İğrenç içyüzünü bir kez daha sergiledi…

Saygıdeğer Arkadaşlarım;

Sorosçu Kemal dün paylaştığı bir video ile iğrenç, leş, geriz içyüzünü sergiledi açıkça, değil mi?

İki önemli mesajda bulundu, ne dedi?

“Öcalan’ın yanına gitmemekle hata yaptı CHP”, dedi. “Gidilmeli, ona tam destek verilmeli”, dedi.

Yani Kaçak ve de Haram Saray’ın Reisi Tayyip’le, onun kaset tutsağı Arkadan Bohçalı’sının safında yer almaktan asla vazgeçmemeliyiz, dedi.

Çünkü kendisi 13 yıl boyunca onlara hizmet etti. Bu Amerika tarafından oynatılan alçakça, namussuzca demokrasicilik oyununun muhalefet ayağını oynadı. Aslında hep Tayyipgiller’in iktidarda kalmasını sağladı böylece.

Biz yıllar önce yazdığımız bir kitapta açıkça sergiledik bunun iç yüzünü.

İşte ne demişiz?

“CHP’ye Umut Bağlamış İçtenlikli İnsanlarımıza…”

Uyarı ve önerilerde bulunmuşuz.

Kitap kapağı girecek!

Bunların halkımıza dair, ülkemize dair hiçbir bağlılığı yok, bunlardan hiçbir fayda gelmez. Bunların Mustafa Kemal’lerin, İnönü’lerin kurduğu CHP’yle zerre ilgileri yok. Bunları değiştirin yerine namuslu, düzgün insanlar getirin dedik ama dinleyen kim.

Yine bu bir ara düşmek üzereydi bunu uyardı CIA; “bir yürüyüş yap sen, durumu kurtarırsın”, dedi. Ankara’dan İstanbul’a bir yürüyüş yaptı, durumu kurtardı.

Ne dedi hep?

“Hak, Hukuk, Adalet.”

Bunlar harcıâlem sloganlar. Bunun altını doldurmadıkça, bunların hedefe yönelik bir içerikle içini doldurmadıkça bunlar soyut kavramlar.

Dünyada kim karşı çıkabilir Hak, Hukuk, Adalet kavramına?

En aşağılık faşist diktatörler de savunur, işte bizde Tayyipgiller de savunur, Bohçalıgiller de savunur, herkes savunur.

Ama Kılıçdaroğlu bu söylemle kandırdı insanları. Bu adam muhalefet yapmıyor, bu adam boşuna oynuyor, bu adam yerle bir olan güvenilirliğini, imajını kurtarmaya çalışıyor dedik, bize saldırdılar; vay sen kıskanıyorsun, diye. Nesini kıskanacağız şu insan sefaletlerinin!

Biz, prensip adamıyız. Biz namuslu, mert, yiğit, fedakârlık gerektiren bir davanın, bir kavganın insanıyız. Bunlar sıradan, Amerika tarafından devşirilmiş ve Amerika tarafından oynatılan, Amerikan kuklası satılmışlar. Bunların kıskanılacak bir tarafı değil, iğrenilecek bir tarafı olur.

Bir ikinci mesajı neydi?

İmamın Oğlu Ekrem dahil tutuklanan tüm CHP’li Belediye Başkan ve yöneticilerini partiden atın, diyor.

Şuraya bakın. Yani Tayyip’in kurduğu bu yargı maskeli kumpasa açıktan, doğrudan destek veriyor. O kumpası aynen savunuyor, Tayyip gibi.

Biz defalarca anlattık; bu Sorosçu Kemal’i CHP’nin başına getirmek için Amerikalılar 2008’den itibaren çalışma başlatmışlar. Ve iki yıl sonra da sapık, uçkurcu Baykal’ı bir kaset komplosuyla alaşağı edip amaçlarını gerçekleştirmişler. Bunun karşısına aday olarak çıkmak isteyen Samsun Milletvekili Dr. Haluk Koç’u öldürmek istemiş CIA, suikast düzenlemiş. Kendisi anlatıyor, şans eseri kıl payı kurtulmuş. Arabasının iskeletinin sağlamlığı sayesinde.

Ne diyor Haluk Koç?

“Mesajı aldım ve karşısına çıkmaktan vazgeçtim Kılıçdaroğlu’nun”, diyor.

Böylesine satılmış bir Amerikan kuklası.

Ayrıca bir diğer kanıt: Levent Gültekin konuşuyor bununla. Diyor ki; “kazanacak adaylar var, lütfen onları aday gösterin” diyor. “Leventçiğim”, diyor, aynen dediği; “Türkiye batmış kimse kurtaramaz”, diyor.

Levent Gültekin ne diyor?

“Kemal Bey madem öyle lütfen adaylıktan vazgeçin, CHP’den kazanacak adaylar var, onları aday gösterin”, diyor.

Verdiği cevap aynen şu; “Leventçiğim benim adaylığımı kendim bile engelleyemem.”

Yani ben oynatılıyorum, ben kuklayım, ben maşayım, ben piyonum, ben bir robotum, diyor. Levent Gültekin bunu yüzüne karşı söyledi, tık diyemedi, hayır böyle bir konuşma geçmedi, demedi.

***

Levent Gültekin: Kemal Bey kazanamayacağını bile bile bu seçimde aday oldu. Bu laf bir yorum değil, bu bir bilgidir.

Geçen yıl Nisan’da gittim Kemal Beye, dedim ki; “Kemal Bey ben bir kitap yazdım akışa göre siz aday oluyorsunuz, dedim 2023’te. Sizi aday yapıyorlar, dedim. Anlattım, anlattım…

Nasıl oluyor?

Dedim ki bu bir film, burada bir film var dedim. Bu filmin sonunda siz aday oluyorsunuz ve seçimi kaybediyorsunuz, dedim.

“Nasıl yani”, dedi.

“Kemal Bey sizi aday yapıyorlar” dedim, isimleri de verdim Kemal Beye. Bu isimler dedim, sizin adaylığınızı organize ediyor ve bu isimler de filanla filanla, devlet tarafından iktidar tarafından filanla irtibatlı halde.

Kemal Bey böyle dinledi, dinledi.

Dedim ki Kemal Bey; “Allah aşkına ben buraya bir gazeteci olarak gelmedim” dedim. “Senin evladın var benim yaşımda, senin evladın olarak geldim buraya. Lütfen dedim ülke için bu son bir şans, bu şansı heba etme”, dedim.

Kemal Bey bana ne dedi biliyor musun?

“Ülke bitti, hiçbirimizin kurtarma şansı yok.”

Ben bunun üzenine şöyle dedim;

“Kemal Bey ne diyorsun Allah’ını seversen? Böyle düşünüyorsan sen niye aday oluyorsun?”. dedim.

“Levent, gerçekten ülkeyi kurtaramayız”, dedi.

“Kemal Bey, o zaman aday olma dedim, lütfen.”

Ne dedi bunun üzerine?

“Levent benim kendi adaylığımı engelleme şansım yok.”

Ve bunu, bu konuşmayı Babala TV’de bir genç çocuk açtı Kemal Beye dinletti.

Kemal Bey şöyle: “Levent Bey çok saygı duyduğum bir gazeteci. Evet, geldi görüştük, görüşlerine saygı duyarım. Şimdi bizim Suriye sınırında organik tarım yapmamız lazım…”

***

Eski CHP yöneticilerinden, aklımda kaldığı kadarıyla CHP Genel Başkan Yardımcısı olan Onur Öymen’in, Ayşenur Aslan’la gazeteci, televizyoncu Ayşenur Aslan’la yaptığı şu programı bir izleyin. Bu Sorosçu Kemal nasıl Amerikalılar tarafından iktidara getirilmiş açıkça, somutça, belgeleriyle anlatıyor Onur Öymen:

***

Onur Öymen: Şimdi söylediğiniz konuya gelince, WikiLeaks belgelerinden önce şunu anlatayım size. “İpek Yolu” diye, “Silk Road” diye bir enstitü var, İsveç’te.  Bu, Türkiye ve Orta Asya ülkeleri hakkında raporlar yazıyor, değerlendirmeler yapıyor. Amerika’daki John Hopkins Üniversitesiyle beraber çalışıyorlar. Şimdi bunun yöneticileri geldi, beni ziyaret etti, 2009 yılının başlarında. Dediler ki; biz işte Türkiye ile ilgili son raporumuzu size getirdik.

Neymiş bu rapor?

Efendim, Türkiye ile ilgili muhtemel senaryolar işte, 60-70 sayfalık bir rapor. Neler olabilir Türkiye’de…

3 tane senaryo var başlıca:

Bir tanesi; Türkiye Batı’dan tamamen kopar, bir İslam devleti olur. Tamamen Ortadoğu’nun bir din devleti olur. Böyle olursa nasıl olur? Uzun uzun anlatıyor. Ve onun olumsuz, vereceği olumsuz sonuçları da dile getirmiş.

İkinci senaryo; efendim 2011 yılında Türkiye’de bir askeri darbe olur. Bunu anlatıyor, ikinci senaryo. İşte şu olur bu olur bu olur, tabiî o da çok kötü olur.

Üçüncü senaryo; iç politikada önemli değişiklikler olur. Türkiye’de iç politikada önemli değişiklikler olur. Neymiş o? Anlatıyor bir şeyler. Ondan sonra diyor ki; CHP Genel Başkanı Deniz Baykal istifaya zorlanır, mecbur edilir.

Ayşegül Aslan: Bir daha söyler misiniz kaynağı?

Onur Öymen: Silk Road Enstitüsü’nün raporu: “İslam’la Demokrasi Arasında Çekiştirilen Türkiye. Turkey Torn Between Democracy and Islam”, esas başlığı.

Ayşegül Aslan: Hazırlayan bu Silk Road’u?

Onur Öymen: Silk Road’u hazırlayan, işte bu Silk Road Enstitüsü.

Ayşegül Aslan: Ve John Hopkins.

Onur Öymen: John Hopkins’le beraber çalışıyor.

Ayşegül Aslan: Beraber. Şimdi bunlar, “Think Tank” kuruluşları diyeceksiniz, tekrar etmenizi özellikle rica ettim. Ama Amerikan Kurmaylarının, Pentagon’un özellikle, çünkü başkanlar gidiyor geliyor ama Pentagon bir şekilde, yerleşik bir biçimde, onun zaten kontrolünde ve katkılarıyla oluşan bir şey.

Onur Öymen: Yani bunu o kadar söylemeyelim. Bu doğrudan doğruya İsveç enstitüsü ama Amerika’da John Hopkins’le beraber çalıştığını biliyoruz. Ama esas imza İsveç enstitüsü.

Ayşegül Aslan: Yani demek istediğim şu; hazırlayan bu raporu Amerikalılar demek istemedim. Demek istediğim şu; Amerikalıların senaryosuyla örtüştüğünü anlatmaya çalıştım.

Onur Öymen: İşte onu anlatacağım şimdi.

Ayşegül Aslan: Buyurun.

Onur Öymen: Burada diyor ki, işte iç politikayla ilgili senaryo, Deniz Baykal istifaya zorlanır. Onun yerine Kemal Kılıçdaroğlu gelir. Ve Kemal Kılıçdaroğlu partinin politikalarını değiştirir.

Ayşegül Aslan: Şimdi bunlar var mı?

Onur Öymen: Var, ismen.

Ayşegül Aslan: Kılıçdaroğlu adı da mı var?

Onur Öymen: Tabiî tabiî, o gelir.

Ayşegül Aslan: Siz bana anlattığınızda ben bu detayı bilmiyordum.

Onur Öymen: Ha, o başka bir şey. Size anlattığım başka bir şey.

Ayşegül Aslan: Ha, anladım. Tabiî…

Onur Öymen: Şimdi bu partinin politikalarını değiştirir ve Avrupalı bazı partiler de ona destek olurlar, diyor. Ben bunu Kılıçdaroğlu’na da okudum vaktiyle, geldiğinde.

Ayşegül Aslan: Öyle mi?

Onur Öymen: Tabiî. Baykal’a da okuttum. Sayın Baykal’a, Genel Başkana okuttum. Kılıçdaroğlu’na da anlattım; “Sizin için böyle böyle diyorlar, haberiniz var mı?” filan diye. Yani bu onlar için de bir sürpriz değil.

Ayşegül Aslan: Ne dedi Sayın Kılıçdaroğlu?

Onur Öymen: Bir şey demedi, dinledi filan, fazla bir yorum yapmadı.

***

Böylesine ipliği pazara çıkmış bir adam, böylesine deşifre olmuş bir adam hâlâ CHP adına söz söyleme hakkını kendinde buluyor. Bu kadar da utanmaz, arlanmaz, sıkılmaz, onur, namus, ahlâk bilmez bir adam.

Bu adaylığını ilan ettiğinde biz art arda yazılar yazdık; bak Tayyip’e kaybettiği bir seçimi hediye edeceksin, kendini aday gösterme, İmamın Oğlu Ekrem’i aday göster, diye. Hatta bu yazılarımızdan biri bize sıkı abluka uygulayan, yasak uygulayan Oda TV de bile yayımlandı. Bir günde iki paylaşım yaptık bu konuda. Ama işte CHP’den hiç kimse dur, çüş demedi buna.

Burada CHP’li yöneticilere de bir eleştirim var:

Onlar da hiçbir şey okumuyorlar. Zihinlerini asla işletmiyorlar, araştırmıyorlar, aydınlık bir düşünceye, özgür bir düşünce yapısına sahip değiller. Zaten il, ilçe bazında bile yöneticiler hep koltuğa odaklanmış durumda. Genel Başkana şirinlik yapalım, ona yancılık yapalım da ileride Meclise milletvekili olarak zıplayabilelim derdinde.

Ne yazık ki CHP seçmen kitlesinin dışında halkımızı düşünen, vatanımızı düşünen siyasetçi CHP içinde de, ne diyelim, hiç bulunmaz demeyim ama az da olsa, tek tük de olsa bulunabilir belki, diyelim.

Şimdi artık Sorosçu Kemal’in içyüzünü herkes gördü. Bunun partiden atılması gerekir. Tayyip’in kumpasına yüzde yüz destek veriyor. Tayyip’in hedef aldığı tüm CHP’li Belediye ve İl, İlçe Başkanlarını atın partiden, diyor. Ve hâlâ itibar görüyor.

Kimisi ne diyor?

“Gir, kurultaya aday ol, yarış”, filan diyor.

Bu adam görüldüğü yerde yüzüne tükürülmeli. Ne kurultayı, CHP’nin hiçbir örgütüne sokulmamalı.

Ama işte CHP’ye de ben “İbişler Partisi” diyorum bir anlamda. Net, açık, kesin bir tutum, bir anlayış sahibi olup, onu ortaya koyamıyorlar, onu savunamıyorlar.

O bakımdan işte Tayyip gibi, ipliği pazara binbir kere çıkmış, hırsızlıktan, yolsuzluktan, vurgundan, soygundan, vatan satıcılıktan ve Laik Cumhuriyet yıkıcılığından, Türkiye’yi Ortaçağ karanlığına götürme uğraşısından başka hiçbir derdi olmayan bir adam, 24 yıldır iktidarda. Yaktı, yıktı memleketi. Ne ekonomi bıraktı ne devlet kurumu bıraktı ne Ordu tepesini bıraktı ne yargı bıraktı ne Diyanet bıraktı ne emniyet bıraktı tüm devlet kurumlarını mahv-u perişan etti.

Bu Irak’ta, Libya’da, Suriye’de Amerika’nın en büyük taşeronluğunu yaptı. Sadece ülkemize değil Ortadoğu Halklarına da en büyük kötülükleri yapan, yerel yöneticilerden biri oldu Suudi Krallığıyla ve benzer bir iki Arap Şeyhliği, Emirliğiyle birlikte.

Kötülükten başka hiçbir faydası olmayan bu Tayyipgiller iktidarının payandalığını yaptı bu, bu Sorosçu Kemal.

Ve Yeni CHP’nin şefleri de Tayyipgiller’e asla bir saldırıda, bir taarruzda bulunamıyorlar. Hep savunmadalar. Namussuz, alçak Amerika, bizim gençlik yıllarımızda attığımız slogana tam uygun olarak; “Hoşt Amerika Puşt Amerika!”, bu muhalefeti de oynatıyor; üretiyor ve oynatıyor. Tayyip’i iktidarda tutacak şekilde muhalefet rolünü oynayacaksınız, diyor.

İşte bunları izleyince biz kahroluyoruz… Ne yazık ki bu muhalifi oynayan Alaycı Kuşlar Medyasında da yasaklıyız; sesimizi, mesajımızı ulaştıramıyoruz halkımıza. Halkımızın zihnini açamıyoruz. İşte bunun bize yüklediği stres, bize verdiği acı tahmin edilmez boyutlarda…

Kalın sağlıcakla…

23 Kasım 2025