Halkların Gerçek Kardeşliğinin Savunucusu HKP, Emperyalistlerin Halkları Birbirine Boğazlatma Planı Olan “Ermeni Soykırımı” Yalanına Karşı Alanlardaydı.

25.04.2013
197
A+
A-

İstanbul:

Halkların Gerçek Kardeşliğinin Savunucusu HKP, Emperyalistlerin Halkları Birbirine Boğazlatma Planı Olan “Ermeni Soykırımı” Yalanına Karşı Taksim’deydi!

 

Bildiğimiz gibi; AB-D Emperyalistleri tarafından ülkemizin hızla sürüklendiği Yeni Sevr bataklığına doğru önemli bir basamak olan “Ermeni Soykırımı”nın tanınması için, son yıllarda “soykırımın” yıldönümü kabul edilen 24 Nisan’da ülkenin değişik illerinde anma etkinlikleri yapılıyor. Bu nedenle Kurtuluş Partisi de her yıl, aynı yerde bu planın Emperyalistlerin bir oyunu olduğunu ve halkları tekrar birbirine boğazlatma planı olduğunu haykırmak ve buna karşı Ermeni, Kürt ve Türk halklarını uyarmak için karşı eylemler düzenliyor. Onlar eylem saatlerini sözde soykırımın yıldönümü 1915’i çağrıştıran bir şekilde 19.15 olarak belirliyor; Kurtuluş Partisi ise I. Antiemperyalist Kurtuluş Savaşımızın ilk kıvılcımının çakıldığı1919’a atıfla 19.19 olarak belirliyor.

Bu yıl yine öyle oldu. Saat 19.00’dan itibaren toplanmaya başlayan “Soykırım” savunucularına karşı Kurtuluş Partisi “Kahrolsun Emperyalizm, Yaşasın Halkların Kardeşliği”, “Kahrolsun AB-D Emperyalizmi”, “Biji Bratiya Gelan”, “Yeni Sevr’e Karşı Yaşasın II. Kurtuluş Savaşımız”, “Soykırım Yalanı ABD’nin Planı” sloganlarıyla yerlerini aldılar. Basın açıklamasını HKP İstanbul İl Başkanı Av. Pınar Akbina yaptı. O dönem yaşanan karşılıklı katliamın “Ermeni Soykırımı” tezi olarak Emperyalistler tarafından ortaya atıldığının, bizzat Ermeni yönetici ve aydınlarının söz ve yazılarından alıntılarla kanıtlandığı açıklamada, Kurtuluş Partisi’nin amacının; Emperyalistler tarafından halkların yeniden birbirine düşürülmesine, o dönem yaşanan karşılıklı trajedinin yeniden yaşanmasına engel olmak için herkesi uyarmak olduğu belirtildi.Halkların gerçek kardeşliğinin de Emperyalizme ve Burjuva sınıflarına karşı Türk-Kürt-Ermeni İşçi Sınıflarının mücadelesi ve zaferi ile sağlanacağı vurgulandı. Halkın yoğun ilgisi ile karşılanan eylem sonunda Kurtuluş Partililer alkışlandı ve tebrik edildi.

Özellikle Sevrci Soytarı Sahte Sol tarafından Kurtuluş Partisi; mesele hakkında ne söylendiğine, kanıtlarının neler olduğuna bakılmadan, savunduğu tezlere karşı en ufak bir kalem dahi oynatılmadan, demagojilerle, yalanlarla, sanki Ermeni Halkına düşmanmış gibi gösterilmeye çalışılmaktadır.

Oysa bugün asıl soykırımcı Emperyalistlerle aynı tez olan “Ermeni Soykırımı” yalanını savunanlar, bilerek ya da bilmeyerek AB-D Emperyalistlerinin ekmeğine yağ sürmektedirler, halkların kardeşliğine dinamit koymaktadırlar. Bu tezi savunmak, halkların birbirine düşürülmesi demektir. Çünkü bu yalanın kabul edilmesi demek; “3 T Planı” çerçevesindeTanımanın ardından Tazminat ve Toprak taleplerini de getirecektir. Bu da hem Türk ve Ermeni Halklarının, hem de Kürt ve Ermeni Halklarının birbirine düşmesi demektir. Bunun, demokratlıkla, halkların kardeşliğini savunmakla hele hele devrimcilikle hiçbir ilgisi yoktur!

İşte tam da bu nedenlerle bu yalana ve planlara karşı çıkanlar, halkların gerçek kardeşliğini savunuyor demektir. Bunu şu an Türkiye’de savunan tek devrimci parti de Halkın Kurtuluş Partisi’dir. Ermeni Halkının da, Kürt Halkının da, Türk Halkının da gerçek dostudur Kurtuluş Partisi. Ne Ermeni Halkından ne de Türk-Kürt Halklarından tek bir insanın kılına dahi zarar gelmesin ister ve bunun için mücadele eder Kurtuluş Partisi.

Onlar ne kadar farklı göstermeye çalışsalar da Halkın Kurtuluş Partisi gerçekleri savunmaktan ve ortaya çıkması için mücadele etmekten asla geri durmayacaktır. Çünkü gerçekler inatçıdır. Görmek isteseniz de istemeseniz de, kabul etseniz de etmeseniz de eninde sonunda ortaya çıkarlar…

 

Kahrolsun AB-D Emperyalizmi!

Yaşasın Türk-Kürt-Ermeni Halklarının Kardeşliği!

 

 

 

 

İstanbul’dan Kurtuluş Partililer

 

 

İzmir:

İZMİR’DE “SOYKIRIM” YALANINA KARŞI ÇIKAN PARTİLİLERİMİZE SALDIRANLAR HAKETTİKLERİ CEVABI ALMIŞTIR.

Bildiğimiz gibi Batılı Emperyalistlerin dünyayı 1000 parçalı eyalet devletçiklere ayırma stratejisinin Ortadoğu’daki uygulamasını, Afganistan ve Irak’ın açık işgallerinde, Yugoslavya, Libya ve Suriye’ye karşı yapılan saldırılarda gördük, görüyoruz. Emperyalist çakallar, “Artık Ortadoğu’da sınırların yeniden çizilme zamanı gelmiştir.”, diyerek bu niyetlerini açıktan deklare etmişler ve Irak’ı üçe bölerek de bunun ilk adımlarını atmışlardır. İki yıldır da dışardan topladıkları hırsız, katil, ırz düşmanı, çapulcu sürüleriyle yürüttükleri saldırılarla Suriye’ye de aynı sonu yaşatmak istemekteler. Esad liderliğindeki Suriye’nin antiemperyalist yönetimi bu emperyalist uşağı çakal sürüsüne ve onlara silah, cephane ve lojistik destek sağlayan Batılı Emperyalistlere karşı iki yıldır onurluca direnmektedir.

Aynı emperyalist plan, ülkemizde de Yeni Serv’in hayata geçirilmesi ile uygulamaya konulacaktır. ABD ve AB Emperyalistleri, ülkemizde de projecilik, sivil toplumculuk vb. adlarla avrolara-dolarlara boğarak satın aldığı, ajanlaştırdığı hainler eliyle ülkemizi hızla Yeni Sevr bataklığına götürmekte. Yeni Sevr’in hayata geçirilmesi için de türlü yollara başvurmaktalar. Yüzyıllar önce bu topraklarda yaşanan acılar, trajediler ısıtılıp ısıtılıp gündeme getirilerek, halklar arasında yeniden kin ve düşmanlık tohumları ekmekteler.

Son yıllarda bunu “Ermeni Soykırımı” yalanı üzerinden gündeme getirmeye başladılar. 1915’te Batılı Emperyalistlerin kışkırtmaları sonucu, Ermeni Burjuvalarının Osmanlı yönetimine isyan etmesiyle birlikte yaşanan karşılıklı çatışma ve katliamlar; (bizzat Ermeni aydınların kaleme aldığı kitaplardaki; “Yaşanan karşılıklı bir savaştı, bu savaşta Osmanlı yendi biz yenildik, Batılı devletler bize verdikleri sözleri tutmadılar” şeklindeki tespitlere karşın) bizdeki yerli satılmışlar cephesi tarafından ısrarla “Soykırım” olarak dillendirilmektedir. Tabiî bunu dillendirmekle de kalmıyorlar, son yıllarda olduğu gibi, çeşitli illerde yaptıkları eylemlerle halkın gündemine de sokmaya çalışmaktalar.

İşin üzücü bir yönü de; bu hainlerin Yeni Sevr’e ulaşmak için bilinçli bir şekilde uygulamaya koydukları bu emperyalist savaş ve talan propagandasını  “zahir demokratlık, solculuk böyle olur” düşüncesiyle savunan gafiller de hızla çoğalmaya başladı.

Geçmişte yaşanan olayları tersyüz ederek bizzat Emperyalistlerin “Savaş Propaganda Büroları”nda hazırlanan çarpıtılmış bilgilerle, okumadan, araştırmadan kendi ülkesine, atalarına düşmanlık yapar hale gelen bu çoğunluğun aklını kullanması için uyarma görevimizi yapmak üzere 24 Nisan 2013 günü İzmir’de Basmane Meydanı’na gittik. “Ermeni Soykırımı” Yalanı AB-D Emperyalistleri ve Yerli Satılmışlar Cephesinin Yeni Sevr Planının Bir Parçasıdır” yazılı pankartımız ve bayraklarımızla yerimizi aldık.

Esasen önceki yıllarda da aynı şekilde gidiyorduk ve kendi tezlerimizi halka anlatıyorduk. Bu yıl da aynı şekilde İl Başkanımız tarafından Genel Merkezimizce hazırlanan Basın Açıklamamız okundu. Başkanımızın hiçbir soyutluk taşımayan ve 100 yıl önceki olayların tarihsel gelişim seyri içinde konulduğu konuşması ve atılan sloganlar, “soykırım” yalanına inandırılan bazı gafillerin zoruna gitti.

Tam metnini diğer sütunlarımızda göreceğiniz basın açıklamamızın içeriği ile ilgilenmek, “soykırım” tezini çürüten tespitlere karşı cevap vermek yerine, her zaman olduğu gibi yine saldırıyı tercih eden bu gafiller, ilkin sloganlarla sesimizi boğmaya ve yanlarında getirdikleri keser saplarını göstererek kendilerince Partililerimize gözdağı vermeye yeltendiler. Partililerimiz, sayıca bizden dört misli kalabalık olan bu gafiller karşısında yılmayıp daha gür sesleriyle sloganlarımızı atmayı sürdürdüler.

İçlerinden biri, İl Başkanımız Basın Açıklamasını okurken, saflarımızın en ucundaki bir bayan arkadaşımıza tekme attı. Diğerleri de ellerindeki sopalarla kitlemize saldırıya geçti. Tabiî bu saldırı, anında Yoldaşlarımız tarafından karşılandı, saldırganların bir kısmındaki sopalar da ellerinden alındı ve etkisiz hale getirildiler. Bu arada şunu da belirtelim ki, aşama aşama saldırıya hazırlanan bu gafilleri seyreden ve kitlemize saldırmalarına göz yuman polis ise Yoldaşlarımız tarafından enterne edilen saldırganları bize müdahale ederek kurtarmış ve araya barikat kurmuştur.

Kitlemize saldıranlar, Amerikan Büyükelçisi ve AB temsilcilerinin “sesimizi seslerine katıyoruz”, “demokrasi kahramanları” diye övdükleri, bizim Sevrci Sahte Sol diye adlandırdığımız zavallılardır. Bunlar kenar mahalle çakallarının davranışı ile sayıca üstünlüklerine ve önceden yaptıkları hazırlıklara güvenip saldırarak bizleri inandığımız davadan geri durduracaklarını sanıyorlarsa yanılıyorlar. Daha doğrusu bugüne kadar yanıldıklarını hâlâ anlamadılarsa ne zaman anlayacaklar?

Olaydan hemen sonra bazı internet sitelerindeki yayınlarında bu sayıca üstünlüklerini o kadar trajikomik bir şekilde abartıyorlar ki, güya İzmir’deki “soykırım anmasına 2000 kişi katılmış ve bu kitleye HKP’li faşistler saldırmış”. Yine bazı sitelerde de “HKP’li faşistler yine saldırdı.” diyerek geçmişte yaptıkları gibi Nazi Propaganda Bakanı Faşist Goebbels’in taktiklerine başvurmaktalar. Yalanın bu kadarına ne denir? Bunu yazanlar aynaya nasıl bakıyor acaba?

Bilindiği gibi Goebbels’in halkı kandırma taktiklerinden bazıları şunlardır:

  • Hatalı olduğunu veya yanlış yaptığını asla kabul etme.
  • Asla rakibinin üstün bir yanı olduğunu kabul etme.
  • Asla kendinden başka bir seçeneğe hareket alanı bırakma.
  • Asla kabahat üstlenme.
  • Halk büyük yalanlara, küçük yalanlara göre daha çabuk inanır.
  • Bir yalanı yeteri sıklıkla tekrarlarsan, halk eninde sonunda ona inanır.

Bizim Sevr’ci Soytarı Sahte Solcularımız da aynen bu yalanlara başvurmaktadırlar. Bir başka anlatımla, yukarıda hiçbir ekleme çıkarma yapmadan önyargısızca anlattığımız aramızdaki olayı (aynen diğerlerinde de olduğu gibi) bir iki saat sonra tam tersine çevirerek internet sitelerinde kendilerini mazlum, bizleri saldırgan olarak göstererek anlatmaları Goebbels’i bile aratır niteliktedir. Ancak bu soytarıların atladıkları bir şey var: Goebbels, yukarıdaki propaganda araçlarını bundan 70 yıl önce uygulamaya koymuş ve başarılı olmuştur. Oysa şimdi 21. Yüzyıldayız ve iletişim alanındaki olağanüstü gelişme, bu yalancıların mumunun yatsıya kadar bile yanmasına izin vermez, vermiyor. Nitekim başka objektif habercilik yapan siteler incelendiğinde açıkça görüldüğü gibi, ne bunların sayısı 2000 ne de ilk saldıran biziz. Kaldı ki bu sitelerdeki resimlerin tamamında kapışmanın bizim kitlemizin içinde yaşandığı, onların kitlesinin ise en az 20-25 m. uzakta olduğu netçe görülmektedir. Dolayısıyla yukarıda da anlatıldığı gibi, bu Sevrci Soytarıların doğrudan kitlemiz içine yönelik bir saldırıları yaşanmıştır. Bu saldırganlar da hak ettikleri yanıtı almıştır. Olay budur…(Olay,  http://hkp.web.tv/video/2arc8coqxyg adresinden izlenebilir.)

Hep söylediğimiz gibi, biz ideolojik bir mücadele yürütüyoruz. Karşımızdakilerin de bizimle ideolojik mücadele yürütmesini isteriz. Bu mücadelemizde de kimseye siyaset yapma yasağı getirmek, fiziki saldırıda bulunmak gibi bir anlayışımız bugüne kadar olmadığı gibi bundan sonra da olmayacaktır. Ancak bir yandan bize “faşist” deyip diğer yandan kendileri aynı faşizan yöntemlere başvuranlar karşısında da bizim elimiz armut toplamayacaktır. Dün olduğu gibi bugün de yarın da hak ettikleri cevabı aldılar, alacaklar ve almaya da devam edecekler.

İzmir’den Kurtuluş Partililer

 

 

Ankara:

Geçmişine ihanet edenlerin gelecekte yerleri olamaz!

Gafilce ya da haince vatanına ihanet edenlerin öldüklerinde yatacak toprakları da kalmaz!

 

Halkın Kurtuluş Partisi, ülkemizi Sevr Bataklığına götürmek isteyen emperyalistlerin aşağılık planlarından biri olan Ermeni Soykırımının gerçek olmadığını, emperyalist tarihçilerin kendi belgeleri ile teşhir etmiş; bilimsel, objektif gerçeklikle duruca insanlığın önüne sunmuştur. Gerçekleri apaçık ortaya çıkaran Halkın Kurtuluş Partisi’nin görevi, bu aşağılık kandırmaca ile halkları birbirine kırdırmaya çalışan Emperyalist tuzağın-planın tüm halklara duyurulmasıdır.

Sözde Ermeni Soykırımını protesto etmek için, on yıllarca vatan bildikleri topraklarda kardeşçe yaşayanların arasına asla unutulmayacak kan davaları sokarak, vatanı parçalamaya çalışan emperyalistlerin yönlendirmesi ile Sevrci Sahte Solcular ve onların avanesi, birkaç yıldır her 24 Nisan’da “katliamın” yıldönümüne atıfla 19:15’te etkinlikler düzenliyorlar.

Ve o etkinliğin hemen akabinde de dünyada emperyalizme karşı başarı kazanan ilk ulusal kurtuluş mücadelesinin başlangıç tarihine atıfla 19:19’da üzerlerine düşen tarihi sorumlulukları yerine getiren Kurtuluş Partililerle karşılaşıyorlar.

Sevrci Sahte Solcular, Soykırım, diyor; Kurtuluş Partililer, Soykırım Yalanı ABD’nin Planıdır, diyorlar; Sevrci Sahte Solcular, Hepimiz Ermeni’yiz, diyor; Kurtuluş Partililer, Yaşasın Halkların Kardeşliği, diye haykırıyor; Sevrci Sahte Solcular, Ermenistan için vatan toprağından toprak vermeye kalkıyor; Kurtuluş Partililer, Yeni Sevr’e Karşı Yaşasın İkinci Kurtuluş Savaş’ımız diye haykırıyorlar.

24 Nisan 2013’te Sevrci Sahte Sol’un önderliğinde kimi hain kimi gafilden derleşik kitle saat 19:15’te İstanbul Taksim ve Ankara Sakarya Meydanı’nda, saat 18:00’da ise İzmir Basmane Meydanı’nda anma gerçekleştireceklerini duyurdular.

Kurtuluş Partisi de saat 19:19’da İstanbul ve Ankara’da, saat 18:00’da ise İzmir’de meydanlarda olacak ve her fırsatta olduğu gibi gerçekleri açıklayacak ve teşhir edecekti.

Öyle de oldu. Kurtuluş Partililer, Ankara’da Parti Genel Merkezi’nden sloganlar eşliğinde Sakarya Meydanı’na ulaştıklarında saat 19:05’ti. Ancak 19.15’çiler “Tozduman”dı. Kurtuluş Partililer Ermeni Soykırım Yalanı’nı, bunun ABD’nin bir planı olduğunu Sakarya Meydanı’nda haykırdılar. Ancak Sevrci Sahte Solcular, İzmir’de Zeynep Tozduman’ın kışkırtıcılığına ve polisin Sevrcilerin saldırganlığına göz yummasına rağmen “tozduman” olmuşlardı. “Basmane Meydanı köşesinde”ki 30 civarındaki Kurtuluş Partililer ETHA’nın haberine göre “2000 kişilik kitleye saldır”ınca Ankara’da 19:15’i bile bekleyemeden duman olmuşlardı. Yazık…

Kurtuluş Partisi Ankara İl Örgütü programını gerçekleştirdi. Partimiz MYK Üyesi ve Ankara İl Başkanı Av. Sait Kıran’ın gerçekleştirdiği Basın Açıklaması’na Ankaralılar ilgi gösterdi. Karamıkla buğday bir kez daha halkımız tarafından ayırt edildi. Açıklamamız sona erdiğinde yine sloganlarımızla Parti Genel Merkezimize döndük.

Partimiz Genel Başkanı der ki; bizim iki vatanımız var; biri üzerinde yaşadığımız somut, vatan toprağı, diğeri de cesaret vatanı. Bunlarda ikisi de kalmamış. Neylersin? Biz hesapsız, çıkarsız tertemiz halklarımızla hemhal olmuşuz. Ne yatacak topraksız kalırız ne küllerimizi savuracak ummansız. Bizler Ararat’tan, Nemrut’tan Türk-Kürt-Ermeniler olarak güneşin doğuşunu da izleriz. Aynı kazanda aşureler kaynatır Sosyalizmi de kutlarız. Siz derdinize yanın…

Soykırım Diyenler Ya Gafildir Ya Hain!

Soykırım Yalanı Emperyalist Planı!

Kahrolsun Amerikan Emperyalizmi!

Yaşasın Halkların Kardeşliği!

Ankara’dan Kurtuluş Partililer