15 Temmuz, Amerikan yapımı iki hain gücün el ele vererek yıktıkları Laik Cumhuriyet’in Ganimetlerini Paylaşım Savaşıdır

Saygıdeğer Arkadaşlarım;
Bugün 15 Temmuz değil mi?
Tayyipgiller’le FETÖ’nün el birliğiyle yıktıkları Laik Cumhuriyet’imizin Ganimetini Paylaşım Savaşı, 15 Temmuz.
2016’da değil mi?
9 sene önce.
Şimdi aradan bunca yıl geçti ama bu FETÖ’nün siyasi ayağı nerede?
Hiç mi siyasi ayağı yoktu bu lanetin diye soran yok. Bunun üzerine giden yok bizim dışımızda. Ama Tayyip, daha önce, 17-25 Aralık’taki milyonlarca dolarlık, euroluk vurgunu yutturdu. Bunu da yuttururum, dedi ve yutturdu.
Şimdi şu videoyu bir izleyelim. 15 Temmuz’un siyasi ayağındaki asli failler bal kabağı gibi, helvacı kabağı gibi ya da 80-100 kiloluk Diyarbakır karpuzu gibi apaçık şekilde ortada görünüyorlar, izleyelim bir:
***
Videonun çözümü
Recep Tayyip Erdoğan: Hocaefendi’nin zaten böyle bir sıkıntısı da yok. Bu hasret niye? Bu gurbet niye? Allah sağlık, sıhhat, afiyetler versin.
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ: Cemaat devleti ele geçirmiş, devlette sızmış. Bunu, bunlar kargaları güldürür.
Spiker soruyor: Örneğin poliste, yargıda bir cemaat yapılanması var mı?
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ: Ya hayır, öyle bir şey olabilir mi?
Recep Tayyip Erdoğan: Bu sıla hasreti artık bitmelidir, bitsin istiyoruz.
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ: Fethullah Gülen bu ülkenin yetiştirdiği değerli bir kıymettir. Seversiniz sevmezsiniz, değerli bir insandır, bilge bir insandır. Bu ülkenin millî ve manevi değerlerine bağlı nesillerin yetişmesi için hizmetini yapıyor. Her şeyi de açık. Devletin denetimi, gözetimi altında açık.
Binali Yıldırım: Hocaefendi’nin İzmir Kestane Pazarı’nda başlattığı hizmetin bugün dünyanın dört bir yanında yayılmış olmasını görmekten, büyük bir mutluluk duyuyorum.
Recep Tayyip Erdoğan: Dünyanın dört bir yanından, Okyanus ötesinden bu sürece destek veren tüm kardeşlerimi kutluyorum.
Sırtınızı devlete dayamadan bugünlere ulaştınız. Helâl parayla bugünlere geldiniz. Sizler, arkanıza çeteleri alarak değil, mafyayı alarak değil, hukuk dışı örgütlenmeleri alarak değil, arkanıza milleti alarak bu büyüklüğe ulaştınız.
AKP’li Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek: Hoşgörünün, diyaloğun, barışın simgesi, değerli büyüğümüz, bu işin değerli mimarı Fethullah Gülen Hoca’mıza da sonsuz teşekkürler ediyorum.
AKP’li İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş: Bu vizyonu ortaya koyan Hocaefendi’ye de saygılarımı arz ediyorum.
AKP Milletvekili-Eski Bakan ve TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin: Fethullah Gülen Hocaefendi’yle telefonda görüştüm. Rahatsızdı, geçmiş olsun dileklerimi ifade ettim. Kendisini severim.
AKP’li Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı-Eski Bakan Fatma Şahin: Bu başarıda tâ baştan, baş mimarı olan Fethullah Gülen Abimizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.
AKP Milletvekili Ahmet Gündoğdu: Fethullah Hoca cemaatinin de Türkçe Olimpiyatları ve Türk okullarıyla yaptığı hizmetin tartışmaya açılmasını, şaibe altında bırakılmasını doğru bulmuyoruz.
AKP Milletvekili Reşat Petek: Sayın Fethullah Gülen Hocaefendi beraat etmesine, Ceza Genel Kurulunda da bu beraat kararı kesinleşmesine rağmen Ergenekon yapılanmasının parlamentodaki uzantıları tarafından çete diye hakkında konuşma yapıyorlar
AKP Genel Başkan Yardımcısı Öznur Çalık: Bütün dünyaya Türkçeyi konuşturan yüreklere, tüm hizmet eri kardeşlerime çok teşekkür ediyorum.
Binali Yıldırım: O gün Hocaefendi’ye sahip çıkmasaydınız, evlerinizi gönüllerini açmasaydınız bu güzellikler yaşanmayacaktı.
Bülent Arınç: Muhterem Hocaefendi 12 seneden beri Türkiye’nin dışında. Haksız bir şekilde ülkesinden hicrete mecbur edildi. 12 senedir hakkında yapılmadık iftira kalmadı. Medyası, siyasileri, birtakım çıkar odakları, birtakım Türkiye’nin karışmasında fayda ve menfaat umanlar Hocaefendi’yi hep kötülediler, hep yanlışı olduğunu söylediler, hep ona şüpheyle baktılar, hep bağlantılarını araştırdılar.
Başbakan Yardımcısı-Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş: Hocaefendi’nin yerinde olsam Türkiye’ye gelirim. Eğer elimde imkân olsa gelmesini sağlayacak altyapıyı hazırlarım.
Binali Yıldırım: Fethullah Gülen Hocaefendi’nin dilidir.
A Haber Sabah Ajansı Spikeri Erkan Tan: Sayın Fethullah Gülen yüreğimiz buruk. Siz olmadan burada eğlenemiyoruz, yeterince coşamıyoruz ve kalben onları coşkuyla alkışlayamıyoruz. Dönün artık, özledik.
Mehmet Ali Şahin: Cemaat dediğimiz, Fethullah Hoca cemaati dediğimiz kişiler de bizim kardeşlerimizdir.
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ: Bu ateşi yakan, bu yolu açan ve bu fikri veren ve bu yolda yürüyenlere destek olan, her türlü katkıyı sunan muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi’ye de Antalya’dan gönül dolusu selamlar, saygılar gönderiyorum. Kendisine teşekkür ediyorum.
AKP’li Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek: Bu eğitim ordusunu yola çıkartan değerli büyüğümüze Allah uzun ömürler versin diyorum.
Binali Yıldırım: O hizmet erlerine buradan selam gönderiyorum.
Bülent Arınç: Hocaefendi de yarın uçağa binip geldiğinde Türkiye’ye havaalanında onu çiçeklerle karşılayacak olanlar hakkında, binbir türlü iftira yapanlar olacak.
Recep Tayyip Erdoğan: 17 üniversite kurmak için geldiler, hepsini onadım. Okullar için yer istedi, verdik. Uluslararası camiada davet ettiler devlet başkanlarına, hükümet başkanlarına bunlara biz refere ettik. Olimpiyat dediler, her türlü desteği verdim. Ne nankörlük bu ya. Ne istediniz de alamadınız?
***
Gördünüz mü?
Bunlardan daha önemli, daha önde gelen bir siyasi ayak olabilir mi?
Elbette olamaz. Ama Tayyip muhalifi oynayan siyasileri, muhalifi oynayan medyadaki dilli düdükleri, hepsini terörize etti, hiçbiri bunların adını ağzına almıyor, alamıyor korkusundan.
Bugün İmamın Oğlu’nun İBB’de kalan çömezleri mesaj atıyorlar tüm İstanbul halkına, bakın ne diyorlar?
“15 Temmuz Demokrasi ve Birlik Günü’nde aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmetle, minnetle anıyorum. İstanbul Büyükşehir Belediyesi”
Yani aynen Tayyip’in ağzı. Ulan madem yüreğiniz yetmiyor hiç değilse susun, konuşmayın!
Yüz defa söyledik o günden bu yana:
15 Temmuz Amerikan yapımı iki hain, vatan satıcı, Ortaçağcı gücün elbirliğiyle yıktıkları Laik Cumhuriyet’in Ganimetini Paylaşım Savaşı’ydı. Başka da hiçbir şey değil. Bu savaşın olacağını Tayyip aylar hatta yıl öncesinden biliyor. İşte Abdurrahman Dilipak devamlı Tayyip’in yandaşlığını, yalamalığını yapan kiyi, o bile yazdı; “çok önceden biliniyordu iktidar tarafından, her türlü önlem alındı”, dedi. Ama buna rağmen bunun, bu savaşın yapılmasını istedi Amerika ve Tayyipgiller.
Niye?
Tayyip’in tek başına 20 Temmuz’da diktatörlüğünü kayıtsız şartsız ilan edip Nazi lideri Führer gibi Türkiye’yi bütünüyle eline geçirmesini sağlamak için. Artık tümüyle kuvvetler ayrılığını, parlamentoyu, hukuku, yasayı tümüyle kenara fırlatıp her şeyi Kaçak ve de Haram Saray’ında oturup amigolarıyla birlikte çıkardıkları Kanun Hükmündeki Kararnamelerle yani diktatör fermanlarıyla yönetmesine imkân sağlamak için.
Aslında FETÖ’nün askerleri tuzağa düşürüldü. O güne kadar, on yıllar boyu, hep önleri açılmıştı, yine öyle olacak sandılar FETÖ’nün askerleri ve FETÖ. Oysa CIA’nın burada planı, bir anda onları yenilgiye kurgulayıverdi. Bunlar o gün her iki taraftan 400 vatan evladının boş yere kanının akıtılmasını sağladılar, buna sebep oldular. Murat Tekin gibi melek yüzlü, melek kalpli Hava Harp Okulu öğrencisinin canavarlaşmış, Suriye’den getirilmiş IŞİD, El Kaide, El Nusra yani Colani’nin şu anki ekibindeki kanlı katillere boyunlarını kestirerek canavarca katlettirdi bu evladımızı. Daha başka, düğünlerle şenliklerle, vatani görevini yapsın diye, er olarak askere gönderdiği anası babası, akrabaları tarafından yiğit delikanlılarımızı, aynı şekilde boyunlarını kestirerek canavarca katlettirdi bu Tayyip.
Bunların hesabı sorulmayacak mı?
Sorulacak tabiî! Hiç kaçışları yok.
Herkesi kandırabilirler, ama bizi kandıramazlar. Herkesi korkutup sindirebilirler, ama bizi korkutup sindiremezler.
Biz sadece fetva vermeyiz, biz laf salatasıyla peynir gemisi yürütmeyiz diğer siyasiler gibi. Biz 1967’den bu yana devrim savaşının mevzisinde savaşmaktayız. İnsanlık dışı, canavarca işkencelerden de geçirildik, bu bıyıklarımız demetiyle yolundu, 12 Eylül Faşist Diktatörlüğü idamla kovalarken üzerimizde yağlı urganlar da sallandırdı, yaylım ateşlerine de tutulduk ama bu yürek, can için temposundan bir fazla bile atmadı.
Hep ne diyoruz biz?
Atalarımız gibi Alfa Kurduz biz. Alfa Kurt; asla geri adım atmaz, asla bir kavgadan geri çekilmez. Savaşır, ölürse onuruyla ölür.
Doğru bildiğimizi söylemekten, onu savunmaktan, o konuda savaşmaktan hiçbir güç bizi alıkoyamaz. Kendi ifadeleriyle bu FETÖ’nün siyasi ayağının asli faillerinin kimler olduğunu gördük. Bir de hukuk diliyle “feri failleri” var. Yani ikincil derecedeki failleri var siyasi ayağın.
Kimdir bunlar?
Selahattin Demirtaş’tır. O da övgüler düzdü.
Kimdir bunlar?
Tayyip’in Kaçak Saray’ının kaset tutsağı, Kaçak Saray’ın Arkadan Bohçalı’sı Devlet Bahçeli’dir. O da övgü düzdü FETÖ’ye.
Kimdir bunlar?
Sorosçu Kemal’dir. Ve tüm bunların avaneleridir.
Bizim dışımızda bu FETÖ denen alçağa, bu satılmışa, bu Amerikancı, Amerikan yapımı haine doğrudan karşı çıkan oldu mu?
Hatırlayanınız var mı?
Yok… Yok…
İşte şimdi de bu Tayyip ve onun Arkadan Bohçalı’sı Devlet Bahçeli, artık sıfırı tüketip iğrenç halk düşmanı yüzleri halkımızın çoğunluğu tarafından açığa çıkınca, ne yaptılar?
Kendilerini İmralı canisi Öcalan’ın kucağına attılar; “kurtar bizi Öcalan”, diyorlar şimdi. Tabiî Amerika da o buyruğu verdi bunlara; sizi iktidarda tutabilmem için Öcalan’ın kucağında oynamanız lazım artık, dedi. Bunlar da aynen onu yaptılar.
Ne yapıyorlar? Ne diyor Tayyip?
“DEM’le, MHP’yle biz birlikte bu işi yürüteceğiz”, diyor.
Nedir o hainane iş?
BOP’un Türkiye ayağının hayata geçirilmesi.
Yani Türkiye’nin, en az, BOP haritasına göre üç parçaya bölünmesi. Tıpkı Irak’ta, Libya’da, Suriye’de olduğu gibi bu hainane girişimin peşindeler şimdi de. Bunların ihanetleri ve hainlikleri bitip tükenmek bilmiyor.
Ne yapacaklar bunlar?
Türkiye’yi yok edinceye kadar, Amerika’nın emri ve buyruğu çerçevesinde ihanetlerine devam edecekler.
Fransa’da, Fransız medyasında yayımlanan şu karikatüre bakın bir yahu;
Karikatür giriyor…
Var mı bu derinlikte, bu çapta Tayyipgiller’in ve Kaçak Saray avanesinin; Bohçalı’sının, DEM’inin, PKK’sinin Türkiye’yi böylece yok etmeye, boğmaya çalıştığını gösteren?
Yok!
Çünkü bizdeki medya da Alaycı Kuşlar Medyası. Üretilmiş siyasiler gibi üretilmiş medya, çakaralmaz medya. Biz bunları söyleyince bize de susuş suikastı uygular bu Amerikancı muhalefeti oynayan satılmışlar medyası.
Niye?
Çünkü biz gerçekleri ortaya koyuyoruz. Ama bunlar Amerika’nın çizdiği sınırlar içinde ötüyorlar dilli düdük gibi.
İşte böylesine karanlık kahredici dönemden geçiyoruz, bir süreç yaşıyoruz…
Kedi fotoğrafı girecek!
Niye biz bu sokak canlarını böylesine seviyoruz?
Onlar için, iki yıla yakın bir süredir ev hapsindeyiz, ayağımız elektronik kelepçeli.
İnanın, daha önce size defalarca söylediğim gibi; bunların alayının varlık değeri benim gözümde işte bu patili canımızın bir tek patisi kadar değer taşımaz. Bunlara bir kere yemek verdiniz mi bir ömür size sadık kalırlar. Bir ömür sizin için gözlerini kırpmadan hayatlarını ortaya koyarlar. Asla ihanet etmezler, sırtlarını dönmezler size.
Ama bu burjuva medyasının siyasileri, bu burjuva düzeninin Amerikancı siyasileri işte hep binbir suratlıdır. Ve onlar asla Türkiye’ye çalışmazlar.
Saygıdeğer Halkımız;
Her zaman olduğu gibi ne istiyoruz sizden?
Hatırlayacaksınız; Anlaşılmak.
Kalın sağlıcakla…
15 Temmuz 2025