Yanlış Slogan: Ülkemde Suriyeli istemiyorum! Doğru Slogan: Ülkemde AB-D Emperyalistlerini ve Yerli Satılmışları istemiyorum!

15.07.2016
206
A+
A-

Yanlış Slogan: Ülkemde Suriyeli istemiyorum!

Doğru Slogan: Ülkemde AB-D Emperyalistlerini ve Yerli Satılmışları istemiyorum!

Gerçek insanlardır Devrimciler. Onurlarından başka her şeylerini vakfederler İnsanlığın Kurtuluş Mücadelesine. Yarınlarını düşünmezler, bu kutsal mücadeleyi verirlerken. Dert olarak edindikleri tek şey, insanlığın hayvanlık konağından kurtulmasıdır. İnsanların kardeşçe, birbirinin sırtına basmadan, birbirlerini ezmeden, sömürmeden yaşayabilecekleri insancıl konağa bir an önce ulaşması için mücadele verirler. Ve dünyanın neresinde olursa olsun bir insana yapılan haksızlığı kendilerine karşı yapılmış gibi hissederler. Devrimciler bu mücadeleyi verirlerken, kim Halk düşmanı, kim Halkın yanında, bilimin ışığında değerlendirirler; cepheleri netleştirirler, kime karşı, neden, niçin ve nasıl mücadele verilmesi gerektiğini billurlaştırırlar ve geniş Halk yığınlarını örgütleyerek, bütün kötülüklerin kaynağı insan soyunun en büyük düşmanlarına karşı yönlendirirler mücadeleyi.

Günümüzde bütün kötülüklerin kaynağıdır, anasıdır AB-D Emperyalistleri. Bugün bu gerçeklik atlanırsa, mücadele bu kaynağa yönlendirilmez ise, hiçbir olay doğru değerlendirilemez, hiçbir mücadeleden sonuç alınamaz. Katil AB-D Ülkemizden ve Ortadoğu’dan defol denemez ise, yapılan her değerlendirme, verilen her mücadele, insan soyunun bu en büyük düşmanlarının değirmenine su taşımaktan, onlara hizmet etmekten öteye gidemez. Eğer bir insan veya bir siyaset, bütün kötülükleri yaratanın AB-D Emperyalistleri olduğunu göremez ve bu insanlık düşmanlarına defol diyemez ise ne gafillikten kurtulabilir, ne hainlikten. Ve ömrü boyunca da alnındaki bu onursuz damgayla yaşamak zorunda kalır.

Bin ülkeli bir dünyaya ulaşmak için başta Ortadoğu olmak üzere bütün dünyayı kana bulayandır AB-D Emperyalistleri. Milyonlarca insanı yurtlarından eden, vatansız konumuna düşüren, insanları göç etmek zorunda bırakan da AB-D Emperyalistleridir. Dolayısıyla bugün ülkemizde yaşanan mülteci krizinin yaratıcısı da, sorumlusu da, kaynağı da AB-D Emperyalistleri ve onların yerli işbirlikçileridir.

Suriye’ye el atmadan önce AB-D Emperyalistleri, Suriyelilerin yaşadıkları toprakları terk etmek gibi bir dertleri yoktu. AKP’giller sınırları yolgeçen hanı gibi açmadan, Ortaçağcı sapıklarla Suriye’yi doldurmadan önce, Suriyeliler ülkelerinde huzurlu ve mutlu yaşarlardı. Can atmazlardı, başka bir ülkede ser sefil yaşamaya, Akdeniz’in, Ege’nin sularında canlarını bırakmaya. Hangi insan ister kendilerinin pazarlık malzemesi olarak kullanılmasını. İşte bugün insana düşman AB-D Emperyalistleri ve onların besleme Yerli Satılmışları, Ortaçağcıların zulmünden kaçan insanları birbirlerine karşı tehdit unsuru olarak kullanmakta. AKP’giller iç politikada Suriyeli Göçmenleri diktatörlüğe giden yolda oy deposu olarak kullanmaya çalışıyor. Dış politikada da “sınırları açarım” tehdidiyle Emperyalistlerden para koparmanın aracı olarak görülüyor Suriyeliler.

AKP’gillerin diplomasız büyük patronu, Suriyelilere sizleri vatandaş yapacağım diyerek şimdiden diktatörlüğüne oy devşirmeye çalışır. Karşılarındaki Amerikancı CHP mağdur konumuna düşmüş insanı referanduma götürmeye çalışır. Amerikancı HDP önce referandumla halka soralım der; arkasından kıvırıp olmaz Mültecilik statüsü verelim, vatandaşlığa alalım der. Kontrgerillanın özel örgütü MHP de klasik ırkçılığını yaparak tribünlere oynamaya devam eder. Her zaman ve her olayda olduğu gibi Amerikancı dörtlü çete, ağababaları Emperyalistlerin sorumluluğunu görmezler, görmezden gelirler, gerçeği Halkın gözünden kaçırmak için dinciliği, ulusalcılığı, Türkçülüğü, Kürtçülüğü oynamaya devam ederler.

AKP’giller insanlarımızı işsizlik, pahalılık, zam, zulüm sarmalında inletiyor. Başını sokabilecek bir dört duvar için Emekçiler ömürlerini heba ediyor. Devlet Üniversitelerine Halk çocuklarının girebilmesi için servet harcamak gerekiyor. Parası olanın okuyabileceği, parası olanın sağlık hizmetlerinden yararlanabileceği eğitim ve sağlık sistemine geçiliyor. Böyle bir ortamda açıklama yapıyor AKP’giller: Suriyelilere Vatandaşlık vereceğiz, TOKİ’lerden ev vereceğiz, iş vereceğiz, bedava sağlık hizmeti vereceğiz, sınavsız Üniversitelere sokacağız. Bu, Suriyelilere karşı halkı kışkırtmaktır. Katliamlara, linçlere, saldırılara kapıyı aralamaktır. Bilinçsiz, olayın gerçek yüzünü göremeyen, kendilerinin yaşadığı mağduriyetlerin sorumluluğunu Suriyeli göçmenlere yükleyen insanları Suriyelilere karşı; “Ülkemde Suriyeli İstemiyorum.” diyerek kışkırtmaktır. Bu, AKP’gillerin, Suriye Halkına karşı AB-D Emperyalistlerinin taşeronluğuna bilinçlice ve gönüllüce soyunmasını, Mülteci Krizindeki sorumluluğunu saklamaya yönelik çabasıdır.

Üç milyon kadar Suriyeli ülkemizin şehirlerini kaplamış durumda. Bir o kadarı da başka ülkelerde kamplarda veya varoşlarda yaşam savaşı veriyor. 12-13 milyon Suriyeli de Ülkesinin Emperyalist talanına karşı, Beşşar Esad önderliğinde mücadele veriyor. Gerçek vatandaş, etnik kökeni ne olursa olsun, bugün Suriye’de AB-D Emperyalistlerine ve onların işbirlikçilerine, Ortaçağcı sapık IŞİD’e karşı mücadele yürüten, ülkesini terk etmeyen, önderliğiyle etle tırnak gibi kaynaşan Yurtseverlerdir. Ama herkes bu derece Yurtsever olmayabilir, Cesaret sahibi olmayabilir, korkak olabilir, kendi canını vatan mücadelesinin önüne koyabilir. Ne olursa olsun bu, Suriyelilere karşı; “Ülkemde Suriyeli İstemiyorum.” ırkçı yaklaşımını haklı kılmaz. Böylesine bir yaklaşım, hatta söylem sorunun gerçek sahiplerini yani AB-D Emperyalistlerini ve AKP’gilleri gizlemektir. Onların sorumluluğunu gözden kaçırma girişimlerine, çabalarına hizmet etmektir. İstemeden de olsa.

Bu sorunun gerçek çözümü bellidir. Öncelikle, yolgeçen hanına dönmüş sınırların kontrol altına alınması gerekmektedir. Sınırlardan sapıklar ordusu Ortaçağcı IŞİD’in, El Nusra’nın geçişleri durdurulmalıdır. Beşşar Esad yönetimiyle birlikte bu sapıklar, caniler, katiller ordusu bertaraf edilmelidir. AB-D Emperyalistleri Suriye’yi hedef tahtasına yerleştirdiklerinde, bu yapılmış olsaydı, sınırlarımız eleğe döndürülmemiş olsaydı, bugün bu sorun yaşanmazdı, on binlerce Suriyeli canından olmaz, milyonlar vatanını terk etmek zorunda kalmazdı. Bebeklerin cansız bedenleri sahillere vurmazdı.

Ülkemizdeki Suriyelilerden ülkelerine dönmek isteyenlere bütün yollar açılmalı, en ufak bir zorluk çıkarılmamalıdır.

Biz AB-D Emperyalistlerinin 786 bin Kilometrekarelik mülteci kampı değiliz. 5-10 Suriyeli göçmeni büyük törenlerle ülkesine kabul eden, geriye kalan milyonları almamak için AKP’gillere rüşvetler veren, geri dönüş antlaşmaları imzalayan-imzalattıran, Suriye Sınırını açtıran, kendi ülkelerine sınırları kapattıran Emperyalistlerin topraklarına kapağı atmayı kurtuluş olarak gören bütün Suriyelilere bütün kapılar açılmalıdır. Yani süreç tersine dönmelidir kısaca. Suriye ile olan sınırlarımız Suriye’yi parçalamak isteyenlere kapatılmalı, Vatanına dönmek isteyen Suriyelilere sonuna kadar açılmalı, Emperyalist Anavatanlara gitmek isteyen Suriyelilere de kapalı olan sınırlar açılmalı, isteyen Suriyelinin istediği yerde yaşaması sağlanmalıdır.

Bunu gerçekleştirecek olan Halkın iktidarıdır. Halkların acılarından, gözyaşlarından, kanlarından beslenen satılık iktidarların harcı değildir bu sorunun üstesinden gelmek. O günler gelecek, kan, gözyaşı duracak, insanlar doğdukları, köklerinin olduğu topraklarda mutlu, huzurlu yaşayacak. O günlere ulaşıncaya kadar da bu insan sefaletlerine karşı mücadele hiç dinmeyecek, hep sürecek.

Halkız! Haklıyız! Yeneceğiz! 14.07.2016

Halkın Kurtuluş Partisi

Genel Merkezi