Görüldü ki Korona’ya karşı hiçbir önlem almamışlar

17.03.2020
273
A+
A-

Saygıdeğer Halkımız;

Korona belasıyla bir kez daha görüldü ki; bu kökü 6 bin yıl ötelere giden Antika Tefeci-Bezirgân Sermaye denilen, Tarihte görülen ilk egemen sınıf olan, insanlık düşmanı, vatan millet ve tek bir ulusal değer tanımayan sömürgen, vurguncu, asalak sınıfın sınıf çıkarlarını ve dünya görüşünü savunmakla görevli olan Tayyipgiller İktidarından sana kötülükten, ihanetten ve zulümden başka hiçbir şey gelmemiştir ve gelmeyecektir.

Artık açıkça görüldüğü gibi, ülkemizde de “Koronavirüs” denen ölümcül bela her gün katlanarak yayılmaktadır. 1, 5, 6, 18, 28 derken bugün Sağlık Bakanı Koca’nın açıklamasına göre enfekte olmuş insanlarımızın sayısı 47’ye ulaşmış bulunmaktadır. Kaldı ki biz, bu sayının çok daha üstünde bir yaygınlığa ulaşıldığı kanaatindeyiz.

Çin’in Wuhan şehrinde 2019 Aralık’ında ortaya çıkan bu bela, hızla yayılıp oradan Avrupa’ya sıçradı. Amerika’ya sıçradı, giderek 115 ülkeye sıçradı.

Peki Tayyipgiller İktidarı ne yaptı bu süre içinde?

Hiçbir şey. Bu alanda hiçbir şey…

Onlar “Zalim Esed”le uğraştı, İdlib’de “Rejim Güçleri”yle savaştı ve her gün ballandıra ballandıra anlattıklarına göre “3 bin 138 Suriye Rejim Askeri”ni öldürmekle uğraştılar.

Tabiî bu arada da hava desteğinden yoksun biçimde savaşa soktukları Türk Ordusu’nun 60’ın üzerinde şehit vermesine yol açtılar.

Yürekleri dağlandı anaların, babaların, bacıların, eşlerin, çocukların…

Hava desteğinden yoksun bir ordunun günümüz şartlarında zafer kazanmasının asla söz konusu olmadığını delilerin bile bilmesine rağmen, bunlar bilmedi ya da ABD’li efendilerine yaranmak için bilmezlikten geldi.

Şehit evlerine düşen ateş kor halinde tüm eş dost ve yakınları yakıp kavururken bunlar başka havadaydı. Ekranlarda yavan espriler yapıyor, kahkahalar patlatarak gülüşüyorlardı.

İnanın arkadaşlar; hayatlarının baharında kara toprağa düşen o gencecik evlatlarımızın acısı bunların semtine hiç uğramadı. Çünkü Halkımızın evlatları bunların gözünde ancak birer sinek kadar görüntü oluştururlar.

Hatırlanacağı gibi; bunların temsilcisi olduğu ya da mensubu olduğu Antika Sömürgen Sınıf, halk düşmanıdır ve hiçbir vicdani, ahlâki değer taşımaz.

Bunlar aslında Para Tanrısı’nın inanıcılarıdır. Başka hiçbir Tanrıya tapmazlar içtenlikle, ona taptıkları kadar…

Hatırlanacaktır, bunlar ancak Putin’le Moskova’da 5 Mart’ta büyük hakaretler ve aşağılamalar içeren görüşme sonrasında ve Putin’in önlerine koyup imzalamaya mecbur ettiği mutabakat metni sonrasında, daha önce öldürmekle övündükleri “Rejim Askerleri”nin de Müslüman olduğunu anlayabildiler.

Ve Tayyip ne demişti?

“Ateşkesin sağlanması iyi oldu. Böylelikle Müslümanın Müslümanı öldürmesi son bulmuş oldu.”

İşte böyledir bunlar: Öyle de oynarlar, böyle de oynarlar…

Konuyu dağıtmayalım. Yeniden bu Korona belasına dönersek; eğer Çin-Wuhan’daki salgının dış dünyaya hızla yayılmakta olduğu görüldüğü andan itibaren sınırlarımızı kapatmış olsaydık kara, hava, deniz ulaşımı dahil; ve Mekke’deki Pagan Dönemin Panteon’unu (Tanrılar Evi’ni) ziyarete gitmek için başvuran ya da kontenjan alan 21 bin “Umre Hacısı”nı oraya göndermemiş olsaydık şu an ülkemizde Korona’nın hasta ettiği bir tek insanımız bile olmayacaktı. Halkımız da bunca tedirginliği, bunca yürek tipiltisini ve bunca telaşı yaşamamış olacaktı.

Ama bunların derdi Halkımız değil ki, ülkemiz, milletimiz değil ki…

Bunlar sadece kâr dünyasında, rant dünyasında yaşarlar. Vurgun, talan, yalan, riya, ihanet dünyasında yaşarlar. Bu sebeple dünyalarımız yerle gök kadar ayrı bunlarla.

Biz ar dünyasında yaşarız, bunlar kâr dünyasında…

Sosyalist Kamp’ın 1991’de çöküşü sonrasında hızla sağa savrulan tüm dünya gibi Avrupa’nın gelişkin emperyalist haydut devletleri de halklarına düşmanlığa hız verdiler.

Eskiden insanların sola, sosyalizme kaymasından korktukları için kerhen vermiş oldukları sosyal hakları hızla budayıp ortadan kaldırdılar. İngiltere’de “Teatcherizm”, Amerika’da “Reaganizm” adlarıyla nitelenen bu sağa savruluş sürecinde tabiî sağlık alanında da halklar açısından büyük kayıplar yaşandı. Sağlık sistemi özelleştirildi. Parası olanın kaliteli sağlık hizmetine ulaşabilme durumu ortaya çıktı.

İşte bu nedenle İngiltere, İtalya, Fransa gibi, hatta Almanya gibi AB Emperyalist Haydutların başını çektiği ülkelerde Koronavirüs salgını hızla yayıldı, önemli sayılarda can aldı. İtalya’daki resmi açıklamalar insanı insanlığından utanacak hallere getirmektedir. 80 yaş üzerindeki Koronavirüs hastaları tedaviye alınmayarak ölüme terk edilmektedir, resmi yönetmelikler uyarınca.

Buna rağmen, Kapitalizmce çok geri olmalarına rağmen İlkel Komuna geleneklerinin de etkisiyle halklarına daha sıcak bakan Afrika ülkelerinde Koronavirüs salgını neredeyse yok denecek orandadır. İşte görünen durum:

“Nitekim Moritanya, Sudan, Gine, Etiyopya ve Kenya… Sadece tek bir vaka görüldü bunlarda… Aldıkları önlemler bizden daha sıkı… Hızlı davranıp bütün sınırlar kapatıldı. Kültürel etkinlikler iptal edildi.

“Sahra çöl hastaneleri kuruldu. Yurtdışına çıkış ve yurtdışından girişlere sınırlama getirildi. Dünya Sağlık Örgütü bu ülkelere önleyici çalışmalarından ötürü teşekkür etti. Diğer ülkelere örnek olması gerektiğini belirtti.” (Murat Muratoğlu, Sözcü Gazetesi https://www.sozcu.com.tr/2020/yazarlar/murat-muratoglu/akp-sureci-iyi-yonetti-hikayesi-5681041/)

 

Saygıdeğer Halkımız;

Bir kez daha apaçık bir şekilde görülmüştür ki bu AKP’giller İktidarından bize bir fayda gelmez. Bu konuda da yani bu felaket karşısında da kendi yaralarımızı kendimiz saracağız.

Bunun en sonuç alıcı yöntemi de bu salgına karşı bilim insanlarının önerileri doğrultusunda alacağımız basit tedbirlerdir.

Ne yapacağız?

Zorunlu olmadıkça kalabalık ortamlarda bulunmayacağız.

Fakat işyerimize gitmek durumunda, çalışmak mecburiyetindeyiz. Oraların da bu doğrultuda yani bilim insanlarının önerileri doğrultusunda düzenlenmesi için, değiştirilmesi, dönüştürülmesi için mücadele edeceğiz.

Hani ne bileyim; kalabalık ortamda çalışmanın kaçınılmaz olduğu işyerlerinde bu salgın geçene kadar işçilerin ücretli izne çıkarılması için mücadele edilmelidir. Ücretli izin müddetince de sigorta dahil tüm hakları korunmalı işçinin. Yani herhangi bir hak kaybına uğramayacak şekilde ücretli izin mücadelesi yapılmalı. Tabiî bu mücadelenin başarıya ulaşması için de örgütlü olmak gerekir.

Tabiî kişicil anlamda da almamız gereken tedbirler var.

Nedir onlar da?

Ellerimizi sabunla sık sık yıkayacağız.

Ne diyor bilim insanları?

“En az 20 saniye süresince yıkayın.”

Bir de şu yanlış alışkanlığımızı terk edeceğiz. Yani elimizi yüzümüze, ağzımıza, burnumuza, gözümüze sokakta, işte asla değdirmeyeceğiz. Ha, evimize girer girmez elimizi sabunla iyice yıkadık, tabiî o zaman yüzümüze dokunmamızda bir sakınca olmaz. Ama ev dışında asla dokunmayacağız. Çünkü elimiz en fazla kullandığımız organımızdır. Dışarıda onlarca, yüzlerce hatta binlerce insanın dokunduğu nesnelere dokunmaktayız. Öyle olunca da elimiz mikroplar açısından en kirli organımız olmaktadır. Yani kıyaslarsak; ayaklarımızdan çok daha kirlidir ellerimiz.

Yine ne diyor uzmanlarımız?

Bol su içeceksiniz. Eczanelerde her zaman hem bolca, hem ucuzca bulunan serum fizyolojikle gargara yapacaksınız. Burnunuza damlatacaksınız bu suyu.

Ve bir diğer önemli yönü de işin, beslenmemize bu süreçte elden geldiğince özen göstereceğiz. Aç kalmayacağız, mevsim meyveleri ve yeşilliklerle imkânımız ölçüsünde soframızı süsleyeceğiz.

Uyku düzenimize dikkat edeceğiz.

Ve işin başarılması en güç olan bir diğer yönü de, stresimizi kontrol altına alacağız. Bilindiği gibi yoğun stres, vücut direnci için en tahrip edici etkenlerden biridir.

Kendi kendimize diyeceğiz ki Mevlana’nın dediği gibi; boşver, kafana takma bunları. “Bu dertler de biter, ömür de…”

Ha, bir de işin şu olumlu yönünü belirtmekte fayda var: Bu “Korona” denen cellât 50, özellikle de 40 yaş altındaki insanları pas geçiyor. Genellikle de 60 yaş üzeri olan insanları vuruyor. Yani gençlerimizin endişelenmesine o kadar da gerek yok…

İçinde bulunduğumuz bu Antika ve Modern Yerli-Yabancı Parababaları Düzeninde Korona belasından sakınmak için halkımıza söyleyebileceğimiz şeyler bunlar.

Halkız, Haklıyız, Yeneceğiz!

17 Mart 2020

Nurullah Ankut

HKP Genel Başkanı