FETÖ’nün de, PKK’nin, PYD’nin, YPG’nin de ülkemizdeki bir numaralı yardım ve yatakçısı sensin, avanendir Tayyip!

21.06.2017
269
A+
A-

FETÖ’nün de, PKK’nin, PYD’nin, YPG’nin de ülkemizdeki bir numaralı yardım ve yatakçısı sensin, avanendir Tayyip!

FETÖ’nün Bank Asya’sına para yatıranı, oradan kredi alanı, okulunda çocuk okutanı “FETÖ’cü” diye hemen alıp zindana tıktırıyorsun. İşinden attırıyorsun, malına mülküne el koyuyorsun.

Yahu, onlarınki nedir ki, FETÖ’ye senin yaptığın yardım ve yataklık yanında, verdiğin onca destek yanında? 

Kendi ağzınla, açıktan, milletin gözünün içine bakarak höykürmedin mi mikrofon başında:

“Cemaatçi kardeşlerimiz bugüne kadar bizden ne istediler de vermedik?”, diye?

Aslında bu söz bile bizim başlıkta öne sürdüğümüz iddiamızın kanıtlanması açısından yeter de artar bile. Evet, ne istedilerse verdin…

Yaptığın yasa değişiklikleriyle terör örgütü kurmak ve yönetmekle yargılanan Feto’yu yargının elinden sen kurtardın.

Yahu insaf be!

FETÖ, hainane niyetini hiçbir tereddüte yer bırakmayacak açıklıkta 1999’da televizyon ekranlarına düşen video kasetinde ortaya koymuştu. Eşekler bile, o kaseti dinledikten sonra FETÖ’nün stratejik hedefinin ne olduğunu kesinkes anlar, kavrar.

Kaldı ki, 2004 yılı MGK Toplantısında ortaya konan istihbarat raporları FETÖ’nün devlet içinde hızla örgütlenmekte olduğunu ve devleti bütünüyle ele geçirmeyi amaçladığını serdi gözler önüne.

Bunu bilememek, anlamamak mümkün mü?

Gelelim, 2010’daki meşhur Anayasa Referandumuna…

Orada oylatılan 18 maddenin 16’sı olumlu da sayılabilecek değişiklikler içeriyordu. Ama, sen ve FETÖ 2 madde içine gizlemiştiniz, şeytani niyetinizi. Biri, HSYK’nin oluşum ve yapsını değiştirmek, ikincisi de, Yüksek Yargının oluşum ve yapısını değiştirmekti. Bu değişikliklerle yargıyı baştan ayağa ele geçirip tümüyle avucunuzun içine almayı amaçlamıştınız.

Ne demişti o Referandum öncesinde Feto?

“Keşke mezardaki yatanları da kaldırıp oy kullandırtabilsek de bu değişiklikleri gerçekleştirsek.”

O da senin kadar heveskârdı bu işte. Nitekim, HSYK’yi ağırlıklı biçimde FETÖ ele geçirdi, o Referandum sonrasında. Yüksek Yargıyı paylaştınız, kardeş payı biçiminde. Böylece de yargı artık FETÖ’nün ve senin hukuk büronuza dönüştü.

Namuslu hukuk insanları sizin bu yaptığınıza “Suiistimalci Anayasa Değişikliği” diyorlar. Bu kategorideki değişikliklerin; demokrasiyi de, özgürlüğü de ortadan kaldırmayı ve Yargıyı, Yürütmenin emrine vermeyi amaçladığını söylüyorlar, çok haklı olarak.

Senin FETÖ’yle işbirliğin hakkında bugüne dek matematiksel kesinlikte onlarca belge ortaya kondu. Biz de aktardık, önceki yazılarımızda bunları. Fakat bu belgeler bitip tükenmiyor ki… Her gün bir yenisi daha ortaya çıkıyor. İşte geçen hafta medyaya düşen bir kanıt daha:

“Ankara Başsavcılığı’nca 2016 yılı Kasım ayında FETÖ’nün yargı yapılanmasına ilişkin soruşturmada tanık olarak dinlenen eski HSYK üyesi, Adalet Bakanlığı Müsteşarı ve Başbakanlık Yüksek Müşaviri Birol Erdem, geçen hafta eşi Gülümser Erdem ile birlikte “şüpheli” sıfatıyla gözaltına alınmıştı.

“Birol Erdem’in tanık sıfatıyla 6 gün boyunca verdiği 76 sayfalık ifadesine ise Sözcü’den Asuman Aranca ulaştı.

“BİR DÖNEMİN İTİRAFI:

“Erdem’in, ifadesini alan savcı Ahmet Akça’nın, Ergenekon davası olarak bilinen sürecin FETÖ tarafından nasıl kullanıldığına ilişkin sorusuna verdiği yanıt ise adeta bir dönemin itirafı oldu. Erdem, 9 kişinin hayatını kaybettiği Ergenekon davaları süreci için şu değerlendirmeleri yaptı:

“GÖRMEZDEN GELİNDİ:

“O zaman düşman ortaktı. Ordunun içindeki cuntacılar AKP ve Fetullah Gülen’i bitirme planı yapmışlardı. O halde omuz omuza verilip bu planları yapanlardan hesap sorulmalıydı. Bu soruşturmayı yürüten emniyetçiler ve savcılar istedikleri zaman istedikleri yetkiliyle görüşebiliyorlar, çeşitli taleplerde bulunabiliyorlar ve istediklerini de alabiliyorlardı. Bu çerçeveden bakıldığında hem bizim bakanlıkta hem de diğer bakanlıklarda bu sürecin bu yapı mensuplarına itibar kazandırdığını, önlerini açtığını, bu büyük hizmetleri nedeniyle de bazı ufak tefek hatalarının görmezden gelindiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.” (http://odatv.com/fetonun-onunun-nasil-acildigini-itiraf-etmis-1506171200.html)

Açıkça görüldüğü gibi, Laik Cumhuriyet’i elbirliğiyle dirhem dirhem kemirip aşındırdınız, tükettiniz, yıktınız, bitirdiniz, bir enkaz yığınına döndürdünüz; ama iş, bu ballı ganimetin paylaşımına gelince birbirinize düştünüz. Aslan payını sen mi alacaksın, ben mi alacağım meselesi yani… Aranızdaki kavganın esası, özü budur. Yoksa ikiniz de aynı yolun yolcususunuz: Muaviye-Yezid Dininin, CIA-Pentagon Dininin tacirlerisiniz. Aynı oranda Laik Cumhuriyet, Mustafa Kemal ve Kuvayimilliye düşmanısınız. Özetçe; düşmanlıklarınız da aynı, hedefleriniz de… Sadece esas oğlan sen mi olacaksın, ben mi olacağım… Tek ayrılığınız bu be!..

İşte 15 Temmuz’da yaşanan Kanlı Hesaplaşma da bundan başka bir şey değil.

 

Bak Tayyip!

Senin ve AKP’giller’inin iktidarı olmamış olsaydı, FETÖ, devlet içinde asla bu gücüne ulaşamayacaktı. Onun devlet içinde oluşturduğu gücün en az yüzde 70, 80 oranındaki bölümü senin sayende oldu, sizin sayenizde oldu, ortaklığınız döneminde oldu. Yani 2002’den sonraki dönemde oldu.

İşte böylesine kaynaşmıştınız FETÖ’yle. Şimdi de kalk, kendini sütten çıkmış ak kaşık say.

Ne diyor, Abdüllatif Şener?

“AKP içinde benim dışımdaki herkes FETÖ’yle işbirliği etmiştir.”

E, dahası var mı bunun?

Zaten bunu herkes de bilmektedir. Ama işte milleti ahmak yerine koyuşunuz var ya…

Nasıl olsa bu millet yer, diyorsunuz. En azından yarısı yer, o da bize yeter, diyorsunuz. Bizim iktidarımızı, saltanatımızı, sarayımızı, vurgunlarımızı, soygunlarımızı sürdürmeye yeter, diyorsunuz…

Al sana, yine kendi elinle ortaya koyduğun bir kanıt daha, FETÖ ile yaptığınız işbirliğine dair:

“Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, hafta sonu Tarabya Köşkü’nde medya temsilcileri ile iftar yemeğinde bir araya geldi.

“Medya kuruluşlarının sahipleri, gazete ve televizyonların genel yayın yönetmenlerinin davetli olarak katıldığı iftar programı basına kapalı olarak gerçekleştirildi.

“Hürriyet gazetesi yazarı Fatih Çekirge, bugünkü yazısında iftar sonrası Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın herkesin elini sıkıp, bayramlaştığı çıkışta ise görevlilerin küçük bir çanta verdiğini anlattı. Kitabın içeriğine ilişkin bilgi veren Çekirge, “Medeniyetler İttifakı Enstitüsü” tarafından hazırlandığını ve Erdoğan’ın 2005 ile 2010 yılları arasında medeniyetler ittifakı ve küresel barış üzerine yaptığı konuşmalardan oluştuğunu iletti. Kitabı yayıma hazırlayan ise Prof. Dr. Bekir Karlığa.

KİM BU BEKİR KARLIĞA

“(…)

“GÜLEN’İ GERÇEKÇİ BULDUM”

“Prof. Dr. Bekir Karlığa’nın bir de “unutmak istediği” tarihine bakalım.

“Bekir Karlığa, Fetullah Gülen’in onursal başkanı olduğu Abant Platformu’nun toplantılarına tam 5 kez katılmıştı. Karlığa, FETÖ’nün Abant Platformu’nun toplantılarının müdavimliğinin yanı sıra örgütün lideri Gülen’in de savunucularından biriydi.

“Marmara Üniversitesi öğretim üyesi olduğu dönemde Bekir Karlığa, 2004 yılında verdiği bir röportajda, Zaman’da Nuriye Akman’ın yaptığı Fethullah Gülen dizisine ilişkin görüşlerini aktarmıştı. Gülen’in eleştirildiği o dönemde Bekir Karlığa, Gülen’e bu röportajıyla destek vermişti.

“Genel olarak nasıl buldunuz Fethullah Gülen’in söylediklerini?” sorusuna Bekir Karlığa şöyle yanıt verdi:

“Genel olarak gerçekçi buldum. Türkiye ve dünya gerçeklerini yansıtan bir tarafı vardı ve meselelere ılımlı ve sağduyulu yaklaşıyor. Zaten Gülen’in görüşlerindeki o ılımlı hava, on yıldır Türkiye’nin hemen her konusunda kendisini göstermektedir. Yapılan söyleşide de aynı atmosferi bulmak mümkün. Tespitleri son derece gerçekçi. Meselelere iyi niyetle çözüm getirmeye çalıştığı anlaşılıyor. Dini noktadan baktığımızda herhangi bir grup, cemaat veya klik anlayışının ötesinde, global anlamda Müslüman dünyasını ilgilendiren sağlam tespitler olduğunu görüyoruz.”

Bekir Karlığa “Size en çarpıcı gelen tespitler nelerdi?” sorusuna ise şu yanıtı verdi:  

“Bana en çarpıcı gelen demeyeyim, çünkü ben Fethullah Gülen’in fikirlerini zaten biliyorum. Benim için çok yeni şeyler söylüyor değil ama Türkiye için yeni şeyler söylüyor. Çok örtüştüğümüz bazı noktalar oldu. Mesela, ‘İslam dünyası diye bir dünya yoktur’ diyor. Ben bunu üç sene önce bir gazetede, ‘İslam dünyası diye bir dünya var mı’ diye yazmıştım. Doğru, İslam dünyası diye bir dünya yok. Olsaydı, Irak olaylarında, 11 Eylül’de, Afganistan’da sesi çıkardı. Bu kanaatimizin örtüşmesi, benim için ilginçti.” (http://odatv.com/erdogan-bulusmada-gazetecilere-guleni-savunan-abantcinin-kitabini-hediye-etti-1906171200.html)

İşte, kendi elinle sunduğun kanıt, Tayyip. O denli birbirinizle kaynaşmışsınız ki bak, ortaya koyduğun gibi, bugün dahi bütünüyle ayrışmanız mümkün olmuyor. Zaten geçen yazımızda da belirttiğimiz gibi, şu anda bile FETÖ’cü bakanların var, milletvekillerin var, belediye başkanların var. Var oğlu var…

Gelelim PKK’ye…

Bu Amerikancı Burjuva Kürt Hareketi’nin de ülkedeki en büyük yardım ve destekçisi sizsiniz. İşte kendi ağzından itirafın:

***

Videonun tapesi:

Ve dikkat ederseniz, şu anda Güneydoğu’da, doğuda, ülkemizin değişik yerlerinde yapılan bu terör eylemleri artık milletimizi ciddi manada rahatsız ediyor.

Tabiî bütün bu olanlara karşı herhalde takdir edersiniz ki devlette can, mal bütün bu güvenlikleri korumak durumunda. Bunun için de alınması gereken tedbirleri aldı, çözüm süresi içerisinde valilerimiz, kendilerine verdiğimiz talimatlar gereği ciddi manada bu terör örgütlerine karşı şu andaki operasyonlara girmiyorlar. Belki kendilerine çeki düzen verirler, belki bu şekilde devam etmezler ama maalesef kendilerine çeki düzen vermediler.

Tam aksine bu süreç içerisinde ne yazık ki bir hazırlık safhası içerisine girdiler. Ne kanalıdır, buralara güvenlik güçleri giremesin bu kanallar bunun için açılıyor. Ve bunca mayın döşeniyor, bu döşenen mayınlar nasıl döşeniyor? Ve bunca bakın bombalar yerleştirildi ve zırhlı araçlar olduğu halde ve bu zırhlı araçlarla polisimiz, askerimiz şehit edildi. Onlarca, yüzlerce… Peki bütün bu hazırlıklar kime karşı yapılıyor, niçin yapılıyor? Bu terör eylemlerini biz görmezden gelmeye nereye kadar devam edeceğiz? 

***

Yarım ağızla da olsa itiraf ediyorsun gerçeği. Valilere, kaymakamlara emir verdik, PKK’yi ve onların mevzilenmesini görmeyin, dedik, diye.

Kürt illeri silah deposu haline getiriliyor, yollar kazınıp dehlizler oluşturuluyor, bombalı tuzaklar kuruluyor, hepsini görmezlikten geliyorsunuz.

Oslo’ya PKK’lilerle pazarlık etsin diye gönderdiğin MİT’çiler ve benzerleri, daha da açığını söylüyorlar senin bugün ettiğin itirafların. Bak:

“Sizleri rahatsız eden vali, kaymakam, jandarma varsa söyleyin görevden alalım.” (http://www.yenicaggazetesi.com.tr/jandarmanin-tasfiyesi-27434yy.htm)

İşte böylesine hemhal olmuştunuz, PKK’yle. PKK’ye kim engel çıkarıyorsa anında görevden alıp önünü açmıştınız onun. Onlar da rahat rahat yığınak yapmıştı, şehirlere, kasabalara. Kırsalda da hiç kimse ses çıkaramıyordu, PKK’lilerin gelip gitmelerine.

Bak yine ne denmişti, askerlerin talepleri ve valilerin yaptıklarına yönelik?

“Terör örgütü PKK’nın saldırıları, çözüm sürecindeki önlemleri de gündeme getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Valilerimiz verdiğimiz talimat gereği operasyonlara girmiyordu” sözlerinin ardından operasyonlarla ilgili rakamlar ortaya çıktı. TSK geçen yıl 3 ilde 290 operasyon talebinde bulunmuş ancak valiler 8’i için izin vermiş.” (http://www.hurriyet.com.tr/talep-290-izin-8-30114101)

Demek ki askere de açıkça “operasyon yapmayacaksınız.”, deniyor, PKK’ye karşı.

Böylesi bir desteği sizden başka kim verdi Türkiye’de PKK’ye?

Oslo’da da İngiliz Emperyalistlerinin gözetiminde oturduğunuz “çözüm masası”nda yüzde 90 oranında anlaşmıştınız PKK’yle.

Bir de Dolmabahçe Mutabakatınız var, PKK-HDP’yle, değil mi Tayyip?

Orada da anlaşmıştınız, aynı şekilde.

Bak Tayyip!

Ahmet Türk konuştu geçenlerde. O ne diyor?

“Kürt sorunun çözümü konusunda PKK ve hükümetle, Kuzey İrlanda örneğini ele aldınız mı?

“Modelin nasıl olacağı Dolmabahçe’deki görüşmelerde ele alındı. 10-12 madde yazıldı. Gerçi o maddeler kamuoyuyla paylaşılmadı ama bir modelden de bahsedildi. Malum Türk devleti ve milletinin hassasiyetinden dolayı hemen her şeyi anlatamıyorsun. Adım adım olmalı bu işler.” (http://www.rudaw.net/turkish/interview/11062017#sthash.5w8OaBRw.dpuf)

O dönemde, Habur’da bir de çadır mahkemesi kurman var, değil mi Tayyip?

PKK’lilerin konvoylarla Habur’dan İzmir’e kadar, Türkiye’nin bir ucundan bir ucuna şehirlerde, kasabalarda zafer turları atması var, o günlerde. Buna kimsenin ses çıkarmaması var.

PYD-YPG’nin de Türkiye’deki önde gelen destekçilerindensin sen, Tayyip. Salih Müslim Türkiye’ye üç kez gelip görüştü, avanenle. İstanbul’da görüştü, Ankara’da görüştü. PYD ve YPG’yle de kankiydiniz o zamanlar.

Amerika’nın Barzani’ye teslim ettiği silahların, Peşmergeler eliyle Türk Ordusu’nun ve MİT’in korumasında, güney illerimizden geçirilip Kobani’ye yani PYD-YPG’ye  nakledilmesi var.

Bak, izle bir videosunu Tayyip, hafıza tazelemiş olursun en azından:

***

Videonun Tapesi:

70 peşmergeyi taşıyan konvon 16 saatlik yolculuğun ardından saat beş elli beş civarında Habur sınır kapısından Türkiye’ye girdi. Gösteriler eşliğinde sınırdan geçen peşmergelere önde, arkada ve orta bölümlerde Türk güvenlik güçleri zırhlı araçlarla eşlik ediyor. 7 ambulans 38 araç’ın yer aldığı konvoy yolu takip ederek Suruç’a ilerliyor. Ancak konvoy HDP’lilerin yolları kapatarak peşmergelere sevgi gösterisi yapması nedeniyle güçlükle hareket ediyor. Öğle saatlerinde Suruç’ta olması beklenen konvoy bu yoğun ilgi nedeniyle Nusaybin’i yeni geçebildi. Kızıltepe istikametine ilerleyen konvoya PKK bayrakları taşıyan araçların da eşlik ettiği görülüyor.  Zafer işareti yapan HDP’li gruba peşmergeler de zafer işareti ile karşılık veriyor. Bu şekilde akşam saatlerinde Suruç’a ulaşması beklenen konvoy’un askeri malzemeleri arasında doçkalar, katyuşa  füzeleri, roketatarlar, yeni tip Amerikan yapımı uçaksavarlar ve farklı ölçeklerde toplar bulunuyor. Diğer yandan gece saatlerinde özel uçakla Erbil’den Şanlurfa’ya gelen peşmerge grubuysa otobüslerle gittikleri Mürşitpınar Sınır Kapısından Kobaniye geçiş yaptılar.

***

İşte olay bu, Tayyip. PKK’ye, PYD’ye, YPG’ye bundan daha iyi kim yardım ve yataklıkta bulunmuş olabilir?

BOP Eşbaşkanlığın da var senin, değil mi?

BOP Haritası meydanda yahu…

Emperyalist haydut, Ortadoğu’da ne yapacağını, en kör gözlerin bile görebileceği açıklıkta ortaya koymuş o haritada. Türkiye de dahil olmak üzere 22 Ortadoğu ülkesi parça parça edilip ortadan kaldırılıyor orada. Sen kalkıyorsun, “Ben bunun eşbaşkanlarından bir tanesiyim.”, diye övünüyorsun.

Bu nasıl bir iş, Tayyip?

Türkiye’yi 15 yıldan bu yana felaketten felakete sürüklediniz.

Yalnız Türkiye’yi mi?

Irak’ı da, Libya’yı da, Suriye’yi de…

Milyonlarca masum Müslümanın canına kıydınız, ağababanız ABD ve AB Emperyalist haydutlarıyla birlikte.

Tüm bu suçlarınızın yanınıza kalacağını mı sanıyorsunuz?

Hayır, hesap vereceksiniz. Bugünkü yasalar mucibince bağımsız ve tarafsız mahkemeler önüne çıkarılacaksınız. Hiç kaçışınız yok!

Halkız, Haklıyız, Yeneceğiz!

21 Haziran 2017

Nurullah Ankut

HKP Genel Başkanı