Tıpkı 111 yıl önce olduğu gibi bir kez daha emperyalistler, işbirlikçiler geldikleri gibi gidecekler

Saygıdeğer Arkadaşlarım;
Emperyalistler, 111 yıl önce yani 1915 yılının 18 Mart’ında büyük heveslerle, umutlarla Çanakkale’den geçip İstanbul’u fethetmeyi, böylece Osmanlı’nın beynini felç ederek bütünüyle ellerinin içine almayı ummuşlardı ama atalarımız, dahi komutanlar, dahi savaşçılar, ölüm için “oyuncak” diyen yiğit savaşçılar hiç ummadıkları bir hezimet yaşattılar alçak, emperyalist Batılı haydut devletlere. Batılı düşmanlarımızın en önde gelenleri İngiliz, Fransız, İtalyan ve Amerika’dır biliyorsunuz; Mustafa Kemal böyle tanımlar.
Ve o savaşlarda belirleyici olan, Alfa Kurt Mustafa Kemal’in dehası, savaşkanlığı, öngörüsü, yiğitliği, fedakârlığı ve ölümü hiçe sayışıyla o zafer elde edildi. Öyle bir komutanın komuta ettiği ordular, o zaferi kazandılar.
O zamanlar Osmanlı’nın getirttiği Alman büyük general Otto Liman von Sanders anlatır: Mustafa Kemal siperlerden çıkar ve düşman hatlarını gözler, o gözlemlerine göre savaşçılarını yönlendirir. “Sipere gir vurulup öleceksin”, der ama Mustafa Kemal hiç umursamaz bunu. Onun için hedeftir, hedefi ele geçirmektir önemli olan. Hedefe kilitlenmiştir. Nitekim bir şarapnel parçası kalbinin üzerine gelir çarpar, ama orada bulunan cep saati yani köstekli saat Mustafa Kemal’in hayatını kurtarır. Saat parçalanır ve Mustafa Kemal hafif bir yarayla o şarapnelin etkisini atlatır, böylece hayatta kalabilir.
Ve denizden Osmanlı’yı fethetme niyetinde olan Batılı Emperyalistler; İngiliz ve Fransız Donanmaları, savaş gemileri büyük hezimet yaşayıp büyük oranda denizin dibini boylayınca, 24 Nisan’da hatırlayacağımız gibi kara savaşı başlatırlar. Ama karada Mustafa Kemal bir kez daha bu haydutları hezimete uğratır. Böylece Osmanlı’yı, payitahtını bir anda ele geçirerek, onun beynini yok ederek sömürgeleştirme planları gerçekleşmez, hayal kırıklığıyla sonuçlanır, hezimetle sonuçlanır, fiyaskoyla sonuçlanır.
İşte ardından yine Kurtuluş Savaşı’mız, yine Alfa Kurt Mustafa Kemal’in dehası ve silah arkadaşlarının fedakârlığı, adanmışlığıyla zafere ulaşır. Daha önce de defalarca söylediğim gibi, benim dedem Bozkırlı Hasan oğlu Mustafa Efe de o Alfa Kurt’un komutası altında, onun ordusunda 8 yıl savaşmıştır. Biz ninemin dizinin dibinde Kuvayimilliye türküleri öğrenerek büyüdük. Bu bakımdan bu atalarımızın fedakârlıklarını ve büyük acılar yaşayarak, kayıplar vererek bu vatanı bize emanet ettiklerini bir saniye olsun aklımızdan çıkarmayız. Atalarımıza saygımız bu bakımdan sonsuzdur bizim.
Ama işte o günlerde bir de hainler vardı değil mi?
Mustafa Kemal’in tabiriyle yerli hainler, İstanbul hükümetleri. Çökkün Osmanlı’nın çökkün padişahı Vahidüddin ve onun emrindeki şeyhülislamlar; Mustafa Sabri’ler, Dürrizade Abdullah’lar, Damat Ferit’ler… Onlar da Batılı Emperyalist Haydutlara teslimiyeti, uşaklığı savunuyorlardı. Bu yüzden Kuvayimilliyeci Atalarımız hakkında idam fermanları çıkardı bu alçaklar, bu satılmışlar. Onlar defolup gittiler, Tarihin lanetli sayfaları arasındalar ama onların torunları ne yazık ki bugün iktidarda, 24 yıldır iktidarda. Mustafa Sabri alçağı nasıl Yunan’a sığınıp orada; “Türklükten istifa ettim”, diye övünmüşse bugün de ne yazık ki onların torunları işte ülkemizin tepesine Amerika tarafından çöktürülmüş durumdadırlar.
Ve bunlar, Potomyalı Lawrence ve onun ekibi, durup dinlenmeden Mustafa Kemal’e hakaretler yağdırıyorlar. “İki ayyaş” diyorlar, Ayasofya minberinde “hain” diyorlar, “zalim” diyorlar. Ve bunların bir dönem Meclis Başkanlığını yapmış olan İsmail Kahraman; “Cumhuriyet’i kuranlar dinsizdi”, diye saldırıyor bu atalarımıza utanmadan, arlanmadan, sıkılmadan, onursuzca.
Bunlar görev yapıyorlar. O hainlerin torunları bunlar çünkü. Aynı yolun yolcusu bunlar, bunların ruhiyatlarını, ana düşüncelerini Fesli Deli Kadir çok açık, net bir şekilde ortaya koydu tanık olduğumuz gibi.
Ne dedi?
“Keşke Yunan kazansaydı”, dedi.
Değil mi?
İşte bunların ana düşüncesi de hep aynı. Mustafa Kemal, İnönü, silah arkadaşları ve Kuvayimilliyeci Atalarımıza düşmanlıkları hep aynı sebepten kaynaklanır, aynı yolun yolcusu bunlar.
Ama sanmasınlar ki yaptıkları bu ihanet yanlarına kalacak. Aynı geçmişteki hain öncülleri gibi, bunlar da hesaba çekilecekler. Ama biz tedbir aldık, geçmişteki öncülleri İngiliz Zırhlısına binip kaçtılar, bunları kaçırtmayacağız. O fırsatı vermeyeceğiz bunlara, bağımsız ve tarafsız yargının önüne çıkacak bunlar. İşledikleri binbir suçun hesabını bir bir verecekler.
ABD Emperyalist Haydudu, defalarca belirttiğimiz gibi, bunları Türkiye Cumhuriyeti Devletini yok etmek, BOP çerçevesinde üç parçaya bölmekle görevlendirdi ve o görevi yapıyor bunlar. Bunlar böyle…
Şimdi gelelim Avrupa’nın en batısındaki, o günlerin en güçlü düşmanı İngiltere’nin Bakanı Churchill’in Kuvayımilliyeci Atalarımız hakkında ortaya koyduğu düşüncelere.
Nelermiş onlar?
Özetçe birkaç cümleyle aktaralım.
“Şu anda mağlubiyeti bütün damarlarımda hissetmekteyim. Çok üzgünüm. Oldukça mutluydum, umutluydum. Daha düne kadar Çanakkale bizimdir, diyordum. Çünkü bu savaşı kazanmak için askeri, parayı, cephaneyi her şeyi hesaplamıştım. Hepsinde çok üstündük, mutlaka yenecektik. Yalnız bir şeyi hesaba katmamışız; Mustafa Kemal’i. Bağrımda İngiliz gururu olmasa Türkleri alnından öpmek, onları ayakta alkışlamak isterdim. Winston Churchill.”
İşte düşman böylesine hayranlıkla, düşman bile olsa, takdirlerini belirtiyor ama bizdeki Lawrence soyu, Mustafa Kemal’e kin kusuyor, nefret kusuyor.
Sebep?
Belirttik: Fesli Deli Kadir’in dediği… Ama o hainler amaçlarına nail olamadılar. Bunlar da hain atalarının yaşadığı hezimeti yaşayacaklar. Üstelik kaçıp kurtulamayacaklar, hesaba çekilecekler. Hiç kaçarız kurtuluruz, yurt dışındaki zulalara istiflediğimiz milyarlarca dolarla orada yaşarız, diye heveslenmesinler. Nereye giderlerse gitsinler, nereye çıkarlarsa çıksınlar yakalanıp getirilecekler bağımsız, tarafsız yargının önüne çıkarılacaklar. Bundan kaçışları kurtuluşları asla olmayacak.
Kalın sağlıcakla…
18 Mart 2026