Celalettin Alp Yoldaş Ölümsüzdür!

16.11.2020
206
A+
A-

Celalettin Yoldaş, 8 Kasım 2020’de bedence aramızdan ayrıldı. Tüm dünyada etkisini gösteren, insanlığın baş belası olan Covid-19 (Korona) virüsü yüzünden kaybettik Yoldaş’ımızı. Elbette virüsler, hastalıklar dünyamızda hep vardı ve olası bir durumdu. Celalettin Alp Yoldaş’ımızı, Parababalarının yarattığı, insan sağlığına önem vermeyen, AKP’giller’in de bekçiliğini yaptığı; insana, doğaya ve hayvana dost olmayan bu sömürü düzeni, kanser düzeni dolayısıyla kaybettik. Bu sömürü düzeninin bekçilerinin, namuslu bilim insanlarının önerilerine kulak asmadıklarından ve bu son derece önemli önerileri uygulamadıklarından dolayı Koronavirüs illetinden kaybettik Yoldaş’ımızı.

Celalettin Alp Yoldaş, Halkın Kurtuluş Davasına ve İnsanlığın kurtuluş bilimine ömrünü vakfetti. Yoldaş’ımızın sevecen ve cana yakın oluşu herkesçe hemen fark edilirdi.

O, tepeden tırnağa gerçek insan olmanın verdiği sorumlulukla yaşadı. Ve yaşamının her anında bu ciddiyeti korudu. Çevresindeki herkese kocaman insan sevgisi, doğa sevgisi ve hayvan sevgisi taşıdığı yüreğiyle yaklaşırdı.

Başta İşçi Sınıfımız olmak üzere, tüm emekçi ve yoksul halkımızın çıkarları için mücadele yürüttü. İşçilerin “Celalettin Ağabeyi” oldu. Adana’da Real Market İşçilerinin Direnişine aralıksız katıldı ve direnişle ilgili yapılacak ne varsa görev sorumluluğu ve disipliniyle hepsini yerine getirdi. Ve nice işçi direnişlerinde, örgütlenmelerde yer aldı.

Parti önderliğimize sonsuz güven taşıyordu. Asla kendi kişicil çıkar ve menfaatlerini ön plana koymazdı. Yoldaş’ımız Makine Mühendisi olmasına rağmen hemen hemen kimse onu makine mühendisi olarak tanımazdı. Yoldaş’ımız çok mütevazı oluşundan mesleğiyle değil, tamamen insancıl kişiliği ve sevgi taşıyan yüreğiyle bilinirdi.

15 Kasım 2020 günü Celalettin Yoldaş’ımızı mezarı başında Kurtuluş Partililer olarak andık. Adana, Hatay, Mersin, Gaziantep ve İstanbul’dan gelen yoldaşları olarak, Celalettin Yoldaş’ımıza son görevimizi yerine getirdik.

Mezarbaşı anmamız, Celalettin Yoldaş şahsında tüm Devrim Şehitlerimiz için 1 dakikalık saygı duruşu ile başladı.

Celalettin Yoldaş’ımız, oğlu olan Boran Yoldaş’ımızı da gerçek insan sorumluluğu ile yetiştirmişti. Boran Yoldaş’ımız mezarbaşı anmasında duygularını, düşüncelerini şu sözlerle ifade etti:

Yoldaşlar hepiniz hoş geldiniz,

Öncelikle il dışından gelen arkadaşlar çok sağ olun, var olun ayaklarınıza sağlık.

Yani düşündüm aslında söylenmesi gereken şeyleri de daha önce, niyeyse aklım şu anda sanki boşaldı. Yani düşündüğüm her şey gitti.

Bu sürecin en başında da zaten hem namuslu bilim insanları, hem Partimizin Önderliği süreci netçe ortaya koymuştu. İktidar, insanları ölümle baş başa bıraktı. Kendi kaderleriyle baş başa bıraktı. Babam da bunun bilinceydi açıkçası, bizle her konuşmasında kendi de söylüyordu. Bu virüse yakalanması gereken son kişilerden biriydi.

İşte ne diyelim? Ne yazık ki sonucu böyle oldu… Bugün bu anmayı yapmak zorunda bıraktırdı bize.

Ama bildiğimiz bir şeyler var onunla ilgili hem de süreçle ilgili. Öncelikle Mesut Amca, Ayşe Teyze ve sonra tüm Adanalı Yoldaşlar ve sonra Partinin tüm üyeleri, dostları bu süreçte yapılması gereken her şeyi fazlasıyla yaptı. Belki bizim yapmamız gerekenleri bile yoldaşlar üstlendi. Onlara tekrar hepinizin huzurunda teşekkür etmek istiyorum.

Çünkü bizim akrabalarımızı bile etkileyecek düzeyde bir önlem, takip, soruşturma yaptılar, diyelim. Ama kendisi de biliyordu zaten böyle sonuçlanacağını. Bundan sonra umarım Partimiz başka bir kayıp vermeden bu süreci, bu lanet virüs salgınını atlatırız.

Onun dışında elbette kendisinin kişiliği ile ilgili belki birkaç şey söylemek gerekiyor. Ama onu zaten gerek Başkanlık Kurulu Üyemiz Gürdal Çıngı Yoldaş’ın yazısından ve gerek diğer arkadaşların paylaşımlarından biliyoruz, üstüne açıkçası söyleyecek bir şey yok.

Onunla ilgili bildiğim tek bir şey vardı: Partiye, Yoldaşlara Önderliğe sonsuz güveniyordu. Hiç şüphe duyduğunu görmedim.

Bu mücadelenin başarıya ulaşacağını biliyordu, aynı kendi sonunu bildiği gibi…

Bununla ilgili de (zaman zaman) hastalığından dolayı yapması gerekenden fazla iş de üstleniyordu. Bununla ilgili de konuşuyorduk. Gürdal Amca’yla da konuşuyorduk. Diyordu; “Celalettin biliyorsun durumu. Yapacak arkadaşlar var, lütfen daha dikkatli ol.”

Ama öyleydi işte; görev varsa o vardı, yapardı yani mutlaka üstlenirdi bir şey. Bir yerinden tutmaya çalışırdı.

Diyecek de açıkçası daha fazla bir şey yok. Partimiz, Önderliğimiz onun zafere ulaşacağına inandığı mücadeleyi sonuçlandıracak.

Biz de, buradaki herkes de, buraya gelemeyen herkes de bunun gereğini yerine getirecek. Bunu biliyoruz, buna da inanıyoruz. Tekrar geldiğiniz için sağ olun.”

Daha sonra HKP Adana İl Örgütü Yöneticimiz Mesut Küçükosmanoğlu Yoldaş söz alarak şunları söyledi:

Boran Arkadaş’ın babası hakkında söylediklerine katılmamak mümkün değil. Celalettin Yoldaş’ımız önce çok iyi bir babaydı, çok iyi bir aile reisiydi. Örneğini görüyorsunuz. Her mücadelede yanımızdaydı.

Celalettin Yoldaş aile reisi olmanın dışında çok duygusal bir insandı. Boran’ın dediği gibi yine, parti toplantısında; “Ben, size yeterince yardımcı olamıyorum. Ben sizi yalnız bırakıyorum” diye ağlayan bir arkadaşımızdı.

Aynı zamanda çok alçakgönüllü bir arkadaşımızdı. Geçen vefatından sonra, Partili Yoldaşımız Osman Akmeşe aynen şöyle söyledi: “Abi, ben Yoldaş’ımızı kaç seneden beridir tanıyorum, Makine Mühendisi olduğunu daha yeni öğrendim.”

Böylesine hiçbir zaman kimliğini öne çıkarmayan, mütevazı şekilde aramızda olan tartışılmaz bir dosttu. Aynı zaman da görev adamıydı, hiçbir görevden kaçınmazdı. Canı pahasına en önde gitme gayretinde olurdu her türlü eylemde. Gerek eylemsel anlamda, gerekse düşünsel anlamda…

Örnek bir insandı.

Zaten sosyalist olmanın birincil öncelik şeyi nedir, arkadaşlar?

İnsan olmak, insanca davranmak, etrafında o coşkuyu, o yaşam sevincini vermek ve geleceğe ufuk açmak.

Celalettin de gerek işyerinde, gerek partimizde, hayatın her alanında kendince örnek olmaya çalışan ve hepimizin de bundan sonra yaşamında örnek alması gereken gerçek bir dost, gerçek bir yoldaştı.

Mesut Küçükosmanoğlu Yoldaş sözlerine, duygularını ifade etmek isteyen yoldaşların olup olmadığını sorarak son verdi.

Yoldaşlarımız sırasıyla sözler aldı, duygu ve düşüncelerini ifade ederek; gerçek insan, örgüt adamı, kitle ve hareket adamı, insan, doğa ve hayvan sevgisi taşıyan Celalettin Yoldaş’ımızı andılar ve onun da inanarak mücadelesini yürüttüğü; insanlığın ve halkların kurtuluş mücadelesini zafere ulaştırma sözü verdiler.

Partili Yoldaşlarımız, onun tüm yoldaşlarında iz bıraktığı anılarını paylaştılar.

Celalettin Yoldaş nezdinde tüm devrim şehitlerine sözümüzdür;

Marks-Engels Ustaların, Devrimler Kartalı Lenin’in ve Türkiye Devrimi’nin Önderi Hikmet Kıvılcımlı Usta’nın bizlere bıraktığı Gerçek İnsan olma mücadelesini, Halkların Kurtuluş Davasını eninde sonunda zafere ulaştıracağız!

O büyük günde, devrimin kutlu gününde tekrar aramızda olacak şehitlerimiz.

Yurtsever Şair Nazım Hikmet’in de şiirinde ifade ettiği gibiydi Celalettin Yoldaş’ımız:

“Yaşamak şakaya gelmez, büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın” sözleri onda canlanıyordu.

Öylesine bir ciddiyetle yaşıyordu, öylesi bir ciddiyetle bayrağı en önde tutuyordu.

Hiç şakası yoktu zalime, düşmana ve soysuza karşı, asla tahammül etmezdi halkını satana ve asla öfkesini yitirmezdi kavgada.

Selam olsun bizden önce geçene!

Selam olsun savaşırken düşene!

Anıları mücadelemizde yaşayacak!

15 Kasım 2020