25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Günü’nde de Kadına Yönelik Şiddet ve Kadın Cinayetleri devam ediyor! İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmek hukuksuzdur, yok hükmündedir!

24.11.2021
12
A+
A-

                                         

 “Çocuklarımızın, bu yoz ve zalim sistemde yetişmesine izin vermeyeceğiz. Bu sisteme karşı savaşmak zorundayız…” diye haykırdı hep birlikte Dominikli devrimci Mirabal Kardeşler. Ve korkusuzca örgütlü mücadele ederek, bir diktatörü deviren üç yiğit kadın olarak Tarihe yazdırdılar adlarını!

 

Mirabal Kardeşler’in halklarına adanmış mücadelesi kime karşıydı?

Faşist diktatör Rafael Trujillo’ya ve ABD Emperyalizmine… Yiğit Devrimci Che Yoldaş’ın deyişiyle “insan soyunun baş düşmanı ABD Emperyalizmi”nin desteğiyle, 31 yıl boyunca iktidarda kalmayı başaran Faşist Trujillo ve bir avuç Parababası zevk ve sefa içinde yaşarken, tüm Dominik Halkı açlık, sefalet ve ölüm cehenneminde kavruluyordu. İşte 3 yiğit kız kardeş, Mirabal Kardeşler de böylesine halk düşmanı, zalim, hain bir faşist diktatöre ve onun yarattığı açlık, sefalet, ölüm cehennemine karşı korkusuzca isyan ettiler, başkaldırdılar, örgütlendiler.

Yaşamları boyunca birlikte mücadele eden bu 3 onurlu kız kardeş, ölüme de birlikte yürüdüler. 25 Kasım 1960’da Faşist Trujillo diktatörlüğü tarafından acımasızca katledildiler! Ancak onları katlederek kurtulacaklarını sananlar, Tarihte çok kez yaşanmış bir gerçeği unuttular:

Doğruyla, haklıyla savaşan zalimler eninde sonunda mutlaka yenilir!

Dominik Halkı, Amerika kıtası tarihinin en kanlı, en halk düşmanı faşist diktatörlerinden, 31 yıl boyunca iktidarda kalan Trujillo’yu, Tarihin çöplüğüne fırlattı!

Mirabal Kardeşler ise Kadına Yönelik Şiddetin Yok Edilmesi İçin Uluslararası Mücadele Günü’nün önderi oldular tüm dünyada!

 

Biz de Kurtuluş Partili Kadınlar olarak haykırıyoruz:

Çocuklarımızın, bu yoz ve zalim sistemde yetişmesine izin vermeyeceğiz!

Parababaları düzeni ve AKP’giller’in yarattığı ekonomik kriz, pandemiyle birlikte katmerlenmiştir. Yaşadığımız süreçte paramızın ABD doları karşısında Cumhuriyet tarihimizde görülmemiş oranda ve hızla değer kaybetmesi; yoksulluğu, işsizliği, pahalılığı, zammı, zulmü daha da derinleştirmektedir. Kadına ve çocuklara uygulanan ekonomik şiddeti de daha can yakıcı ve dayanılmaz duruma getirmektedir. Fıtratında kadın düşmanlığı olan AKP’giller’in Ortaçağcı gericiliğine ve her türlü zulmüne karşı çocuklarımız için, emekçi kadınlar olarak mücadele etmekten başka çaremiz yok!

AB-D Emperyalistleri ve onun yerli işbirlikçisi, Laiklik düşmanı, Ortaçağcı AKP’giller tarafından 19 yıldır yönetilen ülkemizde kadına yönelik şiddet yüzde 1400, hatta daha fazla artmıştır. Kadına yönelik şiddet dünya sıralamasında Türkiye ne yazık ki en üst sıralarda yer almaktadır.

Çünkü toplum Ortaçağ karanlıklarına sürüklendikçe kadına ve çocuğa yönelik cinayetler, taciz ve tecavüzler artar ve artmaya devam ediyor… Buna karşın, nüfusunun çoğunluğu ateist olan Hollanda’da kadın cinayetine rastlanmamaktadır. Kuzey Avrupa ülkelerinde de yok denecek kadar azdır kadın katliamları.

Çünkü Batı toplumları, burjuva devrimlerini 15’le 19’uncu Yüzyıl arasında gerçekleştirerek, burjuva ekonomik düzenini, yani kapitalist ekonomiye dayanan toplum biçimini bütünüyle egemen kılmışlar, Ortaçağ kalıntısı sınıf ve tabakaları kazıyarak onların ekonomik hayattaki varlıklarına son vermişlerdir. Modern sanayileşme ile birlikte İşçi Sınıfı için cinsiyet ve yaş farkının önemi kalmamıştır. Kapitalizm tam da bu nedenle, Ortaçağ’ın Din Derebeyliğinde “namus” adlı uçkur etiketiyle damgalanmış, ev kölesi durumunda bulunan, toplumda adı okunmayan kadını da işgücünü satarak üretime katılan, böylece de artıdeğer yaratan özgür birey haline getirmiştir. Bu sebeple de kadına yönelik katliamlar, tecavüzler pek görülmemektedir oralarda.

Oysa bizim gibi burjuva devrimini 20’nci Yüzyıl’da yani kapitalizmin dünya çapında devrimci barutunu tükettiği emperyalizm çağında yapan Doğu Toplumları, devrimlerini hep yarım bırakmışlardır. Yani Antika Tefeci-Bezirgân Sınıfların egemen olmamakla birlikte toplumda tüm dişleri ve tırnaklarıyla kanlı canlı biçimde varlığını sürdürmesine göz yummuşlardır, hatta bunun da ötesinde onunla ittifaka girmişlerdir. İşte bu sebeple de kadın, bizde ve bizim gibi toplumlarda işgücünü dilediğince satan ve kapitaliste artıdeğer yaratan özgür birey olamamıştır tam olarak. Kapitalizm öncesi toplumlarda olduğu gibi kadın, erkeğin malı durumundadır bir anlamda. Dolayısıyla da erkeğe tabi olmalıdır, erkeğin emrinden çıkmamalıdır, eğer çıkar ise o zaman büyük suç işlemiş sayılır, şiddete uğrar ve hatta öldürülür… 2008’den Kasım 2021’e kadar şüpheli kadın ölümleri hariç toplam 3.770 kadınımız bu nedenle öldürülmüştür.

 

İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmek hukuksuzdur, yok hükmündedir!

Yine kadın düşmanı AKPgiller’in Reisi, bir gece yarısı karanamesi imzalayıp, bu kararı Resmi Gazetede yayımlayarak Anayasaya aykırı bir şekilde kadınlarımızı şiddet, tecavüz, taciz ve katliamlardan bir nebze de olsa koruyan İstanbul Sözleşmesi’nden 20 Mart 2021’de bu nedenle çekildi.

Kadınlarımızı tamamen korunmasız bırakıp, her türlü şiddetin, caniliklerin ateş çemberine atmayı amaçlamaktadır kadın düşmanı Ortaçağcı AKPgiller böylece. Sıradaki kadın düşmanı hedefleri ise 6284 sayılı, kadınları koruyan yasayı kaldırmaktır.

Bu yok hükmündeki, hukuksuz kadın düşmanlığı karşısında, Kurtuluş Partili Kadınlar olarak yerimizde duramazdık ve durmadık!

İstanbul Sözleşmesi’nden hukuksuz bir şekilde çekilmeyi başta üç büyük ilimiz İstanbul, Ankara, İzmir’de olmak üzere basın açıklamaları ile hemen protesto ettik! 22 Mart 2021 sabahı Danıştayda Yürütmeyi Durdurma talepli iptal davasını ilk biz açtık.

3 Temmuz 2021 tarihinde İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme işleminin yürütmesinin durdurulması talebine ret oyu veren, AKP yönetimindeki İstanbul Büyükşehir Belediyesi döneminde Hukuk Müşavirliği yaparken Cumhurbaşkanlığı kararıyla Danıştaya atanmış, tarafsızlığı şüpheli, objektif karar vermesi hayatın olağan akışına aykırı olan Hâkim Lütfiye Akbulut için reddi hâkim talebinde bulunduk.

25 Eylül 2021’de İstanbul Sözleşmesi’nin hukuksuz feshinin iptali için Danıştayda açmış olduğumuz davada yürütmenin durdurulması talebimiz, reddi hakim talebinde bulunduğumuz AKP’giller’in Hâkiminin de oyuyla, oy çokluğuyla reddedildi.

Ama her ne kadar oy çokluğuyla yürütmenin durdurulması talebimiz reddedilmişse de; vicdanlarının sesini dinleyen iki hâkimin, iki gerçek hukukçunun, çoğunluk kararına karşı oyları ve gerekçeleri umut vericidir. AKP’giller’in iktidardan tekerlenme süreçleri hızlandıkça bu gerçek hâkim ve savcıların da sayılarının artacağına inanıyoruz.

27 Eylül 2021’de Danıştayın İstanbul Sözleşmesi’nin feshinin yürütmesinin durdurulmasını reddetmesini Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna taşıdık!

“Dairenin yürütmeyi durdurma ret kararının kaldırılarak, yürütmenin durdurulması kararı verilmesi”ni talep ettik.

İstanbul Sözleşmesi’nden Anayasaya aykırı şekilde çekilinmesine karşı mücadelemiz fiili ve hukuki eylemlerimizle devam ediyor, edecek!

 

Peki, kadına şiddet, kadın cinayetleri,

kadın ve çocuklara yönelik istismar olaylarının çözümü için ne yapmalı?

Feminizm Kadın Sorununu çözebilir mi?

Hayır!

Çünkü Feminizm meseleye sınıfsal bakmaz, sadece erkek düşmanlığı yapar. Bu yüzden bir burjuva ideolojisidir.

Oysa Kadın Sorunu sınıfsal bir sorundur. Kadın, insanın sosyal hayvanlığından kurtulup tamamen insan olmasıyla ancak kurtulur. Bu da ancak İşçi Sınıfının kurtuluşuyla, Sosyalizmle mümkündür.

HKP Genel Başkanı Nurullah Efe (Ankut), “KADIN İnsanlığa Geçiş Tarih Sosyalizm”adlı önemli eserinde, Kadın Sorunu’nu tarihsel olarak netçe ortaya koyup gerçek anlamda çözüme kavuşturmuştur:

“İnsan, 1,7 milyon yıl önce insanlık konağına adım attı ama insan olmadı! Sosyal hayvanlık konağına adım attı. Sosyal hayvanlığından kurtulup tamamıyla insan olabilmesi neye bağlıdır? Bütün insanları maddi açıdan da eşit, özgür, kardeş görebilmesine bağlıdır. Bunun yolu da nerden geçiyor? Tüm sosyal eşitsizliklerin toplumdan kaldırılmasından geçiyor. Bunu sağlayan düzen nedir? Sosyalizmdir. Sınıfsız toplumdur! Başka hiçbir düzen, erkeğin elindeki bu sosyal gücü yok edemez. Kadınla eşitleyemez. Yasalar ne kadar eşitlenirse eşitlensin…”

Mirabal Kardeşler’in onurlu mücadelesi bugün Kurtuluş Partili Kadınların Sosyalizm mücadelesinde yükseliyor. Kadınlar ve çocuklar olarak haklıyız ve yeneceğiz!

 

Yaşasın Mirabal Kardeşler’in Haklı ve Onurlu Mücadelesi!

Kadın-Erkek El Ele Kurtuluş Partisi’ne!

Kadının Kurtuluşu Ne Şeriatta, Ne Feminizmde; Kadının Kurtuluşu Sosyalizmde!

25.11.2021

Kurtuluş Partili Kadınlar