İSTANBUL BAROSU YÖNETİMİ SAVUNMAYI SAVUNDU, YARGILADI VE BERAAT ETTİ!

25.02.2014
174
A+
A-

İstanbul Barosu Başkanı Ümit Kocasakal ve Baro yöneticileri, 6 Nisan 2012’de Silivri’de görülen CIA-Fethullah-Tayyipgiller operasyonu olan sözde Balyoz Davası’nı protesto eden sanık avukatlarına destek vermek üzere duruşma salonuna gelmiş açıklama yapmıştı. Açıklamayı yapan Kocasakal mahkemenin adil yargılama hakkının ihlali, silahların eşitliğine aykırı davranışları ve avukatlık mesleğinin onurunu zedeleyen uygulamalardan vazgeçmesini istediklerini söylemişti. Mahkeme Heyeti ise “Bizim hiçbir kuruluşun denetimine ihtiyacımız yok. Yargının denetimi kendi mekanizması içindedir” diyerek Ümit Kocasakal’ın da aralarında bulunduğu 10 avukat hakkında suç duyurusunda bulunmuştu. Mahkemenin suç duyurusu üzerine soruşturma başlatan Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı İstanbul Barosu Başkan ve Yönetim Kurulu üyelerinin “yargı görevi yapanı etkilemeye teşebbüs” iddiasıyla ve 2-4 yıl hapis cezası istemiyle 10 kişi hakkında dava açmıştı.

Dava 25.02.2014 tarihinde görülen dava Beraatle sonuçlandı. Kurtuluş Partili Hukukçular olarak katıldığımız duruşmaya uluslararası avukatlık birliklerinin yanında çeşitli illerin barolarından birçok avukat ve hukukçu gelerek Yönetime destek verdi. Duruşma Gezi Davalarında olduğu gibi yine küçücük bir salonda yapıldı. Onlarca avukat duruşma salonuna giremedi. İçeride ise nefes alınamadı. Duruşma savcısı verdiği mütalaada yöneticilerin cezalandırılması istendi. Mütallaya karşı Baro Başkanı Av. Ümit Kocasakal tarihi bir savunma yaptı:

“MÜTALAAYI ÜZÜNTÜYLE KARŞILADIM” 
İddia makamının açıkladığı mütalaayı üzüntüyle karşıladığını belirterek sözlerine başlayan Kocasakal, “Mütalaada mahkumiyet verildiği için değil, iddianamenin tekrarı olmasından dolayı üzüldüm. Bu davanın hükmü çoktan verildi. Davadaki hükmü hem kamuoyu, hem de uluslararası kamuoyu verdi. Bu dava sıradan bir dava değil. Bu dava tarihe geçecek” dedi. Her insanın suç işleyebileceğine dikkat çeken Kocasakal, “İleride yargılanan hakim ve savcının hakkını savunmakta baronun görevi. Bakın hakimler ve savcılar hakkında neler söyleniyor. Kendimi bambaşka bir davada hissettim. Balyoz Davası’na bakan mahkemeye gidip ‘baskı yapmışız, talimat vermişiz’ böyle bir şey yok. Kara mizah gibi. Başbakan ‘Biz yargıya gerekeni söyledik’ diyor. O ‘yargı görevi yapanı etkilemeye teşebbüs etmek’ olmayacak, bizim açıklamalarımız olacak” diye konuştu. 


“İŞLEDİMİZ FİİL HUKUKA AYKIRI OLACAK Kİ SUÇ OLSUN”
Gezi iddianamesini iade eden mahkeme heyetinin tarihe geçeceğini söyleyen Kocasakal, “Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç diyor ki “Şöyle şöyle dava açılacak, toplu toplu dava değil de bireysel bir dava açacak savcı, yargı.” Böyle bir ortamda bunlar teşebbüs olmuyor da bizim sözlerimiz oluyor. Ben bunun neresinde savunma yapayim. İmkan olsa savcıya sormak isterdim. İşlediğimiz fiil hukuka aykırı olacak ki suç olsun” ifadelerini kullandı. 

“BEN NE YAPMIŞIM. ‘ŞÖYLE KARAR VER SİZİ DUBAİ’YE GÖTÜREYİM Mİ” DEMİŞİM” 
“Hakkımızda hazırlanan iddianame mahkemeye hakarettir” diyen Kocasakal sözlerine şöyle devam etti: Mahkeme etkilendiğini düşünmüyor, kabul etmiyor. Suç duyurusu TCK’nın 288. maddesi “Adil Yargılamayı Etkilemeye Teşebbüs’den yapiyor, iddianameyi yazan savcı yok siz anlamamışsınız ‘Baskı yapıldı’ diyerek TCK’nın 277. maddesi olan “Yargı Görevi Yapanı etkilemeye teşebbüsten” iddianameyi yaziyor. Ben ne yapmışım. Gece yarısı hakimlerin evine gidip, “Ver beraat fena olur mu?” demişim. ‘Şöyle karar ver sizi Dubai’ye götüreyim mi” demişim. Aleni duruşma üzerimde cübbem var. Mahkeme Başkanı Ömer Diken, bizi dışarı çıkarmamış. Medeni şekilde, “Peki, buyrun” demiştir. Yargı görevi yapanı etkileme suçunu işlemedik. Bu suçu işleme imkanımız yok. Mahkeme Heyetine hangi emri vermişim. “Yap, yapacaksın mı?” demişim. Keşke emir verme imkanımız olsaydı da o zaman yargı böyle olmazdı. O gün mahkemede hakimle karşılıklı konuştuk. Baskı yapılmadı. Yargı, hakimler, savcı ve avukatlardan oluşuyor. Yargı görevi yapan, yargı görevi yapanı nasıl etkiler. Duruşma aleni. Telefonu açar “Şunu şunu yap” dersin namuslu savcı da çıkar şak diye tutanak tutar” dedi. 

KUZU-KURT HİKAYESİNİ ANLATTI 
‘Sanıklığımın biraz tadını çıkarayım” diyen Kocasakal, meşhur kuzu- kurt hikayesini anlattı. Kocasakal, “Kurt kuzuya parlamış, seni yiyeceğim. Kuzu şaşkın şaşkın bakıp sormuş; Neden, ne yaptım ben sana? “Suyumu bulandırıyorsun!. Nasıl olur, sen akarsuyun üst kısmındasın ben altında. Asıl sen benim suyumu bulandırıyorsun. Kurt, gözlerini kararlı bir biçimde kuzuya dikmiş olsun, yine de seni yiyeceğim. Amaç buysa bir şey söylemenin de anlamı yok. Ben rahatım. Ben, Balyoz Davası’na bakan mahkemeye dilekçe sundum, dilekçemde ve konuşmam da ‘Davanın esasıyla ilgili bir şey yapın’ demedim. Balyoz Davasi’nda “Avukatlar söz istediği için jandarma tarafından salondan çıkarıldı, avukatların savunma hakkı kısıtlandı” diye oradaydık” şeklinde konuştu. 

SİZDEN BERAAT TALEP ETMİYORUM” 
Kocasakal, “Sizden beraat talep etmiyorum. Sizden sadece vicdanınıza göre ve hukuka göre karar vermenizi istiyorum. Balyoz Davası’na bakan ve hakkımızda suç duyurusunda bulunan İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi heyetini de tanık olarak dinlenmesini isteyebilirdik ancak istemedik. Onlar şimdi ne şekilde konuşuluyor ortada. O yüzden yargı kendi kendini yargılayacak ve kendiyle ilgili kararını verecek. Şimdi yargı farklı şekillerde tarif ediliyor ‘paralel’, ‘üçgen…’ Sizi de sizlere rağmen koruyan biziz. Aciz olduğunuz için değil yanlış anlamayın. Aynı gemide olduğumuzdan dolayı. Biz müsterihiz. Tarih önündeyiz. Siz de tarihsel bir konumdasınız. Dava konusu o gün benden bekleneni yaptım. Yine olsa yine yaparım. Ben asıl ne zaman ölürüm biliyor musunuz? Çocuklarım baba istibdat döneminde neden sustun diye sorarlarsa ölürüm! Beraat talep etmiyorum. Tarihe nasıl geçmek istiyorsanız öyle geçin!” diyerek sözlerini tamamladı.

Diğer sanıklarda suç işlemediklerini, görevlerini yaptıklarını, beraat talep etmediklerini ve adalet istediklerini söylerek  “Savunmayı Savundular”  ve bu dava da siyasi bir dava olarak tarih sayfasındaki yerini aldı.

İstanbul Barosu Yıldırılamaz!

 

Kurtuluş Partili Hukukçular