
Saygıdeğer Arkadaşlarım;
Sizlere defalarca söyledik ki, ABD Emperyalist Haydudu, Banu Avar’ın da söylediği gibi, sadece iktidarı belirlemekle ve yönetmekle yetinmez, muhalefeti de üretir ve bire bir yönetir. Yani Meclisteki tüm partileri ABD yönetir.
İşte bunun en önemli kanıtlarından birisi:
Kaçak ve de Haram Saray’ın kaset tutsağı Arkadan Bohçalı’sı, Öcalan Açılımı başlattı, değil mi 1 Ekim’de?
Tabiî, Tayyip’le anlaşık bir söylemdi, girişimdi, açılımdı bu. Tayyip, onu kullanıyor amigo olarak, tetikçi olarak bir anlamda.
Bunun (daha önce de defalarca söylediğimiz gibi) Irak, Libya ve Suriye’nin düşmesinden kesinlikle bağımsız olmadığı apaçık meydanda. Yani BOP’un Irak, Libya ve Suriye ayağı tamamlandı, artık sıra Türkiye ve İran’a geldi anlamı taşıyor bu Açılım. Zaten KCK Yürütme Komitesi Eşbaşkanı Besê Hozat’ın da dün aktardığımız konuşmasında açıkça dile getirdiği gibi, bu açılım bütünüyle Amerika’nın ve İsrail’in bölgede oluşturduğu yeni hegemonik gücün bir uzantısı ve sonucudur. Yani bizzat Amerika bunun emrini vermiştir ve o yönetmektedir.
Bugüne kadar kırk yıllık siyasetini, siyasi hayatını PKK düşmanlığı, Öcalan düşmanlığı üzerine inşa etmiş olan Devlet Bahçeli, bir anda Öcalan dostu oldu, DEM dostu oldu; onlarla en yakın ilişki içine girdi. Burjuva siyasetçileri bunlar; bunlarda yiv set, omurga aramayacaksınız. Bunlar fırıldak gibi dönerler. ABD’nin çıkarları, değişen duruma göre neyi gerektiriyorsa o çıkarlarına uygun emirler verir bunlara, bunlar da onu uygulamakta hiç tereddüt etmezler; kuldurlar çünkü. Adları gibi bilirler ki ABD Emperyalist Haydudu tarafından o makamlarda, o koltuklarda oturabilmektedirler.
İşte muhalefetin yani tersyüz edilmiş olan ve Mustafa Kemal’ler’in, İnönü’lerin CHP’siyle zerre miktarda ilgisi, ilişkisi kalmamış, tam tersine onun tümüyle, yüz sekten derece karşıtı olmuş, düşmanı olmuş Yeni CHP’nin önde gelen iki şefinden de aynı bu BOP Açılımı’na destek verildiğini belirtmiştik.
İşte onun somut bir kanıtını görelim bugün. 30 Mayıs 2025 yani bugünün T24 Sitesinde yayımlanan bir haber:
“Ekrem İmamoğlu’nun, Murat Sabuncu’nun röportajındaki ifadeleri”
Demek ki Murat Sabuncu’ya bir röportaj vermiş İmamın Oğlu Ekrem ve aynen şunları belirtiyor, bu Bohçalı-Öcalan-BOP Açılımı konusunda:
“Sayın Bahçeli’nin Terörsüz Türkiye sürecini Mecliste ve geniş bir mutabakatla ele almayı öneren davetini çok önemli buluyorum, çok kıymet veriyorum. Böyle gördüğümüz için de üzerimize düşeni hemen yaptık. Sayın Bahçeli kendi çağrısını yapmadan benzer bir çağrıyı biz de yapmıştık.”
Yani ne diyordu bu da daha önce?
Hemen el yükseltip; “Mecliste bir kurul oluşturalım ve orada bu açılım işini anayasal ve yasal statüye kavuşturalım”, demişti, onu işaret ediyor.
“Sayın Bahçelinin çağrısından sonra çağrımızı genişleterek tekrar ettik; bütün siyasi partilerin, sivil toplumun, uzmanların katkı verdiği şeffaf bir biçimde yürütülen bir süreçten yana olduğumuzu böyle bir süreç olursa katkı sunacağımızı açıkladık. Çünkü şuna inanıyorum; hem terör meselesini bir daha canlandırmayacak biçimde sonlandırmak hem Kürt Meselesini çözmek hem de demokrasimizin esaslı meselesini halletmek için esaslı bir mesaiye ihtiyacımız var. Herkesin katıldığı şeffaf bir Meclis mesaisine ihtiyacımız var. Meclisimizi yeniden siyasetin merkezine oturtmak, siyasetin gündeminin Beştepe ve Danışmanları tarafından değil milletin temsilcileri tarafından tayin edildiği milletin kaderine atanmış danışmanların değil seçilmiş vekillerin yön verdiği bir Türkiye için elimizden geleni yapmaya hazırız. Öte yandan daha önce de söylediğim üzere Terörsüz Türkiye sürecinin kişisel hesap ve ihtiraslara kurban edilmesine alet olmaya da niyetimiz yok.”
Evet, gördüğümüz gibi; Mecliste tüm partiler ve diğer toplum kuruluşları, sivil kuruluşlar buna destek versin, ihanet sürecinin, bu BOP sürecinin içinde yer alsın, diyor. Yani bu ihanet birimizin, üçümüzün, beşimizin değil hepimizin yaptığı bir iş olsun, diyor, İmamın Oğlu Ekrem.
Daha önce de belirttik, bu vatandaşın da Türkiye Halkıyla, Türkiye Cumhuriyeti’yle zerre miktarda ilgisi yok, diye. Aynen Tayyip gibi, Türkiye Halkına düşman. Kendilerini Türkiye Halkıyla kaderdaş hissetmiyorlar. Bu ruhiyatta insanlar bunlar. Neylersiniz…
Beştepe, diyor dikkat edersek, Atatürk Orman Çiftliği’nin talan edilmesiyle oraya her türlü yasalar ayaklar altına alınarak yapılan Kaçak ve de Haram Saray’a. Danıştay’ın en son verdiği, İdari Dava Daireleri Kurulu’nun oy birliğiyle verdiği; o Saray kaçaktır, kanunsuzdur, orası Atatürk Orman Çiftliği’dir, sit alanıdır, orada yapılaşmaya izin verilemez, şeklindeki kararını Tayyip hiçe saydı. Boşuna demedik biz ona “Kanunsuzlar”, diye.
Bir de utanmadan, arlanmadan yeni anayasa yapacakmış, darbe Anayasasından milleti kurtaracakmış, cart-curt… Sen Anayasayı da kanunları da defalarca ayağının altına almışsın; “ayak bağı yargı kararları bizim için”, demişsin.
Demokrasiyi tramvay olarak gören bir adam hangi yürekle yasadan söz edebilir?
Ama bu da Beştepe, diyor. “Saray” bile diyemiyor. Bırakalım Kaçak ve de Haram oluşunu o Saray’ın, “Saray” bile diyemiyor. Böylesine de tavşan kadar yürek taşımayan çapsızlar bunlar.
Evet, böylesine fırıldak…
Eli kanlı Bohçalı’ya yavşıyor bu İmamın Oğlu Ekrem. Onu yalamadan, yıkayıp yağlamadan, allamadan, pullamadan, güzellemeden geçiriyor gördüğümüz gibi, methiyeler düzüyor ona.
Ama bu Bohçalı ne diyor?
“Bu işi patronum Tayyip’le biz götüreceğiz”, diyor. “Sen buna dahil olamazsın”, diyor.
Bir de bu Kaçak ve de Haram Saray’ın Arkadan Bohçalı’sının İmamın Oğlu Ekrem hakkında söylediklerine bakalım. Bu da MHP’nin resmi internet sitesinden alınmıştır. 29 Mayıs 2025 tarihini taşır. Yani dünün açıklaması. Ne diyor bakın Bohçalı?
“Parlak ufkuna kara perdelerin çekilmek istendiği, tarihin gerisine düşmesi için sinsi çabaların gözlemlendiği İstanbul’un 572. Fetih Yıldönümünü haklı bir gurur ile kutluyoruz. İstanbul Türk İslam Medeniyetinin ve Türkiye’nin baş tacı, gönül tahtı, iftihar tablosudur. Maalesef fethin ruh ve şuurunu isabetle anlayamamış, iradeyle kavrayamamış siyasi ve ideolojik yıkım müellifleri 572 yıl önceki muhteşem zaferden âdeta rövanş almak amacıyla kuyruğa girmişlerdir. Ancak tüm menfur çabalar boşunadır. Dünyaya açılan tarih kültür ve kardeşlik penceresi olan İstanbul’un derin ve çetin mahiyetli hırsızlık, rüşvet ve yolsuzluk sarmalına mahkûm edilmesi milli yürekleri acıtan büyük bir yara olarak karşımızdadır. Fethin akıl, ahlâk ve manevi mirasıyla taban tabana çelişen bugünkü ıstıraplı dönemin geride kalması, kahırdan lütufların doğması inanıyorum ki mukadderdir. İstanbul’a vurulan zincirler 572 yıl evvel nasıl kırılmışsa bugünkü habis kuşatma da aynı şekilde kırılacaktır.”
Evet, İmamın Oğlu Ekrem ve avanesini Bizans’a benzetiyor, Bizans’la eş tutuyor gördüğümüz gibi. Hırsızlık yolsuzluk sarmalına düşmüş İstanbul’un fethinin düşmanları, ondan rövanş almaya çalışan düşmanlar olarak niteliyor İmamın Oğlu Ekrem’i, onun avanesini ve Yeni CHP’yi.
İşte ihanet yarışında, ABD’ye uşaklık yarışında, sadakat yarışında böylesine birbirleriyle yarış halindedir bunlar. Sana en iyi hizmeti biz yaparız, diyor Tayyip’le bu Bohçalı. Bırak İmamın Oğlu Ekrem’i, bizimle işini yürüt, hizmette kusur (nasıl bugüne kadar etmediysek sana), hizmette sınır tanımadıysak, bugünden sonra da aynı şekilde emrine amadeyiz, mesajı veriyor.
Ama tabiî ABD de çeyrek yüzyıla yakındır kullanıyor Tayyipgiller’i. İmamın Oğlu Ekrem yeni, daha genç, sahneye çıkmış bir aktör.
Bohçalı’yı deseniz, kırk küsur yıldan bu yana kullanıyor. Ve bir de artık onlar yürümekte, konuşmakta bile zorlanıyorlar. Bohçalı’dan okuduğumuz bu metnin bir tek cümlesini bile yazabilecek mental sağlığa ve kapasiteye sahip değil Bahçeli. Bu metinleri yazan, onun veliaht olarak yerine belirlediği İzzet Ulvi Yönter’dir.
Tayyip, biliyorsunuz artık yürümekte zorlandığı gibi, konuşurken bile uyukluyor. Azerbaycan ziyaretinde yaptığı konuşmada da bizzat bir kez daha tanık olduğumuz gibi. Mental olarak çürümüşler, fiziken de çürümüşler, bitmişler. Ama tıbbın en son verileri kullanılarak, işte böyle yürüyen ceset olarak bunların ortalıkta dolaşmasına ve ihanetlerine katmerlendirerek devam etmesine izin veriyor ABD. Ama şimdilik…
İmamın Oğlu Ekrem de aslında bu mesajları ABD’ye veriyor. Yani senin emirlerine, projelerine, BOP’una ben de aynı heveskârlıkla hizmete hazırım. Bir an önce beni Silivri’den kurtar, iktidara taşı, artık eski hizmetkârlarını da emekliye ayır, diyor. Aralarındaki çelişki buradan kaynaklanıyor. Tabiî ABD’nin de, bunların da hukukmuş, kanunmuş, anayasaymış, yasaymış umurlarında olmaz. Hepsi kul kişilik bunların. ABD karşısından uşak; onurdan, erdemden, ahlâki ve insani değerlerden yoksun bunlar.
Bu Bohçalı’nın dün yaptığı, güya İstanbul’un Fethi’yle ilgili konuşma, açıklama fethe yönelik bir açıklama değil dikkat edersek. Bütünüyle siyasi rakip olarak gördüğü İmamın Oğlu Ekrem ve Yeni CHP’ye saldırmak için onu bir araç olarak kullanmak istiyor. Yani bu Bohçalı’nın fetihle filan da ilgisi yok. Bunlar dediğimiz gibi; insani, ahlâki hiçbir değere sahip değildirler.
Evet, asıl oyun şimdi başlıyor…
Bu açılımın neler getirdiğini ve Türkiye’den neler götüreceğini göreceğiz bu süreçte.
Ve nasıl sonlanacak bu?
Irak gibi, Libya gibi, Suriye gibi Türkiye’nin de parçalanmasıyla sonuçlanacak. Hedef bu!
Bu alçaklar, işte boşuna allayıp pullayarak, bilinçsiz, cahil, zavallı, diyalektik metot ve mantıktan uzak, din dogmalarıyla prangaya alınmış zihinleri sebebiyle hiçbir doğa ve toplum olayını gerçekte olduğu gibi görüp kavrayamayan taraftarlarını kandırmaya çalışıyorlar, aldatmaya çalışıyorlar. Bunların dinle de imanla da; muhalefeti oynayanlarınsa Kuvayimilliye’yle de, Mustafa Kemal’le de, silah arkadaşlarıyla da, Laik Cumhuriyet’le de zerre miktarda ilgileri yoktur. Amerika’nın hizmete koştuğu hainler güruhu, kuklalar güruhudur bunlar.
Saygıdeğer Halkımız;
Bizi anlamazsan bunların yalanlarıyla başa çıkamazsın.
Dinle bizi; sorgulayan bir akılla anla; kavra, yorumla.
Ancak o zaman bunların ne olduğunu, içyüzlerinin ihanet dolu olduğunu, bunların aşımıza, ekmeğimize göz diken engerekler ve çıyanlar olduğunu, vatanımıza göz diken satılmışlar olduğunu ancak o zaman anlayabilirsin.
Kalın sağlıcakla…
30 Mayıs 2025