‘Yüzyılın Felaketi’ AKP’giller’den kurtulmak en öncelikli görevimizdir!

Saygıdeğer Arkadaşlarım;

Defalarca anlattık; bu Tayyipgiller Türkiye’ye çalışmıyor, bu BOP görevlisi Amerika’ya çalışıyor, diye.

Yine, defalarca anlattık; bu Tayyyipgiller Türk’e düşman, Kuvayimilliye’ye, Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarına düşman, Laik Cumhuriyet’e düşman, halkımıza düşman, diye.

Ve o yüzden Amerika bu hainler güruhunu Laik Cumhuriyet’i yıksınlar diye devşirdi, partileştirdi, Türkiye’nin başına çöktürdü. BOP görevi verdi bunlara. Onlar da sadakatle 23 yıldan bu yana bu görevi yapıyorlar.

Bunların Piri kim geçmişte?

Dürrizade Abdullah, Mustafa Sabri değil mi? İskilipli Atıf vb. hainler.

İşte Mustafa Kemal ve silah arkadaşları hakkında idam fermanları çıkaran bu hainlerden Şeyhülislam Mustafa Sabri düşman Yunanistan’a sığınıyor. Ve orada güya bir şiir yazıyor.

Son satırında bakın ne diyor:

Ben reddettim Türklüğü,

Tövbe ya Rabbi, tövbe Türklüğüme

Beni Türk milletinden addetme

Bu hainlerin, bu Fesli Deli Kadirgiller’in, bu Ali Erbaş’ların ve bunların tüm avanelerinin işte Mustafa Kemal’lere ve Kuvayimilliye’ye düşmanlığı buradan geliyor. O hainlerin torunları bunlar. Bunlar iflah olmaz. Düzelmez bunlar. Bunları ancak toprak ıslah eder.

İşte her gün, kerte kerte Laik Cumhuriyet’i enkaz yığınına döndürdü ve onun alternatifi olarak Ortaçağcı Faşist Amerikan yapımı Din Devleti inşa ediyor. Çıkar amaçlı, mafyatik bir suç örgütü olarak, bu Ortaçağcı Faşist Din Devleti’ni inşa ediyor bu Tayyipgiller.

O yüzden halkımızın kanını kuruttular, yiyecek ekmeğe muhtaç ettiler. Doğamızı katlettiler. Zeytinliklerimizi, ormanlarımızı, göllerimizi, nehirlerimizi zehirlediler, limanlarımızı mahvettiler bunlar. Yani neyimiz varsa gasp ettiler, yağmaladılar…

İşte bunların böylesine hain kere hain olduğunu sıradan, ayık, aklı başında, tutarlı bir mantığa sahip İstanbul Kartal Çarşısı’ndaki şu saygıdeğer insanımız nasıl görüyor, bir bakın:

***

Sokak röportajı veren vatandaş: Sen firavunu geçtin ya, Ebu Cehil’i geçtin ya… Hadi senin de anladığın dilden koyayım; Ebu Leheb’i geçtin ya. O zamanki peygambere zulmedenler kimse bugün de bize zulmedenler sensin ya, aynı kafadasınız yani. Belki o dönemde yaşasan sen de onlardan biri olacaktın yani.

Böyle ülke yönetilir mi ya, bu kafayla. Sen memleketini, milletini hiç mi sevmiyorsun ya. Bu “tek vatan, tek devlet, tek millet”…

Ben senin milletin değilim kardeşim!

Seni de cumhurbaşkanı olarak tanımıyorum ben ya! Tanımıyorum yani.

AKP’nin cumhurbaşkanısın sen!

Hizmet ettiğin insanların, müteahhitlerin cumhurbaşkanısın. Zenginlerin, sermayenin cumhurbaşkanısın. Yandaşlarının, beş altı tane maaş verdiğin insanların cumhurbaşkanısın. Kayırdığın insanların cumhurbaşkanısın. Devleti soydurduğun insanların cumhurbaşkanısın.

Ben seni tanımıyorum kardeşim! Tanımıyorum ya.

Cumhurbaşkanı değilsin sen. Şu anda benim için devlette cumhurbaşkanı yok yani.

Beni sevmeyen insanı ben niye seveyim ki yani?

Seni milletimden saymıyorum. Senim dinin sana, benim dinim bana.

Babanın çiftliği değil bu ülke ya, senin babandan kalmadı, senin babanın malı…

Sen bu ülkenin padişahı değilsin, biz de senin kulun, kölen, maraban değiliz kardeşim. Ben istemiyorsam yapmayacaksın.

Ne demek; “istesen de istemesen de kanal yapacağım, şunu yapacağım, bunu yapacağım”?

Yapmayacaksın istemiyorsam ya. Seni oraya, ne istersen yap diye ben seni diktatör olarak, padişah olarak, sultan olarak, hükümdar olarak dikmedim ki.

Sen Ortaçağ’da yaşıyorsun hâlâ sen ya…

Şimdi millet bunun bağırmasından, çağırmasından, milleti azarlamasından, memleketi pazarlamasından bıktı.

Yani Müslümanlığın şartı da değişti artık. Müslümanlığın şartı eskiden beşti. Şimdi hem Müslüman olacaksın hem AKP’li olacaksın. Yoksa Müslüman da olmuyorsun artık. Yani AKP’li olmazsan Müslüman da değilsin bunların gözünde yani. Altı oldu Müslümanlığın şartı.

AKP’li olmadan devlet dairesinde işin görülmüyor. Sen babanın malı haline getirdin devleti ya.

Bana zulmediyorsun, kendinden yana olanı da suç işlese bile koruyorsun. Adalet diye bir şey kalmadı ya memlekette. Bir ülkede adalet yoksa zaten zulüm vardır. “Devletin dini adalettir.” Hz. Ali böyle demiş.

Ben sende adalet görmüyorum. Sende zulüm görüyorum, sende adaletsizlik görüyorum.

İmam Hatip mezunusun, öğrenmedin mi ya, Hz. Ömer’den de mi bir şey öğrenmedin kardeşim sen?

Aç onların hayatını oku ya.

Ne biçim İmam Hatip mezunusun ya?

Demek ki sen normal bir okulda okusan iyice anamızı bellerdin yani. İmam Hatip mezunuyken böylesin yani. Dindarım diye geçiniyorsun.

Sen yaptın bunu, sen!

Bu faizi bu hale getiren, zinayı serbest bırakan, bu ülkeyi yoldan çıkaran, hırsızlığı, arsızlığı meşru hale getiren, kanunsuzluğu, insanların gücü yetenin gücü yetene olduğu düzeni sen yaptın, sen.

Yeter ya! Yeter kardeşim.

Aha işte insanlar sana oy da vermiyor, çek git, utan biraz ya!

Veya de ki; “Ben bugüne kadar yanlış yapmışım. Bu bizim için dönüm değil başlangıç yaptık.”

Ne başlangıcı?

Senin sonun bu ya! Sonun başlangıcı bu…

Saraydan astığın astık, kestiğin kestik.

Bize gelmez bu sistem!

Millet de senden bıktı, gına geldi.

***

Bu ayıklıkta, muhalefeti oynayan bir siyasi parti lideri, parti sözcüsü hatırlayanız var mı?

Yok…

Bu ayıklıkta, muhalefetin medyasını oynayan bir gazeteci, bir televizyoncu, bir akademisyen var mı?

Yok…

Bizim hatırladığımız yok…

İşte o yüzden diyoruz biz:

Muhalefet, siyasi bazda Üretilmiş Muhalefettir. Muhalefetin medyası, Alaycı Kuşlar Medyasıdır. O yüzden bunların yapacağı muhalefetin sınırlarını da Amerika belirler. Yani bir ihanet oyunu sürüp gidiyor.

Ve sonunda iş geldi BOP’un Türkiye ayağının hayata geçirilmesine değil mi?

İşte şimdi Öcalan’la, DEM’le, PYD’yle, YPG’yle, Kaçak ve de Haram Saray’ın Arkadan Bohçalı’sı ve onun Kontrgerilla, Gladyo partisi olan MHP’siyle, Tayyipgiller el ele vererek BOP çerçevesinde vatanımızı da parçalayıp, yok etme girişimine başladılar.

Bu Yüzyılın Felaketi AKP’giller’den ve Kaçak Saray Avanesinden kurtulmak tüm devrimcilerin, tüm vatanseverlerin, tüm Kuvayimilliye ve Mustafa Kemal-İnönü ve silah arkadaşlarının geleneğini savunanların en birincil görevidir.

Kalın sağlıcakla…

23 Temmuz 2025