Kurtuluş Partili Hukukçulardan;

07.01.2014
180
A+
A-

Tayyip ile Feto’nun Hukuk Bürolarına Dönüşen Yargı,

İstanbul Baro Başkanı Doç. Dr. Ümit Kocasakal ile 9 Yönetici Arkadaşını Yüreği Onlarla Birlikte Atan Onurlu, İlerici, Devrimci Avukatları Yıldıramayacaktır.

 

İstanbul Baro Başkanı Doç. Dr. Ümit Kocasakal ile 9 Yönetim Kurulu Üyesinin “yargı görevi yapanı etkilemeye teşebbüs” iddiası ile Silivri 2. Asliye Ceza Mahkemesinde süren yargılamaları 24 Şubat 2014 tarihine ertelendi.

Bu onurlu meslektaşlarımız, bu onurlu insanlar yargı bağımsızlığının esamisinin okunmadığı, şimdi birbirlerine girmiş olan Tayyipçi veya Fetocu sözde yargıç ve savcıların vicdansızca hüküm sürdüğü özel yetkili mahkemeler karşısındasavunmanın ve insanlığın isyan çığlığı olmuşlardı.

AB-D’nin (AB+ABD Emperyalistlerinin) Yeni Sevrci saldırıları karşısında en ciddi direnç noktasını oluşturan Mustafa Kemal’in antiemperyalist, laik, yurtsever, devrimci cumhuriyetçi değerleriyle yetişmiş Ordu Gençliği’ni ve Aydınları yıldırmayı amaçlayan bir CIA operasyonu olan “Ergenekon, Balyoz” vb. gibi davalardan, “Balyoz Davası” diye bilineninin 06.04.2012 tarihli duruşmasında bu 10 Kahraman, bu sözde yargıç ve savcıların keyfiliğine, zorbalığına, hukuk tanımazlığına DUR demişlerdi.

Davanın görüldüğü “Özel Yetkili” 10. Ağır Ceza Mahkemesinin bir önceki duruşmasında bu Fetocu veya Tayyipçi (fark etmez) yargıçlar savunma avukatlarına söz vermemiş, avukatların ısrarlı olmaları karşısında da mahkeme başkanı jandarmaya “zor kullan, kuvvet kullan” sözcüklerini de içeren talimat vermiş; sözde savcılar da avukatlara “hoplama”, “zıplama”, “otur yerine” gibi seviyesizce sözler sarf etmişlerdi zaman zaman.

İstanbul Baro Başkanı Doç. Dr. Ümit Kocasakal ile 9 Yönetim Kurulu Üyesi de bir sonraki duruşmaya (06.04.2012) katılmış, Başkan Kocasakal Avukatlık Kanununun Baroya ve Başkan olarak kendisine verdi verdiği yetki ve görev hükümlerine dayanarak bu sözde yargıç ve savcılara“adil yargılama hakkı ve silahların eşitliğine aykırı şekilde müdafiin savunma hakkını kısıtlayan, ortadan kaldıran, avukatlık mesleğinin onur ve saygınlığını zedeleyen uygulamalardan vazgeçilmesi, buna ilişkin ara kararlardan rücu edilmesi, usul kurallarına tam olarak uyulması” uyarısını yapmıştı.

Keyfiliğe ve zorbalığa alışan Fetocu veya Tayyipçi (hangisi Fetocu, hangisi Tayyipçi bilemiyoruz) yargıçlar bu hukuki uyarı karşısında kendilerine çeki düzen vereceklerine gene meşreplerince cevap vermiş, bu 10 Kahraman hakkında “adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs etmek” isnadıyla suç duyurusunda bulunmuşlardı.

Kocasakal, bugünkü savunmasına; “Türkiye’nin nasıl bir ortamdan geçtiğini hatırlatmama gerek yok”, “Tarihin bazı dönemlerinde yargılanmak bir onurdur. Burada yargılanmak benim için onur madalyasıdır. Yargı kendisiyle ilgili bir karar verecek. Ben de açıkçası verilecek kararı merak ediyorum” diyerek başladı.

Silivri 2. Asliye Ceza Mahkemesinde 2. duruşması yapılan yargılamada İstanbul Barosuna bağlı kalabalık sayıda avukat topluluğu, diğer illerin baro yönetici ve üyeleri ile Avrupa Barolar Federasyonu (FBE) Temsilcisi ve bazı başka ülkelerden gelen hukukçular bu onurlu meslektaşlarının yanındaydı. Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Metin Feyzioğlu, Yargıçlar Sendikası Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu, Cumhuriyet Halk Partisi Milletvekilleri Emine Ülker Tarhan, İlhan Cihaner ve Mahmut Tanal da bugün buradaydı. Duruşma salonunun küçüklüğü nedeniyle yargılananlar ve müdafileri ile birkaç yabancı uyruklu hukukçu dışında hiç kimse salona giremedi. Silivri Adliyesi koridorları tarihinde ikinci kez (ilki bu davanın ilk duruşmasıydı) bu kadar kalabalık hukukçu ağırlıyordu.

Bizim kadar olmasa da bir hayli kalabalık resmi-sivil polis de bugün oradaydı. Yolsuzlukları gerizler gibi peş peşe patladıkça, İmamın veya Tayyip’in polisi de halkın öfkesini boğmak için her an her yerde hazır ve nazır durumda. Gezi İsyanı’mızdan beri estirdikleri terör, yolsuzlukların açığa çıkmasıyla dozunu iyice arttırmış durumda. Tamamen hukukçulardan oluşan bir topluluğa da saldırmaya her an hazır vaziyette.

Ama nafile… Gezi İsyanı’mızda kendini gösteren bu halk devamını da getirecektir elbette. Zaten isyanın en sık atılan bir sloganı da “Bu Daha Başlangıç! Mücadeleye Devam!” değil miydi?..

 

Kurtuluş Partili Hukukçular