Bir kez daha İslam’da Kadının yeri üzerine

Saygıdeğer Arkadaşlarım;

Beyin çürümesine uğramış şu meczubu bir izleyim önce:

***

Videonun çözümü

Meczup: Kadının koku sürülmesi asla caiz değildir. Bir kadın koku sürünüp de sokağa çıkarsa, o kokuyu başka adama hissettirirse, o kadın sanki zina etmiş gibidir, buyurur peygamberimiz. Bazı kitaplarda, gusül abdesti alması lazımdır diyor ha. La havle vela kuvvete illa billah. Ya nasıl bir şey bu yani? Kokular fıs fıs arabalarda, metrobüslerde, tramvaylarda…

***

Biz işte hep, bunlar 1400 yıl öncesinin Medine Köleci Toplumunun kokmuş karanlıklarını savunuyor derken bunları kastediyoruz.

İşte bu Tayyipgiller, işte bu din alıp satıcılar, işte bu insanları Allah’la aldatıcılar, ülkemizi, özellikle kadınlar ve çocuklar için cehennem olan o kokmuş karanlıklara götürmek istiyorlar. İşte bu yüzden 4500 İmam Hatip Okulu, 98 İlahiyat Fakültesi, binlerce Kur’an Kursu, 30 tarikat, yüzlerce cemaat, 211 bin kişilik Diyanet Kadrosu büyük çoğunluğuyla hep bu meczupla aynı ideolojiyi paylaşıyor, aynı yolun yolcusu.

Ne yazık ki Tayyipgiller’in Ortaçağcı Faşist Din Devleti; eğitiminden diyanetine, istihbaratından ordunun tepesine, ekonomiye ülkemizi esir aldı. ABD Emperyalizminin buyrukları doğrultusunda bir taraftan BOP cehennemine sürüklerken ülkemizi, bir taraftan da işte bu Ortaçağ’ın kokmuş karanlıklarına sürüklemek istiyor. Bunun şu an savunduğu aslında o karanlığın alacası. Çünkü nihai amaçlarına varmış değiller. Bunun daha koyu karanlığı nerede?

Afganistan’da, Taliban Afganistan’ında.

Orada yok yere kadınların taşlanarak öldürüldüklerini, üzerlerinden arabalar geçirilerek bedenlerinin çiğnendiğini, tekbir nidaları eşliğinde enselerinden başlarına kurşun sıkılarak infaz edildiklerini hep izliyoruz ürpererek, iğrenerek, öfke ve kinle, nefretle dolu olarak.

Onlar ne dediler yakında çıkardıkları bir yasayla?

“Evlerin sokaklara bakan pencerelerine duvar örülecek, yeni evlerde ise sokaklara bakan pencereler olmayacak.”

Yani kadınları tümden eve kapatmış olacaklar. Zaten 10 yaşından sonra kız çocuklarının eğitimini yasakladılar.

Ama onlar da daha Medine Köleci Toplumunun zifiri karanlığına götürebilmiş değiller Afganistan’ı. Hiç değilse 10 yaşına kadar kız çocuklarının okula gitmesine, eğitimine izin verebilir durumdalar.

Ama Kur’an’da ne yazıyor?

Açın Ahzab Suresini; “evlerinizde oturun”, diyor. Sosyal hayattan tümüyle tecrit ediyor kadınları.

Ne diyor Allah ağzıyla Hz. Muhammed?

“Eve gelen konuklar, eşlerinden bir şey isteyecekleri zaman perdenin arkasından konuşsunlar, onlarla yüz yüze görüşmesinler”, diyor. “Yoksa kalplerinde kötü duygular, düşünceler oluşur”, diyor.

Demek ki bu dinlerde; Tevrat olsun, İncil olsun, Kur’an olsun kadına biçilen rol; ev köleliğidir.

Kadının hayatı nerede geçecek?

Yatak odasıyla mutfak arasında. Erkeğin cinsel istekleri dahil her türlü hizmetinde bulunmak ve çocuk doğurmakla yükümlüdür kadın.

Başka?

Başka bir işlevi yok.

Demek ki dinlerde kadına biçilen rol cehennem hayatıdır. Tabiî sayısız cariye edinebilir erkek. Zaten 4’e kadar deniyor da aslında öyle bir sınır da yok. İstediği kadınlarla evlenebilir, sayısız cariye edinebilir, onlarla cinsel temasta da bulunabilir. Onlar maldır, alınır satılır, kiralanır, ortaklaşa kullanılır, ödünç verilir.

Sorgulayan bir akıl olmayınca işte, insanlar bunu doğal görüyorlar.

Doğaüstü, tüm evreni yaratan ve ona hükmeden bir ilahi varlık, insanın yarısı olan kadını nasıl köle yapar, cariye yapar, tüm insanlık haklarından yoksun bırakır, onu ticari meta haline dönüştürür?

Böyle bir doğaüstü varlık hiç adaletli, vicdanlı olabilir mi diye düşünmüyorlar.

Ama işte bu din afyonu, en etkili uyuşturucudan bile daha fazla etkilidir. O narkozu verdiniz miydi, o afyonu verdiniz miydi insanlara, yarı narkozlu bir vaziyette dolaşır durur insanlar. Ne doğayı algılayabilir ne toplumu algılayabilir ne düşünebilir ne işleyen bir zihne sahip olabilir. Bu çağda yaşamaktadır ama zihnen, kafaca, ruhça yaşamış olduğu dünya, yaşamakta olduğu dünya 1400 yıl öncesinin Medine Köleci Toplumudur. İşte bu dünyanın değerleriyle, bu çağın değerleriyle yüz yüze geldikçe de onu düşman ilan eder ve hep Ortaçağ’ı savunur.

Buna daha önce pek çok örnek verdik. Yine en son verdiğimiz örneklerden Arif Tekin’in “Hz. Ayşe” kitabını, yine Arif Tekin’in “Hz. Ali” kitabını okumalarını salık veririm. Yine Arif Tekin’in “İslam’da Şiddet” ve “İslam’da Cinsellik” adlı kitapları internet ortamında pdf formatında mevcut, isteyen arkadaşlar oradan da hemen bir tıkla açıp okuyabilirler.

Demek ki bize yüklenen değerlerle değil; zihnimizi işleterek, sorgulayan bir akılla araştırarak, inceleyerek, emek çekerek akıl erdirdiğimiz, gördüğümüz, kavradığımız gerçeklerle değerlerle yaşayalım. Böylece kendimizi özgür, özerk kişi haline getirebiliriz. Yoksa aksi durumda kul kişilik oluruz, kendimize ait hiçbir değer taşıyamayız. İşte o zaman ne ahlâka ne erdeme ne vicdana ne merhamete sahip olamayız. Başkalarının bize yüklediği programlarla oynayan bir yapay zekâ ürünü robot gibi oluruz, insan olamayız. İnsan olmak; var olmanın sorumluluğunu, sorgulayan bir akılla taşıyabilmektir. Ve o sorumluluğu, aklımızla bulduğumuz gerçeklerle, değerlerle, zihnimizi donatırsak, ruhumuzu donatırsak ancak yerine getirmiş oluruz.

Evet, Saygıdeğer Arkadaşlarım;

Biz kimsenin dinine, inanışına, ibadetine karışıyor değiliz. Herkes istediği şekilde inanır, inanmaz, ibadet eder, etmez, o herkesin kendi özel hayatını ilgilendirir. Ama toplumsal hayat, toplumsal hizmet hayatı ve toplumsal düzen; aklın, bilimin, çağın insani değerlerinin çerçevesinde düzenlenir. Biz bunu savunuruz.

Evet, din herkesin özel hayatını ilgilendiren bir konudur. Ama biz oy avcılığı yapmak için, ikbal avcılığı yapmak için insanlarımızın geri yönlerini, gerici değerlerini sömürerek, okşayarak siyaset yapmayız. Böyle bir davranış bizim için utanç verici bir alçalma olur. Biz halkımıza her konuda olduğu gibi din konusunda da gerçekleri anlatmakla yükümlüyüz, sorumluyuz. Biz gerçekleri en açık, en somut kanıtlarıyla ortaya koyalım; insanlar onu nasıl anlarlar, nasıl değerlendirirler, nasıl hükme kavuştururlar işte o insanların özel hayatına dair düşünceler, konular olur.

Kalın sağlıcakla…

11 Nisan 2025