Kazdağları’nı sermayenin talanına açanlar şimdi de birbirlerinin suçunu örtmeye çalışıyorlar

14.12.2020
225
A+
A-

Ülkemizin akciğerleri olarak tanımlanan Kazdağları’nda Alamos Gold şirketinin siyanür liçi yöntemiyle altın aramasına izin verenler, bu şirketin 300 bin ağacı kesmesine seyirci kalanlar, yörenin içme suyu barajı olan Atikhisar Barajı’nın kirlenmesine neden olanlar, binlerce endemik bitkinin, yüzlerce nesli tükenmekte olan kuş türünün, orman hayvanlarının yaşam alanlarının tahribine yol verenler, vatan ve halka karşı suç işlemişlerdi.

Başta Tayyip Erdoğan olmak üzere, Orman, Çevre ve Şehircilik, Turizm, Sanayi Bakanları ve diğer bürokratlar hakkında Çanakkale Savcılığına Suç Duyurusunda bulunmuştuk. Bu suç duyurumuza ilişkin bugüne kadar Savcılık tarafından bir bildirim gelmemiştir.

Ancak geçtiğimiz günlerde Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin oluru ile o dönemin Milli Parklar Genel Müdürü Yusuf Kandazoğlu halkında “soruşturma izni verilmemesi”ne dair karar avukatlarımıza tebliğ edilmiştir.

Bu haksız, hukuksuz ve yasal dayanaktan yoksun olan karara karşı Genel Sekreter Yardımcımız Av. Tacettin Çolak tarafından İzmir Bölge İdare Mahkemesine itiraz edilmiştir.

Konuyla ilgili olarak Av. Tacettin Çolak’ın konuya ilişkin yaptığı açıklama şöyledir:

AKP’giller yıllardır kanunsuzluk yapmakta, Halkın Kurtuluş Partisi de yıllardır bu kanunsuzlukların peşini takip etmekte, bunlarla ilgili yargıda dosyalar açmakta ve suç duyuruları yapmaktadır.

AKP’giller’in kanunsuzlukları siyasal alanda olduğu gibi kamu mallarının yerli-yabancı Parababalarına peşkeş çekilmesi, doğa ve çevre katliamlarında da kendini göstermektedir. Biz bütün alanlarda, her alanda bunlarla mücadele ettik.

Özellikle Atatürk Orman Çiftliği’ndeki Milli Park Statüsü’nde de Mustafa Kemal’in Türk Halkına armağan ettiği, bağışladığı bir alana Kaçak Saray kondurulması ve ABD Elçilik binası yapılması karşısında mücadele ettik.

Salda Gölü’nün tahribatına karşı mücadele ettik.

Eğirdir Gölü’nün tahrip edilmesine karşı mücadele ettik.

Antalya Kaş’ta Çukurbağ Yarımadası’nın talan edilmesine ve kendi yandaşlarına imar planı değişiklikleriyle peşkeş çekilmesine karşı mücadele ettik.

Geçtiğimiz yıl Türkiye’nin ve dünyanın gündeminde yer alan Kaz Dağları’ndaki 300.000 civarındaki Ağaç Katliamına karşı ve Kaz Dağları Milli Parkı’nın Alamos Gold Şirketine peşkeş çekilmesine, siyanür liçi yöntemiyle altın aramak suretiyle bu şirkete peşkeş çekilmesine karşı da yine mücadelemizi yürütmüştük.

Kaz Dağlar’ında fiili nöbet eyleminde bizzat yer alan Halkın Kurtuluş Partisi, hukuki anlamda da Çanakkale Cumhuriyet Savcılığına Suç Duyurusunda bulunmuştu. Bu suç duyurumuzla ilgili Cumhuriyet Savcılığı tarafından şu ana kadar bize gönderilen bir sonuç söz konusu değildir.

Ancak geçtiğimiz günlerde Tarım ve Orman Bakanlığı, Suç Duyurumuzda şüpheli olarak yer alan o dönem Milli Parklar Genel Müdürü olan Yusuf Kandazoğlu hakkında soruşturma izni vermediğine dair gizli yazı gönderdi. Neresi gizli ise bu işin, onu da anlayamadık.

Bu gizli yazıda açıkçası Devletin Orman Bakanı hem mevzuatı tahrif ediyor, yürürlükteki olan mevzuat hakkında yürürlükte değilmiş gibi yalan söylüyor hem de bizim suç duyurusu dilekçemizde bizzat kendisi de şüpheli olan Orman Bakanı kararı ile diğer Milli Parklar Genel Müdürü hakkında soruşturma izni verilmemesini bize bildiriyor.

Anayasanın 125’nci maddesine göre idarenin tüm eylem ve işlemleri yargı denetimine tabidir. Aynı zamanda suç duyurumuzda belirttiğimiz gibi “Temel Milli Yararlara Karşı Faaliyet Bulunma” şeklinde Türk Ceza Kanununun 305’nci maddesine aykırı eylemleri de vardı bu şüphelilerin. “Görevi Kötüye Kullanmak, İrtikâp, Orman ve Çevre Milli Parklar Kanuna Muhalefet” şeklinde de suç duyurumuzda ihlal edilen maddeler söz konusuydu.

Orman Bakanlığı hiç bu konulara girmeden sadece Kaz Dağları’nın Milli Park statüsünden çıkartıldığı şeklinde 1993 yılında bir Bakanlar Kurulu kararından bahsediyor. Oysa biz araştırıyoruz. 18 Ağustos 1997 tarihinde 23084 sayılı Resmi Gazetede Kaz Dağları’nın Milli Park ilan edildiğine dair Bakanlar Kurulunun kararı var.

Dolayısıyla Orman Bakanlığı açıkça yalan söylemektedir ve suçluyu kayırmaktadır. Kendi de Kaz Dağları tahribatında aynı suçu işleyen Orman Bakanı halkımızın son derece net deyişiyle, “Bozacının Şahidi Şıracı” durumuna geçerek kendi yandaşını kurtarmak istemektedir.

Biz yapılan bu kanunsuzluğa da itiraz ettik. 11 Aralık 2020 tarihinde Orman Bakanlığı tarafından bize gönderilen soruşturmaya izin vermeme yazısına karşı İzmir Bölge İdare Mahkemesine itiraz dilekçemizi verdik. Bu itiraz dilekçesinde aslında Orman Bakanlığı, Milli Parklar kanununa, Tabiat Anıtları ve Anıtları Koruma kanununa da aykırı işlem yapmıştır.

Sonuç olarak Değerli Halkımız,

Bugün itibariyle baktığımızda Alamos Gold firması Kaz Dağları’ndaki katliamı yaptıktan sonra oradaki faaliyetini de sonlandırdı, kaçıp gitti.

Biz o tarihlerde de söylemiştik, Oradaki doğal ortamı, endemik bitki örtüsünü ve dünya ölçeğinde nesli tükenmekte olan kuş türlerini yok ettikten sonra bize oranın posasını bırakacaklar, şeklindeki öngörülerimizi o zaman söylemiştik.

Maalesef şu anki mevcut iktidar Doğaya, Çevreye, Tarihe en küçük bir saygısı olmayan, tamamen vurgun, talan, rant olan sistemini egemen kılmış ve yandaşları başta olmak üzere küçük bir azınlığı zengin etmek için iktidara getirilmiş. Ülkenin kamu mallarını yerli-yabancı Parababalarına peşkeş çekmek üzere görevlendirilmiş bir siyasi iktidar olduğu için, bu temel değerlerden uzak politikalarla her geçen gün Halkımıza, Ülkemize, Vatanımıza zarar vermektedir.

Halkın Kurtuluş Partisi olarak bu kanunsuzluklar, haksızlıklar ve adaletsizliklere karşı bugüne kadar olduğu gibi bundan sonrada kararlıca mücadele etmeye devam edeceğiz. 14.12.2020

 

Halkın Kurtuluş Partisi

(HKP)

Genel Merkezi