AB-D Emperyalistlerine ve Yerli Uşaklarına Karşı Ulusal Egemenlik Parolasıyla Savaşma Günü olan 23 Nisan’ı alanlarda Kutladık

22.04.2013
197
A+
A-

İstanbul

Halklarımızın haklı ve meşru Direnişi olan Birinci Kuvayimilliye Savaş’ımızın kumanda merkezi olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışı ve Türkiye Halklarının kendi kaderini eline alışının cisimleştiği 23 Nisan’ın 93. yıldönümünde, Kurtuluş Partililer olarak Bakırköy’de bir basın açıklaması düzenledik.

Açıklamayı Halkın Kurtuluş Partisi Bakırköy İlçe Yöneticisi Özgür Gülsoy Yoldaş okudu. Açıklamada Mustafa Kemal’in ve Birinci Kuvayimilliyecilerin Antiemperyalist, Antifeodal tutumuna vurgu yapıldı, bugün bu kazanımların tümünün emperyalistler ve Tayyipgiller tarafından yok edilmek istendiği ortaya konuldu. 23 Nisan’ın ayrıca Çocuk Bayramı olarak kutlandığı hatırlatılırken, günümüz iktidarının çocukların geleceklerine de düşman olduğunun, 4+4+4 Kesintili Eğitim Sistemi ile çocukların geleceklerinin daha da karartıldığının altı çizildi.

Basın açıklaması sırasında sık sık “Kahrolsun AB-D Emperyalizmi”, “Gün gelecek devran dönecek, Tayyipgiller halka hesap verecek”, “Yaşasın Demokratik, Laik, Tam Bağımsız Türkiye” sloganları atıldı.

 

İstanbul’dan

 

Kurtuluş Partililer

 

***

İzmir

Bilindiği gibi, 94 yıl önce Batılı Emperyalistler kutsal vatan topraklarımızı işgal etmişler ve güzel yurdumuzu yakıp yıkarak Halkımızı teslim almak istemişlerdi. Ancak Mustafa Kemal önderliğinde silaha sarılan Türkiye Halkları Birinci Antiemperyalist Ulusal Kurtuluş Savaş’ımızı başlatmış, ilkin emperyalistler karşısında dağınık haldeki güçlerin birleştirilmesi için toplantılar yaparak, yayımladıkları bildirilerle, genelgelerle milletin kendi kaderini eline alması gerektiği vurgulanmıştı. Emperyalist işgale karşı tam bağımsızlık şiarı ile dernekler kurulmuştu. Bütün bu girişimler 23 Nisan 1920’de Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kuruluşu ile taçlanmıştı.

Batılı Emperyalistlere karşı yürütülen Bağımsızlık Savaşı’nın komuta merkezi olan TBMM, savaşın kazanılmasında önemli bir işlev üstlendi. Dört yıl süren zorlu bir savaşın sonucunda da emperyalistler ülkemiz topraklarından kovuldu.

O zamanlar yenilgiye uğratılan sadece Batılı Emperyalistler değildi. Halkımızı bu emperyalistlere teslim olmaya çağıran ve onlarla işbirliği yapan Hilafet ve Saltanat savunucuları da hak ettikleri dersi almışlardı.

Ancak aradan geçen 94 yıldan bu yana Birinci Ulusal Kurtuluş Savaş’ımızın kazanımları birer birer aşındırıldı. Bu kazanımlar son 11 yılda da Ortaçağcı Tayyipgiller tarafından tırpanlanmakta ve halkımız Birinci Ulusal Kurtuluş Savaş’ımızın değerlerine hızla yabancılaştırılmaktadır.

Son yıllarda olduğu gibi bu yıl da Cumhuriyetin Meclisinde görev yapan ve yönetim koltuklarını işgal eden Ortaçağcılar, 23 Nisan’ın içini boşaltmaktadırlar. Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık makamını işgal eden bu Ortaçağcılar artık kutlama törenlerine dahi katılmaz oldular. İşte bu nedenle Ulusal Egemenliğimizin simgelerinden olan 23 Nisan’a sahip çıkmak bu yıl daha da bir önem arz etmektedir.

Bunun için HKP İzmir İl Örgütü olarak 23 Nisan 2013 günü İzmir Fuarı’ndaki TÜYAP Kitap Fuarı’nın girişinde bir kutlama etkinliği gerçekleştirdik. Genel Merkezimiz tarafından hazırlanan açıklama metni genç bir arkadaşımız tarafından okundu. Halkın yoğun ilgi gösterdiği etkinliğimizde sık sık; “Emperyalistler, İşbirlikçiler Geldikleri Gibi Gidecekler”, “Kahrolsun AB-D Emperyalizmi”, “Yaşasın İkinci Kurtuluş Savaşımız” gibi sloganlar atıldı.

 

İzmir’den Kurtuluş Partililer

 

***

Ankara

Bu toprakların İkinci Kurtuluş Savaşçıları, Birinci Antiemperyalist Kurtuluş Savaş’ımızda Yörük Ali Efe Çetesi’nde elde silah Emperyalist Yedi Düvele karşı mücadele eden Hikmet Kıvılcımlı’nın öğrencileri olan biz Kurtuluş Partililer, Birinci Kurtuluş Savaşçılarının Kumanda Merkezi TBMM’nin kuruluş yıldönümü olan 23 Nisan’da Ankara’da Kızılay Meydanı’nda Halkımıza 23 Nisan Bildirilerimizi ulaştırdık.

İşçi Sınıfının Birlik Mücadele Dayanışma Günü olan 1 Mayıs nedeniyle Karanfil Sokak’ta açmış olduğumuz standımızda da 23 Nisan Bildirilerimizi yoğun şekilde dağıttık. 23 Nisan’ları, 19 Mayıs’ları, 29 Ekim’leri ortadan kaldırmak, Antiemperyalist Kurtuluş Savaş’ımızın Önderi Mustafa Kemal’i unutturmak isteyen AB-D Emperyalistlerine ve yerli satılmış Tayyipgiller’e inat, her 23 Nisan’da, 19 Mayıs’ta, 29 Ekim’de, 10 Kasım’da alanlarda olmaya devam edeceğiz.

 

 

Ankara’dan Kurtuluş Partililer

Okunan Bildiri:

   Kahraman Gerilla Ernesto Che Guevara’nın tanımlamasıyla “insan soyunun en büyük düşmanı” olan Emperyalistler, Birinci Emperyalist Paylaşım Savaşı sonrası “Hasta Adam” Osmanlı’yı parçalayıp yutmak istediler. Katliamdan, yağmadan, sömürüden başka bir şey düşünmeyen bu alçaklar sürüsü, kendilerine kul köle yaptıkları yerli işbirlikçileriyle birlikte içinde yaşadığımız bu toprakları kolayca işgal edebileceklerini, o topraklar üzerinde yaşayan halklarımızı teslim alabileceklerini düşündüler. Ancak unuttukları bir şey vardı; karşılarında vatanına, namusuna sahip çıkan, bu uğurda ölmeyi bile “hoş geldi sefa geldi” diyerek kahramanca kabullenen Halklar vardı. Bir de tabiî ki o kahraman Halklara önderlik edecek olan, Birinci Antiemperyalist Ulusal Kurtuluş Savaş’ımızın Büyük Önderi Mustafa Kemal…

Mustafa Kemal, tarihin omuzlarına yüklediği o kutsal görevi gerçekleştirmek için 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkarak Birinci Antiemperyalist Kurtuluş Savaş’ımızın ilk kıvılcımını çaktı. Bağımsızlığı kendisinin ve halklarımızın vazgeçilmez bir karakteri olarak gören M. Kemal, ilk önce dağınık halde bulunan direniş güçlerini tek bir merkezde toplama işine girişti. Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde kongreler düzenlenmesine önayak oldu, milletin kendi kaderini eline alması gerektiğini vurgulayan genelgeler yayımlandı, bağımsızlık şiarını ön plana çıkaran dernekler kuruldu. Tüm bu girişimlerin bir sonucu olarak 23 Nisan 1920 günü, Halklarımızın haklı ve meşru Direnişinin kumanda merkezi olacak olan Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) kuruldu.

Mustafa Kemal, Millî Meclisin açılmasını Batılı Emperyalistlere ve yerli işbirlikçilere karşı vazgeçilmez bir zorunluluk olarak görüyordu. Millet Meclisi, Ulusal Egemenlik yolunda en somut adımdı ve M. Kemal, Ulusal Egemenliğin tesisinin ne kadar hayatî olduğunu çok iyi biliyordu. Şöyle söylüyordu:

“Bir millet, varlığı ve hukuku için bütün kuvvetiyle, bütün fikri ve maddî güçleriyle alâkadar olmazsa, bir millet kendi kuvvetine dayanarak varlığını ve bağımsızlığını temin etmezse şunun, bunun oyuncağı olmaktan kurtulamaz. Millî hayatımız, tarihimiz ve son devirde idare tarzımız, buna pek güzel delildir. Bu sebeple teşkilâtımızda millî güçlerin etken ve millî iradenin hâkim olması esası kabul edilmiştir. Bugün bütün cihanın milletleri yalnız bir egemenlik tanırlar: Millî egemenlik…” (Nutuk, 1920)

23 Nisan’da açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden idare edilen Birinci Antiemperyalist Kurtuluş Savaş’ımız, İstiklal-i Tam Türkiye uğruna hayatlarını feda eden Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Arap kökenli Birinci Kuvayimilliyecilerin kahramanlıkları ve ortak düşman olan emperyalistlere karşı savaştığımızın bilinciyle kendi kısıtlı imkânlarına rağmen mazlum halklara yardım etmeyi ilke edinen Sovyetler Birliği ve Büyük Önderi Lenin’in yardımları sayesinde başarıya ulaştı. Ve emperyalistler, Tarihlerinde ilk kez yenilgiyi tattıkları Çanakkale Savaşları’ndan sonra bu kez bütünüyle yenilgiyi kabullenmek ve defolup giderek bu toprakları asıl sahiplerine bırakmak zorunda kaldılar.

Yenilgiye uğrayan sadece emperyalistler değildi. Aynı zamanda halklarımızı onursuzca emperyalistlere teslim olmaya çağıran, tamamıyla emperyalistlerin denetimi altına girmiş olan ve Türkiye Halklarına tarihin gördüğü en utanç verici anlaşma olan Sevr’i reva gören Saltanat ve Saltanat yanlıları da yenildi. Bu süreç 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet’in ilanıyla taçlandı.

Usta’mız Hikmet Kıvılcımlı Cumhuriyet’in Halklarımız için ne anlama geldiğini şöyle ifade ediyordu:

“Onun için Türkiye’de Cumhuriyet demek, Türk Milletinin bağrına oturmuş olan emperyalizmle Saltanat’a karşı kurduğu bir savunma kalesi demektir. Bu sebepten Türkiye’nin devrimci Anayasasında, her madde üçte iki çoğunlukla değiştirilebilirdi. Ama hiçbir çoğunlukla, hiçbir zaman ve hiçbir kimsenin değiştiremeyeceği tek madde Türkiye Devletinin bir Cumhuriyet olduğu maddesiydi.” (Hikmet Kıvılcımlı, Cumhuriyet Bayramı Nedir?, 29 Ekim 1968)

İşte Birinci Kuvayimilliyeciler, Cumhuriyet rejimini korumak konusunda bu kadar kararlı ve hassastılar. Çünkü biliyorlardı ki halk düşmanı alçaklar her zaman türeyebilir ve Antiemperyalist Birinci Ulusal Kurtuluş Savaş’ımızın kazanımlarını yok etmek için yine alçakça yöntemlere başvurabilirlerdi.

Nitekim Birinci Kuvayimilliyeciler yanılmadılar. Özellikle 1950’lerden sonra ülkemiz ne yazık ki halk düşmanı iktidarlar tarafından yönetilmektedir. Askercil savaşta boyunun ölçüsünü alıp defolup gitmiş olan Batılı Emperyalistler yani AB-D Emperyalistleri, yaklaşık 60 yılı aşkın süredir Türkiye’yi yerli işbirlikçiler eliyle yönetmektedirler. Bu halk düşmanı gidiş son 11 yıldır iktidarda bulunan Tayyipgiller’le birlikte önemli oranda ivme kazanmıştır ne yazık ki.

Ülkemizde 23 Nisan, “Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” olarak bilinmekte, kutlanmaktadır. Bugün ülkemizi hem “Ulusal Egemenliğe” hem de “çocuklarımız”a düşman olan bir iktidar yönetmektedir.

93 yıl önce bugün açılan TBMM artık halklarımızı temsil etmemektedir. Birkaç namuslu milletvekilinin dışında neredeyse tamamına yakınını vurguncu, düzenbaz Parabalarının temsilcilerinin oluşturduğu bir yerdir artık bugünkü TBMM. 

Halklarımızın kanları pahasına savundukları Vatan toprakları bugün AB-D Emperyalistlerine peşkeş çekilmektedir. Ülkemiz, kendini “vatanını pazarlamakla” mükellef gören satılmışlar tarafından yönetilmektedir. Üzerinde yaşadığımız bu Kuvayimilliye yadigârı topraklar AB-D Emperyalistlerinin silah deposuna çevrilmiş, ülkemiz; AB-D Emperyalistlerinin alçakça planlarında, uşaklaşmış yöneticileri tarafından, halklarımızın isteğinden ve iradesinden bağımsız olarak, başrol oynama noktasına getirilmiştir. Tayyipgiller’in vatan satıcı politikalarından dolayı bugün ülkemiz, dünya halklarının gözünde ne yazık ki emperyalist devletlerin işbirlikçisi konumundadır. Ve bugün ülkemize Yeni Sevr dayatılmaktadır, AB-D Emperyalistleri ve yerli satılmışlar tarafından. Yani 90 yıl önce savaşıp defettiğimiz emperyalist haydutlar, bugün Tayyipgiller eliyle tekrar ülkemizde aşağılık emellerini hayata geçirmektedirler. Ekonomimizden siyasetimize, sosyal yaşantımızdan kültürümüze kadar herşeyi AB-D Emperyalistleri belirlemektedir. Yani kısacası bugün ne yazık ki “Ulusal Egemenlik”ten yoksun biçimde yaşamaktayız.

Tayyipgiller aynı zamanda Halklarımızı Ortaçağ karanlığına sürükleyerek genç nesillerimizin geleceğini karartmaktadır. Tefeci-Bezirgân Sermayenin siyasi plandaki temsilcileri oldukları için Ortaçağ’ın toplumunu özlemektedirler. Başhaydut ABD tarafından iktidara getirildikleri günden beri aralıksız biçimde Ortaçağcı uygulamalarını hayata geçirmektedirler. Getirdikleri 4+4+4 Kesintili Eğitim Modeliyle okullarımızı medreselere, öğrencilerimizi müritlere, öğretmenlerimizi de mollalara dönüştürmeye çalışmaktadırlar. Öylesine pervasızlaşmışlardır ki bugün erkek öğrencilerle kız öğrencilerin ayrı eğitim göreceği bir model hazırlığı içerisindedirler. Kısacası Tayyipgiller, çocuklarımıza ve onların aydınlık geleceğine düşmandırlar.

Ne var ki bu halk düşmanı gidiş Türkiye Halklarını asla teslim alamayacaktır. Bu halklar daha 90 yıl önce geleceğine ipotek koymak isteyen emperyalistleri ve yerli işbirlikçileri kahramanca püskürtmüş, yenmiş, vatan topraklarından defetmiştir. Binlerce yıllık insanlık tarihinde 90 yıl çok kısa bir süredir. O bakımdan Tarihte ilk kez bir Ulusal Kurtuluş Savaşı’nı başarıya ulaştıran savaşçı halkımızın mavzerlerinin namlularından hâlâ dumanlar tütmektedir. O günler o denli yakındır bizler için.

Bugün ülkemizde 23 Nisan demek, AB-D Emperyalistlerine ve yerli hain işbirlikçilerine karşı Ulusal Egemenliğimizi korumak ve Ortaçağcı İrticaya geçit vermemek demektir. 23 Nisan’lar, 19 Mayıs’lar, 29 Ekim’ler hep bu mücadelemizin cisimleştiği, ete kemiğe büründüğü tarihlerdir. Büyük Önder M. Kemal’in belirttiği gibi:

“Egemenliğine doğrudan doğruya sahip olmanın kıymetini pek iyi anlayan ve pek iyi bilen millet, bu mukaddes egemenliğine karşı başgösterecek her tehlikeyi kahredecektir.”

Başta İşçi Sınıfımız gelmek üzere çalışan, ezilen, sömürülen tüm halk kitlelerimizle, Sivil-Asker Gençliğimizle, Kürt Kardeşlerimizle birlikte Antiemperyalist, Antifeodal ve Antişoven İkinci Kurtuluş Savaş’ımızı başarıya ulaştıracağız. Demokratik Halk İktidarını kurarak gerçek anlamda “Ulusal Egemenliği” tesis edeceğiz, kendi kaderimizi kendi ellerimize alacağız ve çocuklarımıza umut dolu bir gelecek yaratacağız. 22.04.2013

 

Selam olsun Birinci Kuvayimilliyecilere!

Yaşasın Demokratik, Laik, Tam Bağımsız Türkiye Mücadelemiz!

Kahrolsun AB-D Emperyalistleri ve Yerli İşbirlikçileri!

 

Halkın Kurtuluş Partisi

Genel Merkezi