Behey utanmayı arlanmayı, arı namusu bir pula değişmiş Bin Kalıplı!

Behey utanmayı arlanmayı, arı namusu bir pula değişmiş Bin Kalıplı!

Bin Kalıplı Doğu Perinçek ve PDA Avanesinin İhanete Karmış Hazin Siyasi Serüvenine Dair… (17)

Behey utanmayı arlanmayı, arı namusu bir pula değişmiş Bin Kalıplı!

Denizler’in idamına oy veren azılı antikomünist, Amerikan işbirlikçisi, halk düşmanı Hasan Korkmazcan’ı da

hırsızlama partinizin Genel Başkan Yardımcısı yaptın ya…

Güleceksin belki bu sözümüze. Ne var bunda şaşacak, diyeceksin. Bu benim için yeni bir şey değil ki; ben Denizler’in idamına 218 milletvekiliyle birlikte evet oyu veren (verdiren) Demirel’le ve onun adamlarıyla da zaten yıllardan beri müttefikim. Ve ben, Denizler’in idamına evet oyu veren faşist Amerikan ajanı “Başbuğ” Türkeş’in MHP’sinin döküntüleriyle de müttefikim. Birlikte “Milli Merkez”ler kuruyoruz, “Milli Anayasa Forum”ları düzenliyoruz. Ha şimdi de bunların benzeri olan, 16 yılı parlamenterlik olmak üzere uzun siyasi ömrünü Demirel’in Adalet Partisi’nde, Ferruh Bozbeyli’nin Demokratik Parti’sinde, Turgut Özal’ın Anavatan Partisi’nde geçirmiş Hasan Korkmazcan’ı partinin Genel Başkan Yardımcısı yaptım. Yaptıysam ben yaptım. Size ne, diyeceksin.

Dersin ulan, dersin! Uyar sana…

Ben, elini binlerce devrimcinin kanına bulamış Yaşar Okuyan’ı da Genel Başkan Yardımcısı yaptım. Kongremizde de bir sürü ülkücü kardeşimiz, yanı başımızdaydı. Biz bunları yaparız, diyeceksin.

Bunlar ne ki?.. Ben Amerika’yla ittifakı savundum. Onun NATO’sunu savundum. Nötron Bombası’nı savundum. Süper NATO’sunu savundum. Gladio’sunu, Özel Harp Dairesi’ni savundum.

Hem de 12 Eylül Faşist Darbesi’ni savundum. Henze’nin “oğlanları”nı savundum. Onların işkencecilerini, idamlarını savundum.

Ve de hatta onların yaptığı bu azgın, faşist zulmü az bile buldum. Daha kararlı olun. Teröristlerin kökünü tümüyle kazıyıncaya kadar devam edin. Durmak yok ha… Sakın işinizi yarım bırakmayın, diye teşvik ettim onları.

Teröristler dediğim, o zamanki devrimcilerdi. Zaten ben Denizler’e, Mahirler’e ve Devrimci Gençliğe de 12 Mart öncesi “Anarşistler” diyordum. Onlara karşı mücadele ediyordum.

12 Eylül öncesi de MHP’li paramiliter Gladio saldırıları karşısında nefis savunması yapan solculara, devrimcilere karşı mücadele ettim. Onları tek tek gammazladım, Polise, MİT’e, Gladio’ya… Adlarıyla, ikametgâhlarıyla ve eylemleriyle…

Ben buyum. Hâlâ tanımadıysanız tanıyın artık.

Evet bunları da dersin ulan sen. Bunları da dersin… İhanet, siyasi ve insani ahlâk yoksunluğu, namussuzluk meşrebin olmuş senin.

Sana ne desek, ne söylesek boş… İflah olmazsın sen.

Evet, yoldaşlar, bize gelince; biz namusu, ahlâkı, vicdanı, dürüstlüğü, mertliği, kararlılığı, fedakârlığı, işkencede direnmeyi, hiç kimseyi satmamayı ve sonsuz insan sevgisini en yüce değerler bilmişiz, onlara sarılmışız.

Sizleri görünce, Tayyipgiller’i görünce, Pensilvanyalı İblis’in taifesini ve benzerlerini görünce içimiz kalkıyor, midemiz bulanıyor. Görünüşte de olsa sizinle aynı soydan geldiğimiz için insanlığımızdan utanıyoruz.

Sizin için hiçbir umut yok artık. Size ancak Allah yardım edebilir. Siz iradi olarak böyle bir yol seçtiniz. Bilerek ve isteyerek insanlıktan çıktınız. Üç kuruşluk siyasi ranta değiştiniz insanlığınızı. Bu sebeple size acımıyoruz da sizin kandırıp avladığınız, müritleştirdiğiniz, bilinçsiz, cahil, aklını kullanmaktan aciz zavallı insanlara acıyoruz.

Bilmiyorlar ki o zavallılar; sizin sonunuz yok. Sizin yolunuz çıkmaz. Sizin sonunuz hüsran…

Kanıyorlar işte… Tayyipgiller’in kandırdığı zavallı yığınlar gibi. Allah’la aldattığı cahil insanlarımız gibi.

Ne diyelim?.. Bizden uyarması… Uyananlar uyanacak!.. 17.03.2015

 HKP Genel Başkanı

Nurullah Ankut