Portakal karşısında kükreyen aslan, Yunanistan karşısında arazi olmuş eleman…

19.12.2018
462
A+
A-
Portakal karşısında kükreyen aslan, Yunanistan karşısında arazi olmuş eleman…

Kaçak Saraylı Hafız!

Milyonda bir oranında dahi olsa delikanlı olmaya çalış da, bırak zavallı bir televizyon sunucusuyla, hem de tek başına da değil, tüm takım taklavatınla birlikte uğraşmayı.

Ayıptır ya…

Sen start veriyorsun, besleme avanen anında mesajı alıp harekete geçiyor. Mide bulandırıcı galiz küfürlerle saldırıyor, Fatih Portakal’a.

Bu ne böyle ya…

O tek bir başına yaşayan zavallı bir televizyon çalışanı emekçi. Tüm “hülooğğ”cularınla birlikte ağıza alınmayacak hakaret ve tehditlerinle birlikte bir insanın başına çullanmak da neyin nesi böyle?..

Ama siz busunuz işte. Sizin fıtratınız bu. Doğanızın gereğini yapıyorsunuz aslında.

Çok tanık oldum sizin gibilerine ve onların bu yaptığınız türden eylemlerine. Üç beş, on kişi bir arada oldular mı, gözüne kestirdikleri bir garibanın çullanırlar üstüne. Her biri ejderha kesilir; asar keser, biçer, “tutmayın beni lan” naraları savurur.

Fakat bunların her birine yalnızken karşı karşıya gelip; “Nedir lan bu sizin yaptığınız!”, dediniz mi, anında diz çökerler. Hemen “Abim, saygılar. Bir kusurumuz olduysa bilmeden olmuştur, affet bizi.”, diye yalvarmaya başlarlar.

Bizse Şövalyeyiz. Hasmımıza tuzak kurmayız, iftira atmayız. Onun hakkında yalana dayalı, gerçek dışı dedikodular yapmayız. Onunla yeke yek hesaplaşmayı seçeriz hep.

Yere düştüğü anda da asla vurmayız artık…

Hasımlarımız birden çok olduklarında da, alayına meydan okuruz. Alayıyla hesaplaşmaya girişiriz. Asla geri adım atmak nedir, bilmeyiz.

Davamızda haklıyızdır çünkü. Zaten haklılığımız konusunda iyice ölçüp biçip kılı kırk yararca bir hesaplamadan sonra bir kanaate varmışızdır. Dolayısıyla da haklılığımıza emin olduğumuz için, asla hasmın karşısında boyun eğmeyiz.

Biliriz ki boyun eğersek, Hz. Ali’nin dediği gibi, “Hakkımızla birlikte şerefimizi de kaybederiz.”

Belki buradan kaynaklanmaktadır. Böyle durumlarda yüzümüz hiç kara çıkmadı. Bir Hz. Ali kuvveti geldi bize. Ve her kapışmadan başımız dik ayrıldık…

Ey üç bin kişilik koruma ordusuyla gezen Tayyip Efendi!

Bu da yetmezmiş gibi şehirlerde geçeceğin güzergâhların trafiğini kesen, geçeceğin köprülerin trafik akışını men eden Kaçak Saraylı Hafız Efendi!

Biraz cesaret topla. Zerre miktarda da olsa delikanlı ve yurtsever olmaya çalış da Ege’de durup dinlenmeden Lozan ve devamındaki antlaşmalarda bize bırakılmış olan Ege Adalarımızı, deniz alanımızı, her gün farelerin tahıl ambarını kemirip aşındırmaları gibi adım adım ilerleyerek bir bir işgal ve ilhak eden şu ABD-AB koruması ve kollaması altındaki Yunanistan’a karşı iki çift bir laf et yahu…

Bir kerecik olsun ağzından bir söz çıksın yahu…

Bak, Yunanistan Ege’de 18 Adamızı göz göre göre işgal ve ilhak etti. Buraları yerleşime açtı. Kiliseler yaptı oralarda. Ve aynı zamanda da silahlandırdı bu adaları. Üstelik de toplarının namlularını bize çevirmiş olarak…

Şu yürekler acısı duruma bakar mısınız, arkadaşlar?

Tayyip’in eski bakanı, başbakanı, şimdiki Meclis Başkanı Milyar Ali, bu adalara pasaportla gidiyor, üstelik de pasaportunu vize ettirerek gidiyor.

Dünyada böylesi bir yüzkarası durum görülmüş müdür bugüne kadar be!

Kendi toprağına yani kendi vatan parçana Yunanistan vizesinden geçmiş pasaportunla gidiyorsun.

Üstelik de Milyar Ali, düştüğü bu utanç verici durumdan hiç rahatsız değil. Ağzı kulaklarında dolaşıyor oralarda.

Kuzey Ege’de ise, mülkiyeti bize ait olan deniz alanımızda Yunanistan petrol çıkarıyor. Yani resmen petrolümüzü çalıyor.

Senin Enerji Bakanınsa diyor ki Mecliste; “O bölge Yunanistan’a ait.”

Vay be…

Ey Türkiyem! İçine düşürüldüğün şu duruma bakar mısın bir?..

Ne hallere getirilmişsin farkında mısın?..

Bir aynaya bak da gör, yürek parçalayan halini.

Bunların tamamı Fesli Kadir’in klonlanmış kardeşleri be!..

Hepsinin de adsız dilsiz sloganı; “Keşke Yunan galip gelseydi.”

Ege’deki 18 Adayı bile isteye Yunanistan’a sen ve avanen teslim etti, Tayyip!

Bu ihanetini bu millete unutturacağını sanma sakın. Çeşme ya da Bodrum Meydanı’nda kurulacak halka açık bir mahkemede vereceksiniz millete bu ihanetinizin hesabını.

Hiç kaçışınız kurtuluşunuz olmayacak!

Halkız, Haklıyız, Yeneceğiz!

19 Aralık 2018 

Nurullah Ankut

HKP Genel Başkanı