Yalanlar, düzenler, dolaplar, kötülükler dünyasının aktörleri

30.05.2019
204
A+
A-
Yalanlar, düzenler, dolaplar, kötülükler dünyasının aktörleri

Bunlar; yalanlar, dümenler, riyalar, dolaplar, düzenler dünyasında yaşamaya mecbur…

Ruhları ve zihinleri, o dünyanın kalıplarına göre şekillenmiştir. Onları oradan çıkarmak mümkün olsa, çıkarsanız, alıp dürüstlükler, doğruluklar, mertlikler, içtenlikler dünyasına getirseniz; aynen sudan çıkmış balığa dönerler. Soluk bile alamazlar burada. Yaşayamazlar, yok olup giderler.

6 bin yıldan bu yana Ortadoğu Halklarının başbelası, insanlık düşmanı, vurguncu, soyguncu, hain Antika Tefeci-Bezirgân Sermaye Sınıfının manen ve maddeten bütün kötülüklerini bire bir taşırlar, yansıtırlar ve o kalıplar içinde davranırlar hem özel hayatlarında, hem toplumsal hayatlarında ve de siyasi hayatlarında.

2013 yılında FETÖ’nün, namuslu, Mustafa Kemalci yurtseverlere kurduğu Ergenekon, Balyoz, Poyrazköy, Askeri Casusluk, Odatv vb. adlarla anılan hainane kumpası çökünce (ki bu kumpası da Kaçak Saraylı Reis ve avanesiyle el ele, omuz omuza vererek kurmuşlardı) bazı bilinçsiz, saftrik ve yüreksiz aydınlar hemen erken bayram etmeye başladılar.

Tabiî bu arada da Tayyip’e ve avanesine, doğrudan ya da yandan çarklı selamlar çakmaya, övgüler düzmeye başladılar.

Biz o zamanlar aynen şöyle uyardık bu zavallı aydıncıkları:

“Bre gafiller… Boşuna erken bayram etmeyin. Sevinçlere kapılmayın. Tayyipgiller yargısı, Pensilvanyalı İmam’ın ve tayfasının yargısından asla daha adil olmayacaktır. Çünkü bunların her ikisi de aynı toptan kesmedir, aynı kalıptan çıkmadır. Aralarındaki tek fark, isim ve suret farkıdır. Ruhları ve zihniyetleriyse bire bir aynıdır.”

İşte yaşanan her olay, bizim bu tespitimizin ne kadar gerçeği ifadelendirdiğinin tekrar tekrar kanıtı biçimindedir.

Milyar Ali’nin bu seçim hilekârlığına ilişkin açıklamasını sanırız hemen herkes bilmektedir. Ne diyordu bir vatandaşın, seçimlerin neden kendilerince iptal ettirildiğini sorması üzerine Milyar Ali?

Aynen şunu:

“Çok basit, çünkü çaldılar.”

Yani Milyar Ali’nin oylarını birileri çalmış…

Peki kim almış Ali Efendi?

Belli değil…

Yahu devletin yargısından polisine, MİT’inden jandarma istihbaratına bütün güçleri avucunuzun içinde. Tüm bunlarla bulamıyorsunuz hırsızı, öyle mi?

Kaldı ki hırsız, bunların hepsini uyutmuş, atlatmış ve oylarınızı çalmış, öyle mi Hafız?

Ama siz bulamıyorsunuz çalanı…

Peki çalındığını nereden biliyorsunuz, madem hırsız belli değil?

Seçimi kaybettiniz de ondan, öyle mi?

Çünkü sizin zihniyetinize göre seçimi kazanmanız gerekir. Ne olursa olsun kazanmalısınız. Kaybederseniz, öyleyse çalınmıştır. Mantığınız bu…

O zaman niye seçim yapıyorsunuz, Milyar Ali?

Madem yüzde yüz her seçimi kazanacağınız garanti, milleti niye yoruyorsunuz sandıklara kadar? Onca masrafı niye ediyorsunuz? Onca telaşa, yaygaraya ne gerek var? Çıkıp açık açık söyleyin. Nasıl olsa seçimi kesinkes biz kazanacağız, seçime filan gerek yok, deyin, olsun bitsin…

Milyar Ali nam vatandaş, birkaç gün önce Fox TV’deki sabah programında konuşuyor yine aynı minval üzere. Televizyoncu İ. Küçükkaya soruyor:

“Bu oylarımızı çaldılar meselesi nereden çıktı? YSK’nin iptal kararında bu yok.”

Milyar Ali’nin cevabı aynen şöyle:

“Çaldılar demeye mecburdum… Bu hukuki bir terim değil.”

Seviyedeki içler acısı hali görüyorsunuz, değil mi arkadaşlar?..

Diyor ki Milyar Ali; ne yapıp edip kazanmalıyız seçimi. Kaybedersek, bu ölümümüz anlamına gelir. O yüzden de “çaldılar” demeye de mecburuz, “gasp ettiler” demeye de mecburuz, her türlü yalanı, dümeni, iftirayı yapmaya da mecburuz, diyor.

İşte onlar böyle bir dünyanın insanlarıdır. Muaviye-Yezid dünyasının ve dininin insanlarıdır, savunucularıdır onlar.

Muaviye oğlu Yezid, Kerbela’da Hz. Hüseyin başta gelmek üzere Hz. Muhammed soyunun tamamını katletmesi sonrasında nasıl savunmuştu yaptığı canavarlığı?

“Hüseyin Hailfe’ye yani bana biat etmedi. Dolayısıyla da dinden çıkmış oldu. O yüzden de katli caiz hale geldi.”

İşte bunların vicdanı da, ahlâkı da, namusu da budur, arkadaşlar…

İslam’da saltanat var mıdır?

Hz. Muhammed bu dünyadan ayrılırken yerine veliaht seçmiş midir? Bırakmış mıdır?

Hayır…

Demek ki dinde ne soyun sopun önemi vardır, ne de Saltanatın yeri vardır.

Hz. Muhammed ve Kur’an İslamı’nda “Şura” vardır. Hz. Muhammed’in Emirini ancak Müslümanların tamamı özgür iradeleriyle seçecektir.

Ama Muaviye-Yezid Dini’nde Saltanat da vardır, soya sopa bağlı krallık, sultanlık da vardır. O yüzden onların dini riyaya, kandırmacaya, düzene, dolaba dayanır. İnsanları Allah’la aldatmaya dayanır.

İşte AKP’giller’inki de aynı dindir…

Kaçak Saray’ın Reisi, yine birkaç gün önce Alibeyköy’de kendi Yezid Dini’nin Din İşleri Müdürü Ali Erbaş’ı da yanına alarak cami açılışında bulundu, değil mi?

Orada aynen Milyar Ali benzeri bir hile, bir oyun, bir kandırmaca sergiledi. Cami önünde Allah’la aldattı insanları. Din simsarlığı yaptı. Şöyle dedi, toplanmış olan cemaate:

“Önümüzde bir ay sonra ülkemizde de sandık var. Her halde bu sandığın hakkını vereceğiz. İnşallah hırsızlara bu işi bırakmayacağız. Kendi kültürlerinde şu gördüğünüz anlayışın olmadığı kişilere bunu bırakmayacağız.” (https://www.sabah.com.tr/galeri/turkiye/baskan-erdogandan-haci-osman-torun-camiinin-acilisinda-onemli-aciklamalar/5)

Gördüğümüz gibi, arkadaşlar, hiç utanmadan sıkılmadan, yüzü kızarmadan ve hiç rahatsızlık duymadan muhalefet cephesini “hırsızlar” olarak nitelendiriyor, adlandırıyor.

İşte Muaviye-Yezid Dini ve Muaviye-Yezid vicdanı bu…

Oysa Hz. Muhammed ve Kur’an İslamı ne der?

“Yalan söylemeyeceksin, iftira atmayacaksın, haksızlık etmeyeceksin kimseye, kul hakkı yemeyeceksin.”

Kur’an ve Hz. Muhammed ne emretmişse, bunlar yıl 365 gün, gün 24 saat onun zıttını yaparlar, zıttını konuşurlar, zıttını söylerler.

İşte bu sebepten, Kur’an ve Hz. Muhammed bunları kulaklarından tutarak şöyle teşhir eder Maun Suresi’nde:

“Gördün mü o, dini yalan sayanı?

“İşte odur yetimi itip kakan:

“Yoksulu doyurmayı özendirmez o.

“Lanet olsun o namaz kılanlara/dua edenlere ki,

“Namazlarından/dualarından gaflet içindedir onlar!

“Riyaya sapandır onlar/gösteriş yaparlar.

“Ve onlar, kamu hakkının yerine ulaşmasına/zekâta/yardıma/iyiliğe engel olurlar.” (Maun Suresi, Yaşar Nuri Öztürk Meali)

Ne güzel anlatmış Kur’an bunların gerçek yüzlerini, değil mi arkadaşlar?

Rahmetli namuslu ilahiyatçımız Yaşar Nuri Öztürk, işte bu sebepten dolayı Tayyipgiller’i “Maun Mücrimleri” olarak damgalamıştır, adlandırmıştır. Tabiî çok yerinde bir tespitle…

Tayyip, cami önündeki kandırmacasında ne diyor bir de?

“Kendi kültürlerinde şu gördüğünüz anlayışın olmadığı kişilere bunu bırakmayacağız.”

Yine apaçık görüldüğü gibi, arkadaşlar, muhalefeti dinsizler olarak suçlamaktadır. Yani biz dindarız, onlar dinsiz… Dindarlar bu nedenle dinsizlere değil bize oy vermeli…

İşte tam da Maun Mücrimliğidir yaptığı, tam da insanları “Allah’la Aldatma” düzenbazlığıdır yaptığı.

Yavuz hırsızı oynuyor aslında AKP’giller’in tüm avanesi. Hem Ekrem İmamoğlu’nun kazanmış olduğu seçimi elinden alıyorlar zorla, bire bir emirleri altına aldıkları YSK aracını kullanarak; hem de suçluyorlar mağdur ettikleri insanları ve cepheyi.

Zulümkârlıkla yetinmiyorlar yani. Bir de üste çıkmaya çabalıyorlar ve mazlumları suçluyorlar hırsızlıkla ve dinsizlikle. Muaviye gibi, Yezid gibi…

Fakat işte onlar başka türlü davranamazlar ki… İyilikler, dürüstlükler dünyasında, yukarıda da belirttiğimiz gibi var olamazlar, canlılıklarını sürdüremez onlar. Çünkü kötülükler dünyasının yaratıklarıdır ve ancak orada yaşayabilirler.

Ve biz, işte bu sebepten deriz hep; bunlar asla düzelmezler, ıslah olmazlar, iflah olmazlar, diye. Bunları ancak toprak ıslah edebilir, diye.

Halkız, Haklıyız, Yeneceğiz!

30 Mayıs 2019

Nurullah Ankut

HKP Genel Başkanı