Engelliler, insanlığından engellilerin zorlaştırdığı bir hayata mahkûm ediliyor

05.12.2014
219
A+
A-

Bugün 3 Aralık Dünya Engelliler Günü, engelli insanlarımızın hatırlandığı bir gün. Ülkemizde hâlâ engellilere özürlü, sakat gibi yaftalar yapıştırılıyor. Devletin konuyla ilgili kurumunun adı bile Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı.

Ne özrü, kime karşı bir özür bu?

Kimisi doğuştan kimisi sonradan, yaşlılık, kazalar, çeşitli hastalıklar gibi sebeplerle doğal gereksinimlerini karşılama yetisini kaybeden insanlarımız bunlar. Yani doğanın onlara koyduğu engeller var.

Ülkemizde engelli insanlarımızın durumuna baktığımızda hiç de iç açıcı bir tabloyla karşılaşmıyoruz. Engelli insanlarımızın sayısıyla ilgili son çalışma 2002 yılında yapılmış. TÜİK ve Engelliler (dilimiz varmadığı için biz düzelterek yazalım) İdaresi Başkanlığının ortaklaşa yaptığı bu çalışmaya göre, Türkiye nüfusunun yüzde 12,29’unu engelli insanlarımız oluşturuyor. Sayıyla söylersek yaklaşık 8,5 milyon engelli insanımız var, araştırma sonucuna göre.

Burada acı bir gerçekle karşılaşıyoruz, okuma yazma bilmeyen engellilerin oranı, okuma yazma bilmeyen genel nüfusun 3 katını oluşturuyor. Ve ne yazık ki, engellilerin yüzde 84,2’sinin eğitimi ilkokul düzeyinde.

Engelli kişilerin yüzde 68’inin yaşadığı çevrede, engeliyle yaşamasını kolaylaştıracak herhangi bir düzenleme bulunmuyor.

Engellilerin sadece yüzde 55,7’si sağlık hizmetlerinden yararlanabiliyor. Eğitimden yararlanabilenlerin oranıysa çok daha içler acısı, yüzde 12,27. Engelli insanlarımızın çok küçük bir kısmı, yüzde 5,9’u bakım ve rehabilitasyon hizmetinden faydalanabiliyor. Gerisi ne yazık ki evlerine hapsolmuş durumda.

Engelli kişiler, kimi kurum ve kuruluşlar tarafından verilen hizmetlerden yararlanamamalarının en önemli nedeni olarak ekonomik yetersizliği, yani işsizliği, pahalılığı ve onların bir sonucu olarak yoksulluğu gösteriyor. Devletin asli görevi, engelli insanlarımıza eğitim, bakım, rehabilitasyon hizmetlerini ücretsiz olarak sağlamak olmalı. Ancak TÜİK’in kendi verilerinde de gördüğümüz gibi bu imkânlara sahip olabilenler yüzde 5,9’larda kalıyor. Tayyipgiller iktidarının eğitimle ilgili tek amacı eğitimi paralı hale getirmek, özelleştirmek ve Ortaçağcı ideolojiyle donatmak olduğu için engelli insanlarımızın ihtiyaçları için hiçbir çaba göstermiyorlar. Devletin asli görevi olan, toplumdaki engelli kişilerin yaşamını kolaylaştırmak, onları topluma kazandırmak Tayyipgiller hükümeti tarafından yok sayılıyor.

İş Kanununa göre elli ve daha fazla işçi çalıştıran işyerleri özel sektörde yüzde 3, kamu sektöründe yüzde 4 oranında engelli işçi çalıştırmak zorunda. Ancak, engellilerin işgücüne katılmaları ile ilgili verilere bakıldığında yaklaşık yüzde 78’inin işgücüne dâhil olmadığını görüyoruz.

Çalışmak engelli kişiler için önemli bir adım. Eve kapanmaktan kurtulmak, özgüven ve yaşama sevinci sağlıyor. Ancak birçok işyerinde engelli kişilerin çalışabilmesi için gerekli fiziki şartlar sağlanmış değil. Çalışma “şans”ına sahip olan engelli kişilerden günlük aktivitelerini yerine getirirken bir başkasına tam bağımlı olanlar, iş yerinin fiziki şartlarından en fazla rahatsızlık duyanlar. Günlük aktivitelerini yerine getirirken bir başkasına yarı bağımlı olanların yüzde 46,4’ü, faaliyetlerini bağımsız yapabilenlerin yüzde 24,3’ü işyerinin fiziki şartlarının uygun olmadığını belirtiyor.

Çalışma Bakanı Faruk Çelik, Şubat 2012’de kamu kurum ve kuruluşlarında 44.189 engelli memur çalıştırma zorunluluğu bulunduğunu söylüyor. Ancak yine bakanın o dönemde verdiği bilgilere göre, kamuda sadece 23.860 engelli kişi çalışıyor. Yani kamuda olması gerekenin neredeyse yarısı kadar engelli personel istihdam ediliyor. Kamuda durum buysa özel sektörün durumunu varın siz düşünün. Parababaları, içinde yaşadığımız işsizlik cehenneminde kapıda bekleyen milyonlarca işsiz genç varken, aynı paraya engelli personel çalıştırmak istemiyor.

Bu arada 2005 yılında yürürlüğe giren 5378 Sayılı Özürlüler (bir başka fecaat) Yasasıyla başta belediyeler olmak üzere tüm kamu kurum ve kuruluşlarının, yaya geçitleri, resmi yapılar, yeşil ve spor alanları gibi altyapıları engelli insanlarımızın da engelsiz olarak kullanabileceği bir duruma getirmesi için 7 yıllık bir süre tanınmıştı. 7 Temmuz 2012’de bitmesi planlanıyordu ama kurumlar üzerlerine düşen görevleri yapmadılar ve 7 yıllık süre 3 yıl daha ertelendi. Gidişat gösteriyor ki, bu sürenin sonunda da durum değişmeyecek. Çünkü Tayyipgiller’in halka hizmet etmek, halkının sorunlarını çözmek diye kaygıları yoktur. Onların tek derdi küplerini doldurmaktır. Kamu malı aşırmak, zenginlik, servet biriktirmektir. İşte bu yüzden Tayyipgiller, ülkemizin ve halkımızın hiçbir sorununu çözemeyecekleri gibi, Engelliler Sorununu da çözemez.

Dünya Engelliler Günü’nü, neredeyse diğer tüm özel günler gibi sorunları dile getirerek, bu sorunların çözümü için mücadele ederek, mücadeleye çağırarak karşılıyoruz. Engelliler Sorunu’nun çözümünü Partimizin Programından alıntı yaparak ifade edelim:

“ENGELLİLER SORUNU

“Türkiye’de 8.5 milyon engelli insanımız vardır.

“Partimiz, bu insanlarımızın öncelikle eğitimlerinin eksiksiz yapılması, sonra da toplumun üretim ve yönetim dâhil her alanında yer ve rol alması için gerekli olan her çalışmayı yapar. Bu insanlarımızın da tam bir özgüvene sahip olarak, üreterek, yaratarak mutlu bir hayat sürmeleri için yapılması gerekenleri, eksiksiz yapar.” 2.12.2014

 

HKP

Genel Merkezi