Eşini en aşağılık biçimde katlettikleri yapayalnız bir kadına ve iki küçük kız çocuğuna cehennem hayatı yaşatan bu insanlıktan çıkmışlara başka ne ad verebilirsiniz ki?..

Saygıdeğer Arkadaşlarım;

Bu gazete dünün Sözcü Gazetesi. Burada, tek sütuna küçücük bir haber var, işte şu kadarcık.

Ne diyor burada?

“Ayşe Ateş’ten MHP’ye tepki. Eski Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Başkanı Sinan Ateş’in öldürülmesine ilişkin davaya MHP’nin ‘suçtan zarar gördüğü’ gerekçesiyle katılma talebinde bulunmasına Ateş’in eşi Ayşe Ateş tepki gösterdi. Ateş, ‘MHP suçtan zarar gördüyse bunun müsebbibi ülkücü maskesi altına saklanıp, ülkücü hareketin bütün kutsallarını ayaklar altına alarak Sinan Ateş’i katlettirenlerdir’ dedi.”

Daha önce de bu ikinci etap yargılama başladığında, ki bu göstermelik bir yargılama bundan hiçbir şey çıkmaz, bunu herkes biliyor, ne demişti Ayşe Ateş; “o duruşmalara gitmeyeceğim, iğrenç sırıtışlarına dayanamıyorum”, diyordu katiller ekibinin.

Ve ne dedi daha önce de Ayşe Ateş; “Kızlarım gece bir odadan bir odaya geçmeye korkuyorlar, korku içinde yaşıyorlar”, dedi.

İnanın o sözler üzerine, bir baba olarak gözlerim doldu benim. Ve Sinan Ateş’in rahmetli babası da, Musa Ateş de evlat acısına yüreği dayanamadığı için kalp krizi geçirip hayatını kaybetmişti bildiğimiz gibi.

Bursa İl Başkan’ımız Avukat Halil Ağırgöl ziyaret etmişti baba evini Sinan Ateş’in; nasıl yüreği yanık, bütün ömrünü alınteriyle kazanmış bir baba olduğunu anlatmıştı bize. Çok içten, çok saygıdeğer bir insan olduğunu anlatmıştı. Bursa İl Başkan’ımız Halil Yoldaş’ımız Kürt’tür.

Sinan Ateş’in katline, tüm bu ülkücü camia denen MHP ve onun türevlerine mensup partilerden ve onların mensuplarından çok daha fazla bizim yüreğimiz yandı. Çünkü Sinan Ateş gerçek bir Kuvayimilliyeci, gerçek bir Mustafa Kemalciydi. Mustafa Kemal’in atalarının köyü olan şu anda Makedonya sınırları içinde yer alan Kocacık Köyüne gitmiş oradan canlı yayın yapmıştı. Ve Tayyipgiller’den bir Ortaçağcı meczup, kaşar bir Ortaçağcı Niyazi Birinci, Mustafa Kemal’e saldırdığı zaman ona hak ettiği dilden bir cevap vermişti; Mustafa Kemal’i savunmuştu açıkça, yiğitçe, mertçe.

Ve kimdi Sinan Ateş?

MHP’nin Veliaht Prensiydi. Ama işte ABD bir CIA Milliyetçisi olan Süper NATO’nun, Kontrgerilla’nın, Gladyo’nun partisine içtenlikli bir Mustafa Kemalci, bir Kuvayimilliyecinin başkan olmasına izin vermedi. Ve içeride Kaçak ve de Haram Saray’ın kaset tutsağı Arkadan Bohçalı’sına; harcayacaksın bunu, diye buyruk verdi ve harcadı. Ülkü Ocakları Genel Başkanlığından attı ve sonunda giderek katiller örgütüne buyruk verdi, infaz emrini verdi. İnfaz emrini bizzat kendisi verdi, alt düzeydeki amigoları; İzzet Ulvi Yönter, Semih Yalçın, Feti Yıldız, Ülkü Ocakları şimdiki Başkanı Ahmet Yiğit Yıldırım, İstanbul İl Başkanı, zamanın Mersin Milletvekili Olcay Kılavuz’u, İstanbul’daki ekibi, Bolu Milletvekili ve Kontrgerilla’nın polis içindeki şebekesiyle birlikte, İstanbul Gülsuyu’ndaki torbacı katiller çetesine tetiği çektirtme buyruğu verdiler ve torbacılar çetesine katlettirdiler bu yiğit genci, Ankara’nın göbeğinde güpegündüz.

Ve Tayyip de haberdardı bundan, Tayyip’in de onayı vardı.

Ve Tayyip’in yargısı harekete geçti, son üç yılın diyelim, en önemli siyasi cinayetini sıradan bir torbacı cinayetine çevirdiler, siyasi yönünden tümüyle çıkardılar.

İşte biz boşuna demiyoruz; Tayyipgiller yargıyı da Kaçak ve de Haram Saray’ın bir hukuk bürosuna dönüştürdü ve aynı zamanda onun bir operasyon enstrümanına dönüştürdü, diye. Bu hukukla, kanunla, hakla, adaletle ilgili olan bir yargı değil.

İşte son tutuklamalar açıkça bunu bir kez daha, tekrar tekrar ortaya koymaktadır. Suçsuz yüzlerce insanı, Belediye Başkanını içeriye tıkmak. Genci, üniversite gencini, anayasal hakkını kullandığı için bu gençlerimizi içeriye tıkmak. Artık bu yargının hukukla, kanunla tümüyle bağını kopardığını gösterir.

Ve ne diyoruz biz?

Türkiye’de ikili devlet var:

Bir; Mustafa Kemal’lerin, İnönü’lerin Kurtuluş Savaşı’mızın zaferi üzerine inşa etikleri Laik Cumhuriyet Devleti.

İki; 23 yıldan beri ağır darbeler indirerek enkaz yığınına çevirdikleri Laik Cumhuriyetin yerine, Tayyipgiller’in günbegün kurmakta oldukları Ortaçağcı Faşist Amerikan kuklası Din Devleti.

Onu da açık kanıtlarıyla biz ortaya koyduk ve kitaplaştırdık.

Ne demişiz burada?

“Kaçak Saraylı Caligula Din Devletine Giderken…”

Bu kitabımızdan dolayı da yargılandık; 1 yıl 9 ay ceza aldık, istinafta bekliyor.

Yargı da artık bağımsız Cumhuriyet Devletinin yargısı değil. Tıpkı Nazi Almanya’sında olduğu gibi Nazi yargısının hukukunun emrinde bir yargı. Yani yargı artık Tayyipgiller’in Ortaçağcı Amerikan kuklası, mafyatik bir suç örgütünden başka hiçbir şey olmayan faşist devletinin, ki bu devlet günbegün inşa edilmektedir, yargısıdır.

Bu yiğit Kuvayimilliyeci ve Mustafa Kemal aşığına kim sahip çıktı?

Biz!

Çünkü biz adalet dağıtıcıyız. Çünkü biz korku nedir bilmeyiz can için.

Hayatta bir tek şeyden korkarım dedim defalarca. Nedir o?

Can için korkuya düşmüş olmaktan. Bugüne kadar o korktuğumuz şey hiç başımıza gelmedi.

Ne dedik daha önce de?

“Biz Alfa Kurt’uz”, bütün kavgalarda en öndeyiz biz.

Ve biz hep şunu dedik defalarca; “yatakta ölmek bize yaraşmaz, sokakta, meydanlarda çarpışarak vurulup, düşüp can vermek bizim arzuladığımız”, dedik. Bir Şövalye’ye, bir Gazi’ye, bir Alp’e bu yakışır, dedik.

İşte o sebepten, Sinan Ateş cinayetini de tüm gerçekliğiyle sadece biz ortaya koyduk. Biz kuru laf söylemeyiz; açık, net, hareket koyarız, belge koyarız ortaya.

Bu kitabımız; “Sinan Ateş Cinayeti Bağlamında Süper NATO, Gladyo, Kontrgerilla, MHP ve Katliamları”.

 

İlk değerlendirmemizi, Sinan Ateş’in katlinden beş gün sonra yapmışız. İşte biz böylesine korkusuz ve adalet dağıtıcıyız. Doğru bildiğimizi söylemekten hiçbir şey bizi alıkoyamaz. Doğruyu savunmaktan hiçbir şey bizi alıkoyamaz.

Peki, bizim dışımızda Sinan Ateş’in bu katillerini tüm boyutuyla kim ortaya koyabildi?

Bir tek yüreği evlat acısıyla yanık, acılara gark olmuş Sinan Ateş’in annesi Saniye Ateş.

Dedi ki; “Benim evladımı MHP katletti, infaz emrini de Devlet Bahçeli verdi”, dedi.

Türkiye’de aydın olup da olup bitenlerle ilgilenen herkes adı gibi biliyor ki, gerçek bu.

Ama bu gerçeği kim ortaya koydu?

Biz ve Sinan Ateş’in yüreği yaralı annesi.

Anne; hayatı yaratandır, evladı için gözünü kırpmadan ölüme atlayıp gidendir anne. Bırakalım insanı bir köpek, bir kedi bile yüreğini sağarken evladına, onların başına bir tehlike geleceğini hissettiği anda gözünü kırpmadan saldırır o düşmanlara, her kim olursa olsun. Ve pek çok anne de bu uğurda hayatını kaybeder.

Peki o kadar milliyetçi, Atatürkçü geçinenler ne yaptı?

“Yargı bu işi tüm yönleriyle araştırsın, karar versin”, dedi.

Bilmiyorlar mı onlar bu işin tüm yönlerinin ne olduğunu?

Ama söylemek yürek ister! Ve onlar o yüreğe sahip değil.

Bunların tamamı, bugüne kadar; Süper NATO’nun, Gladyo’nun, Kontrgerilla’nın kucağında milliyetçilik oynamış, Türkçülük oynamış muhallebi çocukları. Bütün cinayetlerinde de böyle paçavraları kullanırlar, asla kendileri meydana çıkmaz, sinsidirler yılan gibi, engerekler gibi. Ancak geride kalarak böyle paçavraları, torbacıları, kriminal tipleri kullanarak, binlerce masum insanı, binlerce Mustafa Kemalciyi, Atatürkçüyü, devrimciyi, ilericiyi katlettirdi bunlar.

İşte bir namuslu kadın, Ayşe Ateş, böylesine korkularla acılar içinde yaşıyor. Atatürkçü, ülkücü, milliyetçi geçinenlerin bir teki onu sahiplenip, onun korkularını yatıştıracak bir fedakârlıkta bulunamıyor. Onun katillerini mertçe, yiğitçe, açıkça ortaya koyamıyor.

Ve biz ne diyoruz?

Gerçek milliyetçilik, sosyalistliktir, gayrısı CIA Milliyetçiliğidir, NATO Milliyetçiliğidir, Amerika Milliyetçiliğidir.

Bu milliyetçiliği oynayanların alayı, bir teki; “Katil Amerika Ortadoğu’dan defol!” diyebiliyor mu?

Diyemezler.

Bir teki Türkiye’nin NATO’da ne işi var, diyebiliyor mu?

Diyemezler.

Bir teki Avrupa Birliği bizim düşmanımız, Sevr’i hazırlayanlar bunlar, Sevr haritasını yapanlar bunlar, bunlar Türkiye’yi yok etmek istiyor, diyebiliyor mu?

Diyemiyor.

Nasıl Tayyipgiller insanlarımızı Allah’la aldatıp saf, masum insanları kandırıp oylarını kapabiliyorlarsa işte bu CIA Milliyetçileri, NATO-Kontrgerilla-Süper NATO Milliyetçileri de içtenlikli milliyetçi gençlerimizi tuzaklarına düşürüp, avlayıp, peşlerine takabiliyorlar.

Ve biz hep ne diyoruz?

Bu BOP haritasını Amerika yaptıysa bu BOP haritası NATO’nun envanterine girdiyse bu BOP haritasını tüm Avrupa Birliği Ülkeleri savunuyorsa bizim bunlarla ne işimiz olur, diyebiliyorlar mı?

Tam tersine, kuru gürültü yapıyorlar sadece. Özgür Özel’in Tayyip karşısında yaptığı gibi; boş teneke gürültüsü.

Saygıdeğer Arkadaşlarım;

Her zaman dediğimizi söyleyerek sözlerimizi sonlandırmak istiyoruz; insanın hayvandan farkı zihnini işletebilmesidir, sorgulayan bir akla sahip olabilmesidir. Yoksa doldurulmuş, kurulmuş zemberekler gibi başkalarının kendi zihnine yüklediği bir yığın gerçek dışı dogmayla, yapay zekayla oynayan kuklalar gibi oynamak değil. Sorgulamak, bütün olayların aslı gerçeği nedir onu görüp onu anlamaktır insana yaraşan.

Biz ne diyoruz hep?

Tabu işi, tabu düşünce yok. Her şeyi sorgulayacaksınız. İşleyen bir zihinle aslını, esasını tüm yönlerini ele alarak, gözeterek, değerlendirip kendinize yol çizeceksiniz, diyoruz.

Dileriz bu dileğimizi anlayan arkadaşlar çoğunlukta olur…

Kalın sağlıcakla…

10 Nisan 2025