Şanlı 15-16 Haziran Direnişi’ni yaratan İşçi Sınıfımıza selam olsun!

15.06.2015
220
A+
A-

15-16 Haziran Şanlı İşçi Direnişi Zet Farma İşçilerinin mücadelesinde sürüyor

Bu topraklarda görülen en büyük işçi hareketi olan 15-16 Haziran Şanlı İşçi Direnişi’mizin 45. yıldönümünü, 15-16 Haziranları günümüzde yaşatan Nakliyat-İş üyesi Zet Farma Direnişçileri’yle birlikte kutladık.

226 gündür Parababalarının zulmüne göğüs geren Zet Farma İşçilerini ziyaret ettik. Ziyaretimiz direniş alanına yaptığımız yürüyüşümüzle başladı. Sloganlarla, coşkumuzla Zet Farma İşçisinin yalnız olmadığını, mücadelelerinin er geç zafere ulaşacağını bir kez daha haykırdık. Direniş çadırında bulunan işçiler de sloganlarla bizleri karşıladılar.

Direniş alanında bulunan Nakliyat-İş Sendikası Örgütlenme Uzmanı Mehrali Bozgun kısa bir hoş geldin konuşması yaptıktan sonra, sözü Partimiz İstanbul İl Başkanı Av. Pınar Akbina’ya verdi. Pınar Yoldaşımız açıklamamızı okuyarak, Zet Farma İşçisinin mücadelelerinde haklı olduklarını ve 15-16 Haziran ruhunu devam ettirdiklerini dile getirdi. Daha sonra direnen işçilerden Fermani Serçeşme söz alarak duygu ve düşüncelerini anlattı, zafer kazanana kadar mücadeleden vazgeçmeyeceklerini söyledi.

Ziyaretimiz sırasında sık sık “İşçilerin birliği sermayeyi yenecek!”, “Zet Farma İşçisi yalnız değildir!” sloganları atıldı. Açıklamadan sonra işçilerle birlikte direniş halayı çektik. Ziyaretimizi işçilerle birlikte yemek yiyerek ve onlarla sohbet ederek sonlandırdık. 15.06.2015

İstanbul’dan

Kurtuluş Partililer

Basın açıklamamızın tam metnini yayınlıyoruz:

Türkiye işçi sınıfına selâm!
Selâm yaratana!
Tohumların tohumuna, serpilip gelişene selâm!
Bütün yemişler dallarınızdadır.
Beklenen günler, güzel günlerimiz ellerinizdedir,
haklı günler, büyük günler,
gündüzlerinde sömürülmeyen, gecelerinde aç yatılmayan,
ekmek, gül ve hürriyet günleri.
Türkiye işçi sınıfına selâm!
Meydanlarda hasretimizi haykıranlara,
toprağa, kitaba, işe hasretimizi,
hasretimizi, ayyıldızı esir bayrağımıza.
Düşmanı yenecek işçi sınıfımıza selâm!
Paranın padişahlığını,
karanlığını yobazın
ve yabancının roketini yenecek işçi sınıfına selâm!
Türkiye işçi sınıfına selâm!
Selâm yaratana!

diyordu Devrimci Ozan Nazım Hikmet 12 Ağustos 1962’de.
O zamanlar Türkiye’de İşçi Sınıfının var olup olmadığı tartışılıyordu. Ancak 1970 15-16 Haziran günlerinde, Şanlı Gezi İsyanı’mızda olduğu gibi bir anda bir patlama yaşandı.
İşçi Sınıfımız yumruğunu bir balyoz misali Parababalarının beynine vurdu. Ordu Gençliği’nin ilerici geleneği ile yapılan 27 Mayıs Politik Devrimi’nin getirdiği kırıntı kabilinden de olsa demokrasi, İşçi Sınıfımızın örgütlenmesinin önündeki engelleri kaldırmış, İşçi Sınıfımız hızla bilinçlenmeye başlamıştı. Böylece 1967’de DİSK kuruldu. Ancak bundan rahatsızlık duyan Parababaları, 1961 Anayasası’nın getirdiği kazanımları budamak için 1970 yılında 274 sayılı Sendikalar Yasası ve 275 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Yasalarında değişiklikler yaparak İşçi Sınıfının örgütlenmesini engellemek istedi. Yapılan değişiklikler ile İşçi Sınıfının başı, tâ 1952 yılında ABD tarafından kurdurulan sarı sendika Türk-İş ile bağlanmak isteniyordu ve Türk-İş dışındaki sendikalara yaşama hakkı tanınmıyordu. Nitekim o dönemin Çalışma Bakanı Seyfi Öztürk “çok yakında DİSK’in çanına ot tıkayacağız” demiştir.
Türkiye İşçi Sınıfı, örgütlenme haklarının elinden alınmasına, sendikaları DİSK’in kapatılmasına karşı mücadeleye girişti. “DİSK kapatılamaz” sloganları ile 168 fabrika ve 150 bine yakın işçiyi kapsayan direnişte, işçiler İzmit ve Gebze’den Kadıköy’e, Levent’ten Mecidiyeköy ve Taksim’e, Bakırköy’den Topkapı ve Edirnekapı’ya kadar yürüdüler. Öyle ki İstanbul’un iki yakasındaki işçilerin bir araya gelememesi için vapur seferleri bile iptal edildi; Galata Köprüsü açılarak geçişe kapatıldı. İşte Şanlı 15-16 Haziran İşçi Direnişi böyle yaratıldı.
Devrimci bir yapıya bağlı devrimciler arasında yalnızca Eneski Sosyalizmin savunucuları vardı, tutuklananlar içinde. Çünkü Eneski Sosyalizmin temsilcisi Usta’mız Hikmet Kıvılcımlı ve O’nun önderliğindeki öğrencileri, İşçi Sınıfının Sosyal Varlığını ve Devrimci Potansiyelini bilinçlice kavrayan tek Devrimci Hareketti. O yüzden 15-16 Haziran’da İşçi Sınıfının kendiliğinden hareketine, bilinçlice katılıp; o eylemlere Sosyalist bir içerik vermek için öncülük edenler de yalnızca onlar oldular. Bunun doğal sonucu olarak da, tutuklanalar arasında devrimci bir hareketi temsil eden yalnızca onlardı.
İşsizlik ve Pahalılıkla Savaş Derneği (İPSD)’nin Genel Başkanı, Genel Sekreteri ve iki üyesi (ki bunlardan biri, o günlerin gençlik önderlerinden, bugün Partimizin Genel Başkanı olan Nurullah Ankut’tur) tutuklandı. Tutuklanma sebepleri: o günkü Polis Siyasi Büro Şefinin deyişiyle: “İşçileri kışkırtmak”tı. “Genel Direniş diye diye işçileri kışkırttınız, işin varacağı yer burasıydı.” demişti, aynı şahıs.
Çünkü bugün olduğu gibi, o gün de İşçi Sınıfının, devrimin özgücü-öncüsü olduğuna inanan bizler, eylemler başlamadan önce İşçi Sınıfı içinde çalışmalar yapmış, halk içinde bilinçlendirme faaliyetleri yürütmüş; halkımızı, getirilmek istenen gerici yasalara karşı harekete geçmeye çağırmıştık. Nitekim 17 Haziran günü dağıtmak üzere teksir makinesiyle bastığımız 10.000 bildiriyi de ilan edilen sıkıyönetim ve tutuklamalar yüzünden dağıtamamıştık. Eylemler başlayınca da bilinçli ve sonuç alıcı bir yönde yürümesi için önderlik etmeye çalışmış, elimizden geleni yapmıştık. İşçilerle birlikte polisin ve askerin kurduğu barikatları aşanlardandık.
16 Haziran 1970 tarihinde İstanbul ile Kocaeli Merkez ve Gebze ilçesinde sıkıyönetim ilan edildi. 3 ay süren sıkıyönetim sonunda işten çıkarılan işçi sayısı 5 bini aştı. Sonraki süreçte DİSK yöneticileri ve arkadaşlarımız açılan davalardan beraat etmişlerdir. Söz konusu yasa değişikliklerini içeren hükümler ise 2 yıl sonra, Anayasa Mahkemesince Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiştir. Parababaları o dönem yapmak istediklerini, ancak 12 Eylül 1980 Faşist Darbesinden sonra DİSK’i kapatıp, yasaları işverenler lehine değiştirerek, İşçi Sınıfını yalnızca sarı-gangster sendika Türk-İş’e mahkûm ederek uygulayabildiler.
Bugüne baktığımızda ise İşçi Sınıfımız yeni 15-16 Haziranlar yaratmak için, mücadelelerine, direnişlerine, grevlerine devam ediyorlar. Bursa’da Renault İşçileri 15 Mayıs 2015 günü gece yarısından itibaren sarı-gangster Türk Metal Sendikası’na karşı isyan bayrağını açtı, üretimi durdurdu. Bursa’dan başlayan bu isyan dalgası ülkenin dört bir yanına yayıldı. Delphi, Ototrim, Coşkunöz, Tofaş, Ford, Türk Traktör, CMS işçileri de ilerleyen günlerde, üretimi durdurarak, içinde bunaldıkları kölelik düzenine isyan etmeye başladılar. Metal İşçilerinin bu isyanı diğer işkollarına da örnek oldu. Bursa’da metal işçilerinin yaktığı mücadele ateşi Kocaeli, Gebze, Ankara, Eskişehir ve diğer kentlerdeki metal fabrikalarına sıçradı.
Bu direnişlerden birisi olan ve 226 gündür soğuk sıcak demeden onlarca baskıya karşı direnişlerini onurluca İşçi Sınıfı mücadele tarihine geçecek şekilde yürüten Zet Farma’da 15-16 Haziran geleneği yaşıyor, yaşayacaktır da…
Partimizin üyeleri, yöneticileri de sizler gibi Direnişlerden, Grevlerden, İşgallerden gelen kişilerdir. Yakın tarihimize baktığımızda Partimiz onlarca direnişi; Şanlı Aras Kargo Direniş, İşgal ve Grevini, Pirelli Ekolas Direnişini, Rozi Kâğıt Direnişini; yine aynı bölgede Dudullu’da bulunan, Dünyanın en büyük emperyalistlerinden olan Coca Cola’ya karşı yürütülen Direniş ve İşgalimizi Türkiye’nin en büyük Parababalarından olan KOÇ’a karşı yürüttüğümüz Arçelik Direnişi’ni ve İş Bankası’na karşı yürütülen Nemtrans Direnişi’ni, Ünsa Çuval Direniş ve İşgali’ni, LC Waikiki-Meha Tekstil Direnişi’ni başarıyla sonuçlandırmış ve İşçi Sınıfı Tarihinde yerini almasını sağlamıştır.
Şanlı 15–16 Haziran Direnişi ile İşçi Sınıfımız büyük deneyler kazanmış, varlığını ve Demokratik Halk Devriminin özgücü olduğunu çok net bir şekilde dosta da düşmana da kanıtlamıştır. Ancak bu eylemler; kendiliğinden denen türdendir. Başka deyişle örgütten yoksundur. Bu nedenle biz devrimcilerin bu eylemlere öncülük etmesi gerekmektedir.
Bizler Halkın Kurtuluş Partisi olarak Ustalardan aldığımız bilinç ile Tarihimizden aldığımız güç ile gerçek İşçi Sınıfı Partisini kurmak için öncü grup olacak; İkinci Kurtuluş Savaşımızı başaracağız ve halkımızı açlığa, yoksulluğa ve sefalete mahkûm eden Parababaları iktidarını yıkacağız. Ve bu mücadeleyi Demokratik Halk Devrimi ile taçlandıracağız. Bundan adımız gibi eminiz. Burada, sizlerin huzurunda bir kez daha söz veriyoruz! 15.06.2015

İşçilerin Birliği Sermayeyi Yenecek!
Şan Olsun 15-16 Haziran’ı Yaratanlara!

Halkın Kurtuluş Partisi
Genel Merkezi