Bugün 4 Nisan Sokak Hayvanları Günü…

Saygıdeğer Arkadaşlarım;
İşte bu Aşil. Ufacık bir yavru iken getirip bizim kapının önüne atmışlar. Bir hevesle almışlar ama ondan sonra bezip; nasıl olsa burada kafayı kedi köpekle bozmuş iki ihtiyar var, deyip kapının önüne atmışlar. Evimizdeki üçüncü patili köpeciğimiz bu. Diğer ikisi de aynı şekilde yavruyken bizim kapının önüne atılanlardan. Üç de sokakta baktığımız köpeciğimiz var. Kedilerimiz ise sayısız.
Biz; kadınlarımızı, hayvanlarımızı, çocuklarımızı sonsuz sever, sayar ve koruruz.
Birkaç yıl önceydi. Üsküdar’da, Mihrimah Sultan Camii önünde otobüs bekliyorduk ve o zaman oraya atılmış çok güzel, yakışıklı, sevimli bir Arjantin Dogo köpek vardı, kısırlaştırılmış. Biz hayvansever bir arkadaşla birlikte oradaki kediciklere yiyecek verirken, bir adam, 50 yaşında tahminen, uzun boylu, baktık Dogomuza saldırıyor tekmelerle. Hemen müdahale ettim. Elimde çantam vardı, sol elimde. Çantayla göğsüne dayanarak, kolumu dayayarak; sakin ol kardeş, o ısırmaz yeter ki sakin ol sen, dedim ama dinlemedi. Üstelik küfrederek tekme sallamaya başladı köpeğe. O zaman işte biz de şalter attı. Boşta olan sağ yumruğumu anında çaktım suratına. Ondan sonra beni kucaklayıp, kollarını boynuma doladı ve yüzümü tırmıkladı. Ve anında ben de gençliğimde edindiğim güreş ve dövüş sporlarından bildiğim teknikle kucakladım, arkadan bacaklarını çengele aldım, yüklendim ve sırt üstü kavak gibi devrildi yere, ben de onun üstündeyim tabiî.
Biz, biliyorsunuz, düşmüşe vurmayız, geleneğimizdir bizim. Ama o alttan vurmaya çalıştı bize boş kalan elleriyle. Ben de iki yumruk da orada vurdum. Baktım ki 15 kadar genç, kollarımdan tutarak beni üzerinden kaldırdılar. Ve bu ayağa kalktı ve hemen topukladı. Giderken de bir şeyler söyledi. O arada ben yürüdüm üzerine ama kaçıp gitti. Gençler de beni tuttu. Yine mahallede de böyle kavgalarımız oldu. İşin bu yönünü fazla uzatarak başınızı ağrıtmayalım.
Ama işte kadına yönelik, çocuğu yönelik, bu patili canlara yönelik bir saldırı olduğu zaman, Kuvayimilliyeci Efe Dedemin genleri de bizde capcanlı durduğu için, asla sabır gösteremeyiz, anında davranış koyarız.
Bu hayvanları, bu garipleri koruduğumuz için mahallemizdeki, alayı da Tayyipçi olan, hayvan düşmanlarıyla değişik kavgalar ettik bugüne kadar ve hakkımızda açılan yedi tane dava sonuçlandı.
Ben bir davadan 8 buçuk ay, bir davadan da 11 ay ceza aldım.
Emekli olduktan sonra bütün enerjisini ve vaktini bu patili canlara adayan melek kalpli eşim de bir davadan 18 buçuk ay ceza aldı.
Ve son davayı da, sanıyorum hatırlayacaktır arkadaşlar, yine hayvan ve doğa düşmanlarını engellemeye çalıştığımız için, bu düşmanlar başta olmak üzere, mahallenin bütün hayvan ve doğa düşmanı Tayyipçileri üzerimize saldırdılar. Ve biz onlarla giriştiğimiz kavgadan dolayı, bir buçuk yılı aşkın bir süredir ev hapsindeyiz. Sanıyorum buradan yatarlı bir ceza da alacağız. Çünkü hakkımızda bu kez istenen Ağır Ceza Mahkemesinin Savcısının talep ettiği ceza 9 ila 15 yıl arasında değişen bir cezadır.
Fakat umurumuzda değil, bunları savunmaktan vazgeçemeyiz, bu yaştan sonra değişemeyiz. Biz sadece konuşmayız, sadece fetva vermeyiz, biz söylediğimizi yaşarız. Biz Şövalyeyiz, biz Gaziyiz, Alp’iz. O bakımdan her kavgada en önde kendimiz oluruz biz.
Biliyorsunuz, bu Tayyipgiller insanımıza düşman, vatanımıza düşman, kadınlarımıza düşman, çocuklarımıza, yavrularımıza düşman ve bu patili canlarımıza düşman. Bunları da yok etmek istiyorlar değil mi? Buna yönelik yasalar çıkardılar. Oysa bu, bizim binlerce yıldan bu yana sürüp gelen kültürümüz, geleneğimiz bizim. Biz ilk birkaç yaşımızdan itibaren her türden hayvanımızla birlikte; köpeğimizle, kedimizle birlikte hayata başladık ve hiç köpeksiz, kedisiz olmadık.
Ben en çok neye üzülüyorum biliyor musunuz?
Bu Tayyipgiller’in kadınları da bu Katliam Yasasını desteklediler; onlar adına üzülüyorum.
Oysa kadın hayatı yaratandır, nasıl bu masum canların yok edilmesine yönelik bir Soykırım Yasasını onaylar?
Ama sonunda onu da çözdüm. Bu kadınlar, Tayyipgiller’in saflarına katılırken, kadınlıklarından arındırıyorlar kendilerini, sadece suretleri kadın, oysa ruhlarında kadına dair bir şey kalmıyor.
Bir diğer üzüldüğüm nokta da; CHP’li Belediyelerin de bu katliama Mecliste karşı çıkar görünmelerine rağmen suç ortaklığı ediyor olmalarıdır.
Biliyorsunuz Ankara Belediye Başkanı Mansur da köpekleri toplamaya başlamış. Hatta Behzat Ç. de köpek toplamaya başlamış. Yani o da çakma Behzat Ç. çıktı. Ve İstanbul’da seçimi kazansın diye parti olarak seçimlere bile girmediğimiz, Üsküdar Belediye Başkanı sevimli, melek yüzlü Sinem Dedetaş da mahallemizdeki sokak köpeklerini toplamaya başlamış.
Üsküdar Belediyesinin Patili Dostlar Kliniğindeki kayıt memuruna sorduğumda; topluyor musunuz köpekleri diye; şikâyet edilirse, şikâyet edilen köpekleri topluyoruz, dedi.
Dedim böyle bir şey olur mu?
Bütün hayvan düşmanları sokakta kedi, köpek görmek istemiyorlar, onların taleplerine uyarsak Tayyip’in Katliam Yasasını çıkaranlardan, onaylayanlardan ne farkınız kalır sizin, dedim.
Oradaki sadece sevimli bir memurdu tabiî gülümsedi, bir şey diyemedi. Ve hayvansever dostlarımızdan aldığımız bilgilere göre Üsküdar Barınağı da tıka basa bu patili dostlarımızla dolmuş. Zaten sokaklarımızda da pek çok patili köpeciğimiz artık görünmez oldu.
Yani demek istediğim bu koltuk hırsı, bu ün, poz, makam hırsı insanları insanlıktan çıkarıyor.
Ne için yaşıyor bu insanlar bunlar?
Sonunda hayat, Yunus’un deyimiyle; bir göz açıp yummuş gibi, gelir geçer.
Sen; insani, vicdani değerlerin hakkını vermek için bu kısacık ömrünü sürdürmemişsen, heba etmişsin demektir insanlığını.
Evet, bugün 4 Nisan Sokak Hayvanları Günü değil mi?
Ama biz ne yazık ki, bunu gönlümüz ferah, yüzümüz güler vaziyette anamıyoruz, kutlayamıyoruz; acılar içindeyiz bu zavallı paticiklerimiz gibi.
Yüreğimiz işsizlikten, pahalılıktan cehennem ateşleri içinde kıvranan yoksul halkımıza yandığı gibi, vatanımızın parça parça edilerek BOP çerçevesinde üç parçaya bölünmesi girişiminin başlatıldığına olduğu gibi, Ege’de 20 Ada ve 2 kayalığımızın, bu Tayyip ve avanesi tarafından kendi elleriyle, iktidarını sürdürebilmek için, Yunanistan’a peşkeş çekilmesine yandığı gibi, bu patili canlarımızın çektiği acılara da yanıyor aynı şekilde.
Evet, bu Tayyipgiller denen başbelası Amerikan yapımı, Amerikan kuklası iktidar; insanımıza düşman, hayvanımıza düşman, ormanlarımıza, dağlarımıza, nehirlerimize, göllerimizi düşman, vatanımıza düşman. İnsana dair, onura dair, ahlâka dair her şeye düşman.
İşte bundan kurtulmak için de olanca gücümüzle savaşıyoruz.
Saygıdeğer Halkımız;
İşte bugün de böyle acılarla dolu hüzünlü bir gün yaşadık.
04 Nisan 2025