Her kim ki Diplomasız’a ‘Cumhurbaşkanı’ der, bilin ki sahtekârdır

Saygıdeğer Arkadaşlarım;
23 yıldan bu yana Türkiye’ye kötülükten, ihanetten, zulümden, vurgundan, soygundan, kamu malı hırsızlığından -hem de trilyonlarca dolar tutarında- başka hiçbir şey vermeyen Tayyipgiller iktidarı, hâlâ yüzde 30 civarında oya sahip.
Ve sadece halka ihanetle yetinmedi, vatan satıcılıkla da Ege’de 20 Ada’mızı ve 2 Kayalığımızı Yunanistan’a kendi elleriyle peşkeş çekti, ABD ve AB’li efendilerinin buyruğunu yerine getirmek için. Trilyonlarca dolarlık kamu malını iç etti. Sadece Tayyip ve yakın aile çevresi, dört AKP kurucusundan biri olan Ekonomi Doçenti Abdüllatif Şener’in deyişiyle; “300 milyar dolarlık vurgunu, soygunu aştı yaptıkları kamu malı” hırsızlıkları. Kanun manun, Anayasa, şu bu hiçbir şey dinlemiyor bunlar. Vatan diye bir derdi yok bunların.
Biricik Tanrıları var: Para Tanrısı.
Şimdi de PKK’yle DEM’le PYD’yle YPG’yle ve Süper NATO’nun, Gladyo’nun, Kontrgerilla’nın partisi MHP’yle ve onun kaset tutsağı Devlet Bahçeli’siyle ele ele vererek BOP haritasında belirlendiği şekilde vatanımızı üç parçaya bölme sürecini başlattılar. Bütün işleri; yalan, dümen, hile, kandırmaca, insanları Allah’la aldatmaca.
Hep söyleyegeldiğimiz gibi, bütün sermayeleri din alıp satmak.
Bir de bu hainane işlerine ne diyorlar?
“Terörsüz Türkiye.”
Vatanı parçalama, yok etme işlerine, “Terörsüz Türkiye” kılıfı giydiriyor bu hainler.
Bunca kötülüğüne, zulmüne rağmen, halkımızı kuru ekmeğe, kuru soğana muhtaç etmesine rağmen, ekonomiyi dibe vurdurup çökertmesine rağmen, halkımızı işsizlik ve pahalılık cehenneminde kırıp geçirmesine rağmen nasıl oluyor da bu hainler haini iktidar hâlâ yüzde 30 bandında oy olabiliyor?
Şundan:
ABD Emperyalist Haydudu sadece bunu oynatmıyor, muhalefeti de oynatıyor. Muhalefeti de o belirliyor. Bir ihanet tiyatrosu oynatıyor, onun senaryosunu da yönetmenliğini de yapımcılığını da hep kendisi yapıyor. İşte burada kimisini iktidar, kimisine anamuhalefet, kimisine yavru muhalefet, kimisine dinci parti, kimisine milliyetçi parti rolü veriyor ve hepsi de Amerika’nın kendilerine verdiği hainane rolü oynuyor bunların.
Bir kere, bu Tayyip’in üniversite diploması yok. Bunu herkes, aydın olup muhalif geçinen herkes, biliyor. Onlarca kez kanıtlandı bu. Bunun İstanbul Fatih’teki İmam Hatip Okulunun dışında hiçbir okula gitmişliği, bitirmişliği yok. Onu da ikmale kalarak, bütünleme sınavlarında; “ya Müslüman yavrumuz mağdur olmasın, geçirelim”, diye hocalarının yufka yürekliliğiyle, buna kıyak yapmaları sonucunda mezun olup, o diplomayı alabiliyor.
Ama Anayasa Madde 101, net:
“Yüksekokul diplomasına sahip olmayan biri cumhurbaşkanlığına aday bile olamaz.”
Ne yaptı bu?
Bir sahte diploma fotokopisi uydurdu, onu Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan’ın şoförü Hasan Tükenmez’e verdi, o da getirdi İstanbul 15. Noterliğine. Noterlik daha önceden ayarlandığı için, devşirildiği için, sahte diploma örneğinden; “diplomanın aslını gördüm”, diye suret çıkardı 15. Noter. Ve onu götürüp Yüksek Seçim Kuruluna verdi; o sayede adaylığı kabul edildi bunun. Fakat bir namuslu kişi, şikâyet etti. Türkiye Noterler Birliği, İstanbul 15. Noterine ceza verdi “görevini kötüye kullandığı, görevini suistimal ettiği” için.
Bu apaçık meydanda ama kimse bunun üzerine gitmiyor. Aynen 17-25 Aralık’taki milyarlarca dolarlık vurgununun kabak gibi ortaya çıkmış olmasına rağmen bunu yok saydırdı, kendini temize çıkardı. Bu büyük yolsuzluğunu, vurgunu yedirdi halkımıza, muhalefete.
2017 Referandumunda iki buçuk milyon sahte geçersiz oyu “geçerli” diye yedirdi.
Bütün bunlar neyi gösteriyor?
Muhalefeti oynayan siyasilerin de medyanın da aslında üretilmiş olduğunu, medya bazındaysa Alaycı Kuşlar Medyası’ndan oluşmuş olduğunu gösteriyor.
Şimdi, eğer gerçek bir muhalefet olsaydı; bu Tayyipgiller iktidarı birkaç yıldan fazla zulmünü, saltanatını sürdüremezdi; paldır küldür yıkılırdı. İşte bu üretilmiş muhalefet, Amerika’nın verdiği rolü oynadığı için bu zulüm düzeni, bu hainler haini Tayyipgiller iktidarı sürüp gidiyor…
İşte en son geldiği nokta; vatanımızı parçalayarak bölüp yok etme noktası. Bunu uygulamaya koydu bu hainler.
Saygıdeğer Arkadaşlarım;
Siyasiler bazında olsun, medya bazında olsun, aydınlar, akademisyen bazında olsun, bir kişi samimi mi, içtenlikli mi, vatansever mi, gerçekten bu hain iktidara karşı mı, değil mi çok net bir ölçüt var:
Bu Tayyip’in diploması yok. O zaman meşru bir cumhurbaşkanı da yok. Bu Tayyip sahte cumhurbaşkanı, çakma cumhurbaşkanı bu, fake (sahte) cumhurbaşkanı bu. Bu hem resmi evrakta sahtecilik yapmış hem bu konuda da nitelikli dolandırıcılık yapmış bir mücrim. Bunun acele derdest edilip oradan yargı önüne çıkarılması ve cezalandırılıp cezaevine gönderilmesi gerekir. Başka binbir suçundan da tabiî aynı şekilde onlarca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılması gerekir bunun. Ama diplomasızlığından dolayı da bunun yargılanıp mahkûm edilmesi gerekir.
Bu sahte olduğu için; bunun kurduğu bütün hükümetler de yok hükmündedir, geçersizdir.
Bu sahte olduğu için; bunun atadığı bütün bakanlıklar yok hükmündedir.
Bu sahte olduğu için; bunun çıkarttığı bütün kanunlar geçersizdir, yok hükmündedir, çöp hükmündedir.
Bunun verdiği bütün ihaleler, bunun yaptığı bütün sözleşmeler yok hükmündedir, boş hükmündedir, çöp hükmündedir.
Biz, işte bu sözlerimizi açık, net, kesin ortaya koyduk ve böyle bir kitap yazdık.

Tarihi kaçmış?
Kasım 2022’de basılmış bu kitabımız.
Tayyip’in diplomam diye öne sürdüğü, ortaya sürdüğü, ortaya çıkardığı iki tane sahte diploma var burada. Ama ikisinin de sahteliği kanıtlanmış durumda, gerçeği yok çünkü.
O yüzden ne dedik kitabımızın adına?
“Yok Hükmündedir!”
Üst açıklama yazısı: “Diploması yok, Bu sebeple attığı bütün imzalar, Kurduğu bütün hükümetler Yok Hükmündedir!” demişiz.
Biz, hiçbir zaman ortaya konuşmayız. Kimi hedef almışsak, kimi işaret etmişsek net olarak sözümüzü ona söyleriz, vuruşumuzu ona yaparız. İşte burada da açıkta belirtmişiz ve kitabımızla da tarihe not düşmüşüz.
Asıl soruyu tekrarlayalım:
Bir insan samimi mi yoksa devşirilmiş, yalandan mı muhalefet yapıyor nasıl anlarız?
Net ölçüt:
Her kim ki bu sahte, çakma cumhurbaşkanına, bu fake cumhurbaşkanına, bu mücrime “Cumhurbaşkanı” diye hitap ederse bilin ki o sahtekârdır, o devşirilmiştir.
Aydın olmanın bir onuru var. Vatansever olmanın bir onuru var. Onura sahip bir insan ağzından çıkan sözün doğruluğuna inandığı için söyler. O zaman onurlu insan, diplomasızın bu sebeple de bir diploma sahtekârının, bir çakma devlet başkanının “Cumhurbaşkanı” diye güzellemesini yapmaz. Ona meşruiyet kılıfı giydirmeye kalkışmaz.
Evet, biz onlarca kez yargılandık Tayyip’in mahkemelerinde. İşin gerçeğinde hep biz onları yargıladık ve kitaplarımızla ortada bu, kanıtlı. Tayyip’e “Cumhurbaşkanı” diyen bir tek hitabımız yoktur. Sözlerimizi bazen özetler Yargıçlar orada; “Cumhurbaşkanı hakkında şöyle dedi”, filan… Cumhurbaşkanı yok, öyle bir ibare kullanmadık, deriz; Tayyip, Tayyip Erdoğan. Savcılarda da aynı şeyi yaparız. Orada da “Cumhurbaşkanı” geçen ibareyi sildiririz, o bizim sözümüz değil, deriz.
Demek ki; medyada olsun, siyasilerde olsun, televizyoncularda, gazetecilerde olsun, her kim ki bu diploma sahtekârına, bu sahtekâr cumhurbaşkanına, bu çakma cumhurbaşkanına “Cumhurbaşkanı” hele de “Sayın Cumhurbaşkanı”, bunun atadığı geçersiz yok hükmündeki bakana, sözde bakana “Bakan”, “Sayın Bakan” diye hitap ediyorsa bilin ki o da sahtekârdır, kandırıcıdır, düzenbazdır. Güvenilir değildir.
Eğer bu siyasiler, bu medya çalışanları, bu muhalifi oynayanlar bizim gibi davranabilselerdi bu Tayyip çoktan saltanatıyla beraber paldır küldür yıkılır, Tarihte layık olduğu yere, lanetli sayfalara savrulur giderdi. Ama işte bunlar yüzünden hâlâ zulmünü, ihanetini, kötülüklerini sürdürebiliyor.
Halkımızı feryat figan biz uyandırmaya çalışıyoruz ama bizim sözlerimizi de bizim görüntümüzü de bizim adımızı da ağızlarına almaya, suretimizi yansıtmaya hem yürekleri yetmiyor hem de ahlâkları, namusları yetmiyor.
Saygıdeğer Halkımız;
Her zaman olduğu gibi tek bir şey istiyoruz: Anlaşılmak
Kalın sağlıcakla…
16 Temmuz 2025