Somut kanıtların da ortaya koyduğu gibi bu devşirmelerin hepsini Amerikan, İngiliz Emperyalistleri ve Siyonist İsrail oynatıyor!

18.11.2020
205
A+
A-

Banu Avar’ın anlatımından oluşan şu videoyu izledikten ya da tapesini okuduktan sonra, Meclisteki bu Beşli Çete’nin ve dışarıdaki türevlerinin Amerikan uşağı hainlerden derleşik olmadığını, Vatan Millet ve Halk Düşmanı olmadığını savunabilen insanlar çıkar mı, dersek; siz ne dersiniz?

Sizi bilmem ama ben “çıkar” derim ne yazık ki, hem de milyonlarca…

Çünkü Türkiye sağlı sollu “Alamancı Raif Abi”nin adamlarıyla doludur. Bunların aldıkları din ve okul eğitimi, tarikat, cemaat, yurt ve çevre eğitimi, şiddet ağırlıklı aile eğitimi; onlarda ağır bir zihin hasarı yaratmıştır. Zihin ve ruh çöküntüsü yaratmıştır.

Böyle olunca da bunlar için tüm eğitim, otorite bildiklerinin kulaklarına üfürdüğü her şeyi itirazsız hafızaya kaydetmeye ve yeri geldiğinde onları tekrarlamaya ve hatta satmaya indirgenmiştir…

Bunlarda sorgulayan, araştıran, inceleyen, okuyan, gerçeği bulmaya odaklanan, olayları nasılsalar öylece görmeye odaklanan ve de olayları her şeyden önemli sayan bir mantık, zihin yapısı, düşünce metodu asla yoktur…

Aslında insan doğmuşlardır fakat insanlıktan çıkarılmışlardır, mallaştırılmışlardır bu vatandaşlar.

Bunlar sadece diplomasızlardan oluşmamaktadır… Bunların bir bölümü lise, üniversite diplomasına ve hatta doçent, profesör unvanına bile sahiptir.

Fakat böyleleri de akıllarını gerektiği gibi kullanarak değil, söylenenleri papağanca ezberleyerek almışlardır o diplomaları…

Gerçek aydın olma yani diyalektik metot ve mantığa sahip olma açısından Türkiye insanlarına baktığımız zaman tam anlamıyla bir çöl manzarasıyla karşılaşırız…

Neyse, sözü daha fazla uzatmadan, sözünü ettiğimiz videoyu izleyelim ya da tapesini okuyalım.

***

Videonun Tapesi:

Sunucu: Diyorsunuz ki bu adamlar, mevcut cumhurbaşkanı şimdiki başbakan, aslında önceden, çok planlanmış, ayarlanmış.

Banu Avar: Anlatayım mı onu bir kere daha bilmeyenler için?

Şimdi bana BBC telefon ediyor, Nick Gaving adamın ismi. Ben Tayyip beyin çevirmeniydim. Birlikte gittik, yeni gelmişti. Belediye başkanıydı o zaman.

Telefonda diyor ki yani; Refah partisiyle ilgili belgesel çekeceksiniz. O zaman ben gideyim, sayın Necmettin Erbakan’ı bulayım. Çünkü en büyük isim o. Hayır, diyor, istemiyoruz onu, diyor. Belediye Başkanını istiyoruz yeni gelen. Abdullah Gül Bey var, diyor. Düşünün ben o zaman tanımıyorum. Londra’dan dönmüştüm. Diyor ki; işte orada, Yardımcısı Abdullah Gül Bey ve bir de Fehmi Koru, diyor.

Arkasından bir hafta geçiyor, ABC arıyor; Asya Pasifik’te en önemli televizyon. Birebir aynı konuşma. Arkasından bir hafta geçiyor, PBS arıyor ve yine birebir aynı konışma.

Yani ben her seferinde Necmettin Bey’i ayarlayayım diyorum, bunun adı “fixer”lık. Yani birisi geliyor, çekim yapacak. 10 gün kalmak istemiyor, siz saat başına birini koyaraktan bunu yapıyorsunuz.

Sunucu: Biz bundan ne anlayalım?

Banu Avar: Şimdi aradan 6 ay geçiyor, bu çok ilginç. Sonra Morton Abromovitz, eski ABD büyükelçisi, diyor ki: Şimdi artık Erbakan gibi birini istemiyoruz. Bizim tercihimiz daha çağdaş, kravatlı falan biri. Öyle bir beyanat verdi ve Milliyet bunu baş sayfadan yayınladı.

Yani daha önceden de bir sürü yazışma olduğu ortaya çıktı. Yazışmalarda da daha net olarak Erbakan’ın artık istenmediği, küresel menfaatler çerçevesinde çalışmadığı, onun yerine daha kendilerine yakın bir ekibin kurulması gerektiği de yazılmış.

Sunucu: Anladım. Ben neyi anlamaya çalışıyorum biliyor musunuz? İzninizle.

Banu Avar: Yani ben bu küresel çeteyi takip eden bir gazeteciyim.

Sunucu: Anladım.

Banu Avar: Çalışan daha doğrusu.

Sunucu: Bu anlattıklarınız benzeri komplo teorileri zaman zaman…

Banu Avar: Ama bu komplo teorisi değil, ben başıma gelenleri anlatıyorum.

Sunucu: Hayır hayır, sizin dediklerinizi kastetmiyorum. Bunlar zaman zaman Türkiye’de dillendirilen şeyler. Şimdi Türkiye’de de işte 10 yılını bitirmek üzere olan bir iktidar var. Onun öncesinde de merhum Özal iktidarı var. Sizin anlattıklarınız o zaman insana şöyle geliyor…

Banu Avar: Ben bu iktidarı ve bundan öncekileri de…

Sunucu: Şey gibi oldu yani. Şike davası gibi oldu. Ben GS-FB maçına boşuna mı sevinmişim gibi bir algı oluyor. Yani ben sandığa boşuna mı gittim? O zaman herkes ya da o aileler bunları planladı; biz de bir tiyatro mu oynuyoruz gibi akıllara sorular gelebilir. Buna ne dersiniz?

Banu Avar: Peki, yazı getirdim de. Bu yazı benim yazım. Fred Rustmann diye bir CIA mensubu var. Meşhur Langley istihbarat örgütü var. Herkes bilmese de önemli bir istihbarat örgütü ABD’de.

Oradan bir hanım, Lisa Ruth, kendisiyle röportaj yapıyor, Fred Rustmann’la. Böyle de bir yazım var. “Eski CIA şefi anlatıyor” diye bir yazı.

Şimdi çok enteresan bir röportaj ve bu yeni bir röportaj. Yeni derken son 6 ayın röportajı. Şimdi bu soruya o kadar güzel cevap veriyor ki… Onu bir yerinden bulup okumak istiyorum.

Diyor ki biz CIA olarak, diyor, hedef seçtiğimiz ülkede ABD’ye faydalı olacak bir devlet başkanı adayı seçeriz veya seçtiririz, diyor. Bunun için medyayı kullanırız, aklınıza gelen her türlü psikolojik operasyonu yaparız, bizim işimiz budur, diyor.

Bu aday tespit edilince fonlarla desteklenir, politik yol haritası eline verilir, basın-yayın organları onu seçimlere hazırlar ki istenmeyen adam gitsin, yerine ABD’ye faydalı olan gelsin. Lisa Ruth diyor ki, yani ülkeye gidilip de perde arkasından gizli çalışmalar mı yapılır?

[Rustmann] Diplomasi de devrededir [diyor]. “Nice Doggy” yani biliyoruz, Nice Doggy’yi. “Cici Köpek” yaklaşımı da devrededir. Yani sırt da sıvazlarız. Tüm bunlar işe yaramazsa da her türlü operasyonu yaparız, [diyor].

Şimdi Suriye’de yapılan da bu örtülü operasyon. (https://www.youtube.com/watch?v=upbGygdK6JA&ab_channel=Baypars)

***

Banu Avar’ın videoda söz ettiği ve Langley İstihbarat’dan Lisa Ruth ile eski CIA mensubu Fred Rustmann arasındaki röportajın anlatıldığı “Eski CIA Şefi Açıkça Anlatıyor!” başlıklı yazısı ise şu şekilde:

***

‘Örtülü operasyonlar iyidir, ucuzdur, kansızdır… Hedef ülkeye gidilir, bizim için çalışacak bir lider bulunur ve iktidar devrilir!’

Langley İstihbarat’dan Lisa Ruth eski CIA mensubu Fred Rustmann ile ÖRTÜLÜ OPERASYONUN FAYDALARINI konuşuyor! İbret-i âlem için izleyin… Ne yazık ki bire bir çevirisi için zaman yok ama özeti şöyle:

CIA örtülü operasyonları, küresel çıkar gruplarının birbirini yemesi sonucu sağlıklı bir şekilde yapılamıyor. Karşı gruplar, CIA harekâtını basına sızdırıyor ve kendi metotlarını devreye sokuyor… Bu rekabet olmasa CIA hedef ülkelerde gizli operasyonlar yaparak devlet başkanlarını rahatlıkla işgale gerek kalmadan devirebilir… Ama farklı çıkar çevreleri ve bağlı medya, CIA operasyonlarını deşifre ediyor… Bu, CIA’yı yıpratıyor…

Şimdi CIA yeniden ‘yapılandırılmalı’ ve devlet başkanlarını devirme ve ABD’ye yakın kuklaları başa geçirme konusunda daha aktif rol almalı…

2011’de yapılan röportajdan bazı bölümlerinin çevirisi şöyle…

Fred Rustmann: Politik örtülü operasyonlar için önce, hedef ülkede, ABD’ye faydalı olacak bir ‘devlet başkanı adayı’ olmalı. Bu aday tespit edilince, fonlarla desteklenir, politik yol haritası eline verilir, basın yayın organları onu seçimlere hazırlar ki istenmeyen adam gitsin yerine Amerika’ya faydalı olan gelsin.

Lisa Ruth: Yani bir ülkeye gidilir ve perde arkasında gizli ‘çalışmalar’ yapılır…

Fred Rustmann: Diplomasi de devrededir, ‘nice dogy’ (cici köpek) yaklaşımı da denenir, ama tüm bunlar işe yaramazsa, örtülü operasyonlar gerçekleştirilir. Bu yol, işgal, savaş vs.den çok daha ucuz ve etkilidir.

(…)

Fred Rustmann: 70’lerin ortasından itibaren örtülü operasyonlarda başarısızlıklar gözlenmiştir. Gizlilik sağlanamadı…

Mesela Mübarek adamımızdı… Berbattı ama bizim adamımızdı. Yerine geçecek biri tespit edilemeden devrildi ve bakın sonuç ne kadar kötü…

Kaddafi de kötüydü ama yavaş yavaş hizaya gelmeye başlamıştı… Yeterince hızlı adımlar atmadı… Gitti… Bizim acilen petrole ihtiyacımız vardı. Bekleyemezdik. Örtülü ve açık operasyon gerçekleştirildi… Kaddafi gitti, ABD çıkarları çerçevesinde belirlenmiş adamlar geldi… Burada CIA operasyonlara yardımcı oldu…

Lisa Ruth: Suriye ve Yemen’de iktidara gelecek ‘seçilmiş’ biri henüz yok. Bu durum örtülü operasyon için ideal değil mi?

Fred Rustmann: Kesinlikle! CIA oralarda olmalı ve ‘çalışmalı’… İktidar koltuğu için, ABD çıkarlarını kollayacak ‘özel’ birini bulmak için uğraşmalı. Esad gidici… O kesin. O gidince ortalığı anarşinin saracağı da kesin… İşte bu sırada bizim için çalışacak birini bulmak zorundayız.

Lisa Ruth: Şimdi ters köşe yapayım ve sorayım: Bir ülkeye gidip iktidarı düşürme harekâtına girişmek çok hoş bir şey değil. Mesela Libyalılar ABD’ye gelip örtülü operasyonlar yapsa hoşumuza gider mi? Bu gibi işler ahlâki değil diyenlere ne cevap verirsiniz?

Fred Rustmann: Ne yani… Irak’ta olduğu gibi 4.000 Amerikalı askerin tabutlar içinde gelmesi daha mı iyi?.. Bunu mu istiyorlar!

Evet, bu kirli bir oyun ama buna mecburuz… Bugün örtülü operasyonları layığıyla yapamıyoruz… Yeterince örtülü ve gizli kalamıyorlar çünkü! Medya örtülü operasyonlara karşı çıkıyor… Biz bir aday buluyoruz, onu iktidara hazırlamak için yazılar yazdırıyoruz… O yazılar ABD medyası tarafından da farklı şekilde algılanıp kullanılabiliyor ve ortaya karmakarışık bir durum çıkıyor.

Herkes iyi düşünsün! Örtülü operasyonlar iyidir. Ortalık kan gölüne dönmez… Değişim ucuza malolur… Ama gizli olması gerekir… Ertesi gün operasyon haberleri New York Times’ta manşet olursa yaptığınız işin anlamı kalmaz! CIA bu korku nedeniyle rahat çalışamıyor son zamanlarda…

Bakın Afganistan’da iyi iş çıkardık! Sahada önce CIA olarak biz vardık… Oraya yüzlük dolarla dolu bavullarla gitmiştik… Taliban’ı da, El Kaide’yi de ininden dışarı çıkardık… Sonra durmak zorunda kaldık… İşler bozuldu… (http://banuavar.com.tr/eski-cia-sefi-acikca-anlatiyor-banu-avar/)

***

İnsan soyunun başbelası ABD Emperyalist Haydudunun dünya halklarına nasıl İblisçe hileler yapıp tuzaklar kurduğunu, onların içinden nasıl hainler devşirip onlar aracılığıyla milyarlarca insanı sömürdüğünü ve dünyanın dört bir yanını talan ettiğini, savaşlar çıkarıp katliamlar yaptığını belgeleriyle ortaya koyan Banu Avar’ın şu videosunu da izleyelim ya da tapesini okuyalım.

***

Videonun tapesi:

Erbakan gibi biri değil Tayyip Bey gibi biri lazım demiş. Ve ben 1994’te burada “fixer”lık yapıyordum. Yani gelen basın mensuplarına yardımcı oluyordum. O zaman zannediyorum Nisan ayında önce BBC aradı, arkasından ABC, arkasından da PBS aradı. Hepsinde aynı konuşma geçti.

Konuşma şöyleydi: Nick Gaving arıyor, [BBC’nin] editörü. Efendim diyorlar, Refah Partisi konusunda biz bir Program yapmak istiyoruz. Tamam diyorum hemen Sayın Erbakan’ı ayarlayayım. Hayır, onu istemiyoruz yardımcısı varmış. Kimse tanımıyor o zaman daha. Abdullah Gül’ü istiyoruz, Büyükşehir Belediyesi Başkanı Tayyip Erdoğan’ı istiyoruz ve Fehmi Koru’yu istiyoruz. Ardından bir hafta geçiyor ABC arıyor, birebir aynı konuşma. Allah allah diyorum. Ben çünkü o zaman bilmiyorum bu insanları, Abdullah Bey’i mesela. Arkasından PBS arıyor şeyin, Amerika’nın en önemli Devlet Radyo Televizyonu. Birebir aynı konuşma. Erbakan’ı ayarlayayım hayır istemeyiz. Biz Büyükşehir Başkanını, Abdullah Bey’i ve şeyi isteriz. Ve geldiler, duruyor o kayıtlar, yapıldı o konuşmalar filan. O zaman belliydi nereye geçileceği. Bu şekilde ayarlanıyor.

Şu anda da belli adamlar hazırlanıyor solda bu, sağda bu, şunda şu. Bunların hepsini Nelson Ledsky denen CIA istasyon şefi diyor ki büyük millet meclisinin her tarafındayım, diyor. Şimdi böyle adamlar getiriliyor. Getirilir getirilmez deniyor ki özelleştireceksin. Burada sıkıntı istemiyorum, diyor ülkede. Bütün olan biten fabrikalar kapatılıyor. Yugoslavya’da da bu yapıldı. Birçok ülkede bu yapıldı.

Ondan sonra aç ve işsiz olarak sokaklara dökülen insanlara, evinden de belki çıkamayan insanlara ya da televizyonda zehir enjekte edilmeye başlıyor. “Yemekteyiz” ile başlıyor. Senin bütün kutsallarına, nimetine hakaret ediyor. Yaşlıların hepsini uçkur peşinde gösteren evlilik programları, 68 ülkede birden başlatıldı bunlar.

Aynı şekilde kadınlara sabahtan akşama kadar kendi kocasına, kendi en önemli insanlarına hakaret edecek şekilde, 5 dakika için meşhur olma imkânı tanınıyor. Kendi kocasını çekiştiriyor ekranda ki, biz kol kırılır yen içinde kalır ile büyüdük. Bütün bu şeyler, aklınıza gelebilecek her türlü kutsal tabu yıkılıyor. Hanımlarımız eğer eğitimli ise, Sex and The City, Desperate Housewives’la yalnız ve özgür kadın feminizmine itekleniyor. Gördüğünüz Yemekteyiz Programı’nda bir hanımın hanım pazarladığı çıktı ortaya. Bunlar ortaya çıkıyor. İnanılmaz bir düşme yaşanıyor kültürel olarak. Bu şekilde bir şeyle… Arkasından da Yugoslavya’da yapıldığı gibi etnik sendikacılık ve etnik kaşıma başlıyor. Düğmeye basılıyor ve iç savaş çıkıyor. Ve bir bakıyorsunuz ordu ile polis karşı karşıya getirildi Yugoslavya’da, polis silahlandırılmıştı. Ve daha sonra barış gücü askerleri gelip biz sizi ayırmaya geldik deyip petrol bölgelerine, havzalarına veya stratejik bölgelerine el koyuyorlar. Bu şablon herkesin aklında dursun. (https://www.youtube.com/watch?v=TNLueVtDgak&ab_channel=Ampul%C3%BCPatlat)

***

Bu videolar neyi gösteriyor, neyi kanıtlıyor?

1- BBC, ABC, PBS, NBC gibi ünlü yayın kuruluşlarının aslında, iddia edilenin aksine İngiliz ve Amerikan Derin Devletinin elinde olduklarını ve bu emperyalist haydut devletlerin ve onların gerisinde de dünya tekellerinin çıkarlarını savunduklarını. Hem de sinsice, kalleşçe… Olaylara yalnızca bu haydut, çakal emperyalistlerin sınıf ve zümre çıkarları açısından baktıklarını, onlarını penceresinden baktıklarını, aktardıklarını, yorumlayıp değerlendirdiklerini… Demek ki Yoldaşlar; Türkiye’de olduğu gibi dünyada da yayın tekellerinin hiçbiri bağımsız ve tarafsız değildir.

İşte bu sebepten biz, “Parababalarının Satılmışlar Medyası” diyoruz, “Amerikancı Medya” diyoruz, bunları nitelerken…

Bu alçaklar ne der kendileri için?

“Ana Akım Medya.”

Bu anlamsız adlandırma tamamen onların hain, satılmış, halk düşmanı içyüzlerini gizlemek için başvurdukları bir kandırmacadır…

2- Tayyipgiller’in (Tayyip, Kraliçe’nin Gül’ü ve Bilderberg’ci Fehmi Koru’nun) o tarihten daha önce CIA, MI6 ve Mossad tarafından devşirilmiş olduğunu.

3- Meclisteki “Beşli Çete”nin ve Meclis dışındaki türevlerinin hepsinin başta CIA gelmek üzere bu ajan örgütler tarafından oynatıldığını…

Ne demiş CIA Şefi Nelson Ledsky?

“Biz Meclisin her tarafındayız.”

Yani ne demiş oluyor?

İktidarı da, muhalefeti de biz belirliyoruz ve biz oynatıyoruz…

 

Saygıdeğer Halkımız!

Senin, “Benim Meclisim” dediğin TBMM aslında CIA, MI6 ve Mossad bağlantılı hainlerden derleşik bir yapı tarafından ele geçirilmiş…

Morrison Sülü’nün (Demirel’in) değişmez Dışişleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayangil’in dediği gibi:

“CIA senin (Çağlayangil “benim” diyordu) altını oymuş…” Vekilim diye seçtiklerin, dost diye sarıldıkların, benim “Milli İstihbarat Teşkilatı”m   diye sahiplendiklerin ve tüm önemli kurumların CIA tarafından ele geçirilmiş…

Yani seni sen yönetmiyorsun… CIA yönetiyor, Pentagon yönetiyor, Washington yönetiyor, İngiliz yönetiyor, Siyonist İsrail yönetiyor…

Burada “Yeni Başlayanlar İçin” tekrarlayalım:

“Meclisteki Beşli Çete” kim mi?

İşte bunlar:

AKP, MHP, CHP, HDP, İyi Parti.

Bunların bir de Meclis dışına düşmüş ya da Meclis dışında kalmış türevleri vardır, bilindiği gibi. Bunlar da aynı yolun yolcusudur. Aynı emperyalist haydut devletlerin işbirlikçisidir, taşeronudur, piyonudur…

Bunların tamamı Anayasa ve TCK dışına düşmüş Vatan Millet ve Halk düşmanlarıdır…

Yarın hesaba çekilecekler, işledikleri binbir suçun hesabını vereceklerdir!..

Halkız, Haklıyız, Yeneceğiz!

18 Kasım 2020

Nurullah Ankut

HKP Genel Başkanı