Yiğit Teğmenimiz Ebru Eroğlu ve Silah Arkadaşları eninde sonunda Mustafa Kemal’in Ordusuna dönecek!

Saygıdeğer Arkadaşlarım;

Tayyipgiller’in Kaçak ve de Haram Saray’a bağladıkları Yargının Ankara 4’üncü İdare Mahkemesi yiğit kızımız Ebru Eroğlu’nun Orduya dönmesi gerektiğini, hiçbir kusurunun olmadığını belirten başvurusunu reddetmiş.

Bu yavrumuz ne yapmıştı silah arkadaşlarıyla birlikte 30 Ağustos 2024’te?

Kılıç çatıp, subaylık marşı yemini okuyup, “Mustafa Kemal’in Askerleriyiz” sloganı atmıştı.

İşte bu kurşun gibi battı Kaçak ve de Haram Saray’ın Sultanı Tayyip’e ve onun avanesine.

Ne diyordu Tayyip?

“İki ayyaş”, diyordu Mustafa Kemal ve silah arkadaşı İnönü için değil mi?

Onun yıllarca din işleri müdürlüğünü yapmış Ali Erbaş ne diyordu Ayasofya minberinde?

“Hain ve zalim”, diyordu Mustafa Kemal’e; utanmadan, arlanmadan, sıkılmadan, onursuzca, hayasızca. Tayyip de yanı başında ağzı kulaklarında izliyordu, dinliyordu onu.

Yahu bu Ali Erbaş Arapça bilmiyor, bir de profesör kesilir. Arapça bilmeyen yani Kur’an’ı aynen bizim okuduğumuz gibi aslından okuyup hiçbir şey anlamayan bir adam.

Tayyip deseniz, İmam Hatip Okulunu bile bitiremeyen bir adam. Son sınıfta, en baba dersler olan Kur’an ve Arapçadan ikmale kalıyor. İkmalde yani bütünleme sınavlarında da bir başarı gösteremiyor. Kurul kararıyla, Müslüman evladımız mağdur olmasın, bir diploma sahibi olsun, diye geçirilmiş, mezun edilmiş adam. Başka da hiçbir okula gitmişliği yok, yüksekokul diploması filan zinhar yok. O yüzden cumhurbaşkanlığı da fake, sahte, geçersiz, boş hükmünde, yok hükmünde.

Anayasa 101 Madde açık; üniversite mezunu olmayan cumhurbaşkanlığı için başvuruda bile bulunamaz. Ama bu; empasla kumpasla, yalanla, dümenle, hileyle resmi evrakta sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık yaparak uydurduğu bir sahte diplomayla Yüksek Seçim Kuruluna başvurdu Amerika’yı arkasına aldı ve meczuplaşmış, kandırılmış, cahil, bilinçsiz insanlarımızın oyunu aldı; hile, düzen yaptı kendisini seçilmiş cumhurbaşkanı gösterdi.

Bu yavrumuzu ve silah arkadaşlarını Ordudan atanlar, Tayyip’in Hulusi’siyle, Yaşar Güler’iyle, Arif Çetin’iyle aynı kategoriye girer. Bunlar Tayyipgiller’le bire bir örtüşürler. Bunlar da Mustafa Kemal, İnönü, Kuvayimilliye ve Laik Cumhuriyet düşmanıdırlar.

Ama unutmasınlar ki bu zulümlerin hesabı sorulacak. Ebru Eroğlu kızımız, bu Tayyipgiller iktidardan tekerlendikleri anda Orduya, üniformasına ve silahlarına kavuşacak, kılıcına kavuşacak ve bu yavrumuz ileride Türkiye’nin belki de ilk kadın genelkurmay başkanı olacak, buna gençler tanık olacak.

Yahu bu Tayyipgiller’in alayını, binlercesini sınava soksanız bu kızımızın, bu yavrumuzun gösterdiği başarının binde birini gösteremezler. Bunların aklı ancak empasa kumpasa, hileye, düzene, dümene ve kamu malını cukkalamaya çalışır, başka bir şeye akılları ermez.

İşte bu Tayyip’in saraya bağladığı Ankara 4’üncü İdare Mahkemesi de FETÖ’nün Zekeriyagiller’iyle, Tayyip’in Akın Gürlek’leriyle aynı toptan kesme savcı ve yargıçlardan oluşmuş besbelli ki.

Yahu bunlar, Tayyip; “ben bu Anayasa kararına uymuyorum, saygı da duymuyorum”, dediğinde niye bir davranışa geçmediler, sen Anayasa dışına düştün, demediler?

Yahu Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu oybirliğiyle bu Haram ve de Kaçak Saray’ın kaçak olduğunu, yıkılması, ortadan kaldırılması gerektiğini çünkü oranın Atatürk Orman Çiftliği’nin arazisine yağmalanarak kondurulduğunu, o arazinin sit alanı olduğunu, orada yapılaşmaya zinhar izin olmadığını belirten karar aldılar.

Neredeydi bu İdare Mahkemesinin sözde yargıçları, savcıları, Tayyip oraya yerleşirken? Ses çıkaramadılar değil mi?

Çıkaramazlar. Tayyip bununla yetinmedi, Atatürk Orman Çiftliğinin 54 bin metrekarelik bir alanını da devşiricisi, iktidara taşıyıcısı, kuklacısı ve 24 yıldan bu yana iktidarda tutucusu ve en son faşist, bunak, pedofil Trump’ın ve onun yine pedofil Thomas Barrack’ının itiraf ettiği gibi Tayyip’e meşruiyet vericisi Amerika’ya hibe etti. O 54 bin metrekare üzerine Amerika Emperyalist Haydut Devleti Ankara Büyükelçiliği binasını yaptı.

Ne diyor Tayyip böylece?

Bakın, sizi yüz yıl önce hezimete uğratan Atatürk’ün milletimize modern tarım tekniklerinin gösterilerek, somutça örnekleyerek yapılması için vakfettiği, bu orman çiftliğini işte böyle talan ediyorum. Alın, talandan bu da sizin payınıza düşen, diyor. Yanlama yapıyor yani hizmet yapıyor efendisine, kuklacısına.

Nerede bu yargıçlar? Nerede?..

Tayyip’in diploması yok, nerede bu yargıçlar, savcılar?

Bu sahte diploma oluşturan Tayyip’e, Türkiye Noterler Birliği ceza verdirdi o diplomayı oluşturttuğu için Tayyip’in sahte belge aldığı Notere, İstanbul 15’inci Noterine, sen görevini kötüye kullandın, sen görevini suistimal ettin, diye.

Türkiye Noterler Birliği, kamu kurumu değil mi?

Tayyip’in Yüksek Seçim Kuruluna verdiği diplomanın bir sahte diploma olduğunu açıkça kesin hükme bağladı, karara bağladı. Biz dilekçeyle başvurduk Türkiye Noterler Birliğine. Dedik ki,  senin de tespit ettiğin gibi Tayyip’in İstanbul 15’inci Noterinden bir sahte fotokopi üzerinden aldığı suretin geçersiz olduğunu, bir yasadışı işlemle oluşturulduğunu karara bağladın ve 15’inci Noteri cezalandırdın. Peki, bunun hiçbir hüküm taşımadığını bu belgenin, bunun yok hükmünde olduğunu, yasal hiçbir evrak statüsüne girmeyeceğini belirten bize bir yazı verin, dedik.  O kadarına cesaret edemedi, o yargının işi, dedi. Ben üzerime düşen görevi yaptım, dedi.

Hani nerede bu yargı?

Yok değil mi, yok?

Kimisi yürek yoksunu, kimisi de Tayyip’e yanlamış durumda. Bunların hukukla, yasayla, Anayasayla ilgileri kalmamış. Bunların zerre miktarda hukuka, Anayasaya, kanunlara bağlılığı olsa bu Tayyip ve tüm avanesi onlarca kez ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle tutuklanırlar, yargı önüne çıkarılırlar.

Ege’de 20 Ada ve 2 Kayalığımızı Yunanistan’a peşkeş çekiyor bu Tayyip yahu. Bu Adaların bir bölümü bizim İstanbul Büyükada’nın birkaç misli büyüklüğünde. Sadece Amerikalı ve Avrupalı efendilerine şirinlik yapmak için Tayyip bu ihaneti yapıyor, vatan toprağını satıyor bu açık, net, kanıtlı, belgeli.

Nerede vatanı sattın diye Tayyip’i Anayasa 301’inci maddeden yargılaması gereken yargı?

Yok.

Hepsi dilini yutmuş değil mi?

Hepsi arazi ama Tayyip, Tayyip’in avukatları, bizim hakkımızda suç duyurusunda bulununca hemen alelacele davranırlar. Saat 02.00-02.30’da kapımıza polis dayarlar ve gözaltına aldırırlar bizi.

Ama bunların sonu, alayının sonu yaklaştı. Hiç umutlanmasınlar, kaçışları, kurtuluşları asla olmayacak. Bunlar ettikleri bütün ihanetlerden dolayı, çaldıkları trilyonlarca dolarlık kamu malı hırsızlığından dolayı, halkımızın kanını kuruttuklarından dolayı yargı önüne çıkacak. Amerikalı sahipleri, efendileri, kuklacıları da kurtaramayacak bunları. İşte o gün tüm avaneleriyle birlikte yargılanacaklar ve Tayyip’e yanlama yapan, yancılık yapan, sözüm ona mahkeme üyeleri de yargılanacaklar görevlerini kötüye kullandıkları için, sorumluluklarının gereğini yerine getirmedikleri için. Hiç umutlanmasınlar yaptıklarımız yanımıza kalır diye. Yok, böyle bir dünya…

İşte böylesine karanlık günlerden geçiyoruz ama karamsar olmaya asla gerek yok. Bunların sonu yakın, tekerlenecek bunlar, paldır küldür yıkılacak Kaçak Sarayları başına bunların ve o zaman yargı önünde bulacaklar kendilerini ve çelik bilezikle tanışacaklar.

Türkiye’yi hiç sahipsiz sanmasınlar, vatanımızı, halkımızı sahipsiz sanmasınlar. Mustafa Kemal ve silah arkadaşları bizlere emanet etti bu vatanı ve halkı ve Laik Cumhuriyet’i. Son nefesimize ve kanımızın son damlasına kadar eğer yiğitçe, bütün gücümüzle savunmazsak o atalarımıza bağlılığımız geçerli olmaz, gerçek olmaz, onların yüzüne bakamayız. Bu hainler eninde sonunda yargı önüne çıkacak ve hak ettikleri cezaya mutlaka çarptırılacak bütün avaneleriyle beraber.

Kalın sağlıcakla…

23 Mart 2026