Son bin yılın en önde gelen Türk ve Türkiye düşmanları

Saygıdeğer Arkadaşlarım;

Daha önce de defalarca belirttiğimiz gibi; ülkemiz Yüzyıl önceki Mütareke günlerinden bile daha kara günlerden geçmektedir. Ve her geçen gün tehlikenin boyutu giderek artmaktadır. Ülkemiz ABD Emperyalist Haydudunun, Avrupa Birliği Emperyalist Haydutlarının ve onların Ortadoğu’daki ileri karakolları Siyonist İsrail’in açıktan tehdidi altında ve saldırısı altındadır. Ve onların “yerel müttefikimiz” dedikleri, “yerel ortağımız” dedikleri PKK’nin, DEM’in, PYD’nin, YPG’nin artık Türkiye’ye karşı hasmane bir tutum belirleyerek Yeni BOP Açılımı başlattığı günlerden geçiyoruz.

Buna ne diyor Tayyip ve avanesi, Kaçak Saray’ın kaset tutsağı Bohçalı’nın MHP’si?

“Terörsüz Türkiye” diyorlar, değil mi?

PKK, DEM, PYD, YPG çevresi ne diyor?

“Barış ve Demokrasi İttifakı” diyor, “açılımı” diyor.

Kısaca bin yıl geriye giderek milletimizin ve ülkemizin düşmanlarından söz etmek istiyorum:

Bildiğimiz gibi 1071’de büyük atamız, büyük komutan o da tıpkı Mustafa Kemal gibi Alfa Kurt Alparslan’ın komutasındaki ordularımız, Malazgirt’te, Bizans İmparatoru Romanos Diogenes’in ordusunu bozguna uğratarak Anadolu seddini parçaladılar, Anadolu kapısını açtılar; ondan sonra çığ gibi ilerleyerek gelip İstanbul kapılarına kadar dayandılar. Milletimizin Anadolu’ya gelmesi, oradan Avrupa’ya yayılması Papa’yı, Vatikan’daki Papa’yı telaşa düşürdü. Papa II. Urbanuas, 1071’den aşağı yukarı 24 yıl sonra, 1095’te (zaten 1088’de Papa seçilmişti) Clermont Konseyi’ni toplayarak orada resmen Papalık olarak bir çağrı yaptı.

Ne dedi?

“Türkler Anadolu’yu, bizim dinimizin hâkim olduğu toprakları işgal etmişlerdir ve oradan da Avrupa içlerine kadar geleceklerdir. Bunları durdurmamız gerekir.”

İşte 1096 yılında başlayan Birinci Haçlı Seferi sırasında ve sonunda Haçlılar tarafından 1098’de Urfa ve Antakya’da, 1099’da Kudüs’te ve 1109’da Trablusşam’da Haçlı Devletleri kurulmuştur. Haçlı Ordularını da ilk Anadolu’da karşılayan yine bizim atalarımız olmuştur, Selçuklu Atalarımız olmuştur ve 200 yıl savaşmışızdır bu Haçlı Ordularına karşı. Ancak ondan sonra tümüyle yenip defedebilmişizdir topraklarımızdan.

Biraz daha ilerleyip, daha yakın bir tarihe gelirsek:

Kazıklı Voyvoda namıyla, adıyla bilinen III. Vlad; Kazıklı Voyvoda veya yaşadığı dönemde kullanımıyla Vlad Dracula 1488’den ölümüne kadar, üç kez Eflak Voyvodası olmuş ve Rumen Komutan ve lider olmuştur. Özellikle düşmanları olarak gördüğü esir Osmanlı askerlerini ve Bulgar topraklarının Türk sakinlerini kazığa oturtmasıyla bilinir. Böylesine vicdansız, hain, alçak bir insan sefaletidir bu Kazıklı Voyvoda lakaplı III. Vlad. Kafayı Türk düşmanlığıyla bozmuş bir namussuz alçaktır.

Daha yakına gelirsek, çok daha yakına gelirsek:

İngiliz Emperyalizminin ünlü temsilcilerinden William Ewart Gladstone, Britanyalı Liberal Partili bir politikacı ve Birleşik Krallık Başbakanı; 1868-1874, 1880-1885-1886 ve 1892-1894 yılları arasında Başbakanlık yapıyor, 1898’de de ölüyor. Önemli bir Emperyalist Haydut İngiliz’in temsilcisidir. Bu William Ewart Gladstone, Türklerin dünyadan tasfiye edilmesi gerekliliğini savunur. Gladstone göre Türkler; “insanlığın dev bir insanlık dışı örneği”dir. “Türk hükümeti” olarak adlandırdığı Osmanlı hükümeti içinse; “hiçbir hükümetin işlemediği kadar günah işlemiş, hiçbir hükümet onun kadar günahkârlığa saplanmamış, hiçbiri onun kadar değişime kapalı olmamıştır”, der bu hain Emperyalist Haydut.

Ve İngiliz Emperyalizmi ne yapar buna cenaze töreninde?

Aynen şunu:

İngiltere Kraliyet ailesinden olmayan bir kişi için ilk defa düzenlenen devlet cenaze töreni, William Ewart Gladstone için düzenlenmiştir.

Evet, bu İngiliz Emperyalist Haydutları, ABD Emperyalist Haydudu kadar ülkemize düşmandırlar.

Lloyd George, yine İngiliz Emperyalizminin Temsilcilerinden David Lloyd George, 1916-1922 yılları arasında Başbakan, 1945’de ölümünden kısa bir süre önce Dwyfor Kontu payesi veriliyor bu Emperyalist Hayduda. Bu alçak, Birinci Emperyalist Paylaşım Savaşı (tabiî onlar Birinci Dünya Savaşı diyorlar), boyunca ülkesini yönetti. Savaş sonrasında Avrupa’nın yeniden şekillenmesinde başrolü oynadı. Osmanlı İmparatorluğu’nu parçalama siyasetini destekledi ve belirledi. Türk Kurtuluş Savaşı süresince Britanya Hükümetini idare etti. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasına neden olan Türklere karşı açılmış savaşın baş mimarı oldu.

Bu Emperyalist Haydutlar, Fransız ve İtalyan Emperyalist Haydutlarıyla birlikte, zırhlılarına doldurdukları Yunan Ordusu’nu Anadolu’yu işgale etmesi için İzmir’e çıkarmışlardır ve her türlü desteği vermişlerdir onlara.

Lord Curzon, hem diplomasideki yeteneğini hem de başka unsurları kullanarak Türkiye’ye isteklerini kabul ettirmeye çalışmıştır Lozan Konferansı’nda. Diplomatik baskı unsuru olarak Türk Heyetini Mondros Mütarekesi’ni yapan heyet gibi görmeye çalışmıştır. Yani yenik, teslim olmuş bir ülkenin heyeti gibi görüp, aşağılamaya çalışıyor Lozan Konferanslarında. Bu maksatla; hem İngiltere’nin İstanbul ve Boğazlarda asker bulundurmasını hem de Yunanistan’ın Batı Trakya’da ordusunun yeniden teşkilatlandırmasını istemiştir. Ayrıca Lozan görüşmelerine katılan Türk heyetinin yazışmalarını İngiliz İstihbaratının ele geçirmesini de baskı aracı olarak kullanmıştır. İlk oturumdan başlayarak görüşmeler İsmet İnönü ile Lord Curzon arasında düello şeklinde geçmiştir.

Ve Lozan’ın imzalanması sonrasında da ne demiştir İsmet İnönü’ye bu Lord Curzon?

“Tam bağımsızlık için çok ısrar ettiniz ama yarın harap olmuş bir ülkeyi kalkındırmak için çalışma başlatacaksınız ve elinizde para yok. Para kimde var? Bir ben de bir de (yanındaki Amerikan Emperyalist Haydudunun temsilcisini işaret ederek – Nurullah Efe) bunda var. Bize geleceksiniz, biz bugün size kabul ettiremeyip de cebimize koyduklarımızı bir bir çıkarıp önünüze koyacağız ve size kabul ettireceğiz”, demiştir.

İsmet İnönü de ne demiştir?

“Yenen, Kurtuluş Savaşı veren bir ordunun ve ülkenin temsilcisi olarak eğer o şekilde sizin karşınıza gelirsek siz de elinizden geleni geri komayın”, demiştir.

Evet, İnönü’de meydan okumuştur bu Emperyalist Hayduda.

Ve o yıllarda, ülkemizi Birinci Emperyalist Paylaşım Savaşı yıllarında (Çar Ordusu’yla el ele vererek) arkadan vuran Ermeni Ordusunun komutanı Andranik Ozanyan  Taşnak Partisi’nin temsilcilerinden ve liderlerindendir. 180 bin kişilik Ermeni Ordusu’yla arkadan vurmuştur Kars’tan, Ardahan’dan, Van’dan, Erzurum’dan, Sivas’a kadar olan illerimizde. Hep arkadan saldırmış ve biz Emperyalist Haydut Devletlerle savaşırken içeriden vurarak ülkemize, halkımıza yüz binlerce kayıp verdirmiştir, bu hain alçak da. Antikomünisttir, Ekim Devrimi’nin kesin zaferi sonrasında 1921 sonrasında Amerika’ya kaçmıştır ve orada ölmüştür. Şimdiki Emperyalist Ermeni Devleti yani 1991’de Sosyalist Kamp’ın yıkılışı sonrasında oluşan, aynen Taşnakların ideolojisini benimseyen Burjuva Ermeni Devleti, kemiklerini getirmiş Erivan’da anıtmezar yapmıştır bu kan içici Çarlığın dostu, Çar Ordularının hizmetkârı, bu Emperyalist Haydutların işbirlikçisi Ermeni komutana. Evet bu da kafayı Türk düşmanlığıyla bozmuş bir haindir. Zaten daha öncesinde de Ermeni (Türk düşmanlarından oluşturduğu) çetesiyle birlikte Bulgaristan’a giderek Bulgar isyanında gönüllü olarak Türklere karşı savaşmıştır.

Daha yakına gelirsek:

O yıllarda bize Kuvayimilliyeci Atalarımıza, Mustafa Kemal’lere, İnönü’lere, silah arkadaşlarına idam fetvaları yayımlayan Şeyhülislam Dürrizade Abdullah ve Mustafa Sabri alçağı gelir. Daha önce de söyledik; bu Mustafa Sabri, Yunan’a sığınmıştır Antiemperyalist Kurtuluş Savaşı’mız sonrasında ve orada; “ne mutlu ki Türklükten istifa ettim”, demiştir.

Daha yakına gelelim:

Yine Kuvayimilliyeci Atalarımıza söven, Tayyip’in “Abi” dediği İsmail Kahraman, Fesli Deli Kadir ve Tayyip en büyük, en önde gelen Cumhuriyet Tarihinin Türk düşmanlarındandır bunlar. Bunlar da İslam’ı, Allah’la aldatmayı maske olarak kullanıyorlar ama bütünüyle Amerikan devşirmesi ve BOP görevlisi oldukları için Türk milletini ve Türkiye Cumhuriyeti’ni parçalayarak yok etmeyi ideoloji olarak benimsemiştir bunlar.

Bir başka yöne bakarsak:

Saidi Nursi aynı şekilde Emperyalist Haydutların hep hizmetinde ve işbirliğinde olmuştur. O da Kuvayimilliyeci Atalarımızın ve Laik Cumhuriyet’in en azılı, en azgın düşmanlarından olmuştur. Tabiî Şeyh Said de aynı kategoriye girer, FETÖ de aynı kategoriye girer.

Ve bir başka yöne çevirirsek, yönümüzü:

Milliyetçilik maskesi takınarak Türk Milletinin evlatlarından; soldan ve sağdan beş bin gencin hayatını kaybetmesine sebep olan bu MHP’yi kurmuştur Alparslan Türkeş. Daha önce 1965’te Osman Bölükbaşı liderliğindeki Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi’ni ele geçirmiş, 1969’da da o partinin adını Milliyetçi Hareket Partisi olarak değiştirmiştir.

Daha önce de belirttik; Alparslan Türkeş, 1940’lı yılların ikinci yarısında CIA tarafından devşirilmiş, orada Ruzi Nazar ve Fuat Doğu’yla birlikte CIA’nın kalıcı hizmetkârlarından biri olmuştur. Sonraki hayatında, bütün ömrü boyunca hep CIA’ya hizmet etmiştir, Süper NATO’ya, Gladyo’ya, Kontrgerilla’ya hizmet etmiştir. Ve partisi de Gladyo’nun paramiliter siyasi parti görünümündeki bir cinayet örgütü olmuştur. Bu kan içici de üç bini soldan, iki bini sağdan beş bin Türk gencinin hayatının yok edilmesinde, onların kanının akıtılmasında birincil derecede sorumluluk sahibidir.

Yine o yılların MİT Başkanı Fuat Doğu da iç içe çalışmıştır hep Alparslan Türkeş’le.

Ve onun çömezi, bugünkü Tayyipgiller’in Kaçak ve de Haram Saray’ının kaset tutsağı Arkadan Bohçalı’sı Devlet Bahçeli, o da bu cinayetlerinde şefi-efendisi Alparslan Türkeş’e yardımcı olmuştur. Ve son dönemde de bildiğimiz gibi içlerinden hasbelkader yetişen bir işçi çocuğunu Sinan Ateş’i gerçek anlamda Kuvayimilliyeci, Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarının hayranı ve vatansever Sinan Ateş’i, ABD’den aldığı buyruk üzerine katlettirmiştir ekibine. İnfaz emrini içeride bizzat bu vermiştir.

Ve bir başka yöne bakarsak:

Abdullah Öcalan, o da kurduğu PKK’siyle kandırarak saflarına çektiği Kürt gençlerini, Kürt insanlarını, Türk düşmanlığıyla doktrine etmiştir. Abdullah Öcalan ve PKK de bizzat CIA’nın doğrudan emrindedir. Ve hem ideolojisini hem de siyasi kimliğini Türk düşmanlığı üzerine inşa etmiştir.

***

Videonun çözümü

Bir vatandaş: Yani bunu da belirtelim; biz DEM Partililer olarak, HDP’liler olarak kesinlikle Türk değiliz, kardeş de değiliz.

Röportajı yapan: Niye böyle dedin canım. Bence kardeşiz ya.

Bir vatandaş: Yok. Biz onlar tarafından biz, yıllardır sömürülüyoruz, şimdi sömürülmüyoruz biz. Bu saatten sonda da biz kardeş diyecek halimiz yok. Ve masaya da biz oturmadık onlar bizi davet ettiler.

***

Doktrine ettiği gençleri işte tamamen bu hale getirmiştir. Bakmayın onların barış, şu bu dediklerine, hepsinin ruhiyatı, düşüncelerinin en altında yatan anlayış, görüş budur.

PKK, adı İşçi Partisi olmasına rağmen yani Partiya Karkeren Kurdistane Kürtçesi, İşçilerle zerre miktarda, çalışan, alınteriyle geçim sağlayan halkla zerre miktarda bir ilgisi yoktur ve asla onların çıkarlarını hiçbir dönem savunmamıştır. Ve PKK aslında kesinlikle Kürt Halkını düşünen ve onun çıkarlarını savunan bir parti değildir. Kürt burjuvalarının, Kürt ağalarının-beylerinin, Derebeyleşmiş Kürt aşiret liderlerinin çıkarlarını savunan bir partidir. İşte en son-dünkü paylaşımımızda bu bir kez daha görülmüştür. Narin Güran adlı yavrumuzun canavarca katledilmesinde katilleri savunmuştur.

Katiller ki; Derebeyleşmiş Aşiretin temsilcileri, liderleri, ağalarıdır. Cinayette onları savunmuş ama kime yıkmak istemiştir suçu?

Bir proletere, işçiye, Nevzat Bahtiyar’a yıkmak istemiştir. Nevzat Bahtiyar inşaat işçisidir. Ailesinin, çocuklarının geçimini, inşaatlarda çalışarak alınteriyle sağlamaktadır. İşte burada da bir kez daha kimlerden yana saf tuttukları açıkça belli olmuştur.

Bu son Yüzyıldaki ve günümüzdeki Türk düşmanlarına Papa II. Urbanus ve Kazıklı Voyvoda’yla aynı kategori içinde yer alırlar. Gladstone’la, Lloyd George’la, Lord Curzon’la aynı kategori içinde yer alırlar. Andranik Ozanyan’la aynı kategori içinde yer alırlar. Sanmayalım ki Türk’e, Türk Milletine ve Türkiye Cumhuriyeti’ne düşmanlıkları onlardan farklı olsun.

İşte böylesine hain kere hain burjuva siyasetçilerinin, Amerikan siyasetçilerinin artık meydanları işgal ettiği, siyaset sahnesini doldurduğu kara günlerden geçiyoruz. Bunların alayı ABD’ye hizmet etmektedir, Avrupa Birliği Emperyalistlerine hizmet etmektedir, onun BOP’una hizmet etmektedir, BOP görevlisidir bunların tamamı.

İşte, Tayyip’in bir iki kısa videosun paylaşalım. Zaten hepiniz izlemişsinizdir bunları da hatırlatma babında paylaşalım yeniden.

***

Tayyip Erdoğan 1. Video: Türkiye’nin Ortadoğu’da bir görevi var. Nedir o görev? Biz Geniş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesinin Eşbaşkanlarından bir tanesiyiz ve bu görevi yapıyoruz.

  1. Video: Ben Diyarbakır’ı istiyorum ki şu anda yani Amerika’nın da hani düşündüğü Büyük Ortadoğu Projesi var ya Genişletilmiş Ortadoğu yani bu proje içerisinde Diyarbakır bir yıldız olabilir, bir merkez olabilir.
  2. Video: Türkiye’de bir şeyler söyleniyor. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Büyük Ortadoğu Projesinin Eşbaşkanıdır oradan çekilsin. Bunu anlatmak istiyorum. Büyük Ortadoğu Projesinin amaçları bellidir ve o amaçların içerisinde Türkiye’nin üstlendiği görev de bellidir.

Gazete manşetleri de giriyor…

***

Ne diyor?

Amerika’nın başarılı olmasını gönülden istiyoruz, diyor Kraliçenin Gülü’yle birlikte. BOP’ta Amerika’yla el ele, iç içe çalışıyoruz, diyor.

Ne diyor?

Biz, Amerika’nın bir projesi var ya; Büyük Ortadoğu ve Genişletilmiş Afrika Projesi var ya, işte biz onun Eşbaşkanlarından bir tanesiyiz ve bu görevi yapıyoruz, diyor. Açık BOP görevlisi adam…

Daha nasıl anlatsın kendini?

İşte 23 seneden bu yana ülkemiz adım adım parçalandı, bölündü. Kendinden olmayana düşman, galiz küfürlerle saldıran bir düşman, daha önce de belirttik defalarca; “sürtük” diyerek, “çürük” diyerek halkımızın yüzde 65’ine saldıran bir düşman bu.

Düşmanlarımız işte bunlar…

Bunların daha geri planda, daha zayıf benzerleri de var ama onları şimdilik konu etmeyelim. Daha önce de belirttik aslında, onlarında kim olduğunu.

Ve hep ne diyoruz?

Farklı olan yalnız biziz!

Saygıdeğer Halkımız;

Senin sonuna kadar güveneceğin, bel bağlayacağın, senin gerçek anlamda kurtuluşunu ve mutluluğunu sağlayacak olan, senin acılarınla yanıp kavrulan ve vatanımızı, ülkemizin bağımsızlığını her şeyin önünde tutan sadece biziz.

Ve tek bir şey istiyoruz yine: Anlaşılmak.

Kalın sağlıcakla…

01 Temmuz 2025