22. Yılında Sivas Katliamı’nı Unutmadık Unutturmayacağız!

01.07.2015
191
A+
A-

Kadılar müftüler fetva yazarsa

İşte kement işte boynum asarsa,

İşte hançer işte kellem keserse

Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan.

diyen 16. Yüzyılın halk ozanı Pir Sultan’ı anmak için 2 Temmuz 1993’te Sivas’a giden yazarlar, sanatçılar, aydınlar, dünün yobazı, bugünün IŞİD’cisi ve IŞİD’i yaratan zihniyeti tarafından Madımak Oteli’nde din adına Allah Allah sesleriyle yakılarak katledildiler.

Tam 22 yıldır o ateş Madımak’ta yanıyor ve 22 yıldır ozanlar “Şu kanlı zalimin ettiği işler” deyişini söylüyor ve 22 yıldır 12 yaşındaki Koray semah dönüyor, Nesimi cura çalıyor. Şairler şiir okuyor. Bizlerse onlara her 2 Temmuz’da eşlik ediyoruz.

“Dönen dönsün biz dönmeyiz yolum”uzdan diyerek bu kahrolası Ortaçağcı gürûha karşı amansızca mücadele veriyoruz.

2 Temmuz Katliamı’nı yaratan güruhla 8 saat boyunca olaya müdahale etmeyen yetkililer aynı zihniyetin ürünleridir. Nitekim 33 canın ölümünden sonra ABD Uşağı dönemin Başbakanı Çiller “Çok şükür halktan kimseye bir şey olmadı”, diyerek kimin hizmetinde olduğunu ve bu katliama neden 8 saat müdahale etmediğini açıkça ortaya koymuştur.

Bu katliamdan sonra açılan sözde dava zamanaşımına uğrasın diye uzatıldıkça uzatıldı, böylece faillerin serbest kalması sağlandı ve failler hâlâ gerçek anlamda cezalandırılmış değillerdir.

Bilindiği gibi bu davada katilleri savunan avukatların bir çoğu da Ortaçağcı Refah Partisi’nden ve onun hayırsız evladı yine Ortaçağcı AKP’den milletvekili hatta Bakan oldular. Her şey apaçık ortada iken, gün gibi aşikar iken, bu “becerikli” Ortaçağcı avukatlar ve onlarla işbirliği halindeki devlet yöneticileri davayı uzattıkça uzattılar ve zaman aşımına uğrattılar.

Böylece 33 canı bir de hukuken katlettiler…

O dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan da; “Hayırlısı olsun.”, diyerek 33 canı siyaseten bir kez daha katletti.

Peki bu katliamlar Maraş, Çorum, Sivas, Gazi, 19 Aralık, Roboski en son Taksim Gezi Halk İsyanı’ndaki fidanlarımız durup dururken mi öldürüldüler?

Elbetteki hayır.

Bu Ortaçağcı Tefeci-Bezirgan Sermaye Sınıfı, varlığını sürdürebilmek için karşısındaki aydın, yurtsever, halksever, laik kesime ve bilime düşmandır. Bu Ortaçağcılar, insana, kadına, hayvana, doğaya düşmandırlar ve her seferinde bu insanlık dışı zulüm ve kan kokan politikalarını sürdürmek için, halklara korku salmak için katliamlar yaparlar.

Kimdir bunlar?

Bunlar tarihin karanlık sayfalarında yerini alan Muaviye ve Yezid’in soyundandırlar. Vahdettin’ler, Ali Kemal’ler, Hitler’ler, Mussoloni’ler, Kenan Evren’ler, Çiller’ler ve Tayyipgiller’dir. TÜSİAD’lar, MÜSİAD’lardır. Günümüzün Yezid’i olan ABD-AB Emperyalistleri ve Yerli Satılmışlar Cephesidir. Bu alçaklar, Kerbela’da Hz. Hüseyin’i, Sivas’ta Pir Sultan’ı katledenlerdir. Maraş ve Çorum Katliamı’nı yapanlarda bunlardır. Şanlı Gezi İsyanı’mızda gençlerimizi katledenler; doğa ve insanlık düşmanı yaratıklar da bunlardır.

Bizler ise, insanlık davasına kendini vakfetmiş; Hz. Hüseyin’lerin, Pir Sultan Abdal’ların, Şeyh Bedreddin’lerin, Mustafa Suphi’lerin, Denizler’in, Mahirler’in ve Türkiye Devrimi’nin Önderi Hikmet Kıvılcımlı’nın devamcılarıyız. Bizim soyumuz da buradan geliyor.

Bu karanlık günler geçicidir. Halklarımızı aydınlığa çıkarana dek Sivas’ta katledilenlerin ışığı sönmeyecek. Gerekirse binlerce kez bedel ödeyeceğiz ama asla karanlığa teslim olmayacağız. Yaşanan bu katliamın gerçek sorumluları ABD-AB Emperyalistleri ve Yerli Satılmışlar Cephesinden mutlaka ama mutlaka bunların hesabını soracağız.

Gün, yitirdiğimiz o yiğit insanların ardından ağıt yakma günü değildir. Şanlı Gezi İsyanı’mızın sloganında haykırdığımız gibi “Bu daha başlangıç mücadeleye devam!” deme günüdür.

Ve mücadelemiz, Emperyalizmi, Şovenizmi, Feodalizmi ve Kanlı Faşizmi bir daha geri gelmemek üzere tarihin çöplüğüne gömene kadar, Halkların Kurtuluş Davasını zafere ulaştırıp, Halkın İktidarını kurana kadar sürecek.

Sivas’ı Unutmadık, Unutturmayacağız!

Sivas Şehitleri Ölümsüzdür!

Şeriat Ortaçağdır!

Halkın Kurtuluş Partisi

Genel Merkezi