Hainler erken bayram etmesin! Tek bir devrimci vatansever kaldığı sürece Kurtuluş Savaşı sürecektir!

Saygıdeğer Arkadaşlarım;
Bugün 30 Ağustos. 103 yıl önce dâhi Başkomutanımız Mustafa Kemal’in öncülüğünde, komutasında Yunan Ordusu’nu hezimete uğrattığımız gündür, 200 bin kişilik Yunan Ordusu’nu.
Bizim Ordumuzun tamamı 123 bin kişiydi hâlbuki. Mustafa Kemal’in dehâsı, savaş planları, Alfa Kurt olarak gözü kara biçimde, hiç beklenmedik şekilde öne atılıp taarruza geçmesi ve her muharebenin başında bizzat savaşı gözleyerek komuta etmesi, bu zaferi getirmiştir. Oysa Yunan Ordusu Başkomutanı İzmir’deydi.
Benim dedem de Bozkırlı Hasan Oğlu Mustafa Efe de o komutanın komutasında, o savaşın içinde yer almıştı. Bugün aradan 103 yıl geçti, ne yazık ki o zaferimiz olmamışa döndürüldü. 1950 sonrası özellikle 1952’de NATO’ya girişle birlikte, Türkiye artık tümüyle yönetimini ABD Emperyalist Haydudunun emrine verdi; ordusunu, siyasetini, eğitimini, dinini, bütün kurumlarını… O yıllardan beri, yani 75 yıldan beri Türkiye’yi Türkiye yönetmiyor, ABD Emperyalist Haydudu yönetiyor.
İşte o yönetim sonucu bugünkü kara günlere geldik. Meclisteki tamamı da Amerikan uşağı, satılmış burjuva partilerinin ya da adını “sol”, “dinci”, başka şeyler koyan partilerin tamamı, hepsi Amerika’nın kucağında oynuyor; Amerika’nın yörüngesinde dolaşıyor.
İşte en son geçen 1 Ekim’den bu yana da ABD’nin, CIA’nın BOP Haritası çerçevesinde, Türkiye’yi parçalamak için açılım başlattılar, değil mi?
O açılımı defalarca söylediğimiz gibi, ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye işlerinden sorumlu şefi Thomas Barrack yönetiyor sahada, bilfiil.
En büyük aparatı; Abdullah Öcalan, PYD, YPG, Kandil ve Kuzeydoğu Suriye’deki Pekekistan.
Onların ardında gelen aparatlar; Kaçak ve de Haram Saray’ın Despotu Tayyipgiller iktidarı ve onun yörüngesindeki Süper NATO’nun, Gladyo’nun, Kontgerilla’nın paramiliter bir örgütü olan MHP’nin Kaçak Saray’ın Arkadan Bohçalı’sı kaset tutsağı Devlet Bahçeli.
Ve ne yazık ki, tersyüz edilmiş, bütün değerleri zıddına döndürülmüş Yeni CHP’nin gerçek şefi Silivri’deki İmamın Oğlu Ekrem de büyük bir heveskârlıkla bu BOP projesinin içine atladı, “ben de dahilim bu işte”, dedi. Çünkü alayını Amerika oynatıyor bunların.
Türkiye’nin bu felaketli günlere sürüklenip geleceğini biz gerçek komünistler 1950’li yıllardan itibaren gördük. İşte bunun en büyük kanıtı Kuvayimilliye’nin destanını yazan, dünyanın en ünlü iki komünist şairinden biri olan (öbürü de Şilili Pablo Neruda’dır) Nazım Hikmet 1959 yılında yazdığı “Kuvayimilliye Şehitleri” başlıklı şiirinde aynen bu günleri tarif eder;
Şehitler, Kuvâyi Milliye şehitleri,
mezardan çıkmanın vaktidir!
Şehitler, Kuvâyi Milliye şehitleri,
Sakarya’da, İnönü’nde, Afyon’dakiler
Dumlupınar’dakiler de elbet
ve de Aydın’da, Antep’te vurulup düşenler,
siz toprak altında ulu köklerimizsiniz
yatarsınız al kanlar içinde.
Şehitler, Kuvâyi Milliye şehitleri,
siz toprak altında derin uykudayken
düşmanı çağırdılar,
satıldık, uyanın!
Biz toprak üstünde derin uykulardayız,
kalkıp uyandırın bizi!
Şehitler, Kuvâyi Milliye şehitleri,
mezardan çıkmanın vaktidir!
Evet, nasıl net bir şekilde görüyor yaklaşmakta olan felaketi.
İşte biz de 1967’de İstanbul’a gelip, Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümünde öğrenime başlayıp, aynı anda da devrimci kavgaya girince, bu bilinçle uyanışa geçtik. Ve o yıldan bu yana vatanımıza göz dikmiş, ülkemizi yok etmek isteyen ABD Emperyalizmine ve onun müttefiki Avrupa Birliği Emperyalist Haydutlarına ve onların Türkiye’deki işbirlikçisi yerli hainlerine karşı savaşmaktayız.
Demek ki savaşımız son derece doğru, yerinde, hedefi çok net bir şekilde belirlemiş; ülkemizin başdüşmanı ABD Emperyalist Haydudu ve ülkemizdeki hain işbirlikçisi kuklaları.
Bunlar ne yazık ki siyasi planda Meclisin tamamını doldurmuşlar. 600 kişilik Mecliste namuslu olanların sayısı bir elin parmaklarını ancak bulur. 595’i Amerika’ya çalışmaktadır.
Böylesine hainane, karanlık günlerden geçmekteyiz…
Yani 103 yıl öncekinin satılmış, hain Vahdettin, Damat Ferit Hükümetleri; bugün Ankara’da, Türkiye Büyük Millet Meclisinde karargâh kurmuş durumdalar. Ülkemizin BOP çerçevesinde yani Yeni Sevr çerçevesinde parça parça edilerek yok edilmesini planlıyorlar namussuzca, sinsice, haince…
Ne yapıyor onlar bugün?
Sade suya tirit, içtenliksiz, kuru laflardan ibaret sözüm ona 30 Ağustos Zaferi’mizin kutlamasına dair mesajlar yayımlıyorlar değil mi?
Onların bu mesajları bütünüyle bir sahtekârlıktan ibarettir.
Bakın; İBB operasyonunda yani Tayyip’in Akın Gürlek’inin yürüttüğü bu kanunsuz, hukuksuz, zulüm saldırısında en öne çıkan hainlerden, itirafçı Aziz İhsan Aktaş, itirafçı olduğu için Tayyip tarafından; “Afferim oğlum Aziz, işte ödüllendirdim ben seni”, diye salıverildi. Ve evinde, yine devşirilmiş televizyonlardan TYT Türk kendisiyle röportaj yapıyor. Arkasına Mustafa Kemal’in kalpaklı resmini asmış bu hain. Yani ihanetini, Mustafa Kemal’in kalpaklı resminin ardına saklanarak gizlemek istiyor. İşte öbür siyasi hainler de aynısını yapıyor.
Burada, Tayyip’in Diyanet İşleri Başkanlığı, 2010’dan bu yana 30 Ağustos dahil, 19 Mayıs dahil, 29 Ekim, 23 Nisan dahil hiçbir hutbesinde ve açıklamasında Mustafa Kemal’in ve silah arkadaşlarının adını anmıyor yani 15 yıldan bu yana, Mehmet Görmez’inden Ali Erbaş’ına kadar…
Bunlar hiç değilse namussuzluklarında namuslu davranıyorlar. Hainliklerinde namuslu davranıyorlar. “Biz Kuvayimilliye’ye düşmanız”, “bizler Fesli Deli Kadir’in peşinden gidiyoruz”, “bizler keşke Yunan galip gelseydi diyenlerdeniz”, diyorlar.
Ama öbürleri daha tehlikeli bizim için. Çünkü onlar cahil, yoksul halkımızı kandırıyorlar, peşlerine takıyorlar ve halkımızın uyanışını engelliyorlar.
Fakat bu her boydan ve her soydan satılmış Amerikan uşaklarına karşı diyoruz ki:
Erken bayram etmeyin bre alçak hainler!
Tek bir devrimci, vatansever kaldığı sürece Kurtuluş Savaşı sürecektir!
Ve yiğit komünist ozanımız Âşık İhsani’nin dizeleriyle sonlandıralım sözlerimizi:
Bölüşmüşler memleketin varını
Gelsin hele bekliyoruz yarını
Elimizin nasır balyozlarını
Başlarına çalacağız yakındır!
Kalın sağlıcakla…
30 Ağustos 2025