Mide bulandırıcı alım satımın halk düşmanı aktörleri…

Saygıdeğer Arkadaşlarım;

Bu son günlerin en iğrenç, en mide bulandırıcı olaylarından biri, Tayyip’in CHP’den satın aldığı belediye başkanları…

Bir iki de Musavat’tan mı satın aldı?

Onlarla yaptığı iğrenç, iç kaldırıcı tören oldu ya… İşte bu alım satımın baş aktörlerinden ya da aktristlerinden diyelim Özlem Çerçioğlu nam Hafize’yi meğer Tayyip’e Sedat Peker’in deyişiyle, “Derin Mehmet” pazarlamış. Mehmet Ağar var ya…

Hani ne diyordu?

“Bin operasyon yaptık 3 bin kişiyi götürdük”, diyordu.

Bir de ne diyordu?

“Ege’de Marinaya biz çökmeseydik mafya çökecekti o yüzden ben çöktüm”, diyordu.

Bir de bunun oğlu var değil mi, Tayyip’in milletvekili falan oldu, Tolga Ağar.

Bu da ne yaptı?

Elazığ’da, Türkî Cumhuriyetlerinden Türkiye’ye okumak için, Yükseköğrenim görmek için gelen melek kalpli bir kızcağıza önce tecavüz etti, sonra da katletti. Kızcağız tecavüz sonrası jandarmaya başvuruyor; jandarma, kayıtları alır almaz hemen Jandarma Genel Komutanlığının haberi oluyor ve Tayyip avanesi, tabiî Ağar da içinde, olaya el atıyorlar, bütün kayıdı küreği siliyorlar, helikopterle kızcağızı alıp kaldığı yere getiriyorlar; sonra da intihar süsü vererek yavruyu katlediyorlar.

İşte bunlar böyle. Bunların hepsi engerekler ve çıyanlardır, bunlar insanımızın ekmeğine, aşına göz koyanlardır, Kaçak Saray’ın tepesindeki despot dâhil. Meğer bu Derin Mehmet’le Özlem Çerçioğlu on yıllardan beri kankilermiş, iç içelermiş bunlar. Hani on yıllar önce kısa süreli, görünüşte oralarda bir cezaevinde yattı ya Derin Mehmet, işte o zaman Özlem Çerçioğlu, bunun ailesi için özel ev tutmuş ve bütün giderlerini de belediyeden karşılamış. O günden bu yana da hep omuz omuza, iç içe olmuşlar.

Hani ne der halkımız?

“Derviş Dervişi Tekkede, Hacı Hacıyı Mekke’de”, der değil mi?

Bunların ikisi de birer cürüm örgütü şefi. Çerçioğlu’nun da 15 tane yolsuzluktan, hırsızlıktan açılmış şu an davası var. Tayyip’e geçmekle onları bir süreliğine, sadece bir süreliğine, ertelemiş oldu. Belirtelim ki; iktidara geldiğimizde o dosyalar yeniden açılacak, kamudan aşırdığı tek kuruşun hesabı sorulacak ve Tarihin lanetli sayfalarına çoktan adlarını yazdırdı bunlar.

İşte bu Çerçioğlu alım satımında aracılık ya da celeplik eden Derin Mehmet olmuş. Onu da; dürüst, vatansever Gazeteci Orhan Uğuroğlu açık etti yazdığı makalesinde. Orhan Uğuroğlu, 2016’dan bu yana böyle enteresan olayların içyüzünü anlattığı makalelerini, “Proje” adlı bu kitabında derledi. İşte bu Çerçioğlu alım satımını olduğu gibi daha başka enteresan, ilginç olayları öğrenmek için bu makalelerini okumak çok faydalı olur diye düşünüyorum.

Ne diyor?

“Proje, Kılıçdaroğlu & Erdoğan & Akşener”

Ve neyin üzerinde bunlar?

Amerikan bayrağının değil mi?

Yani kimin projesi oluyor?

ABD’nin projesi oluyor.

Evet, gerçeğin tâ kendisi bu tespit. Uğuroğlu, bize de abluka uygulamayan bir elin parmaklarını geçmeyen dürüst, içtenlikli gazetecilerden, televizyonculardan biridir. Bizim mücadelemizi de takdir eden saygıdeğer bir insandır. O yüzden kitabını da Partimizi ve bizi onore eden övücü cümlelerle bir takdim yazısıyla hediye etti bize.

İşte bu Çerçioğlugiller’den bir de Gaziantep’in Şehit Kamil İlçesi Belediye Başkanı Umut Yılmaz vardı değil mi?

Onu da aynı şekilde satın alıp yörüngesine çekti Tayyip.

Ne demiştik biz buna daha önce?

Ulan ilçenin adından utan, Şehit Kamil’den utan utanmaz herif. İlçenin adından, Gaziantep’ten utan, Kuvayimilliye Kahramanı Kara Yılan’dan utan, Şahinbey’den utan. Ama utanmayı, arlanmayı, onuru, insanlığı çoktan yitirmişsiniz siz. Kalıbınız, boyunuz, posunuz somun pehlivanı gibi yerinde ama insana dair hiçbir şey yok içinde.

Tayyip ne yapıyor?

Bunları art arda satın alıyor. Kürşat Zorlu’sundan Teğmen Çelebi’sine varıncaya kadar, Sinanoğlan’ından Kurtulmuş Numan’ına varıncaya kadar, Soylu Süleyman’ından Önder Aksakal’ına varıncaya kadar, HÜDAPAR’ına varıncaya kadar bunları havuç ve sopa taktiğiyle yörüngesine çekiyor ve bu iğrenç alım satımı da marifetmiş gibi, başarıymış gibi televizyonlardan pazarlıyor.

Ama insanlarımız artık bu tür iğrençlikleri, hırsızlıkları, vurgunları, soygunları göre göre ve bunlardan hesap sorulmaya sorulmaya artık bunlara karşı duyarsızlaşmışlar. Yani kötülükler, hırsızlıklar, yanlışlıklar üzerine gidilip, teşhir edilip hak ettiği cezaya uğratılmazsa belli bir süre sonra zaman bunları siler. Normalize olurlar insanlarımızın gözünde. Aynen böyle oldu ne yazık ki. Her gün bir hırsızlık, bir yolsuzluk, bir kanunsuzluk, bir iğrençlik, bir ihanetle karşılaşıyoruz ama hâlâ o Tayyip’in yüzde 31,5 oranında oyu var.

Neylersiniz…

İnsanlık Tarihinin, düşünce Tarihinin ilk bilim kadını, Hypatia ne diyor?

“Yanlış da olsa düşünmek hiç düşünmemekten daha iyidir”, diyor. Hiç değilse zihin körelmekten, dumura uğramaktan, donuklaşmaktan kurtulur, bir işleyiş gösterir. Şimdi yanlış düşünüyorsa ilerde düşünmeye devam ederse doğruyu da bulabilir, diyor.

Ve ne diyor Hypatia?

“Hurafeleri gerçek gibi öğretmek, olabilecek en korkunç şeydir”, diyor.

İşte Kur’an’ın üçte birini oluşturan Tarihsel gerçekliği olmayan Âdem ile Havva Kıssası, Habil-Kabil Kıssası, Nuh Tufanı Kıssası, Yedi Uyurlar Kıssası, Ebabil-Fil-Ebrehe Ordusu Kıssası, Musa-Firavun Kıssası, Süleyman-Saba Melikesi Kıssası, hepsi bunların gerçekliği olmayan hurafeler, safsatalardır.

Ne yazık ki işte Kur’an da 4 bin 500 adet İmam Hatip Okulu da 98 adet İlahiyat Fakültesi de bir o kadar İlahiyat Akademileri de 211 bin kişilik Diyanet kadrosu da bu olabilecek en korkunç şeyi yapıyorlar; Hurafeleri öğretiyorlar insanlarımıza; insanlarımızda zihin hasarı, beyin çürümesi yaratıyorlar. İşte o yüzden Tayyipgiller’in bu rezil, bu iğrenç işlerini insanlarımızın en az yüzde 31,5’i sanki başarıymış gibi, marifetmiş gibi alkışlayabiliyor.

Ve ne diyor bir de Hypatia?

“Bütün dogmatik dinler yanlışlarla doludur ve kendisine saygısı olan bir kimse tarafından son gerçek olarak kabul edilmemelidir.”

İşte böyle dediği için insanlık düşmanı kilisenin zulmüne uğruyor. İskenderiye’de, İsa’dan sonra 415 yılında evinden alınıyor zorla, kiliseye götürülüyor orada midye kabuklarını jilet gibi kullanarak, rahipler parça parça ediyorlar, katlediyorlar acılar içinde Hypatia’yı. Hypatia’nın katline Aziz Cyril adlı bir alçak, bir meczup fetva çıkarıyor, fetva veriyor. Bugünkü insanlarımızın, halkımızın en az yüzde 31,5’i, 1600 yıl önce yaşamış Hypatia’nın fersah fersah gerisinde.

Neylersiniz…

Ortaçağ’ın zifiri kömür karanlıkları içine itilmiş durumda halkımız. Buradan çıkarmak gerekir halkımızı. Ancak o zaman Tayyipgiller’in ve onun avanesi yürüyen ceset, CIA Ajanı Bohçalıgiller’in gerçek anlamda içyüzlerini kavrayabilir.

Bunlar halkımızda yaşayacak, geçinecek bir dirhem imkân bırakmadılar. Kuru ekmeğe, kuru soğana muhtaç ettiler halkımızı, çünkü durup dinlenmeden alınterini, ülkemizin bağrını sömürüp yağmaladı, iç etti bunlar. Trilyonlarca dolarlık kamu malını zimmetlerine geçirdiler. O yüzden insanlarımız artık yüzde 70’e yakın oranda uyanmaya başlıyor.

Bu sebeple hain iktidarlarını sürdürebilmek için ABD Büyükelçisi ve ABD’nin Suriye’den sorumlu şefi Tomas Barrack’la Abdullah Öcalan’ın kucağına atladılar kurtarın bizi, diye. BOP Açılımına girişti bu hainler, Anayasayı, yasaları hiçe sayarak ülkemizi BOP Haritası çerçevesinde parçalama hainliğine giriştiler.

Ama eninde sonunda sonları gelecek. Eninde sonunda yaptığı bütün hırsızlıkların, bütün ihanetlerin, bütün hainliklerin bedelini ödeyecek bunlar. Kaçışları, kurtuluşları asla olmayacak.

Kalın sağlıcakla…

24 Ağustos 2025