Bunlara “Kanunsuzlar” diyoruz tâ 2002’den bu yana…

07.05.2019
205
A+
A-
Bunlara “Kanunsuzlar” diyoruz tâ 2002’den bu yana…

2002 yılından beri durup dinlenmeksizin tekrarlıyoruz:

Bu AKP’giller, bu Kaçak Saray Taifesi kesinlikle kanuni, meşru bir siyasi parti değildir.

Bunlar, Ortaçağcı ve de çıkar amaçlı kriminal bir örgüttür, diye.

Bunlar asla hak hukuk, adalet, yasa masa tanımazlar. Bunlarda kesinlikle empati yapma özelliği yoktur. Bunlar, Kur’an ve Hz. Muhammed Dini’ne inanmazlar. Bunların dini Muaviye-Yezid Dini’dir. Başka türlü ifadelendirirsek; CIA-Pentagon İslamı’dır. Kur’an İslamı’yla zerre miktarda olsun benzerlikleri yoktur.

Hz. Muhammed ve Kur’an; “çalmayacaksın!”, der, bunlar durup dinlenmeden kamu malı çalarlar. Miktarı trilyon dolarları aşan kamu malı aşırırlar. Ve de hiç gözleri doymaz. Dolayısıyla da bunların taptığı biricik Tanrı, Para Tanrısı’dır.

Bunlar, ABD devşirmesi ve ABD yapımıdır. Türkiye’nin, Halkın çıkarlarını kesinlikle düşünmezler, hiç umurlarında olmaz bu.

BOP Eşbaşkanı Kaçak Saraylı Hafız’ın da defalarca övünerek itiraf ettiği gibi; bunlar, ABD Emperyalist Haydudu’nun BOP’unun hizmetindedirler, onu hayata geçirme derdindedirler.

Dikkat edersek; 2002’den bu yana kerte kerte, eksik gedik de olsa Laik ve geri bir burjuva devleti olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni aşındırdılar, hırpaladılar, çözdüler, çökerttiler, yıktılar. Onun yerine bütünüyle ABD’ye bağımlı, onun hizmetinde bir din devleti kurdular.

Ne eğitim bıraktılar, ne yargı, ne ordu… Hepsini yıktılar.

Bunlar her gün, ara vermeksizin din alıp satarlar. Bütün kanunsuzluklarını, hırsızlıklarını, ihanetlerini, din maskesi takarak, her biri de Kur’ân’ın deyişiyle “Dırar Mescidi” olan camiler yaparak gizlemeye, halkın gözünden kaçırmaya çalışırlar.

Bunları eleştiren üç ciltlik kitabımızın adına “Kanunsuzlar”, demiştik. Çünkü bırakalım burjuva hukukunu; bunlar burjuva yasalarını bile kesinlikle çiğnerler. Hiç umurlarında olmaz onların hukuk, kanun vs…

Çıkarları, vurgunları, soygunları ve ihanetleri neyi gerektiriyorsa öyle yaparlar. Tabiî bu suçlarını da din peçesiyle gizlemekten geri durmazlar.

İşte geçen 2 Mayıs’ta “Kanunsuzlar II ve III” adlı kitaplarımızdan dolayı Tayyip’in hakkımızda açtırmış bulunduğu iki dava karara bağlandı. Ve her birinden ikişer yıl dörder ay hapis cezası verildi bize.

Ayrıca da 2300 TL Tayyip’in avukatına ücreti vekalet ödememiz, 3000 TL de mahkemenin bulduğu eski damardan FETÖ’cü “Bilirkişi”ye ödeme yapma cezasına çarptırıldık.

Tayyipgiller hakkındaki, tümü de gerçeklere dayanan gözlem ve tespitlerimizi, onların mahkemelerinin huzurunda da bir bir ortaya koyduk.

Dedik ki; şu an bir Cumhurbaşkanı yok Türkiye’de. Cumhurbaşkanı yok ama “Cumhurbaşkanına Hakaret” davaları pek çok.

Olmayan bir şahsa nasıl hakaret edilir?

İşte çıkar amaçlı bir suç örgütünün yönettiği ülkede olur böyle şeyler…

Fakat, yasa karşısında Tayyip’e “Cumhurbaşkanı” demek, suç işlemektir. Suça ve suçluya ortak olmaktır, arka çıkmaktır.

Anayasada Cumhurbaşkanı seçilebilmesi için bir kişinin, yüksek okul mezunu olması gerektiği belirtilir. E, Tayyip’in diploması yok. Yüksek okulda okumuşluğu yok. Onun en son okuduğu okul ve oradan aldığı diploma, Fatih İmam Hatip Lisesi’dir, oranın verdiği diplomadır.

Tayyip, 82 milyonu ahmak yerine koyarak ve de resmi evrakta sahtecilik yaparak, sırtını Amerika’ya dayamasından aldığı güçle kendini Cumhurbaşkanı olarak satmıştır.

Fakat bizi kandıramaz…

Bizi ahmak yerine koyamaz…

Biz buna hep karşı çıkarız…

Bize yüz kere dava da açmış olsa, yine bunları söylemekten geri durmayız, dedik.

Ve Kaçak Saray Avanesinin pek çok suçunu ve ihanetini açık, somut kanıtlarıyla ortaya koyduk.

Tayyip ve avanesi, ABD’yle işbirliği ederek, 2002’den bu yana Yüksek Seçim Kurulunu kanunsuz yollara yönelterek kullanmıştır. Ona devamlı suç işletmiştir, seçimlerde kendisini ve örgütünü kazanmış göstertmiştir.

Eski Yargıtay Başkanlarından, şu anda da Yargıtay Onursal Başkanı olan, Sami Selçuk açık biçimde demiştir ki; 16 Nisan 2017 Referandumu’nu kaybetmiştir gerçekte. 24 Haziran 2018 Seçimlerini de kaybetmiştir. Fakat hile yaparak kendisini kazanmış göstertmiştir.

Tayyip’in eski dostu ve Ortaçağcı yol arkadaşı, 2008’deki AKP’nin Laikliğe karşı eylemlerin odağı olduğu gerekçesiyle namuslu Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya tarafından açılan kapatma davasında Tayyip’i kurtaran adam, bir önceki Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç bile; “Artık bu kadar olmaz.”, diyor, Tayyipgiller’in yaptığı kanunsuzluklar ve işledikleri suçlar hakkında.

Aynen şu cümlelerle ifade ediyor düşüncesini:

“Önce ‘ahlâk ve maneviyat’ diye iktidara gelen bu arkadaşlarımız, ne pozitif hukuk kuralları bıraktılar ne de ahlâk bıraktılar.” (http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/siyaset/1363611/Hasim_Kilic__Ahlak_ve_maneviyat_)

Ceza aldığımız mahkemelerde de söyledik, yargıçlarının yüzlerine karşı:

Bunlar, yargıyı da ele geçirip hukuk bürolarına dönüştürdükleri için, onu, muhaliflerini sindirme ve korkutmada, cezalandırmada bir sopa olarak kullanmaktadırlar.

Laik Cumhuriyet’i koruması gereken yargı, yüz seksen derecelik bir savruluşla Laik Cumhuriyet yıkıcılarını korumaktadır, onlara karşı olanlara ise cezalar yağdırmaktadır.

Hazin bir durum…

Biz, her zaman övünçle söylediğimiz gibi Komünistiz. (Hz. Muhammed’in gönlünden de Komünist bir toplumsal düzen kurmak geçiyordu.) Dolayısıyla da burjuva hukukuna karşıyız. Bütün sosyal eşitsizliklerin ortadan kaldırıldığı Komünist Hukuk savunucusuyuz.

Fakat Tayyipgiller ülkeyi o hale getirdiler ki; bugün onlara karşı burjuva hukukunu ve burjuva yasalarını bile biz korumaya çalışır durumda kaldık. Çünkü bunlar hem kanunsuzdurlar, her türlü kanunu reddetmiştirler, her türden suçu işleme serbestisine sahip olduklarına inanmaktadırlar; hem de Türkiye’yi hızla Ortaçağ karanlığına doğru çekip götürmektedirler.

Ve bunlara ilaveten de; Vatan Topraklarını ABD’li ve AB’li efendilerinin buyrukları doğrultusunda satmaktadırlar. Türkiye’yi üç parçaya bölünmüş halde gösteren BOP Haritası’nı hayata geçirmeye çabalamaktadırlar.

Durup dinlenmeksizin de kamu malı aşırmaktadırlar, yeşili katletmektedirler, doğayı katletmektedirler…

Yani bunların Türkiye’ye, vatanımıza, Halkımıza vermekte oldukları zarar ve yaptıkları kötülükler, kan dondurucu boyutlara ulaşmıştır artık.

Yine hep söyleyegeldiğimiz gibi; YSK de bunların bir hukuk bürosu durumuna düşürülmüştür. O yüzden bunların her türlü kanunsuzluğuna aracılık etmektedir, hizmetkârlık etmektedir.

Hatırlanacağı gibi; bu kanun dışına düşmüş Kaçak Saray kuklası YSK, Partimizi de seçimlere sokmamaktadır, 3 yıldan beri – 1 Kasım 2015 Seçimlerinden bu yana. Yani bugün Ekrem İmamoğlu’nun kesince kazanmış olduğu İstanbul Seçimini yok saydığı gibi, bizim de burjuva yasaları karşısında hakkımız olan seçimlere girmemizi her türlü yasayı hiçe sayarak engellemiştir. Aynen bugünkü yaptığı gibi, Kaçak Saraylı Hafız’ın emri üzerine Partimizin seçimlere girmesini engellemiştir.

Pek çok kez söylediğimiz gibi; Kaçak Saray ve avanesine karşı bu açık, net, içtenlikli, fedakâr, gözükara ve devrimci tutumu yalnızca biz alabildik, gerçek İşçi Sınıfı Partisi olarak.

Bizim dışımızdaki bütün kuruluşlar, adı değişik örgütler savruldular ve Kaçak Saray’ın yörüngesine girdiler. Çünkü tamamının ortak paydası, doğrudan ya da dolaylı olarak Amerikancılıktı, ABD hizmetkârlığıydı, Avrupa Birlikçilikti, NATO’culuktu, IMF’cilikti, Dünya Bankacılıktı. O yüzden aralarındaki kavga, hiçbir zaman kayıkçı kavgasının boyutunu aşamamıştır bunların. Aralarındaki mücadele, sistem içi bir mücadeledir, bu sebeple de.

Bilindiği gibi ABD Emperyalist Haydut Devleti’ne sadece kararlılıkla ve inatla biz karşı çıkıyoruz. “Katil Amerika, Ortadoğu’dan defol!” diye her eylemimizde ve yazımızda haykırıyoruz.

Ve yine diyoruz ki; Türkiye’nin düşmanları, ABD-AB Emperyalist Çakallarıdır ve onların Türkiye’deki yerli, hain işbirlikçileridir. Tabiî aynı zamanda bunlar, bizim de düşmanlarımızdır…

Bizim dışımızda hiçbir hareketin bu şekilde bir düşman saptaması ve ona karşı bir mücadele vermişliği yoktur.

İşte bu sebepten AKP’giller bunca yıldır devranlarını sürdürebilmektedirler, atlarını oynatabilmektedirler.

Dileğimiz, İstanbul Seçimlerinin kanunsuz biçimde iptal edilerek yenilenmesi trajedisi, Tayyipgiller’in kanunsuz bir suç örgütü, çıkar amaçlı Ortaçağcı bir çete olduğu gerçeğini, hiç değilse bir bölüm insanımıza gösterebilir, kavratabilir…

Halkız, Haklıyız, Yeneceğiz!

7 Mayıs 2019

Nurullah Ankut
HKP Genel Başkanı