Bir milyarı bir araya gelse Mustafa Kemal’in tırnağı olamaz!

Saygıdeğer Arkadaşlarım;
Dün 10 Kasım’dı değil mi?
Yani ülkemizin, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu önderi, büyük askerî deha Mustafa Kemal’in bedence aramızdan ayrılışının 87’inci yıldönümüydü.
Ve Tayyipgiller’in damardan taraftarı, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ne yaptı?
İlkokul, ortaokul ve liselerin ara tatilini, 10 Kasım’ı içine alacak şekilde düzenledi özellikle. Ve 10 Kasım’da okulların kapısına kilit vurdurdu. Ve valilikler de okulların önünde herhangi bir anma etkinliği yapılmasın diye, polise görev verdi.
Ne dedik biz?
Amerika’yı arkasına alan Tayyipgiller onun buyrukları üzerine, onun yönlendirmesiyle Genelkurmay’ın tepesini ele geçirdiler, yargıyı ele geçirdiler, eğitimi ele geçirdiler, Diyanet kurumunu ele geçirdiler ve pek çok kamu kurumunu ele geçirdiler.
Ve Tayyip’in yıllar boyu metin yazarlığını yapan Aydın Ünal, hep yazmakta olduğu Yeni Şafak adlı, Tayyipgiller’in beslediği, halkımızın sırtından finanse ettiği yayınlardan biri olan bu gazetede bir yazı yazıyor; Mustafa Kemal’in askerî bir deha olmadığını, askerliğinin vasat olduğunu, kurduğu Cumhuriyete ilişkin ortaya koyduğu değerlerin çoktan çöktüğünü, yıkıldığını söylüyor.
Şunlara bakın, tavşan kadar yürek taşımayan ve Türk Milletine ve Türkiye Vatanına karşı zerre miktarda ilgi duymayan, halkımızla zerre miktarda ilgisi olmayan ve halkımıza zerre miktarda acımayan bu Amerikan devşirmeleri, bu Amerikan kuklaları Mustafa Kemal’e dil uzatma cüretinde bulunabiliyorlar. İnsanın ağırına giden de bu oluyor işte…
Oysa bunların bir milyar tanesini, kişisini bir araya getirseniz Mustafa Kemal’in tırnağı bile olamaz bunlar, bu bir milyarı. Ama işte Amerikan Emperyalist Haydudu var arkalarında. O sayede yapıyorlar bu hainlikleri.
Yoksa bunlarda ne o yürek var ne o çap var ne o kalibre var. Bunların alayı sıfır numara kukla, piyon ve Amerikan hizmetkârı. Suriye’deki Colani’nin klonlanmış benzerleri bunlar ve Türkiye’yi de aynen Colani’nin Suriye’si gibi dört parçaya bölmek istiyorlar bugün. Bütün dertleri bu.
Oysa Mustafa Kemal dünyada düşmanları tarafından bile takdir edilen, saygı duyulan büyük bir askerî deha, kahraman. Ve Tarihin en ünlü komutanlarıyla bir arada anılan ve hatta onların bile; İskender’lerin, Hannibal’ların, Napolyon’ların bile daha önünde, onlardan bile daha büyük komutan sayılan bir askerî dâhi.
Çökmüş, bitmiş Osmanlı’nın külleri üzerinden bir ordu yaratıyor ve o orduyu eğitiyor, donatıyor, düzene sokuyor kendisinden katbekat güçlü 400 bin kişilik düşman ordusunun karşısına çıkarıyor. 120 bin kişilik bir ordu, Antiemperyalist Birinci Ulusal Kurtuluş Savaşı’mızı zaferle sonuçlandıran Ordumuz. Böylesine bir askerî deha. Çanakkale’de 500 bin kişilik İngiliz, Fransız, İtalyan ordularını hezimete uğratıyor, eze eze.
Antiemperyalist Birinci Ulusal Kurtuluş Savaşı’mızın zaferi sonrasında İngiltere Avam Kamarasında yapılan şu tartışmayı bir izleyelim:
***
4 Ekim 1922 tarihli Avam Kamarası oturumu tutanaklarından bir bölüm:
- A. L. Fisher – Milletvekili:
Başbakan, Anadolu’daki durumu ağır biçimde yanlış değerlendirmiştir.
Türk Ulusal Hareketinin çabucak çökeceğini sanmıştır.
Bu yanlış kanaat, Majestelerinin Hükümetini bir aşağılama içine sürüklemiş bulunmaktadır.”
Yine bir başka muhalif Milletvekili:
- H. Asquith – Eski Başbakan:
Bize, Türklerin bitmiş olduğu söylenmişti.
Oysa şimdi görüyoruz ki, yalnızca yenilmemiş değillerdir; aynı zamanda olağanüstü bir komutanlık dâhisi tarafından yönetilmekteydiler.
Şu anda politikamız enkaz halindedir.
***
Evet, böylesine eleştiride bulunuyorlar Başbakan Lloyd Georg’a. Lloyd George’un verdiği yanıt aynen şudur:
“Türkler asil bir millettir.
“Yüzyıllar boyunca insanlık nadiren bir dahi yetiştirmektedir.
“İşte böyle bir dahi, Mustafa Kemal şahsında ortaya çıkmış bulunmaktadır.
“Talihsizlik odur ki, o bizim karşımızda yer almıştır.”
En önde gelen düşmanı tarafından bile böylesine saygı duyulan ve takdir edilen bir dâhiyi; Amerikan yetiştirmesi, Amerikan kuklası insan sefaletleri, Fesli Deli Kadir’in öğrencileri, Dürrizade Abdullah’ın, Mustafa Sabri’nin, Nemrut Mustafa Paşa’nın, Filozof Rıza’nın torunları, ne yazık ki bu dâhi Komutana ve önderimize Birinci Antiemperyalist Kurtuluş Savaşı’mızın önderine, ki tüm sömürge, yarısömürge ülkelere ilham kaynağı olmuştur bizim bu zaferimiz, işte böyle bir zafer kazanan öndere dil uzatabilmektedirler. İnsanı kahreden de bu oluyor, bu oluyor işte…
Ülkemiz, halkımız bu hallere düşmemeliydi. Bunun sebeplerini daha önceki paylaşımlarımızda uzun uzun anlattık, tekrar oraya girmeyelim. Ama bu hainler, bu Amerikan kuklaları bilsinler ki; yaptıkları ihanet yanlarına kalmayacak. Eninde sonunda yüz yıl önceki hain İngiliz, Fransız uşağı satılmış ataları gibi bunlar da bu ihanetlerinin hesabını verecekler. Kaçışları kurtuluşları mümkün olmayacak. Gün gelecek bu hainler kaçacak, gizlenecek fare deliği arayacaklar ama oraya bile bulup girseler kuyruklarından tutulup çıkarılacaklar, bağımsız ve tarafsız yargının önünde hak ettikleri ağırlaştırılmış müebbet cezasına çarptırılacaklar. Bundan kaçışları asla olmayacak. Hiç kurtuluruz, kaçarız, ihanetimizi unuttururuz diye umutlanmasınlar, boş hayaller kurmasınlar.
Kalın sağlıcakla…
11 Kasım 2015