Vatan satıcılık da dahil olmak üzere işlediğiniz binbir suçun yanı sıra Genç evlatlarımıza karşı uyguladığınız teröründe hesabını vereceksiniz.

Saygıdeğer Arkadaşlarım;

19 Mart’tan itibaren bu Amerikan yapımı, Amerikan devşirmesi, Amerikan kuklası Tayyipgiller iktidarına karşı ve onların kanunsuzluklarına, zulmüne, soygununa, ihanetine karşı Anayasal hakkını kullanıp sokaklara dökülerek, meydanları doldurarak protesto eylemlerinde bulunan insanlarımıza bu zalimlerin uyguladığı şiddet benim yüreğimi yaktı. Özellikle genç evlatlarımıza polisin uyguladığı zalimane saldırı, ki biber gazı, cop, tekme ve hatta kızlarımıza cinsel taciz gibi insanlık ve ahlâk dışı uygulamaları, kahretti bunlar beni. Ve 301 genç yavrumuz bu bayramı ailelerinden ayrı, zindanlarda geçirmek durumunda kaldı. Üstelik de bu evlatlarımızı ayrı ayrı adli suçluların koğuşlarına göndererek, adli suçluları bunlara karşı kışkırtarak bir de orada zulüm görmelerini istemişler, sağlamışlar bu Tayyipgiller.

Bunlar hep dediğimiz gibi; halkımıza düşman, gençliğimize düşman, vatanımıza düşman, Kuvayimilliye’ye ve Kuvayimilliyeci Atalarımıza düşman. Bunlar bize dair her şeye düşman, insana dair her şeye düşman.

Bu genç yavrularımıza nasıl saldırıyor Kaçak Saray’ın tepesini tutmuş Amerikan devşirmesi Tayyip?

“Teröristler”, diyor değil mi?

Oysa terörü uygulayan kendisi…

Ne demektir terör?

Şiddet kullanarak hasımlarını korkutmak, yıldırmak, sindirmek demektir.

Kim yapıyor bunu?

Tayyip yapıyor değil mi?

Genç yavrularımız ne yaptılar? Ellerine herhangi bir silah mı aldılar? Bir yeri mi yakıp yıktılar? Bir insana fiske mi vurdular? Ne yaptılar bu evlatlarımız?

Meydanları doldurarak Kaçak Saray’ın kanunsuzluklarını haykırdılar sadece. Ama işte onun kışkırtmasıyla, onun sözde Bakanlarının, Yerlikaya Ali’nin ve İstanbul Valisinin ve diğer valilerin kışkırtmasıyla polis saldırdı bu evlatlarımıza, insanlık dışı zalimane işkencelerde bulundu. Evlatlarımızın psikolojisini bozdu, acılara gark etti analarını, babalarını, kardeşlerini.

Bunların hesabı da sorulacak muhakkak ki. Bütün kanunsuzlukları gibi, bütün hırsızlıkları, bütün hainlikleri gibi, bütün vatan satıcılıkları gibi, bütün yüz milyarlarca dolarlık kamu malı aşırmaları gibi, bu yavrularımıza uyguladığı bu terörün de hesabı sorulacak bunlardan. Yanlarına kalmayacak! Bunu hiç akıllarından çıkarmasınlar!

Sevgili Yavrularım;

Bize de öğrencilik yıllarımızda bu Demirel’lerin, 12 Mart, 12 Eylül Faşist Darbecilerinin emrindeki polisler ve askerler saldırırdı. Böyle işkencelere uğrardık biz de. Bu bıyıklarımız demetiyle yolunurdu, apış aralarımız tekmelenirdi sapık cellatlar tarafından haya torbalarımız ezilsin diye. Filistin askılarına alınırdık devrimci arkadaşlarımız, elektrik işkencelerine uğratılırlardı.

Öğrencilik yıllarımızda hemen her ay İstanbul Sansaryan Han’daki Emniyet Müdürlüğünün en üst katındaki Siyasi Şubeye düşerdik. Alıp götürürlerdi bizi yurtlarımızdan, okullarımızdan, meydanlardan bildiri dağıtırken. MHP’li katilleri, faşistleri saldırtırlardı yurtlarımıza; yoldaşlarımızı katlettirirlerdi. Bu şehitlerimizden biri de Niyazi Tekin Yoldaşımızdır. Balıkesir Öğrenci Yurdunda yanı başımızda katledildi; o dönem İsmail Kahraman’ın Başkanlığını yaptığı Cağaloğlu’ndaki Milli Türk Talebe Birliği’nde üslenmiş, karargâh yapmış MHP’li faşist cellatların sinsice, kalleşçe yurdumuza yaptığı faşist baskın sonrasında. Ve bir gün sonra polis gelip bizi alıp götürdü yurttan Birinci Şubeye. Orada işkencelerden geçirildik.

Öylesine ağır saldırılara uğrardık ki; elimiz, yüzümüz, bedenimiz çürükler morluklar içinde kalırdı, gözlerimiz kan çanağına dönerdi aldığımız darbeler sonucu. Kan oturması sonrasında eczanelere gidip gözlerimize bir tedavi edici ilaç talep ettiğimizde iyi niyetli, demokrat eczacı bize Visine Göz Damlası tavsiye etti ve onu aldık. Çok da iyi geliyordu, hem kan oturmuş gözlerimizin batmasını geçiriyordu hem de oturan kanın kısa sürede emilip yok olmasını sağlıyordu. Ve memleketim Konya’daki anacığım, babacığım yürekleri tiptip ederek geçiriyorlardı her günü. Akşamları, o zamanki tek iletişim aracımız olan lambalı radyomuzun başına oturup, TRT’nin ajans haberini dinliyorlardı. Öğrenci olaylarında bir katledilen öğrenci olmamışsa ve bizim adımız geçmemişse rahat bir nefes alıp o gece rahat uyuyabiliyorlardı.

İşte böylesi günlerden geçtiğimiz için biz de bu yavrularımızın ve onların anne-babalarının, kardeşlerinin şu an çektikleri acıları çok iyi biliyoruz.

Ve biz Hukukçu Yoldaşlarımıza şu anda diyoruz ki; ellerindeki bütün işleri ikinci plana itsinler bu yavrularımıza ve onların ailelerine gerekli olan hukuki desteği versinler, ne gerekiyorsa…

Bunlar çok önemlidir. Hem o evlatlarımıza sahipsiz olmadıklarını, arkalarının aranmış olduğunu hatırlatır, onların morallerini, psikolojilerini düzeltirler, hem de acılı anne babalarına bir güç verirler.

Terörü uygulayan, gerçekten terörist olan bu Kaçak Saray avaneleridir ve onun Kaçak Saray’ının Arkadan Bohçalı’sının MHP’sidir.

Sesi var görüntüsü yok ama hâlâ tehditler savuruyor değil mi halkımıza, gençliğimize bu kaset tutsağı Bohçalı?

Bunlar halkımıza düşman. Onca kanunsuzluk yaparak, Anayasayı ve kanunları hiçe sayarak İmamın Oğlu Ekrem’i, yığınla CHP’li Belediye Başkanını görevden aldı ekipleriyle birlikte.

Neymiş?

Bunlar maddi anlamda kanunsuzluk yapmışlar.

Var mı kanıtın?

Yok.

Oysa buna dair senin kanıtın çok. İşte Abdüllatif Şener, en yakınında yine değil mi?

“Sadece senin ve aile yakınlarının kamudan aşırdığı mal miktarı 300 milyar doları geçkin”, diyor.

Yanınıza mı kalacak bu?

Hayır.

Bütün avanenizin kamudan aşırdığı tek kuruş bile yanınızda kalmayacak; alınacak, halkımıza geri verilecek. Ve bütün kanunsuzluklarınızın hesabını vereceksiniz. Bakmayın İmamın Oğlu Ekrem’in ve Özgür Özel’in ve benzerlerinin; “sizi evinize göndereceğiz, emekliye ayıracağız”, demelerine. Onlar uyuntu, İbiş onlar.

Halkımızın gerçek dostu biziz. Ettiğiniz bütün zulümlerin, bütün kanunsuzlukların bir bir hesabını vereceksiniz bundan kaçışınız olmayacak. Aklınıza mıh gibi çakın bunu!

 

Saygıdeğer Arkadaşlarım;

Kalın sağlıcakla…

02 Nisan 2025