İşte FETÖ’nün patronları ve Yerli “Siyasi Ayağı”

06.02.2020
149
A+
A-

Bugüne kadar “yıldız arayıp gökte nice turfa müneccim”ler gibi, FETÖ’nün siyasi ayağını arayan İlker Başbuğ nam kofti yürek yoksunu general ve benzerleri; umarız bundan sonra olsun FETÖ’nün Türkiye’deki bir numaralı siyasi ayağı olan Kaçak Saray’da mukim Tayyip ve avanesinin yalakalığını yapmaktan vazgeçerler…

AKP kurucularından, AKP Programı’nın yazarlarından, AKP’nin Ekonomiden Sorumlu Eski Devlet Bakanı, Ekonomi Profesörü Abdüllatif Şener ne demişti?

“AKP’de benim dışımda herkes FETÖ’cüydü.”

İşte yakıcı gerçeğin tâ kendisi budur.

Ve ne demişti 2013 sonlarına doğru – 24 Kasım’da Tayyip Hafız?

Aynen şunu:

“Eğer cemaat olarak değerlendirilecekse, cemaatin mensupları, en ileri gelenleri bugüne kadar Tayyip Erdoğan’a ne getirdiler de Tayyip Erdoğan bunu geri gönderdi? Üniversitelerin hazırlanması, üniversitelerin verilmesi ile ilgili adımlardan tutunuz da birçok faaliyete yönelik yapabileceğimiz ne varsa bunları yaptık. Benden geri dönen hiçbir şey yoktur. Buna Rabbim şahittir.” (https://www.borsagundem.com/haber/basbakan-erdogandan-cemaate-cevap/164406)

FETÖ’nün bir numaralı siyasi ortağı olduğunu açıkça ve kesince görmek için başka herhangi bir kanıta ihtiyaç var mı?

Her şeyi en kesin ve net biçimde ortaya koymuyor mu bu itiraf?

FETÖ ne istediyse bir eksiksiz, hepsini vermiş Tayyipgiller…

Geri dönen hiçbir şey olmamış yahu…

Bu “siyasi ayak” değilse, nedir siyasi ayak? Ya da başka nasıl olur siyasi ayak?

Tayyip Hafız, aynı itirafı 17-25 Aralık sonrasında da tekrarlıyor. İşte görelim:

Videonun tapesi:

“Bu Pensilvanya’nın ne olduğunu, kim olduğunu sizler zaten anladınız. Onu zaten tanıdınız.

“Kardeşlerim, geçenlerde ne diyor?

“Benimle ilgili söylediği ifade şu. Yazıklar olsun, yazıklar olsun. ‘Bu Uzun’ diyor, ‘bize çok hainlik yaptı.’ Nasıl hainlik yaptıysak?..

“17 üniversite kurmak için geldiler, hepsini onadım. Bu muydu hainlik be! Bu ne vicdandır be! Okullar için yer istedi, verdik. Uluslararası camiada davet ettiler, devlet başkanlarına, hükümet başkanlarına bunları biz refere ettik. Olimpiyat dediler, her türlü desteği verdik.

“Ne nankörlük bu ya… Ne istediniz de alamadınız?”(https://www.youtube.com/watch?v=-m9NL8xz_Hw)

Tüm bu açık, kesin itiraflardan sonra hâlâ FETÖ’nün siyasi ayağını göremeyip de arayanlara herhalde Metin Üstündağ ve arkadaşları tarafından çıkarılan ünlü bir mizah dergimizin adını yakıştırmak gerekir. O adla nitelendirmek gerekir, hitap etmek gerekir. Tabiî eğer bu göremeyiş saflıktan kaynaklanıyor ise…

Fakat İlker Başbuğ benzeri koftiden NATO Paşaları ve Amerikancı burjuva satılmışlar medyasıyla küçükburjuva sözde muhalif medyanın korkak ve ahlâksız yazarçizerleri saflıklarından yapmıyorlar bu körlüğü. Korkaklıklarından, çapsızlıklarından ve ahlâksızlıklarından yapıyorlar.

Tayyip avanesinden, 31 Mart Yerel Seçimleri sonrasında “oylarımızı çaldılar” demagojisiyle Tayyip’in ortalarda dolaştırıp sonra da 23 Haziran’da hezimet yaşattığı, onların İBB Başkan Adayı Milyar Ali, 15 Temmuz sonrasında bile ne demişti?

Aynen şunu:

“Ergenekon ve Balyoz sapına kadar gerçekti.” (https://www.yenicaggazetesi.com.tr/ergenekon-ve-balyoz-sapina-kadar-gercekti-147787h.htm)

Yani bunlar FETÖ’yle aynı çamurdan yoğrulmuştur, aynı yolun yolcusudur, Türkiye Cumhuriyeti’ne, Kuvayimilliye’ye, laikliğe ve halkımıza aynı oranda düşmandırlar, ABD ve AB Emperyalist Haydutlarına ise aynı heveskârlıkla hizmetkârdırlar.

Bunlarınki sadece tüm mafyatik yapılarda büyük soygunlar sonrası yaşandığı gibi, bir Ganimet Paylaşım Savaşıydı sadece.

Tüm aklı başında araştırmacılar, yazarçizerler hemfikirdir ki; FETÖ, orduya da, yargıya da, polise de, eğitime de, MİT’e de ve diğer devlet kurumlarına da yüzde yetmiş oranında Tayyipgiller iktidarı sürecinde yerleşmiştir.

Yani devleti tüm kurumlarıyla FETÖ’yle paylaşan, hem de bu işi gönüllüce yapan, başta Tayyip gelmek üzere AKP’giller avanesidir.

İşte bu sebepten dolayı biz, hâlâ “FETÖ’nün siyasi ayağı ortaya çıkarılamadı” türünden vızıldanmalarda bulunanlara ya gafil diyoruz, ya korkak, ya da hain…

Hatırlanacağı gibi, geçen hafta İlker Başbuğ bir televizyon kanalında bu konuda şunları söylemişti:

“Genelkurmay eski başkanı İlker Başbuğ’un FETÖ’’nün siyaset ayağı tartışmalarına ilişkin, “26 Haziran 2009’da askeri şahısların, askeri mahalde işlediği suçlarda dahil özel yetkili mahkemelerde yargılanmasının önünü açan yasa teklifi getiriliyor. Bunu kim hazırladı? Tamamen FETÖ ile ilgili, bu araştırılsın” sözleri siyasettin en önemli gündem maddelerinden birisi oldu. Başbuğ’un işaret ettiği kanun teklifine Ahmet Aydın, Bekir Bozdağ, Mustafa Elitaş, Mehmet Ceylan, Yahya Doğan, A. Müfit Yetkin imza verdiği, Meclis Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet İyimaya ile dönemin Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in de verdiği destek Meclis tutanaklarına yansımıştı.” (https://www.yenicaggazetesi.com.tr/fetoye-kimler-hizmet-etmis-arastirilmali-266234h.htm)

Siyasi ortamda birkaç gün en önemli gündem maddesi olarak tartışıldı. Bundan rahatsız olan Tayyip, dün meşrebine uygun biçimde saldırıya geçerek İlker Başbuğ’u korkutmaya ve sindirmeye yöneldi.

Bildiğimiz gibi Antika Tefeci-Bezirgân Sermayenin tüm temsilcileri, en haksız oldukları durumlarda bile; “En iyi savunma saldırıdır”, prensibiyle hareket ederler.

Halkımız ne der böyleleri için?

“Yavuz hırsız ev sahibini bastırır.”

Şöyle dedi Tayyip:

“15 Temmuz’un ardından askeri mahkemeleri kaldırdık. Eski bir genelkurmay başkanı bu düzenlemeyi bahane ederek Meclisimizi itham eden açıklamalar yapmıştı. Kendi grubumuza sesleniyorum parlamentonun hukukunu korumak üzere hepiniz dava açmalısınız.

“Bu boru göstermeye benzemez. Parlamentonun hukuku boru ile sindirilemez. Bundan yaklaşık 11 yıl önce tüm partilerin desteği ile çıkarılan bir düzenlemenin üzerine FETÖ gölgesi düşürülmeye çalışılması en hafif tabiriyle Meclis’e saygısızlıktır.” (https://www.sozcu.com.tr/2020/gundem/son-dakika-erdogandan-ilker-basbuga-cok-sert-elestiri-5607580/)

Tayyip burada da klasiğini yapıyor. Yalana, dümene başvuruyor. “Tüm partilerin desteğiyle” yapıldı bu değişiklik, diyor. Oysa ki CHP de, MHP de bu değişikliğe o zaman da şimdi de karşı olduklarını açıklamış bulunmaktadır. Kaldı ki CHP, bu değişikliğin iptal edilmesi için Anayasa Mahkemesine başvuruyor, Mahkeme de bu başvuruyu haklı bularak iptal ediyor, Tayyipgiller’in yasasını.

E, kişiliği öyle adamın. Yalan söylemeden, iftira atmadan yaşayamıyor. Antika Tefeci-Bezirgân Sermayenin sınıf çıkarlarını savunan tüm din tacirleri gibi…

Yürek ve çap yoksunu İlker Başbuğ, yıllardan bu yana Tayyip’e övgüler düzmektedir. “Cumhurbaşkanımız FETÖ’ye karşı yıllardan beri tek başına mücadele ediyor”, diyerek kepazeliği Tayyip’e tapınma noktasına kadar getirmişti.

Görelim:

“Ergenekon ve Balyoz gibi davalar Türk devletine ve Türk Silahlı Kuvvetleri’ne yönelik büyük bir komploydu. Şunu açık yüreklilikle itiraf etmeliyim ki, bu mücadeleyi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan daha iyi ve daha başarılı başka kimse yapamazdı. Devletin kılcal damarlarına kadar nüfuz eden ve bugün Türkiye’nin başına bela olan Paralel Yapı 2007’de harekete geçti ve 2011’de de ilk darbe girişiminde bulundu. 17-25 Aralık yargı darbe girişimi başarıya ulaşsaydı, çok geçmeden Türkiye’nin tıpkı İran gibi bir Humeyni’si olacaktı.” (http://www.haber7.com/guncel/haber/1900619-ilker-basbug-erdogan-olmasaydi)

“SAYIN CUMHURBAŞKANI 2010-2016 ARASINDA TEK BAŞINA SAVAŞ VERDİ”

“Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2012-2016 yılları arasındaysa cemaate karşı tek başına savaş verdiğini ve tek başına bırakıldığını söyledi.” (www.hurriyet.com.tr/ilker-basbug-darbenin-arkasinda-3-grup-var-40178184)

 

Saygıdeğer arkadaşlar;

İnanın, bırakın subaylığı, kurmaylığı, komutanlığı, gerçek anlamda askeri ruha sahip olan manga komutanı bir çavuş bile böyle şapşallıklarda, zavallılıklarda bulunmaz. Meseleyi çok daha net görür.

Hiç de askeri bir eğitimden geçmemiş olan (yapmış olduğunu varsaydığımız zorunlu askerlik hizmetini saymazsak) gazeteci Sabahattin Önkibar bile bakın bu konuda ne yazdı daha geçenlerde:

“SARAY’IN DERDİ TÜRKİYE DEĞİL İKTİDARI

“Örgütün bugün için uyguladığı plan ise açığa çıkmayan mensuplarını korumak ve ülkede kargaşa-kaos zeminlerini adım adım inşa etmek.

“Hülasa FETÖ kahpeliği, kazınmak bir yana yer altında iç savaş çıkarma adına hazırlık yapıyor.

“Kuşkusuz devlete ve millete ihanet etmeleri imajlarını tarumar etti lakin hedefleri gücü yeniden ele geçirip algı taarruzları ile bunu ters yüz etmek.

“Saatler boyu en yetkin isimleri dinledikten sonra hükmüm şudur:

“Saray’ın FETÖ ile yüzeysel mücadelesi Türkiye adına değil, kendi siyasi ikbali ve hesabı adınadır nokta.”(https://odatv.com/yazar/sabahattin-onkibar/feto-suikast-timleri-kimleri-oldurecek-03022015.html)

Aradaki kavrayış farkını görebiliyorsunuz, değil mi arkadaşlar?

15 Temmuz gecesi, Tayyip’in reklamcısı olan eski eşini ve oğlunu kaybeden Nihal Olçok bile ne demişti birkaç ay önce, Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak’ın tahliyeleri sonrasında?

“Bu hızla benim hapse girişimi görürsün çünkü ibrelerin yönü değiştirildi. Belli mi olur, burası Türkiye! Dua edelim de şehitlere tazminat davası açılan ilk ülke olarak tarihe geçmeyelim.” (https://odatv.com/bu-hizla-benim-hapse-girisimi-gorursun-cunku-05111904.html)

Sonuç olarak şunu söyleyelim, zavallı İlker Başbuğ Paşa’mıza:

26 Haziran 2009’daki Anayasaya da aykırı olan ve askeri şahısların sivil mahkemelerde yargılanmasını öngören yasa değişikliğinin Tayyip’ten habersiz yapıldığına, Tayyip’in onayı olmadan yapıldığına eşekler bile inanmaz…

Bu, başta Tayyip gelmek üzere, Milyar Ali gelmek üzere, Kraliçe’nin Gül’ü gelmek üzere Tayyipgiller’in elbirliğiyle hazırlamış oldukları bir ihanet yasasıdır.

Gerçek bu olduğu için Tayyip, doğrudan olayı yani Başbuğ’un açıklamalarını üzerine alınmış ve karşı saldırıya geçmiştir.

İlker Başbuğ Tayyip’in bu atağına, kişiliğine uygun, zayıf, pısırıkça ve hatta korkakça bir yanıt vermiştir. Şöyle demiştir o da:

“Göreve başladığı ilk günde FETÖ tarafından hedef alınan ve görev süresi olan iki yıl boyunca FETÖ komploları ile mücadele eden, o günlerde ‘FETÖ tehdidi bugün bize, yarın size’ diye siyasi iktidarı uyaran bir Genelkurmay Başkanının, bugün karşı karşıya bırakıldığı bu durum herkesten önce FETÖ’yü sevindirecektir.

“Dün olduğu gibi bugün ve yarın da Türk Milletine ve Türk Silahlı Kuvvetleri’ne karşı duymuş olduğumuz saygı ve sorumluluklarımız çerçevesinde doğru bildiklerimizi söylemekten hiçbir şey bizi alıkoyamayacaktır. Takdir Yüce Türk Milletinindir!” (https://www.yenicaggazetesi.com.tr/ilker-basbugdan-erdogana-carpici-yanit-267022h.htm)

İlker Başbuğ, Yaşar Büyükanıt vb. NATO tarafından içleri boşaltılmış burjuva anlamda Kemalist Paşaların bu koftiliği olmasaydı, CIA, FETÖ ve Tayyipgiller el ele vererek Türk Silahlı Kuvvetleri’ne bu hainane kumpasları kurabilirler miydi hiç?

Kuşkusuz kuramazlardı…

Biz burada tabiî ki İlker Başbuğ paşa hazretlerine şu sözlerin bir tek cümlesini bile söyletemeyiz:

FETÖ’nün bir numaralı siyasi ayağı, senin Kaçak Saray’ındır. İki numaralı siyasi ayak Kraliçe’nin Gül’üdür. Üç numaralı siyasi ayak Milyar Ali’dir. Ve siyasi ayağın gerisi de AKP’giller’in tamamıdır. Sen kimin evini soruyorsun Tayyip!

Laik Cumhuriyet’e, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne, yargıya, eğitime ve devletin tüm kurumlarına FETÖ ne kadar zarar vermişse siz de o kadar zarar verdiniz. İkiniz de aynı oranda suçlusunuz ve ikiniz de aynı oranda ABD işbirlikçisisiniz, ABD taşeronusunuz!

İkinizin de stratejik hedefi, Ortaçağ’ın karanlık dehlizlerinde Muaviye-Yezid Dini’nin, CIA-Pentagon İslamı’nın şeriat yuvalarını yapınmaktır. İleride Laik Cumhuriyet’in tarafsız ve bağımsız yargısının, emri vicdanlarından ve kanunlardan alan savcı ve yargıçlarının oluşturduğu mahkemeler karşısına çıkarılacaksınız!

Eninde sonunda çıkarılacaksınız!

Bundan asla kaçışınız yok!

Halkız, Haklıyız, Yeneceğiz!

6 Şubat 2020

 Nurullah Ankut

HKP Genel Başkanı