Genel Başkan’ımız Nurullah Efe Ankut: ABD, yerel kuklalarına BOP uygulatıyor. Açık ve kesin gerçek bu. İnkâr edenler Amerikan devşirmesidir, Amerikan hizmetkârıdır…

 

Saygıdeğer Arkadaşlarım;

Bu Kaçak ve de Haram Saray’ın arkadan Bohçalı’sıyla; bu PKK, PYD, DEM, DAM, HDP vs.’nin arasındaki şu canciğer dostluğa bakalım bir:

***

Videonun Çözümü

Sırrı Süreyya Önder: Devlet Bey bire bir insan ilişkilerinde şu siyasi yaşamda gördüğüm hâzâ en zarif insanlardan birisidir. Ahmet Türk cezaevine alındığında açık açık kendisini beyan ederek ilk, yani 2016-17 öyle bir tarihti, orada gazetecileri topladı, Ahmet Bey’in behemehâl tutuksuz olarak yargılanması gerektiğini ısrar etti kendisi. Ve bu iradesinin de arkasında durdu. Nitekim Ahmet Bey tutuksuz yargılanmaya başladı. Değişik adlarla kurduğumuz partilerin milletvekilleriyle her vesileyle tokalaşan, halını hatırını soran, yakınını kaybettiğinde taziye için mutlaka arayan ama siyaseten en sert bir şekilde tartıştığımız bir rakibimizdi. Fakat bu asaleti Devlet Bey’den başka pek kimsede görmedik yani. Ben kendim cezaevine girdiğimde Pervin Hanım üzerinden bana geçmiş olsun mesajı göndermiştir. Ve yapabileceği bir şey olup olmadığını sormuştu. Devlet bey böyle bir insan. Yani bugün şaşıranlar Devlet Beyi yeterince tanımamış olanlardır.

TV: Süreçteki kritik tarihlerden olan 22 Ekim’i hatırlatan Önder, Bahçeli’nin grup toplantısında yaptığı çağrının ardından kendisini aradığını söyledi.

Sırrı Süreyya Önder: Sağlığımı sorduğunda, barışı görelim ondan sonra Allah emanetini alsın, dedim. Olur mu efendim, daha barış halayı çekeceğiz memlekette, öyle kendinize kondurmayın, dedi.

TV: Aynı zamanda Bahçeli’nin Ahmet Türk’le de görüştüğünü, konuşmanın ana gündem maddesinin Bahçeli’nin çağrısı olduğunu açıkladı Önder.

Sırrı Süreyya Önder: Nasıl dedi, buldunuz konuşmamı. Dedim; çiviyi arş-ı alâya çaktınız, henüz boyumuz yetmiyor yani değerlendirmeye. Sayın Ahmet Türk’ün de orada olduğunu söyledim. E, onunla da bir sohbet edeyim, dedi. Ahmet Abiyle de sohbet ettiler.

TV: Peki Bahçeli’nin çağrısını duyunca Öcalan’ın ilk tepkisi ne oldu?

Sırrı Süreyya Önder Öcalan’ın Bahçeli hakkındaki görüşlerini de paylaştı.

Sırrı Süreyya Önder: İki üç gün dedi yoğunlaştım, bu yani ne kast ediyor, ciddi bir adamdır, dedi. Ve ciddi bir insandır, dedi. Bu kadar da karşı karşıya gelmişliğimiz var, dedi. Sorumluluk sahibi, dedi. Ve vicdan sahibi bir insan, dedi. Ve ben de buna çok yüksek bir kıymet biçtim, dedi.

TV: Sırrı Süreyya Önder, Öcalan’ın çağrıyı ağırlıklı olarak PKK’ye yaptığını, ancak diğer grupların da silah bırakması için ilkesel zeminin oluştuğunu söyledi.

TV: PYD’yi de kapsıyor mu? YPG’yi de kapsıyor mu? Şeyi de Irak’taki PKK’yi de…

Sırrı Süreyya Önder: İlkesel olarak herkesi kapsıyor.

***

Evet, neymiş?

Bu sinemacı Sırrı Süreyya’ya göre, siyasetteki en asil adammış Kaçak ve de Haram Saray’ın kaset tutsağı arkadan Bohçalı’sı.

Öcalan’la görüşen İmralı Heyeti’nin içindeki bence en iğrenç, en mide bulandırıcı, en paçavra olanı bu. Eksantriklik yapmak için pancar motor üslubuyla konuşan, normal bir üslupla konuşabilecekken ve eskiden öyle konuşuyor iken, bu binbir türlü oynayan sinemacı Sırrı Süreyya’dır.

Bu dinci oynar, solcu oynar, PKK’ci oynar. Her türlü oynar bu. Bu beynelmilel! Bunun bir yivi seti yok! İnsan utanır ya o sözleri söylerken, ama insanlığa dair hiçbir şey kalmamış ki içinde.

Bu Bohçalı üç bin masum devrimcinin, demokratın, ilericinin, aydının, CHP’linin, Mustafa Kemalcinin katillerinin en önde gelenlerindendir. Birinci katil bunun şefi Alparslan Türkeş’tir, iki numaralı katil de budur. İşte böyle bir insana methiyeler düzmek kadar iğrençleşebiliyor, paçavralaşabiliyor bunlar.

Ama ortak bir paydaları var dikkat ederseniz; bunların alayı ABD Emperyalist Haydudu tarafından oynatılıyor; ajanlaştırılmışlar. Ortak paydaları aynı olduğu için görünürde, halkın gözüne kül serpmek için kendilerine verilen rolü oynuyorlar sadece. Ama Amerika; hizaya girin, sarmaş dolaş olun, dediği anda da tereddüt etmeden birbirlerini öylesine övüyorlar ki, göklere çıkarıyorlar. Kul bunlar! Kukla!

Bu soytarı ne diyor?

“Öcalan’ın açıklaması PYD-YPG’yi de kapsar”, diyor değil mi?

Ama Tülay Hatimoğulları da ne diyor?

“Hayır kapsamaz. O açıklama metninde böyle bir ibare yok”, diyor.

Ve bir iki gün önce DEM Eşbaşkanı Tuncer Bakırhan ne dedi?

“Hayır, Öcalan’ın açıklaması PYD’yi-YPG’yi kapsamaz, orası ayrı bir yapılanmadır, ayrı bir idaresi, ayrı bir yönetimi vardır”, dedi.

Ve nitekim Mazlum Kobani de ne dedi?

“Bizi kapsamaz Öcalan’ın açıklaması”, dedi.

Ve sonra gitti ne yaptı?

İnsanlık düşmanı cani, ideolojik açıdan IŞİD’den zerrece farkı olmayan Ahmet el-Şara ya da Golani adlı cellatla masaya oturdu, el sıkıştı. Bu Golani alçağı Lazkiye ve Tartus’ta bin civarında mazlum insanı, helikopterlerden varil bombaları atarak ve yan yana dizip kurşuna dizerek katlediyor; bunlarsa el ele tutuşuyorlar, anlaşmalar yapıyorlar. Yahu İngiliz, Amerikan yayın organları bile bine yakın masum Alevi insanın infaz edilerek katledildiğini söylüyor. Yani sivil insanların katledildiğini söylüyor. Bu Golani alçağı, biliyorsunuz, IŞİD vb. Ortaçağcı örgüt yapıları içindeyken daha önce de 13 yaşındaki çocuklara varıncaya kadar infazşar yapmıştı değil mi? Bunlarda insanlığa dair hiçbir değer yok.

Ve Mazlum Kobani ne dedi bir de?

“HTŞ ile anlaşsak bile, Suriye Ordusu’na silahlı yüz bin kişilik gücümüzü katsak bile asla örgütsel yapımızı dağıtmayacağız, ayrı bir tümen olarak orada yer alacağız”, dedi.

Yani aynen Irak’taki Barzanistan gibi burada da bir Pekekistan kurulacak. Amerika bunlara böyle emir verdi. Bunların hepsi aynı görevi yapmakla sorumlu.

Ama işte şimdi böyle yavaş yavaş halkı alıştırıyorlar buna. Yani BOP çerçevesinde Türkiye’nin de en az üç parçaya bölünmesini ve bunun hayata geçirilmesini, halkımıza benimsetmeye ve giderek hazmettirmeye çalışıyorlar elbirliğiyle, iktidarıyla muhalefetiyle. Daha önce de defalarca ne dedik? Meclisteki namuslu gerçek anlamda Kuvayimilliyeci atalarımıza sahip çıkan, Kuvayimilliye geleneğini savunan, Türk’ü, Türk milletini, Laik Cumhuriyeti savunan vekillerin sayısı bir elin parmaklarını geçmez dedik. Aynen durum bu.

Ve ülkemiz mütareke günlerinden bile çok daha zifiri karanlık günlerden geçiyor; ne yazık ki, halkımız da kan uykularında uyumaya devam ediyor. Bu Amerikan kuklalarının, bu Türkiye Cumhuriyeti düşmanlarının içyüzlerini göremiyor, gidişin farkına varamıyor.

Ne yapalım…

Elimizden geldiği kadar mücadele ediyoruz, gücümüzün son sınırına kadar. Ülkemizdeki bu hainlerin en önde geleni Tayyipgiller iktidarıdır bildiğimiz gibi. Ve bu iktidar Amerikan yapımı, çıkar amaçlı, mafyatik bir suç örgütüdür. Hep söyleyegeldiğimiz gibi en öncelikli görev bu Amerikan kuklası, hain iktidardan kurtulmaktır.

Bunun şefi Diplomasızdır. Başka yığınla hukuki yasal sebep var bunların gayrimeşru olduğuna dair ama en önemli sebeplerden bir tanesi de Tayyip’in Diplomasızlığıdır. Onun bir diploma sahtekârı oluşu, resmi evrakta sahtecilik yapmış oluşu, nitelikli dolandırıcılık yapmış oluşudur. Biz bunun peşindeyiz.

Ve dün de yoldaşlarımız. Çağlayan Adliyesinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına Tayyip’in Diplomasız olduğunu dolayısıyla da cumhurbaşkanlığını iddiasının boş düştüğünü belirten bir suç duyurusunda bulundular.

Ama bugün tanık olduğunuz gibi. görüntülü ya da yazılı medyanın hiçbirinde yer almadı bu mücadelemiz. Evet, ne yazık ki onlar da, tıpkı üretilmiş muhalefet gibi, üretilmiş alaycı kuşlar. Onlar da kendi akıllarıyla oynamıyorlar, onlar da oynatılıyorlar. Onlar da sistem içi çalışıyor, onlar da kendilerine verilen görev çerçevesinde yazıp çizip muhalefetçilik oynuyorlar.

İşte dört bir taraftan kuşatılmış durumda ülkemiz. Durum bu kadar vahim.

 

Evet Saygıdeğer Halkımız;

Her şey senin bir uyanış ihtilali ortaya koymana bağlı.

Kalın sağlıcakla…

11 Mart 2025