ABD’ye hizmetten, Ortaçağcılıktan, ihanetten ve halk düşmanlığından asla vazgeçmeyecek

24.02.2020
260
A+
A-

ABD Ankara Büyükelçisi Morton Abromowitz tarafından devşirildiğin ve 2002’de partileştirilip iktidara getirildiğin günlerden beri, bir tek gün bile ara vermeksizin hep BOP Taşeronluğu görevini yapıyorsun be Tayyip…

Irak’ta da, Libya’da da, Suriye’de de artan bir heveskârlıkla şu ana dek hep bu işi sürdürüyorsun.

Çünkü efendin, seni iktidara getirmenin ve orada 18 yıldan bu yana tutmanın bedeli olarak senden bu hizmetkârlıkta bulunmanı istiyor.

Ve sen de adın gibi bilmektesin ki bu ihanetle eşdeğer iğrenç görevinden caydığın anda iktidarını bir hafta olsun sürdüremeyeceksin.

İşte bu ihanetlerin ve hizmetkârlığın sebebiyle Türk savaş gemilerini NATO emrine verip Libya’ya gönderdin. Bir yıl önce Trablus’ta elinden insan hakları ödülü alıp kucaklaştığın Muammer Kaddafi’yi ve Libya Halkından yüz bin civarında insanı katleden NATO adlı Amerikan komutasındaki saldırgan savaş ve katliam örgütünün Libya saldırılarını koordine eden güçlerinin karargâhını İzmir’e kurdurttun.

Müslüman kanı dökmeye, masum insan kanı içmeye ne efendin ABD-AB Emperyalist Haydutları doydu, ne sen, ne avanen…

Libya’dan sonra Suriye’ye geldiniz. “Kardeşim” dediğin, hatta; “Bizim dostluğumuz kardeşlikten de ötedir”, diye tarif ettiğin Beşşar Esad liderliğindeki Suriye BAAS İktidarına ve onu savunan Suriye Halkına saldırdın. O zamanki efendin Obama’nın, Hillary Clinton’ın buyrukları doğrultusunda.

Oysa Suriye’ye karşı yapmış olduğun bu ihanetin öncesinde nasıl da kardeşleşmiştik Suriye Yönetimi ve Halkıyla…

O zamanlar kürsülerden, mikrofonlardan şöyle anlatıyordun bu dostluğun önemini ve her iki ülkeye de kazandırdıklarını. Bak, dinle de hatırla o günleri:

***

 

Videonun Tapesi:

Suriye ile Türkiye, daha yedi buçuk yıl öncesine kadar birbirine husumetle bakıyordu.

Sürekli gerginlikler yaşanıyor, iki ülke zaman zaman savaşın eşiğine geliyordu.

Biz geldik, Esad kardeşimle oturduk, iki ülke arasındaki meseleleri konuştuk, istişare ettik, müzakere ettik ve Türkiye ile Suriye’yi bölgenin iki kardeş, iki dost ülkesi haline getirdik mi?

Her alanda işbirliğine gittik mi?

Ekonomide, ticarette, dış politikada, kültürde, sanatta, ulaştırmada, bayındırlıkta işbirliği anlaşmaları imzaladık mı?

Suriye ile Türkiye arasındaki mayınları temizlemek için adımlarımızı attık mı?

Suriye ile aramızdaki vizeleri kaldırdık mı?

Şimdi benim Gaziantepli kardeşim, cebine pasaportunu koyuyor, istediği gibi Halep’e gidiyor, Şam’a gidiyor.

Halep’teki, Şam’daki, Lazkiye’deki, Hama, Humus’taki kardeşim cebine pasaportunu koyuyor, Gaziantep’e geliyor.

Soruyorum: Kim kazandı?

Gaziantep kazandı, değil mi?

Gaziantepli esnaf kardeşim kazandı, değil mi?

Tüccar kazandı, değil mi?

Sanayici kazandı, değil mi?

Vatandaşım kazandı, değil mi?

Bütün o korkuların, bütün o tehditlerin ne kadar boş olduğu ortaya çıktı. Düşman üretme politikasından yarar değil, zarar gördüğümüz ortaya çıktı.” (https://www.youtube.com/watch?v=wHndmzEzyL8)

***

İşte bu nutku attıktan kısa süre sonra ABD’li çakalların buyruğu ulaştı sana, Tayyip. Ve o zamanki amigolarından Davidson Ahmed’e…

Sizleri meczuplaştırmıştı ABD’nin “Yeşil Kuşak Projesi”. 1950’den bu yana uygulanan o hainane projenin ürünlerisiniz sizler. İçtenlikten, vicdandan, dürüstlükten koparmıştı sizleri. Hayaller aleminde yaşıyordunuz, Muaviye-Yezid Dini’nin dogmalarını tekrarlıyordunuz durup dinlenmeden.

Sizlerde hem ihanet potansiyeli yüksekti hem de meczubiyet potansiyeli. Ve aynı zamanda da Muaviye-Yezid’in kayıtsız şartsız egemenlik sürdüğü Ortaçağ’ın karanlık günlerine duyduğunuz özlem, Türkiye’yi o karanlıklar bataklığına götürme özlemi…

İşte yapımcınız ve efendiniz ABD Emperyalist Haydutları, onların “düşünce kuruluşu” adını verdiği onlarca ajan örgütünün analistleri sizlerdeki bu özlemleri, potansiyeli çok iyi tahlil etmekyeydi.

Sizi o yanınızdan kapıp kündeledi bir kez daha. Yani sapık tecavüzcülerin masum bebeleri horozlu şekerlerle kandırıp ağlarına düşürdükleri gibi çelmeleyip düşürdü kucağına ve gönlünce de kullanmaktadır o günden bu yana.

Bakın bu olayı dürüst bir ABD’li aydın, yazar, gazeteci olan Webster Griffin Tarpley nasıl veciz bir üslupla anlatmaktadır:

***

Videonun Tapesi

Obama’nın her hafta telefonla Erdoğan’ı aradığı, kibir ve hırsı ile oynayarak onu bir yerlere ittiği söyleniyor…

Türk hükümeti son birkaç yıldır Ortadoğu’da bölgesel bir lider olmak istiyor. Ayrıca, Türk Cumhuriyetlerini etkisi altına alma düşüncesi de var; önceleri Brezilya ile ortaklaşa, İran’la nükleer konudaki anlaşmazlıkta arabuluculuk gayretleri olumlu görünüyordu…

Fakat Mısır’ın ve Mübarek’in düşüşünden sonra Türk hükümeti bu “Yeni Osmanlı İmparatorluğu” fikri ile kandırıldı. “Yeni Osmanlı İmparatorluğu” aldatmacası ile, “sıfır sorun”dan, başta “Kültür sorunu” olmak üzere, onlarca “sorun”lar dizisine geçiverirsiniz.

Mesela PKK; kimdir PKK?

Simon Hersh’e göre CIA’nın desteklediği bir örgüttür; CIA, PKK’yı İran’a karşı kullanmaktadır. Yakın geçmişte, Fransa’da Cumhurbaşkanı Mitterand’ın eşi Danielle Mitterand PKK’nın “koruyucu azizesi” idi. Daha bir yıl önce, İsrail Dışişleri Bakanı Lieberman, Mavi Marmara alayındaki davranışından dolayı Türkiye’yi cezalandırmak için, İsrail’in PKK’yı destekleyeceğini söyledi. NATO’nun Yunanistan aracılığıyla PKK’yı desteklediği haberleri var; bana göre Türkiye’nin anlaması gereken bu!

Türkiye’ye esenlikler diliyorum; Türkiye’yi ziyaret ettim, pek çok siyasi liderle görüştüm. Türkler öncelikle, ABD ve İngiltere ile ittifakın; “öldüren bir kucaklaşma”, olduğunu anlamalı. Bir başka deyişle İngilizler, Amerikalılar, Türkleri öldürene kadar sevecekler. Türkleri Suriye’ye karşı kullanacaklar ve bu çatışmayı Modern Türkiye’yi yok etmek için kullanacaklar.

Korkarım, Obama’nın aldattığı Erdoğan ve Davutoğlu bu psikoloji ile kendi çukurlarını kazıyorlar. Bu oyunda kazanacakları hiçbir şey yok ve kaybedecekler.

Ortada bir de Rusya sorunu var; 19. Yüzyılda her 20 yılda bir Rus-Türk Savaşı olurdu. Son zamanlarda bir Rus-Türk Savaşı olmadı ama o istikamette adımlar atılıyor…

Şu bilinmelidir ki, Suriye güvenlik güçleri Suriye’de isyancılara karşı başarılı bir harekat yürütüyorlar, isyan bastırılıyor; buna paralel olarak, olayların ağırlık merkezi, gerçek bir devrimci hareketin başladığı Suudi Arabistan ve Katar’a doğru kayıyor.

Şu anda Türkler güney bölgesinin tamamını CIA’ya devrettiler. Oralarda CIA başıboş, kontrolsüz dolanıyor; İskenderun otellerinde CIA cirit atıyor. Oteller El Kaide teröristleriyle dolu. CIA Adana yakınlarındaki İncirlik Üssü’nden, bölgeye getirdikleri teröristleri kullanıyor… Ve bunun Türkiye’ye geri dönüşü feci olacak. (https://www.youtube.com/watch?v=mnjLPKB5G_U)

***

Bak, Tayyip; bu dürüst aydın tâ 2012 yılında yapıyor bu tespit ve uyarılarını. Yani aşağı yukarı 8 yıl önce…

Ama sen hiçbir doğru uyarıyı görmüyorsun, duymuyorsun, ciddiye almıyorsun. Tam tersine; onlara kulaklarını, gözlerini kapatıp sırtını dönüyorsun. Hatta onları yapan insanlara karşı düşmanlaşıyorsun. Yani ben efendime hizmetten asla geri dönmem, diyorsun.

Ama bu hizmet senin sonunu getirecek, Amerikalı yazarın aynen söylediği gibi.

Velhasıl; sen efendinden aldığın ihanet buyrukları üzerine hemen harekete geçtin, saniye gecikmedin. Tabiî başta Davidson gelmek üzere tüm avanenle birlikte.

İşte o andan sonra ne oldu?

“Kardeşim Esad” senin lügatinde bir anda oluverdi “Zalim Esed.”

İşte o dönüş anında yaptığın Ortadoğu Halklarına ihanet, ABD’li efendilerine hizmet söylemi:

***

“Niçin girdik?

“Bizim Suriye’nin topraklarında gözümüz yok. Mesele, toprağın gerçek sahipleri topraklarına sahip olsunlar, bunu sağlamak için.

“Yani orada, bir adaletin tesisi için varız. Devlet terörü estiren zalim Esed’in hükümranlığına son vermek için biz oraya girdik, başka bir şey için değil.” (https://www.youtube.com/watch?v=Ad1Ymi-6TNY)

***

Bu nasıl dönüş böyle Tayyip?

Işık hızıyla dönüş yapıyorsun be…

Nasıl bir kabiliyet, nasıl bir yetenek sendeki bu dönüş hızı…

Tüm hainlerin ve döneklerin örnek alacağı bir durum…

Şaka gibisin be Tayyip…

Fakat ne acıdır ki gerçeksin…

Tiyatro oynamıyorsun, sahnede değilsin. Türkiye’nin tepesindesin…

İşte halkımız ve ülkemiz için felaketlerin felaketi bir durum bu.

Senin gibiler Ortadoğu’da bol miktarda var be Tayyip. Al işte Suudi Kralları, Prensleri, Katar, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri, Brunei Sultanları, Emirleri, Prensleri, Ürdün Kralları, Prensleri, Mısır’da Mursi’ler, Sisi’ler, Libya’da General Halife Hafter’ler, Sarac’lar; say sayabildiğin kadar…

Hepiniz de BOP hizmetinde, efendinizin gözüne girebilmek için yarış halindesiniz birbirinizle. Suriye’de, Libya’da vatan evlatlarımız ABD’ye hizmet için girdiğiniz bu yarışta kurban oldu hep.

Bak, geçenlerde Libya’da CIA yetiştirmesi çakal Halife Hafter’e bile vurdurttun Türk Savaş Gemisini. Ve bir çakala bile yendirttin Türk Ordusu’nun bir parçasını orada. Albay Okan Altınay’ı şehit ettirdin orada yok yere.

Utancından dolayı da, ihanetinin büyüklüğünden dolayı da gizledin bu halktan uzun süre. Ve şehidi tören mören yaptırtmadan alelacele gizlice gömdürttün toprağa.

Olay, şehidimizin silah arkadaşları tarafından ortaya çıkarılınca açıklama yapmaya mecbur kaldın, Tayyip. Lakayt ve umursamaz bir üslupla şunları söyledin:

“Libya’nın meşru Başbakanı ile masaya oturduk, imzaları attık. Biz gayrimeşru Hafter’e karşı orada yönetici kahraman askerlerimiz ve Suriye Milli Ordusu’ndan ekiplerimizle oradayız. Birkaç tane şehidimiz var. Ama birkaç tane şehidimizin karşılığında 100’e yakın o lejyonerlerden etkisiz hale getirdik.” (https://odatv.com/birkac-tane-sehidimiz-var.-ama-birkac-tane-sehidimizin-karsiliginda-100e-yakin-o-lejyonerlerden-etkisiz-hale-getirdik-22022033.html)

Tabiî umurunda mı halkın evlatlarının gencecik yaşta toprağa düşüşü…

Çünkü vicdan, merhamet, hakkaniyet, acıma gibi duygular, değerler sizde çoktan ölmüş, bitmiş, kurumuş, yok olmuştur.

Evet, Tayyip…

Suriye’de ABD’ye hizmet etmektesin durup dinlenmeden. Biz bunu 2011’den bu yana onlarca kez tekrarladık.

Bak hiç de solcu molcu olmayan Yeniçağ Gazetesi’nin MHP’den gelme yazarı, hatta onun bir dönem Trabzon imlletvekili adayı olmuş Arslan Bulut, köşesinde nasıl ortaya koyuyor bu gerçeği:

***

“Türkiye, İdlib’de kim adına savaşacak?” diye sormuş ve “ABD adına” diye cevap vermiştim ya; ABD politikalarını derinden etkileyen ve kurucuları arasında George Soros, Morton Abramowitz, Stephen Solarz gibi isimlerin bulunduğu Uluslararası Kriz Grubu’nun son analizi bu tespitimi doğruladı!

“İdlib neden Türkiye’nin meselesi oldu? Çünkü önemli bir kısmı Suriye’de IŞİD çatısı altında bulunan teröristler, Fırat’ın doğusunun PYD/PKK kontrolüne geçmesini sağladıktan sonra, koridor açılarak İdlib’e gönderildi. Bunlar, İslami görünümlü ama ABD’nin kullandığı gruplardır.” diyordum ki, Uluslararası Kriz Grubu, İdlib’deki Heyet Tahrir el-Şam örgütünün başındaki Ebu Muhammed el Colani ile yapılmış bir söyleşiyi yayınladı. Yazıda imza yok, söyleşiyi kimin yaptığı da belli değil! Bu bir gazeteci işi değil rutin bir istihbarat görevi…

***

Yazıya göre, Colani, cihatçı emellerinden vazgeçtiklerini, Suriye dışında eylem yapmayacaklarını, sadece Suriye rejimine karşı savaştıklarını söyledi.

Colani daha önce IŞİD için çalıştığını, bu örgütten ayrıldıktan sonra El Kaide’ye bağlılık sözü verdiğini ancak Suriye’yi dış operasyonlar için fırlatma rampası olarak kullanmayacağı konusunda da taahhütte bulunduğunu sadece Suriye rejimine ve Suriye’deki müttefiklerine karşı mücadeleye odaklanacaklarını açıkladığını ifade etti…

Peki IŞİD’i kim kurmuştu? Trump, “IŞİD’i, Obama ve Hillary Clinton kurdu” dememiş miydi?

Colani, Heyet Tahrir El-Şam’ı, El Nusra ve diğer cihatçı yerel grupları toparlayarak kurduğunu, ideoloji olarak İslam hukukunu esas aldıklarını anlattı ve hükümet dışı kuruluşların İdlib’e dönebileceğini ve onlara müdahale etmeyeceklerini de belirtti!

***

Kriz Grubu’nun analizinde ise özetle şöyle deniliyor:

“HTŞ, İdlib’deki resmi El-Kaide şubesi olan Hurras al-Din gibi El Kaide uzantısı örgütle mücadeleden kaçındı; bir dereceye kadar Rusya ve rejim saldırısına direnme konusunda bu grupla birlikte hareket etti, Uygur militanlardan oluşan Türkistan İslam Partisi gibi gruplarla birlikte hareket etti ama uzun zamandır rejimin devrilmesi için çalışıyor ve İran ve Rus kuvvetlerinin Suriye’den ayrılması çağrısında bulunuyor.

Rusya, ateşkesi kabul ederek, Rus hava üssüne saldırıların durdurulması konusunda HTŞ’nin sözünün doğru olup olmadığını test edebilir. HTŞ küçük cihatçı grupların saldırılarını da önleyebilir. HTŞ’yi ortadan kaldırmak için operasyon yapılırsa, bu, benzeri görülmemiş oranlarda insani bir felakete yol açacaktır.

Dahası, rejim ve Rusya ile Türkiye arasında ciddi bir çatışma riski var. Tüm taraflar, rejim güçleri yerleşim alanlarına daha fazla girmeden önce derhal ateşkes yapmalıdır.”

***

Şimdi bu söyleşinin yayınlanmasından ve analizden de anlaşılıyor ki HTŞ, Amerikan koruması altındadır!

Nejat Eslen ise bu yayını inceledikten sonra, odatv’ye yaptığı açıklamada, James Jeffrey‘in bir hafta önceki Türkiye ve bölge ziyaretini hatırlattı ve “Jeffrey, HTŞ’nin artık terör üretmediğini söylemişti. Şimdi bu söyleşi de ABD’nin Suriye ile ilgili hedefleri konusunda ipuçları vermektedir. Rusya ve Türkiye’nin HTŞ konusunda uzlaşmasını ve HTŞ’ye dokunulmamasını istiyorlar. HTŞ üzerinden ABD’nin gizli projeleri var ama Rusya’nın bunu anlamaması mümkün değil” dedi.

Ankara’daki güvenilir gazeteciler ise Rusya’nın “Türkiye, İdlib’de kendi sınırından sonraki 20 kilometrelik bir hat içine çekilsin” önerisinde bulunduğunu, ancak Türk tarafının bu öneriyi kabul etmediğini bildiriyor!

Kısacası Rusya, Türkiye’ye “Al HTŞ’ni git” diyor. ABD ve Türkiye ise “ateşkes” istiyor! Türkiye’yi yöneten irade, bu tutumla HTŞ’yi korumuş oluyor! Çünkü Amerika öyle istiyor! (https://www.yenicaggazetesi.com.tr/bakin-abd-ve-rusya-turkiyeden-ne-istedi-54941yy.htm)

***

Gördüğün gibi, Tayyip; yüzde yüz oranındaki bir kesinlikte ABD’ye verdiğin BOP taşeronluğu sözünü tutmaktasın ve onun uğraşı içindesin.

Bu hainane çabanız onlarca vatan evladımızın canına mal olmaktadır. Yok yere hayattan koparılmaktadır bu yavrularımız.

Aklınızca ABD’li efendinle beraber İdlib’deki IŞİD-El Kaide döküntüsü, cihatçı, insan başı kesen, insanlıktan çıkmış teröristlerle birlikte bir din devleti kuracaksınız, öyle mi?

Evet, aynen öyledir aklınızdan geçen…

Bak bunu eski IŞİD’çi ve İdlib’deki kan içici CIA-Pentagon dincilerinin en önde geleni HTŞ (Heyet Tahrir el-Şam) adlı CIA yapımı örgütün lideri, şöyle netçe itiraf ediyor kendisiyle yapılan CIA röportajında:

“İdlib’i tek başımıza yönetmek gibi bir ilüzyona kapılmıyoruz.

“NGO’lara yönelik politikalarımız değişti. İdlib’e geri dönerek çalışmak isteyen tüm örgütlerin işlerini kolaylaştırmak istiyoruz. Hiçbir müdahale olmayacağı konusunda teminat veriyoruz.” (https://www.crisisgroup.org/middle-east-north-africa/eastern-mediterranean/syria/jihadist-factor-syrias-idlib-conversation-abu-muhammad-al-jolani)

Kendilerinin ve NGO’ların (Non-governmental Organizations – Hükümet dışı örgütlenmeler) yönetimindeki tüm Ortaçağcı dincilerle birlikte burada şeriat kanunlarıyla yönetilen bir devlet kuracağız, diyor Colani. “NGO’lar” denilen yapılar, CIA’nın sivil görünümlü kuruluşlarıdır ve bütünüyle CIA’ya bağlı çalışırlar.

Yani demiş oluyor ki Colani, CIA’cı NGO’ların yönetiminde bir din devleti kuracağız burada. Biz ABD’ye tabiyiz, kuracağımız devlet de ona tabi olacak.

İşte sen şimdi böylesi bir hainane görevin taşeronluğu içindesin, Tayyip…

Unutma ki bu ihanet görevi, seni ve avaneni bitirecek. İktidardan tekerlendirecek…

Halkız, Haklıyız, Yeneceğiz!

24 Şubat 2020

Nurullah Ankut

HKP Genel Başkanı