ABD’nin BOP Açılımının hain aktörleri, Türkiye’yi parçalama Anayasası yapma çabasındalar…

Saygıdeğer Arkadaşlarım;
PKK’yle varılan anlaşma kapsamında Anayasa’nın da değiştirilmesi gerekiyor. Daha önce de söyledik; yani BOP’un Türkiye ayağının uygulanmasına giden yolun önündeki anayasal ve yasal engellerin kaldırılması gerekiyor. Bu sebeple illaki Anayasa değişecek. Ona uygun olarak yasalar değişecek ve bu iş daha öncekilerden farklı olarak Meclise getirilecek, anamuhalefet de bu işe dahil edilecek. Böylece iş, Meclisin yaptığı bir iş olarak gösterilip ona bir meşruiyet kılıfı giydirilecek.
İşte, Tayyip ne diyor günlerdir?
“Bir Anayasa yapmamız gerekir, halkımıza sivil bir Anayasa hediye etmemiz gerekir”, filan diye kamuoyunu hazırlamak istiyor. Bunun için de yaptıkları ve yapmaya giriştikleri bu hainane işi, her söyleminde olduğu gibi, kamufle ederek, allı, boyalı, cilalı kelimelerle süslemesi gerekiyor.
Darbe Anayasasından kurtaracakmış ülkeyi.
Zaten Anayasa’nın büyük çoğunluğunu değiştirdiniz, darbe anayasasının. Kaldı ki senin darbeden bir şikâyetin yok ki… İşte Kenan Evren’le, darbenin baş goriliyle, baş aktörüyle yan yana resmin. Bak, ikiniz de gayet memnunsunuz. (resim giriyor) Üstelik sen yancılık, yalamacılık yapıyorsun Kenan Evren’in yanında ve şunları diyorsun;
“Paşam görev zamanımız aynı sürece denk gelseydi, sizinle biz beraber çalışır olsaydık İstanbul’u uçururduk”, diyorsun Kenan Evren’e.
Böylece yalamalık yapıyorsun ona. Evet, senin ne şikâyetin olur?
Sen; “demokrasi benim için bir tramvaydır. Amacımıza, hedefimize gidinceye kadar biner kullanırız oraya varınca terk ederiz”, diyen adamsın.
Demokrasi, kanun manun senin için hiçbir değer taşımaz.
“Şu anda fiili bir durum var ister kabul edin ister kabul etmeyin yapılması gereken bu fiili duruma bir anayasal kılıf hazırlamaktır.”
Yani ben despot olarak ülkenin tepesine çöktüm, çöktürüldüm Amerika tarafından; ben kanun manun sallamam, benim şu anki durumumu anayasal bir kılıfla kamufle edecek, maskeleyecek sözüm ona, anayasal bir çerçeveye ihtiyaç var, yapmamız gereken bu, dedin.
Aynı şeyi senin Başbakanın Milyar Ali Yıldırım da dedi; “şu anki fiili durumu anayasal bir çerçeve içine yerleştirmemiz gerekir, buna bir yasal zemin oluşturmamız gerekir”, dedi yani.
Yani sen yasalara, Anayasaya uymuş olmayacaksın, senin diktatörlüğüne anayasal bir çerçeve, bir kılıf oluşturulacak. Yıllardır yaptığınız, söylediğiniz bu.
Kaldı ki, şu an Kaçak ve de Haram Saray’ının Arkadan Bohçalı’sı da aynı şeyi dedi: “Tayyip Erdoğan Anayasaya uymuyorsa Anayasayı ona uyduralım”, dedi.
Şimdi de kalkıyorsun darbe anayasasından, sivil anayasadan, bilmem neden bahsediyorsun ya…
Bu Tayyip’in bizzat kendisi, işine gelmeyen bir Anayasa Mahkemesi kararıyla karşılaştığı zaman ne diyordu?
“Ben bu mahkemenin kararına uymuyorum, saygı da duymuyorum”, diyordu, açık.
Ve uymadı zaten, uymuyor da… Şimdi bu adam kalkıyor anayasadan, yasalardan filan söz ediyor.
Bir kere de dürüst olun diyeceğim de, olamazsınız ki…
Bir kere de içtenlikli olun diyeceğim de olamazsınız, doğanıza uymaz bu…
Artık hiçbir ahlâki, vicdani, insani erdem kalmamış sizin zihin dünyanızda. Tek odaklandığınız şey; mal, mülk, ün, poz, makam, koltuk, vurgun, soygun, trilyonlarca dolarlık kamu malı aşırmak, doymaz bir şekilde, doymaz bir iştahla. Onun karşılığında da Amerika’ya sınırsız, kulca uşaklık, piyonluk. Çünkü adınız gibi biliyorsunuz, Amerikan Emperyalist Haydudunun sizi nasıl devşirip, partileştirip iktidara taşıdığını ve 23 yıldan bu yana da iktidarda tuttuğunu. O istemese, onunla çeliştiğiniz anda bir hafta bile iktidarda kalamayacağınızı adınız gibi biliyorsunuz çünkü.
İşte biz sizin ruh dünyanızı çok iyi görüp, okuyup kavradığımız için onu halkımız da anlasın diye daha önce de size defalarca göstermiş olduğumuz üç ciltlik kitap yazdık; ders kitabı ebadında büyük boy, bin sayfayı aşkın, “Kanunsuzlar” adıyla. Siz kanun manun tanımazsınız. Kanunlar sizin için bir ayak bağı. Hemen hainane işinize, vurgununuza, soygununuza bir kanun kılıfı geçiriverirsiniz, olur size kanun.
Evet BOP’un Türkiye ayağı hayata geçirilmeye başladı, asıl oyun bundan sonra başlıyor, dedik.
Tayyip bunun karşılığında ne kazanacak?
ABD’nin, BOP’un Türkiye’yle ilgili taleplerini yerine getirecek. Onun karşılığında da Anayasada ölünceye kadar Kaçak ve de Haram Saray’ında sultanlığını, diktatörlüğünü, despotluğunu sürdürme yasal kılıfı elde edecek.
Ne yapacak derseniz, kendisi için?
Bir; “İki defa seçilir Cumhurbaşkanı” diyen Anayasanın 101’inci Maddesini kaldıracak; cumhurbaşkanı halk tarafından sonsuz şekilde seçilebilir denecek yahut o anlama gelen bir düzenleme yapılacak.
İki; “Cumhurbaşkanının yüksekokul bitirmiş olduğunu gösteren diplomaya sahip olması”, şartı kaldırılacak. Böylece diplomasızlığının tartışma ortamı da kendince son bulmuş olacak. Nasıl olsa İstanbul Fatih’teki İmam Hatip Okulu diplomasına sahip, o kesin. O diploma yeterli olacak. Marmara Üniversitesiyle ilgili o uyduruk, yapma, aslı astarı olmayan safsatalara hiç gerek kalmayacak ondan sonrası için artık.
Bir de ne olacak?
Salt çoğunluk denen yani Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilebilmesi için “oyların yüzde 50 artı birini almış olma şartı” ortadan kaldırılacak. En çok oyu alan seçilmiş olur, denecek. Ya da o baraj yüzde 50 artı bir değil de yüzde 40 ya da yüzde 30-35 gibi rakamlara indirilecek. Yani Tayyip’in sonsuz kere, ölünceye kadar seçilebilir olma imkânı sağlanacak. Evet kendisi için bunlar yapılacak…
Ama Amerika’nın öngördüğü BOP için gerekli olan her şey hazırlanacak. Yani dolaylı, çetrefilli maddelerle, cümlelerle ilk başta federatif bir yapıya giden ya da ona benzeyen bir durum oluşturulmuş olacak, yasal çerçevede. Tabiî ABD’de de biliyor, ilk başta hemen, aynen; Irak’ta, Libya’da, Suriye’de olduğu gibi Türkiye’nin parçalanamayacağını; bunun bir zamana, sürece ihtiyaç gösterdiğini biliyor. Halkın buna zaman içinde alışacağını, artık direncinin, tepkisinin kırılacağını düşünüyor.
Hani yolsuzluklara karşı halkımızın duyarlılığı hemen hemen yok oldu. Bunların bütün yaptığı işler, bütün uygulamaları; kanun dışı, hukuk dışı, ahlâk dışı ve din dışı, vicdan dışı, insanlık dışı. Ama halkımız artık duyarsızlaştı bunlara karşı. Öyle oldu, tepki göstermiyor artık. Ya olur, diyor yani iktidara kim gelse kendi yandaşlarını bu kadarcık kollayacak, diyor; bu da onu yapıyor, olur bunlar, önemli değil, diyor insanlar artık ne yazık ki. Yani ahlâksızlık, ahlâk olarak benimsetildi insanlarımıza.
Ama halkımızın isyanı nerede?
Artık kuru ekmeğe, kuru soğana muhtaç hale geldi. Açlık sınırı 26 bin 500 lira olmuş. Yoksulluk sınırı 82 bin liraya dayanmış ama asgari ücret 22 bin 104 lira. Emekli maaşı 14 bin 600 lira. İşte halkımızın tepkisi burada. Artık pazara çıkamaz hale geldi, zincir marketlere bile gidemez hale geldi insanlarımız. O yüzden; “Tayyipgiller artık gitsin”, diyor. “Değişsin, yerine kim gelirse gelsin, bundan daha kötüsü olmaz”, diyor insanlarımız. Yoksa Tayyipgiller’in vurgununa, soygununa bir tepki duyduğundan değil. Kendilerini açlıkla ölüme mahkûm etmiş olmasından kaynaklanıyor halkımızın tepkisi.
Kaçak ve de Haram Saray’ın Arkadan Bohçalı’sı; o da tutsak tabiî. Hem ajan, Amerika’ya, CIA’ya çalışan bir ajan hem de Tayyipgiller’in elinde kaset tutsağı. O yüzden Amerika’nın emirlerini de Tayyipgiller’den gelen emirleri de harfiyen uygulamaya mecbur, mahkûm. Tayyip kasetini yayımlatıverdiği anda bırakalım sokağa çıkmayı, daha önce de söylediğimiz gibi, evinin perdelerini bile açamayacak duruma geleceğini biliyor. O yüzden Tayyip’in artık yapay zekayla oynatılan kuklası konumunda.
Ne diyor?
“Yüz kişilik bir bu işi kotaracak kurul oluşturalım Mecliste” diyor değil mi? “Her parti buraya üye versin”, diyor.
Yani ihanete, Meclisteki bütün partiler dahil olsun, diyor. Bu ihanet sürecini beraber götürelim; vatanı BOP çerçevesinde beraberce parçalayalım, diyor.
İşte bunlar böyle… Böyle bunlar…
Oysa tüm siyasi hayatı PKK düşmanlığı üzerineydi bu Bahçeli’nin…
Bu Tayyip de “Açılım” yapar, baktı oylar düşüyor hemen en keskin, en azılı PKK düşmanı olur.
Bunların vatan diye, Türkiye diye, Türk Cumhuriyeti diye, Türklük diye, Kuvayimilliye diye bir dertleri yok. Amerika özellikle böylelerini devşirip getiriyor, siyasetin tepesine.
İşte böylesine ihanet dolu günlerden geçiyoruz, neylersiniz…
Ve ne yazık ki anamuhalefeti oynayan Yeni CHP’nin en önde gelen iki aktörü de balıklama dalıyor bu ihanet sürecinin, ihanet kazanının içine. Özgür Özel dalıyor ve Silivri’de bedenen dalamadığı için hemen mesajlarıyla İmamın Oğlu Ekrem de; biz de bu kampanyada varız, Amerikalı efendimiz bizi de gör, biz de senin hizmetine hazırız mesajı veriyor.
Biz hiçbir şeyi boşuna söylemeyiz, laf olsun diye demeyiz….
Ne dedik size TRT’deki Propaganda Konuşmalarımızda?
Senin bel bağladıkların, peşinden koştukların, güvendiklerin aslında en ağulu düşmanlarındır.
Ve ne dedik bir de?
Biz oy moy derdinde değiliz; bir tek şey istiyoruz Saygıdeğer Halkımız sizden: Anlaşılmak. Bizi anlamazsan bu İblislerin, bu yılanların, engereklerin binbir yalanıyla nasıl başa çıkabilirsin? dedik.
Ve şunu da unutmayalım bunu “terörsüz Türkiye”, “demokrasi ve barış” vs. diye allayıp pulluyorlar.
Bu ihanet sürecinin yerli üç aktörü var, üçü de kriminal psikopat.
Abdullah Öcalan; tıpkı Amerikan seri katilleri gibi vicdan, merhamet, acıma, insani değerler yok. “Bize tabi olmayan Kürt aşiretlerinin bebeklerine, kundaktaki bebeklerine varıncaya kadar öldüreceksiniz”, diyor. Örgüt içinde yüzlerce infaz yapıyor, infaz emri veriyor.
Tayyip deseniz yine aynı şekilde; acıma, vicdan, merhamet yok. 6 Şubat Pazarcık Depremi’nde, Kahramanmaraş depreminde 48 saat askeri, orduyu bölgeye göndermeyerek, Zonguldak maden işçilerini anında bölgeye göndermeyerek on binlerce kurtarılabilecek insanlarımızın yıkıntılar altında, soğuktan ve açlıktan, susuzluktan ölmesine yol açmıştır Tayyip. Zerre miktarda da rahatsızlık duymamıştır bundan.
Bohçalı deseniz yine öyle; binlerce devrimcinin kanı vardır şefi Alparslan Türkeş’le birlikte bu Bohçalı’nın elinde. En son kendi saflarında yetişmiş Kuvayimilliye ve Mustafa Kemal geleneğini savunan vatansever Sinan Ateş’in infaz emrini bizzat kendisi vermiştir.
Böylesine vicdandan, ahlâktan, acımadan, merhametten, insanlıktan yoksun tipler bunlar. Türk ve Kürt Halkını, Amerikan Emperyalist Haydudunun emrine sunmaktan başka, onun sömürü ve çapuluna, aynen Suriye’de bugün Golani adlı alçağın yaptığı gibi, onun hizmetine sunmaktan başka hiçbir yere götürmez bunlar. Bunlar böylesine ülkemize, halkımıza, insanımıza düşman. Amerika’nın hizmetindeki hainler güruhu.
Evet, Saygıdeğer Arkadaşlarımız;
Kalın sağlıcakla…
28 Mayıs 2025