AB-D Emperyalistlerinin “Oğlanı”, Halklarımız seni hep lanetle anacak!

10.05.2015
203
A+
A-

Senin bu vatana yaptığın ihanetin ve halklarımıza uyguladığın zulmün, verdiğin acının haddi hesabı yok. Hangisini sayalım?..

AB-D Emperyalistlerine, onların aşağılık cinayet örgütü Kontrgerilla’ya ruhunu satman, bu vatana ve halklara yapılabilecek en büyük ihanet değil mi?

AB-D Emperyalistlerinin gönüllü oğlanlığına soyundun. Bu toprakların faşizme götürülmesi için kardeşin kardeşe kırdırılıp, 5 bin insanımızın katledilmesine taşeronluk yaptın. Halklarımızın faşist bir diktatörlüğü kurtuluş olarak görmesi için bütün aşağılık planların kurulmasında rol oynadın. Paul Henze’nin oğlanıydın, başarılı olup övgüyü hak etmen için 1 Mayıs 1977, Maraş, Çorum Katliamlarını tezgâhlayan CIA güdümündeki Kontrgerilla’nın gönüllü çalışanı oldun, iradi ve bilinçli olarak. Bu halklara ve bu vatana yapılabilecek bundan büyük bir ihanet olabilir mi?

Senin ve efendilerinin amacı belliydi, ülkenin sola kaymasının önüne geçilmesi için ne gerekiyorsa yapılacak. Bu halkın şu ana gördüğü en demokratik anayasa olan ve 27 Mayıs Politik Devrimi’nin halklarımıza en büyük hediyesi olan, İşçi Sınıfımıza, emekçi halklarımıza kırıntı halinde bile olsa kazanımlar sağlayan, Sosyalizmin önünü açan 61 Anayasası’nın halklarımızın gündeminden, bilincinden silinmesini sağlamak. Başardınız da. “12 Mart’ta yarım kaldı, biz tamamladık” diye ifade ettin bu ihanetini.

Faşist diktatörlüğünüzün kimin yararına kimin zararına olduğunu senin yerli efendilerinden Halit Narin ifade etmişti. “Şimdiye kadar hep işçiler güldü biz ağladık, şimdi gülme sırası bizde” diye. Yerli yabancı Parababalarına borcunu layıkıyla ödedin, onlar ağlamasın onlar hep gülsün diye yapmadığın ihanet kalmadı. Bütün grevleri yasakladın, grev yapmayı en büyük suç ilan ettin, ihanetin manifestosu olan 24 Ocak Kararlarının yaşam bulması için üzerinde yaşadığımız 786 bin kilometrekarelik toprak parçasını hapishaneye çevirdin.

Halklarımız hakkını aramasın diye 650 bin kişi gözaltına alındı, 1,5 milyon insanımız fişlendi, 99.000 civarında insanımız örgüt üyesi olmak suçundan yargılandı, 30 bin kişi “sakıncalı” görülerek işten atıldı, 937 film “sakıncalı” bulunduğu için yasaklanırken, bir çoğu da “makaslandı”. 23.677 derneğin faaliyetlerine son verildi, bir kısmı kapatıldı. 3.854 öğretmen mesleğinden ihraç edildi. Üniversitelerde 120 öğretim üyesinin mesleki hayatlarına son verildi. 47 hâkimin işine son verildi. 31 gazeteci mahkûm edildi, 300 gazeteci saldırıya uğradı. Gazeteler 300 gün yayın yapamadı. Halklarımızı örgütsüz yapıp güdülebilecek bir sürü haline getirebilmek için, “Finans kapitalin en gerici, en şoven unsurlarının açık terörcü diktatörlüğü”nde sana biçilen esas oğlan rolünü “layıkıyla” oynadın. Nasıl unutur bu halk senini bu büyük ihanetini?..

Ya kıydığın canlar, ya ağlattığın analar, ya söndürdüğün ocaklar?

Hele idam etmek için yaşını büyüttürdüğünüz Erdal Eren?..

Sola, devrimcilere karşı yapılmış, solun üzerinden silindir gibi geçen bir darbeydi 12 Eylül Faşist Darbesi. Devrimcileri katletmek, ortadan kaldırmak, halklarımızın gözünde değersizleştirmekti amacınız. Halklarımızın gözünü küllemek için, sağa da sola da eşit mesafede desinler diye insanlıktan çıkmış, katilliği tescilli faşistleri araya katıp çok büyük çoğunluğu devrimci 50 insanımızı darağacına gönderdin. Hiçbir pişmanlık duymadın, yıllar sonra olsa bile hiçbir nedamet göstermedin. “Asmayacaktık ta besleyecek miydik”, “bugün olsaydım aynı şeyleri yapardım” ifadelerinle, insanlıktan nasıl çıkılırın dersini verdin insanlık düşmanlarına. Seni örnek aldı, Berkin’imizi, anasını alanlarda meczuplaştırılan insanlara yuhalattıran Hırsızlar İmparatoru.

171 insanımız işkencelerde katledildi. Cezaevlerinde katledildi 299 kişi. Açlık grevlerinde kaybettik 14 gencimizi. AB-D’nin oğlanı, senin eline bulaşan halklarımızın kanını, dünyadaki bütün okyanusların suyu birleşse, dünyadaki bütün kir çıkarıcı deterjanları dökseler yine de temizleyemezler.

Ekonomik olarak çökerttin ülkemizi. Halklarımızın birikimlerini bankerlere yeyim ettirdin. Özelleştirme furyası senin döneminde uygulanmaya başlandı. Ülkemizin AB-D Emperyalistlerine satışı senin başını çektiği faşist diktatörlük boyunca geometrik olarak arttı. Faşist Diktatörlüğünüzün bir amacı da Antiemperyalist Kurtuluş Savaşı’mızın kazanımlarının ve önderi Mustafa Kemal’in izinin tozunun silinmesiydi. Bunu da o kadar “güzel” tezgâhladı ki senin ve senin gibilerinin yaratıcısı CIA, her defa Atatürk büstleri dikerek, her fırsatta ağızlarınıza Atatürk’ü dolayarak, Atatürkçü gözükerek yaptınız bu ihanetinizi.

“Bizi mahvetmek isteyen emperyalizme karşı, bizi yutmak isteyen kapitalizme karşı heyeti milliyece mücadeleyi öngören bir mesleği takip eden insanlarız” diyen Mustafa Kemal çıkıp gelseydi mezarından, ilk önce, bizi mahvetmek isteyen emperyalistlere, bizi yutmak isteyen kapitalizmin kucağına teslim eden siz aşağılık insanlara karşı başlatırdı kurtuluş savaşını. O kurtuluş savaşının sonunda gönderirdi sizi vatanımızdan düşman gemileriyle.

Sanma ki Paul Henze’nin “oğlanı”, ölmekle kurtuldun yargılanmaktan. Eninde sonunda, Halk Mahkemesinde yargılanıp Tarihte layık olduğun insanlık düşmanları kategorisine yerleştirileceksin.

Ölen insanın arkasından kötü şeyler söylenmez, hayırla yâd edilir. Bizim anlayışımız, geleneğimizdir bu. Ama bu “insan” için geçerlidir. İnsanlıktan, AB-D Emperyalistlerinin isteği doğrultusunda gönüllüce soyunanlar için geçerli değildir bu anlayış. Ellerinde halklarımızın kanını taşıyan faşistler için geçerli değildir bu gelenek. İnsanlık düşmanları hayırla yâd edilecek kategoride değildir.

12 Eylülün Faşist Gorilinin cenazesinde soracak İmam: “Merhumu nasıl bilirdiniz?” diye:

İçinden geçtiğimiz karanlık günlerin mimarı için bütün devrimciler, bütün analar, İşçi Sınıfımız, köylümüz hep bir ağızdan haykıracak ve insanlık, AB-D Emperyalistlerinin has “oğlanı”nı hep böyle hatırlayacak:

“İşkenceciydi, Katildi, İnsanlık Düşmanıydı, Halk Düşmanıydı, Devrimci Düşmanıydı!” 10 Mayıs 2015

HKP Genel Merkezi