusi gibi oyun oynamaya kalkma, bizi harcayamazsın, diyor.

Demek ki bütün diktatörlükler gibi, yolun sonu yaklaştıkça alt kademedekiler paylaşım savaşına girişirler. Burada da aynen o oluyor.  Biz aynen böyle demiştik… Tayyip aylar, yıllar öncesinden FETÖ’nün askerlerinin böyle bir paylaşım savaşına girişeceğini biliyordu. Onu hep izledi, önlemini aldı, Amerika’yla, CIA’yla birlikte onları tuzağa çekti ve tuzağa düşürdü, dedik. Böylece o gece hayatını kaybeden 400 civarında insanın canından, kanından, hayatını kaybetmesinden FETÖ’yle birlikte Tayyipgiller de sorumlu dedik.

Ve bununla ilgili üç cilt kitap yazdık, bin sayfayı aşkın.

“Kanunsuzlar: ABD Yapımı İki Hain Gücün 15 Temmuz Hesaplaşması Üzerine”

Yani bu hesaplaşma bir ganimet paylaşım savaşıydı. Elbirliğiyle yıktıkları, enkaz yığınına döndürdükleri Laik Cumhuriyet’in mirasını paylaşma savaşıydı bu.

“Kanunsuzlar 2”, “Kanunsuzlar 3”.

Ve bu kitaplarımızdan dolayı da 4 yıl 8 ay ceza aldık.

Demek ki, bizim Marksist-Leninist teorimizin, diyalektik maddeci mantık ve metodumuzun düşürdüğü ışık altında olayları izleyince, onların netçe tüm yönlerini, tüm içeriklerini, tüm bağlantılarını görebiliyoruz, kavrayabiliyoruz, tahlil edip çözümleyebiliyoruz ve oradan net sonuçlar çıkarabiliyoruz. İşte bilimin, bilincin, kararlılığın, diyalektik mantık ve metodun önemi ve gücü budur.

İşte bizim, daha harekâtın ilk günü, o paylaşım savaşının ilk günü yaptığımız net ve açık tespiti, bugün o dönemin MİT Başkanı Hakan Fidan itiraf ediyor netçe ve kesince.

Bugün de sizlere bu aydınlatmada bulunalım dedik…

Bunlar yolun sonuna geldiler artık. Ne yaparlarsa yapsınlar, zulümlerini ne kadar arttırırsalar arttırsınlar varacakları hazin sondan, karşılaşacakları hezimetten asla kurtulamayacaklar. Ve işledikleri binbir suçun, vatan satıcılık dahil, Laik Cumhuriyet yıkıcılığı dahil, trilyonlarca dolarlık kamu malının aşırılarak yağmalanması, iç edilmesi dahil, halkımızın bu vurgun ve soygunlar sonucu kanının kurutularak kuru ekmeğe muhtaç edilmesi dahil, bütün suçlarının hesabını verecekler. Kaçışları asla oymayacak. Bağımsız ve tarafsız yargının önüne çıkarılacaklar.

İşte bizim ısrarlı uyarılarımız üzerine nihayet CHP Genel Başkanı Özgür Özel de; “hesap soracağız bu iktidardan”, sözünü ortaya attı, ortaya koydu. Bunların yaptıkları ihanetler, ettikleri kötülükler asla yanlarına kalmayacak tüm avanelerinin; en alt düzeyden en tepedekine varıncaya kadar.

Kalın sağlıcakla…

22 Ekim 2025