HKP’li Avukatlardan Reyhanlı Soruşturmasının Genişletilmesi Talebi:

28.05.2013
214
A+
A-

HALKIN KURTULUŞ PARTİSİ REYHANLI KATLİAMININ FAİLLERİNİN PEŞİNİ BIRAKMIYOR

Reyhanlı’daki hain saldırının hemen ertesinde, bu saldırının Türkiye’yi “fiili savaş” durumunda getirmiş olması ve Suriye’ye asker göndermek da dahil daha açık bir savaşın hazırlanmasına dönük provokasyon olarak nitelendiren partimiz, avukat yoldaşlarımız aracılığıyla suç duyurusunda bulunmuştu. Bu suç duyurusunda, saldırıyı Tayyipgiller’in önde gelenlerinin “Savaş Kışıkırtıcılığı” kapsamında ele alan hukukçularımız, Türk Ceza Kanunu’nun 304-306. Maddelerinin yanı sıra, “kamu görevlisinin öldürmeye ve yaralamaya sebebiyet vermesi” suçları ile, gerçek tetikçiler olan Ortaçağcı El Kaide-El Nusra teröristlerinin Tayyipgiller iktidarı ve kurumlarınca gizlenmesinden ötürü de “suçluların ve suç delillerinin gizlenmesi” fiilinden ihbarda bulunmuşlardı.

Anılan suç duyurusu sebebiyle başlayan soruşturma sürerken, bu kez Jandarma Genel Komutanlığı’nın, Reyhanlı saldırısına ilişkin çok açık istihbarata sahip olduğu ve bunu ilgili yerlerle paylaştığı ortaya çıktı. Bu istihbarata göre, bombalı saldırıyı gerçekleştirecek örgüt (El-Kaide), araçların plaka ve modelleri, araçlara bombaların yerleştirildiği, saldırının sınır bölgelerimizden birinde yapılacağı ve ülkemize karşı yapılacağı açık olarak belliydi.

İşte bu istihbaratın gereğinin yapılmamış, araçların yakalanmamış, suçluların yakalanmamış olmasını, Reyhanlı Katliamının bilerek engellenmemiş olmasına bağlayan hukukçularımız, süren soruşturmaya bu yönden “soruşturmanın genişletilmesi” talepli dilekçe sundular. Dilekçelerinin ekinde söz konusu Jandarma istihbarat notunu ibraz eden avukatlarımız, bu istihbarat notuna ilişkin tüm bilgi ve belgelerin Jandarma, Emniyet ve MİT’ten istenerek, istihbaratın gereğini yapmayan bu kurumlardaki görevliler hakkında da takibat başlatılmasını talep ettiler. 28 Mayıs 2013 tarihinde dilekçelerini bizzat görevli Ankara Başsavcı Vekiline elden teslim eden avukatlarımız, daha sonra adliye önünde muhabirlere konuyla ilgili bilgilendirme yaptılar.

Ekte anılan Soruşturmanın Genişletilmesi Dilekçesini ve Jandarma İstihbarat belgesini aynen yayınlıyoruz.

Partimiz, Halkların Kardeşliği prensibinin gerçek savunucusu olarak, Rehyanlı Katliamı’nda yaşamını yitiren yurttaşlarımızın hesabını, Türkiye’nin içine sokulduğu BOP projesinin yarattığı kan gölünün hesabını, katliama dahil olan ya da bildiği halde engel olmayan herkesten sormaya kararlıdır. 28.05.2013

Halkın Kurtuluş Partisi Genel Merkezi

 

     

 

ANKARA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA

Soruşturma no: 2013/1239

 

SORUŞTURMANIN

GENİŞLETİLMESİ

TALEBİNDE BULUNAN: Halkın Kurtuluş Partisi Genel Başkanlığı

                                                                       Karanfil Sokak No:24/15 Kızılay/ANKARA

 

V E K İ L L E R İ……….: Av. Orhan ÖZER, Av. Metin Bayyar, Av. Ayhan ERKAN, Av. Ali Serdar ÇINGI, Av. Tacettin ÇOLAK, Av. Sait KIRAN, Av. Ayça ALPEL, Av. Halil AĞIRGÖL, Av. Pınar AKBİNA, Av. Doğan ERKAN, Av. Ümit ERDOĞAN

Ortak adres: Necatibey Cad. Sezenler Sokak. No: 4/15 Sıhhiye/ANKARA

 

Ş Ü P H E L İ L E R….…..: 1- Abdullah Gül

2- Recep Tayyip Erdoğan

3- Ahmet Davutoğlu

4- Muammer Güler

5- Bülent Arınç

6- Beşir Atalay

7- Hüseyin Çelik

7- Suça karıştığı tespit edilecek diğer failler

8- Suça ihmal ya da kasıt biçiminde karıştığı tespit edilecek Jandarma görevlileri, MİT Görevlileri, Emniyet Genel Müdürlüğü görevlileri, Hatay Emniyet Müdürlüğü görevlileri, Reyhanlı Emniyet Müdürlüğü görevlileri

                                                                                             

S U Ç………………………: Anayasa’nın “Türkiye Büyük Millet Meclisinin Görev ve

Yetkileri”ni düzenleyen 87. Maddesi ile “Savaş Hali ve Silahlı Kuvvet Kullanılmasına İzin Verme”yi düzenleyen 92. Maddesine ve Uluslararası Hukuka açıkça aykırı olarak, meclis kararı olmadan ülkemizin komşu Suriye Devleti ile savaş haline getirilmesi ve 5237 Sayılı TCK’nun 304. maddesinde öngörülen “Yabancı Devlete Karşı Savaşa Tahrik”, 306. maddesinde düzenlenen “Komşu Devlete Karşı Asker Toplama Ve Hasmane Hareket”, suçları ile bu suçlar nedeniyle oluşan fiili savaş ortamında gerçekleşen Reyhanlı saldırısında en az 70 kişinin ölmesine sebep olmak (TCK 83), 200’ün üzerinde kişinin yaralanmasına sebep olmak (TCK 88/2), bu saldırıyı gerçekleştiren teröristleri gizlemek ve suçlularla ilgili işlem yapmamak (TCK 279, 281) suçları

KONUSU………………….:

 

            Basında ortaya çıkan ve ekte sunduğumuz Jandarma İstihbarat notuna göre, Jandarma Genel Komutanlığı’nın Reyhanlı’da gerçekleştirilecek katliama ilişkin topladığı ve paylaştığı istihbaratların gereğini yapmayarak katliamı önlemeyen ve/veya eyleme dahil olan şüphelilerin bu açıdan da soruşturulması, Jandarma Genel Komutanlığı, Reyhanlı İlçe Jandarma Komutanlığı, Hatay İl Jandarma Komutanlığı, Kahramanmaraş İl Jandarma Komutanlığı, Milli İstihbarat Teşkilatı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Hatay Emniyet Müdürlüğü ile Reyhanlı Emniyet Müdürlüklerinden konuyla ilgili tüm yazışma-bilgi-belgelerin istenmesi talebidir.

 SORUŞTURMANIN GENİŞLETİLMESİ SEBEPLERİ:

 Müvekkil HALKIN KURTULUŞ PARTİSİ’ni temsilen, Reyhanlı Katliamı’nı yaratanlar, sebep olanlar ve ihmali bulunanlar hakkında 13 Mayıs 2013 tarihinde suç duyurusunda bulunmuştuk. İşbu suç duyurumuz Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2013/1239 Soruşturma numarası ile sürmektedir.

Suç duyurumuzda özetle, şüphelilerin tamamen AB-D Emperyalistlerinin Ortadoğu’daki çıkarları için ve bu güçlerin kendilerine verdiği desteği kaybetmemek uğruna komşu Suriye’ye karşı ülkemizi “savaş hali” durumuna getirdiklerini ifade etmiştik.

Bu FİİLİ SAVAŞ durumunun yaratılmasında, şekli hükümlerin dahi hiçe sayıldığını, Uluslararası Hukukun, Birleşmiş Milletler Şartı’nın, Cenevre Sözleşmesi’nin ve Anayasa’nın “TBMM’nin Görev ve Yetkileri”ni düzenleyen 87. maddesi ile “Savaş Hali İlanı ve Silahlı Kuvvet Kullanılmasına İzin Verme”yi düzenleyen 92. maddesinin açık ihlaliyle yaratıldığını; böylece Türk Ceza Kanununun “Yabancı Devlete Karşı Savaşa Tahrik”, “Yabancı Devlete Karşı Hasmane Hareket”, “Yabancı Devlete Karşı Yasa Dışı Asker Toplama” (TCK 304-306) suçlarının sübut bulduğunu ifade etmiştik.

REYHANLI KATLİAMI’nın ise, seçilmiş Esad iktidarına ve kardeş Suriye Halkına karşı sürmekte olan savaş kışkırtıcılığına ve yaratılan yasa dışı-haksız-gerici savaş ortamının kızıştırılmasına, savaşın “yasal”laştırılmasına ve genişletilmesine, dahası Suriye’ye asker çıkartılması girişimlerine dönük bir Provokasyon/manüpilasyon olarak tezgahlandığını, şüphelilerinde de buna dahil olduklarını belirtmiştik.

Şüphelilerin bu amaçlarına ulaşmak için, dünyanın dört bir yanında mazlum halklara karşı AB-D Emperyalistlerinin emrinde terör saldırıları düzenleyen Ortaçağcı “Özgür Suriye Ordusu” bileşenlerinden El Kaide – El Nusra isimli katiller sürüsünün kullandıkları artık tüm dünyanın bildiği bir gerçektir.

            Reyhanlı saldırısını da bu El Kaide denilen çapulcuların gerçekleştirdiklerine ilişkin delilleri ilk suç duyurusu dilekçemizde belirtmiştik.

            Objektif olayların gelişimi ve şüphelilerin saldırının hemen sonrasındaki söylemleri, yabancı kaynakların da açıklamalarıyla birleşince; Reyhanlı saldırısının asli failleri olan El Nusra’nın eyleminin şüphelilerin bilgisi ve en azından lojistik-propagandif-istihbari yönlendirmesi altında işlediklerini, dolayısıyla suçu iştirak halinde işlediklerini göstermekteydi. Bizlerin on yıllardır bildiği bir provokasyon biçimi olan, kamuoyunu yanıltmaya, ikna etmeye, maniple etmeye dönük Kontrgerilla eylem tarzından başka bir şey değildi Reyhanlı Katliamı: “Katlet-suçu düşmanın üstüne at!”

            Bu tez, 1960’larda David GALULA isimli Kontrgerilla teorisyeni tarafından geliştirilmiş ve yıllarca Solcu, Antiamerikancı, Antiemperyalist, Yurtsever ülkelere ve mücadelelere karşı uygulatılmıştır, kontrgerillanın ağababası CIA tarafından.

Bu defa da aynı yöntemle, halkta büyük öfke ve haklı bir düşmanlık yaratacak kertede canice bir katliam işlenmiş ve suçu Yurtsever, Antiemperyalist Esad yönetimine atılmak istenmiştir. Yalnızca tetikçiler değişmiştir.

            Ancak halkımız bu oyunu yutmamıştır. Ve gerçekler gün yüzüne çıkmaya başlamıştır.

      Bizce açık olan bu gerçekler, CEZA USUL HUKUKU BAKIMINDAN DA MADDİ DELİLLERLE DESTEKLENMİŞTİR. Şöyle ki:

 I- Redhack isimli grubun internet sitesinden duyurduğu ve bizim yazılı basından öğrendiğimize göre, Jandarma Genel Komutanlığı “gizli” ve “ivedi” kodlu notuyla, Reyhanlı’da gerçekleştirilecek saldırının istihbaratını almış, saldırıda kullanılacak araçları plakalarına kadar öğrenmiş, ve bunu ilgili birimlere göndermiştir. Hürriyet gazetesi internet sitesinden temin edilen ve ekte sunduğumuz Jandarma Genel Komutanlığınca tanzim bu notta aynen şunlar ifade edilmiştir:

(http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/ShowNew.aspx?id=23342165 uzantısından)

 “ 1- SURİYE’DE FAALİYET YÜRÜTEN EL KAİDE TERÖR ÖRGÜTÜ YANLISI GRUPLARA ULAŞTIRILMAK ÜZERE 63 E 3436 PLAKALI ARAÇ İLE PATLAYICI YAPIMINDA KULLANILABİLEN YARDIMCI MALZEMELER GÖNDERİLMESİNİN PLANLANDIĞI KONU HAKKINDA TEYİT VE DETAYLANDIRMA ÇALIŞMALARININ DEVAM ETTİĞİ BİLGİLERİ İLGİ (A) İLE BİLDİRİLMİŞTİR.

“ 2- TEKNİK/HASSAS KAYNAK ÇALIŞMALARINDAN, BOMBA YÜKLÜ LANCER MARKA KOYU RENKLİ 022 506 PLAKALI (SURİYE PLAKASI OLDUĞU DEĞERLENDİRİLMEKTEDİR) E KİA RİO MARKA GRİ RENKLİ 667512 ŞAM PLAKALI İKİ ARAÇ İLE SURİYE İDLİP KENTİNDE SİYAH RENKLİ ŞAM PLAKALI (PLAKASI TESPİT EDİLEMEMİŞTİR) SAAB MARKA BİR ARACIN BOMBA İLE TUZAKLANMIŞ ŞEKİLDE HAZIR OLDUĞU, AYRICA TÜRKİYE TARAFINDAN BİR ARACIN PATLAYICI MADDE İLE KÜÇÜK VE HASSAS CİHAZLAR TAŞIDIĞI, ARAÇLARIN SURİYE GÜVENLİK GÜÇLERİ TARAFINDAN ARANDIĞI BİLGİSİ ALINMIŞTIR. İNTİKAL EDEN BİLGİLER ÇERÇEVESİNDE, SÖZ KONUSU ARACIN SURİYE’YE YÖNELİK BİR EYLEMDE KULLANILACAĞI VE 25 NİSAN 2013 TARİHİNDE ALINAN (SURİYE ÜLKESİ RAKKA ŞEHRİNDE EL NUSRA CEPHESİ İÇERİSİNDE FAALİYET GÖSTEREN ŞAHISLARCA 23 NİSAN 2013 TARİHİNDE MAZDA 323, KİA RİO VE MARKASI MODELİ TESPİT EDİLEMEYEN BİR ARAÇLA BİRLİKTE TOPLAM ÜÇ ARACA BOMBA DÜZENEĞİ YERLEŞTİRİLDİĞİ, BU ARAÇLAR İLE ÜLKEMİZE YÖNELİK BİR SALDIRIDA KULLANILACAĞI BİLGİ NOTU GEÇEN EYLEM PLANLAMASIYLA PARALELLİK ARZ ETTİĞİ DEĞERLENDİRİLMEKLE BİRLİKTE, SON GELİŞMELER IŞIĞINDA OLAYIN SINIR BÖLGELERİMİZE VE DOLAYISIYLA ÜLKEMİZE YÖNELEBİLECEĞİ BİLGİSİ İLGİ (B) İLE BİLDİRİLMİŞTİR. KONUNUN İSTİHBARİ FAALİYETLER KAPSAMINDA DEĞERLENDİRİLMESİNİ…”

             El Nusra… Toplam üç araç… Bomba düzenekli…, ikisinin marka ve plakası mevcut… ülkemize yönelik bir saldırı… sınır bölgelerimize ve dolayısıyla ülkemize yönelebileceği…

             FAİLİ, SUÇTA KULLANILACAK ARAÇLARI, SUÇUN YERİ, SUÇ EYLEMİNİN STRATEJİK HEDEFİ BU KADAR AÇIK İSTİHBARATLA ELİNDE OLAN GÜVENLİK GÜÇLERİ NEDEN GEREĞİNİ YAPMAZ? BU BİLGİLERİ ELİNDE BULUNDURAN BAKANLIK, İÇİŞLERİ BAKANLIĞI, BAŞBAKANLIK, CUMHURBAŞKANLIĞI KOLTUĞUNU İŞGAL EDEN ŞÜPHELİLER NEDEN GEREĞİNİ YAPMAZ?

             Açık cezaevine çevirdikleri ülkemizin dört bir yanındaki sözüm ona güvenlik kameraları, basit bir hırsızlık suçunun failini, yaralamalı bir trafik kazasının failini bile bulabilirken, “ülkemize yönelebilecek” bunca ölüm ve yaralanmayla sonuçlanan katliamın terörist failleri neden yakalanmaz, engellenmez, araçlar görüldüğü yerde neden alıkonularak teröristler tutuklanmaz?

            Çok açık ki BU SALDIRININ GERÇEKLEŞMESİ İSTENMİŞ VE BEKLENMİŞTİR! Saldırının sonuçları Türkiye-Suriye açık savaşının koşullarını, NATO’nun Suriye’ye olası müdahalesinin yollarını açacağından; özetle şüphelilerden Recep Tayyip Erdoğan’ın Eşbaşkanı olduğu BOP’un yollarını açacağından, Reyhanlı Katliamı bilerek işlenmiş ve/veya önlenmemiştir.

Anılan ve ekte mübrez Jandarma İstihbarat notunun başkaca bir sonucu olamaz. Her kim bu istihbaratın gereklerini yerine getirmemiş ise, müsnet suçlardan yargılanmalı, cezalandırılmalıdır.

             Tabi, Jandarma Komutanlığının “terörist” olarak nitelediği El Kaide-El Nusra örgütlerini Tayyip Erdoğan ve diğer şüphelilerin “Özgürlük savaşçısı”, “Muhalif” biçiminde adlandırması, Jandarmanın “güvenlik güçleri” dediği Esad’a bağlı askerleri ise, şüphelilerin “zalim” diye yaftalaması, dahası ABD dönüşünde “muhaliflere lojistik desteğe devam edeceğiz” diyerek bu terör örgütlerini silahlandırdığını ikrarı karşısında, bu güçlere karşı şüphelilerin harekete geçmesini beklemediğimizi söylemeliyiz. Silahlandırdığı adamı neden ele versin? Bir amacı var ki silahlandırıyor değil mi?

            Ancak tüm bunlar ceza hukuku bağlamında büyük suçlardır. Üstelik Uluslararası Hukukun “Savaş Suçu” saydığı suçlardır bunlar. Bu sebeple, BOP denilen proje ile amaçlanılan hedeflerden birinin Türkiye’nin AB-D Emperyalistlerince en az üç parçaya bölünmesi olduğu da göz önüne alınınca, hepsi bu ortak ve en büyük suçun vasıta suçu olan bahsi geçen eylemler karşısında şüphelilerin, Anayasa’nın 14. maddesi uygulanarak dokunulmazlıktan faydalanamaması gerekmektedir. Mustafa BALBAY’ın bir gazete yazısının “ağır cezalık suçüstü hali” sayılmasına cevaz veren savcılarımızın yorumu (ki bizce Mustafa BALBAY’a uygulanan hukuk katliamıdır), müsnet eylemleri evleviyetle Ağır Cezayı gerektiren Suçüstü hali saymaya olanaklıdır. Zira anılan eylemler sonucunda onlarca yurttaşımızın ölmesine sebep olmak (TCK 83), ve yaralanmasına sebep olmak (TCK 88/2) suçları da içtima halinde işlenmiştir.

                       II- Ekte mübrez Jandarma Genel Komutanlığı notunun tümüyle gerçek-yasal-maddi bir delil olduğu araştırıldığında ortaya çıkacaktır. Bunu anlamamıza imkan veren olay, şüphelilerden Hüseyin Çelik’in açıklamalarıdır. Medyaya göre Çelik basına şu demeci vermiştir:

“Çelik, Reyhanlı saldırısına ilişkin sanal ortamda bir grubun yayınladığı bilgi ve belgelerin Jandarma Genel Komutanlığı’nın internet sitesinin hacklenerek elde edildiği iddialarının doğru olmadığını belirterek, “Hacklenme meselesi doğru bir mesele değil, Jandarma Genel Komutanlığı’nın sitesi hacklenmemiştir. Bir ilimizdeki jandarma eri, cep telefonuyla o ile ulaşmış bazı belgelerin fotoğrafını çekerek bu dediğimiz kimselere servis etmiştir. O kişi şu anda gözaltına alınmıştır.”

(http://www.cnnturk.com/2013/turkiye/05/23/hukumetten.sok.reyhanli.aciklamasi).

İşte şüpheliler kaş yapalım derken göz çıkarmakta, Jandarma Sitesi’nin hacklenebileceğini kabul etmeyelim derken, cep telefonuyla servis edilen bir belge olduğunu ifade ederek, belgenin gerçekliğini ikrar etmiş olmaktadır. Hatta tüm suçu da bir gariban Jandarma erine atarak, olayı kapatabileceklerini ummaktadırlar. Bu suçlama dahi belgenin gerçekliğini teyit etmektedir.

Sonuç olarak, Reyhanlı Katliamı’nın tüm belirtileri Jandarma İstihbaratında mevcutken bunun gereğini yapmayan, saldırının gerçekleşmesini isteyen/bekleyen/dahil olan tüm şüphelilerin haklarında yürütülecek soruşturma ve kovuşturmaya esas olacak adı geçen belge ve bilgileri “Soruşturmanın Genişletilmesi” bağlamında arz etmek durumunda kaldık.

 SONUÇ ve İSTEM………: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Ekte mübrez Jandarma İstihbarat notuna göre, Jandarma Genel Komutanlığı’nın Reyhanlı’da gerçekleştirilecek katliama ilişkin topladığı ve paylaştığı istihbaratların gereğini yapmayarak katliamı önlemeyen ve/veya eyleme dahil olan şüphelilerin bu açıdan da soruşturulması, Jandarma Genel Komutanlığı, Reyhanlı İlçe Jandarma Komutanlığı, Hatay İl Jandarma Komutanlığı, Kahramanmaraş İl Jandarma Komutanlığı, Milli İstihbarat Teşkilatı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Hatay Emniyet Müdürlüğü ile Reyhanlı Emniyet Müdürlükleri’nden konuyla ilgili tüm yazışma-bilgi-belgelerin istenmesi vekâleten dileriz. Saygılarımızla. 28.05.2013

 Soruşturmanın Genişletilmesi Talebinde Bulunan

      Halkın Kurtuluş Partisi Genel Başkanlığı

Vekilleri 

Avukat Metin BAYYAR      Avukat Sait KIRAN    Avukat Doğan ERKAN