İstanbul yeniden nasıl kurtulur?

06.10.2015
213
A+
A-

Tarihler 30 Ekim 1918’i gösterirken Batılı Emperyalistler Osmanlı’yı yiyip yutma planları doğrultusunda Osmanlı’nın hain Vahdettin’leri, Damat Ferit Paşa’larına Mondros Ateşkes Antlaşmasını imzalatacaklardı. Ve bu antlaşmaya dayanarak da 16 Mart 1920’de İstanbul’u işgal edeceklerdi.

Ama memlekette sadece hain Vahdettinler, Damat Feri Paşa’lar yoktu. Yurdunu ve halkını seven, antiemperyalist, antifeodal Mustafa Kemal ve silah arkadaşları vardı. Vatanını öyle kolay kolay elin gâvuruna teslim etmeyecek olan ve etle tırnak gibi kaynaşmış Kürt ve Türk Halkı vardı.

İşte onlar önce Kuvayimilliye çeteleriyle, ardından da düzenli ordularıyla Batılı Emperyalistlere karşı Birinci Ulusal Kurtuluş Savaşı’mızı başlattılar. Ve bu mücadelenin en büyük müttefiki, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği ve onun büyük önderi Lenin Usta oldu. Lenin, Birinci Ulusal Kurtuluş Savaşı’mıza hem maddi hem de manevi olarak en büyük desteği gösterdi. Halkımızın büyük sevgisini kazandı Lenin ve Sovyetler Birliği.

Sovyetler Birliği’nin desteği, Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarının kararlı, inançlı mücadelesi, askeri dehası ve Kürt ve Türk Halklarının büyük fedakârlıkları sonunda Kurtuluş Savaşı’mız zaferle sonuçlandı.

Batılı Emperyalistler topukları kıçlarını döve döve kaçmakta buldular çareyi. Kaçan sadece onlar değildi. Birinci Kurtuluş Savaşı’na, Mustafa Kemal’e, hepsinden önemlisi kendi halkına ve ülkesine ihanet eden ve bugünkü Tayyipgiller’in öve öve yere göğe sığdıramadığı Damat Ferit Paşa ve Vahdetttin de topuklayanlar arasındaydı. Damat Ferit 21 Eylül 1922’de Avrupa’ya kaçarken, Vahdettin aynı yılın 17 Kasım’ında ailesini de yanına alarak bir İngiliz zırhlısına binerek kaçtı. Ülkesini bölüp parçalamak isteyen bu emperyalist ülkeyi ülkesinin emperyalistlere yem edilmesine karşı mücadele edenlerden daha güvenilir bulmuş olmalı.

Zafer gelmişti. 24 Temmuz 1923’te Lozan Barış Antlaşması’ndan sonra 23 Ağustos 1923’ten itibaren Batılı Emperyalistler, Mustafa Kemal’in, “geldikleri gibi gidecekler” sözünü haklı çıkardılar. İşgal kuvvetlerini İstanbul’dan çekmeye başladılar. Son işgal birliği, 4 Ekim’de Dolmabahçe Sarayı önünde düzenlenen bir törenle Türk bayrağını selamlayarak şehri terk etti. Birinci Ulusal Kurtuluş Zaferimiz ve onun önderleri düşmanda bile bu saygıyı uyandırmıştı.

6 Ekim’de de 3’üncü Kolordu’nun İstanbul’a girişiyle işgal resmen sonlanmış oldu.

Bugün İstanbul’un Kurtuluşunun yıldönümü, kutlu olsun. Şan olsun İstanbul’un kurtuluşu için mücadele edenlere.

Ancak aradan geçen 92 yıldan sonra, ülkemiz bir kez daha işgal altında. Resmen olmasa da fiilen işgal altında ülkemiz. AB-D Emperyalistleri bir kez daha satılmış, yerli işbirlikçiler sayesinde ülkemizi fiilen işgal ettiler. Ülkemiz kardeş halklarla kanlı bıçaklı hale getirildi. Sınırlarımız ortadan kaldırıldı.

Kavgamızın şehri İstanbul’un da AB-D Emperyalistleri ve yerli işbirlikçileri Tayyipgiller tarafından yaşamın gittikçe zorlaştığı bir şehre dönüştürüldüğünü görüyoruz.

İşsizlik, pahalılık almış başını gidiyor. Halkımızın nefes alabileceği en ufak bir yeşil alan bile Tayyipgiller tarafından ranta dönüştürülmek üzere yok ediliyor. Marmara Denizi, Parababalarının kâr hırsı yüzünden kirletildiği için, bir zamanlar halkımızın serinlemek için denize girdiği yerlerde artık denize yaklaşmak bile mümkün olmuyor. Sahiller irili ufaklı işletmecilere peşkeş çekilmiş durumda. Denizi görme olanağı olmuyor birçok yerde.

Trafik çilesi ve ulaşımın pahalı olması İstanbul’da yaşayan insanlarımızı hem manevi hem maddi yönden tarumar ediyor.

İşçi Sınıfımız örgütsüzlüğün, hayat pahalığın, ağır çalışma koşullarının altında inim inim inliyor.

Yani güzel İstanbul’umuz şimdi de bir kuşatma altında.

Ya nasıl kurtulur İstanbul?

HKP’nin Demokratik Halk İktidarı’nda kurtulur ancak.

O zaman ancak Tarihi mirasımız, bitkiler, hayvanlar kısacası dünyamızı birlikte paylaştığımız diğer canlılar ve doğamız gözümüz gibi korunur.

Nerede bir işsiz varsa oraya yangın yerine koşar gibi koşulur. İşsizlik, pahalılık HKP İktidarında çözülür ancak.

İstanbul, ancak o zaman yeniden kurtulur. Yaşanası bir şehir olur. 06.10.2015

HKP

İstanbul İl Örgütü