25 Kasım: Kadına Yönelik Şiddete Karşı Öfkenin Bilendiği Gün

26.11.2018
154
A+
A-
25 Kasım: Kadına Yönelik Şiddete Karşı Öfkenin Bilendiği Gün

25 Kasım toplumsal cinsiyet eşitsizliğine, ataerkil toplum düzenine, ayrımcılığa, aile içi şiddete, emperyalist savaşa, ırkçılığa ve milliyetçiliğe karşı dünyanın dört bir yanındaki kadın dayanışmasının onurlu ve şanlı yıldönümü.

Tarihe Mirabel Kız Kardeşler olarak geçen üç yiğit kadının faşizme karşı verdikleri mücadelenin vücut bulduğu gündür 25 Kasım. Bundan tam 58 yıl önce Dominik Cumhuriyetinde 1960 yılında diktatör Trijillo’nun askerleri tarafından önce tecavüz edilip sonra da vahşice öldürülen devrimci kadınların yaktıkları özgürlük meşalesi bugün ellerimizde yükselmeye devam ediyor. Bu ateş öyle harlı bir ateş ki önce 1981 yılında Dominik’te toplanan Latin Amerika Kadın Kurultayı tarafından 25 Kasım “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele ve Uluslararası Dayanışma Günü” olarak ilan edilir. 1985 yılından bu yana ise BM tüm dünyada bugünü “Kadına Yönelik Şiddetin Yok Edilmesi İçin Uluslararası Mücadele Günü” olarak kabul eder. Bu karar faşist diktatörlerin şiddetine karşı devrimci kadınlar cephesinin kazandığı en önemli kazanımlardan biridir.

Mirabel kardeşlerden birinin kod adının “Kelebek” olmasından esinlenerek bugün Halkları birbirine düşüren, düşmanlaştıran emperyalist savaşlara karşı, Şovenizme karşı ve AB-D Emperyalistlerinin Dünya Halklarına dayattığı sömürücü düzenin yıkılmasına öncülük eden milyonlarca direnişçi kadının özgürlük çığlıkları kelebek etkisinde büyümeye devam ediyor. Dominik’te verdikleri şanlı mücadele sonucunda faşist diktatörlüğün devrilmesini katledilmelerinden bir yıl sonra kazanan özgürlük savaşçısı üç kadının devrimci mirası bugünkü diktatörlerin korkulu rüyası olmuştur. Kadına yönelik şiddetle devlet şiddetinin nasıl iç içe geçtiğinin resmi belgesidir 25 Kasım. Bu nedenle kadınların ulusal, sınıfsal ve cinsel sömürüye karşın topyekun mücadele etmelerinden başka şansları yoktur.

Ülkemizde var olan tabloya gelince Ortaçağcı AKP’gillerin Reisi Tayyip ve avanesinin halkımıza yaşattığı baskı ve zulümden biz kadınlar fazlaca nasibimizi alıyoruz. Tecavüz, istismar ve kadın cinayetleri başta olmak üzere şiddetin her türünün yaşandığı böylesi bir ortamda biz kadınların suskunluğumuzu sona erdirip sokaklara inip kadın kimliğimize ve insanlığımıza sahip çıkma günüdür 25 Kasım. Biliyoruz ki kadın ve erkeğin eşit haklara sahip olduğu toplumsal bir düzende, Mirabel Kardeşlerin uğruna can verdiği mücadele hayat bulacaktır. 16 yıldır uyguladıkları faşizan politikalarıyla halkımıza kan kusturan AKP’giller kadınlara yönelik işlenen her türlü şiddetten sorumludur ve zamanı gelince her diktatör gibi, her zalim hesap vereceklerdir.

AKP’nin Kadınlara Saldırısı Hiç Bitmiyor

Kadın erkek eşitliğine inanmayanların iktidarında yerleşen kadın düşmanlığı öyle büyük boyutlara ulaştı ki artık “Kadının Adı Yok” durumunu yaşıyoruz. TBMM’nde açıklanan Türkiye’de Kadın Cinayetleri Raporuna göre son 14 yılda kadın cinayetlerinde %392 artış yaşanmış. Resmi verilerin dışında tecavüz ve istismara uğrayan, intihara zorlanan kadın sayısı bu rakamlara dahil değil. 2002 ve 2009 yılları arasında da kadınlara yönelik şiddetin %1400 artış gösterdiği gerçeğini unutmazsak AKP’nin kadın katili olduğu çarpıcı bir şekilde ortaya çıkıyor. Kadına karşı şiddeti ve ayrımcılığı ortadan kaldırma gibi bir dertleri olmadığı için her fırsatta kadın düşmanlığını gözler önüne seren açıklama ve uygulamalarıyla gerçek niyetlerini göstermekten çekinmiyorlar. Bir taraftan şiddete son nutukları atarlarken, hak arayan kadınlar polisler tarafından yerlerde sürüklenip cop ve gazla ödüllendirilmedi mi? Her fırsatta kadını ikinci sınıf vatandaş görüp aşağılayan ortaçağ zihniyetine sahip bir iktidardan kadınları korumasını bekleyebilir miyiz? Tabii ki hayır.

İktidarın eril dilini hakim kılan medyanın da bu konudaki tutumu yerleşik durumun devamına hizmet ediyor. Cinayet ve tecavüz haberlerinin magazinleştirilerek sunulması, kadın bedeni ve onuru üzerinden fuhuş ve mafya temalı dizilerin reyting hesapları yapılarak 24 saat ekranlarda gösterilmesi, evlilik ve yemek programlarındaki artışla kadınları sadece evde göstermeye çalışan, kadın kimliğini evle sınırlı tutup, kadının iş ve sosyal hayatla bağını koparan anlayışını benimseyen ve örgütleyen “gerici AKP zihniyetli programlarla”  daha çok namus ve töre adına kadın cinayeti işlenir. Bugün işsizlik ve yoksulluğun en acı reçetesini kadınlar öderken, bir de kadını cehaletin pençesine mahkum eden bu rezil düzenin savunucularını yine biz kadınlar yok edeceğiz.

AKP’gillerin kadın karnesi baştan beri şiddetle yoğrulmuş aslında. Sarf ettikleri sözlerle kadına bakış açılarının ne denli sakat olduğunu bugüne kadar defalarca ortaya koydular.2016 yılında %1400 oranında artış gösteren kadın cinayetleri hakkında Kaçak Saraylı “ Kadına şiddet abartılıyor “ türünden kaçak cevap vermişti. Kızılay’da Hopa olaylarını protesto ederken polislerin saldırısı sonucu ağır şekilde yaralanan Dilşat Aktaş hakkında ise yine aynı zat “Kadın mıdır kız mıdır bilemem” şeklinde kadını aşağılayan bir dil kullandı. Kürtajı bir cinayet olarak görenlerin Sağlık Bakanı da “Tecavüze uğrayan doğursun, gerekirse devlet bakar” açıklamalarıyla tecavüzü normalleştirmeye çalışmıştı.

“Kadın ahlaklı olsun, kürtaj yapmak durumunda kalmasın” diyen Melih Gökçek gibi sadece sureti insan görünümünde olan Ortaçağcılar tecavüz edeni masum göstererek kadını suçladılar. Konya’da yaptığı programla 1 milyon 200 bin lira gibi astronomik bir rakamla hırsızlığa imza atan kadın düşmanı, sarayın soytarısı Uğur Işılak adındaki AKP’li şarlatan ise “Kadının fıtratında erkeğe köle olmak var” diyerek kadını köle olarak gösterdi. İsminde kadın kelimesi geçmeyen Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı yapmış dört AKP’li bakandan Fatma Şahin tecavüzleri önlemek için “Hadım geri gelmeli” gibi düzeysiz açıklamalarla ne kadar Ortaçağ özlemcisi olduğunu gösterirken, Ayşenur İslam ise çocuk tecavüzlerine ilişkin “çocuklarınıza çığlık atmayı öğretin” derken konuya ne denli bilimsel yaklaştığını ortaya koymuştu. Kadınlar bir tarafta yaşam mücadelesi verirken Ayşe Gürcan adındaki bakan çıkıp “Kadın börek yapmayı bilmezse aile dağılır” diyebiliyor. Kadın ve çocuğa bakış açıları tamamen sorunlu bu zihniyetteki bir diğer bakan Sema Ramazanoğlu ise Ensar Vakfı’nda tecavüze uğrayan 45 çocuk için “Bir kereden bir şey olmaz” şeklinde açıklama yapabiliyorsa ;

Biz kadınların “Artık Yeter” deme zamanı gelmiştir.

Hiçbirimiz ne sokakta, ne gözaltında taciz ve tecavüze uğramak istemiyoruz.

Fabrikalarda kadının işgücünü sömürenlere,

Savaş kışkırtıcılığı yapıp, toplumu militaristleştirenlere,

Din, töre ve gelenek gibi feodal kaynakları besleyip erkek şiddetini meşrulaştıranlara,

Kan üzerinden siyaset yapıp beslenenlere,

Kadınlara türban giydirip köleleştirmek isteyenlere,

Örgütlü kadınlara anti demokratik yasa ve uygulamalarıyla saldıranlara karşı;

Kurtuluş Partili Kadınlar olarak sözümüz var.

Kadına yönelik şiddete ve ayrımcılığa karşı örgütlü gücümüzle karşınızdayız. Yarattığınız cehennemde, kadınların kurtuluşu bizim ellerimizle yeni baştan tekrar derlenecek. Yok saydığınız kadın aklı ve kadın yüreği ile 25 Kasımlar barışın, eşitliğin, kardeşliğin, özgürlüğün yıldönümü olacak.

Yıkılmaz çelik irademizle nerede bir katliam, savaş, şiddet, terör var ise karşınızda olacağız.

Kadınlara ve çocuklara yönelik her türlü taciz, tecavüz ve cinayet olayının takipçisi olup, hesabını soracağız.

Kadınların sokak ortasında tekme tokat dövülüp, bıçaklanmasına seyirci kalmayacağız.

Açlık, sefalet ve cehaletle köleleştirmek istediğiniz biz kadınlar;

Özümüzü, sözümüzü ve gücümüzü birleştirip,

Korku İmparatorluğunuzu yıkmaya geliyoruz.

Nasıl ki 10 bin yıl öncesinde ezilen sömürülen cinsiyet değilsek

Bugün de;

Sınıflı topluma geçen insanlığın kurtuluşu yine bizimle mümkün olacak.

Ekonomik, sosyal ve siyasal şiddetin temelini derinden sarsacağız.

Kadınların ve insanlığın kurtuluşunun sosyalizmde olduğuna bilincimizle inanıyor,

Kadını erkekle eşit görmeyerek ortaçağ karanlığına mahkum etmek isteyenlere aklımızla karşı koyuyor,

Yüreklerimizin tüm ateşiyle de AKP’giller cehennemini söndüreceğimizi biliyoruz. 25 Kasım 2018

HKP Merkezi Kadın Komitesi