Nurullah Efe; Kendini Alevin Kalbine Atan Devrimci Bir Önder Yargılanamaz, Korkutulamaz, Sindirilemez!

Halkı için, vatanımız için, insanlık için, doğamız ve patili canlarımız gözünü kırpmadan, sonunu düşünmeden belaya atlayıp giden, bu uğurda özel yaşamını parantez içerisine almış bir Devrimci Önderi baskılarla, davalarla, cezalarla yıldıracaklarını, korkutacaklarını, sindireceklerini sanıyorlar AKP’giller ve onun cüppeli-cüppesiz avaneleri.
Yanılıyorlar.
14 Ekim’de Ankara 32’nci Asliye Ceza Mahkemesinde görülen davalaşmada bir kez daha gördüler yanıldıklarını. Bir kez daha gördüler başeğmez bir Devrim Savaşçısı ile karşı karşıya olduklarını. Bir kez daha gördüler Nurullah Efe’nin, “Vatan Aşkını söylemekten ve gereğini yapmaktan korkar hale gelmektense ölmeyi yeğ tutacağını.” Ve anladılar bilim, bilinç, inanç, kararlılık abidesi bir önder, bir insan korkutulamaz, yıldırılamaz, sindirilemez, geri adım attırılamaz ve yargılanamaz. O nedenle önderimiz; şu ana kadar hakkında açılan onlarca davada yargılanan değil yargılayan olmuştur.
Bu davanın trajikomik, Türkiye’de hukukun, Anayasanın, yasanın kalmadığını gösterir gerekçesi şudur:
Partimiz 2014 yılında, Adana ve Hatay’da durdurulan MİT TIR’larına ilişkin, Recep Tayyip Erdoğan, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, İçişleri Bakanı Efkan Ala ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan hakkında “savaş suçu” işledikleri iddiasıyla Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne (UCM) başvuruda bulunmuştu. Bu başvuru Kurtuluş Yolu Gazetesi’nde de yayınlanmıştı.
Başvurunun ardından Genel Başkan’ımız Nurullah Efe hakkında, Tayyip ve avanesine hakaret ettiği gerekçesiyle dava açıldı.
Önderimizin AKP’giller’i yargıladığı bu davalaşmada AKP’giller Genel Başkan’ımızı 1 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırdı. Yargıtay ise cezayı 1 yıl 5 ay 15 güne indirerek hükmü kesinleştirdi.
AKP’giller’in reisinin avukatının şikâyeti üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Genel Başkan’ımız hakkında, “Cumhurbaşkanına hakaret” davasında yaptığı “savunma” nedeniyle yine “Cumhurbaşkanına hakaret” suçundan dava açtı. 4 yıl 8 aya kadar hapis cezası istenen Genel Başkan’ımız AKP’giller’i, reisini ve avenesini yargıladığı davalaşma AKP’giller’in avukatları tarafından provoke edildi ve yarım kalan davalaşma 20 Ocak 2026 tarihine kaldı. Kaçışları yok AKP’giller’in ve reisinin, kurtulamayacaklar yargılanmaktan. Önce Genel Başkan’ımız yargılayacak, sonra gün gelip devran dönünce gücünü hukuktan ve vicdanlarından alan hâkimler ve savcılar.
Mahkeme salonunda şöyle haykırdı Genel Başkan’ımız:
“Ülkemizin tam bağımsızlığını savunuyoruz. Ama Amerikan devşirmesi, Amerikan kuklası bu iktidar açıkça Laik Cumhuriyet’e düşman. Amerika tarafından Laik Cumhuriyet’i yıkmak ve şu an, en son geldikleri durum itibariyle Tom Barrack’ın, Trump’ın, Öcalan’ın kucağına atlayarak BOP planlarını hayata geçirmek için uğraşıyorlar. Biz de ona karşı mücadele ediyoruz. BOP çerçevesinde Irak üç parçaya bölünürken ellerinden gelen yardımı yaptılar. Libya parçalanırken ellerinden gelen yardımı yaptılar. Suriye parçalanırken ellerinden geleni yaptılar. Şimdi de Kaçak Saray’ın kaset tutsağı, zavallı Bohçalı ve Tayyip eliyle Amerika’nın emri üzerine sıra Türkiye’ye geldi. “BOP’un Türkiye ayağını da uygulayacaksınız” buyruğunu verdiler, şimdi Öcalan’ın emrindeler. Sabah haberleri izliyorum Tayyip’in mamalayarak yörüngesine çektiği Kurtulmuş Numan konuşuyor, Meclisteki bu “BOP Komisyonu” diyoruz biz, barışmış, kardeşlikmiş, bilmem neymiş diye maskelemeye çalışıyorlar. Acaba kim gidecek Öcalan’ın ayağına diye onu seçiyorlar.
Ne dedi Öcalan?
‘Komisyon buraya gelecek, yoksa cehennemi yaşarlar’, dedi.
Tıpış tıpış ayağına gidiyorlar. Orada ayar çekecek Öcalan bunlara. Zaten 8 maddelik yol haritalarını verdi bunlara. Şimdi ona sığınarak iktidarlarını sürdürmeye çalışıyorlar. Ama artık yolun sonuna geldiler. Hiçbir güç Amerika dâhil onları daha uzun süre ayakta tutamaz. Onlar gelecekler buraya, tüm takım taklavatlarıyla gelecekler. Ama emri sadece hukuktan, yasalardan ve vicdanından alan bağımsız, tarafsız savcı ve yargıçlardan kurulu mahkemelerin huzuruna getirilecekler. Biz belki göremeyeceğiz ama bu genç kardeşlerimizin hepsi görecek.
O zaman bakın bakalım Tayyip ayakları titrediği için, burada ayakta durabilecek mi?
Duramayacak.
Bohçalı da duramayacak. Hiçbiri duramayacak, yürek yok onlarda. Vatanını satandan, halkına düşman olanda yürek bulunmaz.
Ne yazık ki sizleri esir aldı, görevinizi yapamıyorsunuz. Bunu siz de adınız gibi biliyorsunuz. Onun buyruğu altındasınız ne yazık ki o yüzden acıyorum sizlere…
Sizler onun adına bizi cezalandırmaya çalışıyorsunuz. Geçen aldılar gece yarısı 01.30’da evimden aldılar götürdüler, kelepçe taktılar filan. Ama çaresizler, hiçbir şey kurtaramaz onları.
Bunlardan korkulur mu ya!
12 Eylül Faşist Diktatörlükleri bizi idamla yargılarken, tepemizde yağlı urganlar sallandırırken bile yüreğimiz temposundan hiç bir fazla atmadı.”
İşte mücadelesini, savaşçılığını hiçbir gücün durduramadığı böyle bir önderi baskılarla, davalarla, cezalarla zapturapt altına alınacağını düşünmek boşa uğraş. Bu aşağılık çabalardan sonuç alınamayacağını Genel Başkan’ımız kafalarına vura vura öğretiyor. Ama yetmedi, 20 Ocak 2026 Salı Günü Saat 14.00’te öğretmeye devam edecek.
Davalaşma sonrasında Ankara Sıhhiye Adliyesi önünde basın açıklaması gerçekleştirdik. Basın açıklamamızda Av. Ayça Okur Yoldaş’ımızın yaptığı açış konuşması ve ardından Genel Başkan’ımız Nurullah Efe’nin yaptığı açıklama aşağıdadır:
Av. Ayça Okur: Değerli Halkımız, Değerli Basın Emekçileri;
Bugün tarihi bir yargılama daha gerçekleşti. Kendilerince Halkın Kurtuluş Partisi Genel Başkanı Nurullah Efe’yi “Tayyip Erdoğan’a hakaret ettiği” iddiasıyla yargılayacaklarmış.
Öyle zannediyorlar…
Ancak bu duruşma salonları, bu Adliyeler tanıktır kimin kimi yargıladığına.
İşte bugün bu yargılamalardan birinde “iddia ve savunma dokunulmazlığı”na bir darbe daha yaşandı. Genel Başkan’ımız Nurullah Efe iddianamenin ne kadar boş olduğunu, Anayasa çerçevesinde isnadın ispatı kapsamında delillerini açıklarken Tayyip Erdoğan’ın provokatör avukatları, Genel Başkan’a müdahale etmeye kalktılar. Ancak Kurtuluş Partililer buna izin vermedi. Halkın Kurtuluş Partisi Avukatları buna izin vermedi ve hadlerini bildirdi.
Ve bugün duruşma salonunda Avukatların, Genel Başkan’ın, savcının ve hâkimin dışında kim olduğu belli olmayan birileri vardı. Tayyip Erdoğan’ın avukatları dışında duruşma salonunda Genel Başkan’a müdahale etmeye çalıştılar. Hadlerini fazlasıyla aştılar!
Bundan sonra da bilmelidirler ki Halkın Kurtuluş Partililer Genel Başkanları Nurullah Efe önderliğinde hiçbir haksızlığa boyun eğmediler. Kendileri hakaret etmedikleri gibi şövalye ruhuyla hiçbir saldırıyı da boşa düşürmediler. Karşılığını en layıkıyla verdiler, cevaplarını aldılar, kuyruklarını kıstırıp gittiler duruşma salonundan.
Türk Ceza Kanunu 128’inci maddesi kapsamında “savunma dokunulmazlığı”na müdahale etmeye kalkan, hâkimlerin, savcıların inisiyatifini hiçe sayan, bu kim olduğu belirsiz, bizce belli olan Tayyipgiller, hesaplarını er geç verecekler. Bağımsız yargıya müdahale etmenin hesabını, bağımsız olduğunu söyleyen yargı sormasa bile Kurtuluş Partililer er geç bu hesabı soracak.
Konuyla ilgili basın açıklamasını gerçekleştirmek üzere sözü, Genel Başkan’ımız Nurullah Efe’ye veriyorum.
Nurullah Efe: Saygıdeğer Arkadaşlarım;
Ya bu tavşan kadar yürek taşımayan, insanları Allah’la aldatmaktan, Amerika’ya kuklalık etmekten, piyonluk etmekten ve yüz milyarlarca dolarlık kamu malını durup dinlenmeden aşırmaktan başka hiçbir marifeti olmayan, Tayyigiller bizi yargılamaya çabalıyorlar.
Bu boş uğraşlarında hep yenik düşüyorlar. Ama eninde sonunda artık son demlerini yaşadıkları bu Kaçak Saray Saltanatı çökecek, hiçbir kaçışları, kurtuluşları olmayacak. Kamu malını aşırmalarından ki miktarı 300 milyar doları aşkın, vatan satmaktan, her türlü kanunsuzluğu, hilekârlığı, hileyi, düzeni yapmaktan dolayı, Laik Cumhuriyet’i yıkmaktan, Anayasayı ortadan kaldırmaktan dolayı eninde sonunda bu adliyelere gelecekler. Buralarda işledikleri bütün suçun, suçların bütün avaneleriyle beraber tek tek, bir bir hesabını verecekler.
Bizde hesap sormadan bunları göndermek yok!
Biz İmamınoğlu Ekrem tayfasından değiliz!
Bunlar emekli olsunlar demiyoruz. Bunların Kaçak Saray’ı başlarına çöker çökmez bunlar kendilerini bu bağımsız ve tarafsız yargının, mahkemelerinin önünde bulacaklar bütün avaneleriyle birlikte. Kendileri dâhil olmak üzere, ağırlaştırılmış onlarca kez müebbet cezasını gerektiren suçlardan dolayı hesap verecekler. Eninde sonunda bunu siz genç Yoldaşlarımız göreceksiniz.
Bunlar hain kere haindirler. Bunları Amerika Laik Cumhuriyet’imizi çökertsinler diye işbaşına getirdi ve 23 yıldan beri o sebepten iş başında tutmaktadır. Bunlar sonuna geldi. Artık Amerika’ya, CIA’ya, CIA’nın Türkiye’deki diplomat maskeli Thomas Barrack’a ve Abdullah Öcalan’ın kucağına atlayıp “kurtarın bizi” diye yalvarıyorlar. Ama onlarda kurtaramayacak.
Eninde sonunda Kuvayimilliyeci Atalarımız gibi son çarpışmayı yine biz kazanacağız. Emperyalist Efendileriyle birlikte bunlara bir kez daha hezimet yaşatacağız.
Umutsuzluk ve karamsarlık yok Arkadaşlar!
Biz Alfa Kurt Mustafa Kemaller’in ve silah arkadaşlarının torunlarıyız, onların davasını devam ettiriyoruz. Bütün amacımız, ülkemizin tam bağımsızlığı ve halkımızın mutluluğu.
Eninde sonunda bunu gerçekleştireceğiz.
Halkız Haklıyız Yeneceğiz!
Basın açıklamamız Ayça Yoldaş’ın şu sözleri ve sloganlarla sona erdi:
Av. Ayça Okur: Değerli Halkımız, Değerli Basın Emekçileri;
Bu tarihi kapışmaların bir sonraki duruşması Ankara 32’inci Asliye Ceza Mahkemesinde 20 Ocak 2026 tarihinde, saat 14.00’te. Tüm halkımızı bu tarihi duruşmaya tanıklık etmek üzere duruşmaya davet ediyoruz. Basın açıklamamız burada sona ermiştir teşekkür ederiz.
Baskılar Cezalar Bizi Yıldıramaz!
Gün Gelecek, Devran Dönecek, AKP Halka Hesap Verecek!
Nurullah Efe Onurumuzdur!
14 Ekim 2025
HKP Genel Merkezi