29 Ekim coşkusuyla, Laik Cumhuriyet’i savunma azmiyle Cumhuriyet Bayramı’nda alanlardaydık!

30.10.2021
27
A+
A-

 Ankara:

O Kalpaklı Mustafa Kemal ve Zafere ulaştıran sözleri Anıtkabir’e girdi, yine girecek!

Laik Cumhuriyet’in kuruluşunun 98’inci yılında da Anıtkabir’e Kalpaklı Mustafa Kemal sokulmadı. Antiemperyalist Kurtuluş Savaşı’mıza bayraklık eden “Bağımsızlık Benim Karakterimdir!” sözü Anıtkabir’e yine alınmadı. Emperyalist Yedi Düveli ülkeden gemilerine binip gönderen iradeyi simgeleyen “Emperyalistler, İşbirlikçiler geldikleri Gibi Gidecekler” sözüne bir kez daha yasak kondu.

Sökmeyecek yasaklamalarınız. Biz İkinci Kurtuluş Savaşçıları bıkmayız, usanmayız, yılmayız, vazgeçmeyiz. Nasıl Mustafa Kemal vazgeçmeyip, Halklarımızı ordulaştırıp, Antiemperyalist Birinci Kurtuluş Savaşı’mıza önderlik ettiyse, bu savaşı zaferle taçlandırıp Laik Cumhuriyet’i kurduysa, bizler de vazgeçmeyiz. Mustafa Kemal’in gerçek devamcıları olarak, Mustafa Kemal’e sözümüz olsun, biz de vazgeçmeyeceğiz.

Ne diyordu Mustafa Kemal?

Bir ülkede, bir toplumda devrim yapıldığında, devrimin gerekçesi elbette vardır. Ancak devrimi yapanlar, inanmak istemeyen inatçı (anut) düşmanlarını ikna etmek zorunda mıdır?

Cumhuriyet’in de taraftarı ve karşıtları elbette vardır. Taraftarlar, Cumhuriyet’i hangi inanç ve düşüncelerle neden kurduklarını, karşıtlarına anlatarak onlara yaptıkları işin doğruluğunu anlatmak isteseler de, onları bağnaz inatçılıklarından vazgeçirmeleri mümkün müdür?

Cumhuriyetçiler elbette, güçleri yeterliyse inançlarını herhangi bir yolla; ayaklanmayla, devrimle ya da toplumun onaylayacağı başka yollarla gerçekleştirirler. Bu ülkü, devrimcilerin görevidir. Buna karşı direnmeler, yaygaralar ve geriletici girişimler, karşıtların yapmaktan geri durmayacakları hareketlerdir.

98 yıldır ABD ve AB Emperyalistleri ve yerli satılmışlar yaygaralarını, geriletici girişimlerini hiç bırakmadılar. Laik Cumhuriyet’i yıkıncaya kadar uğraştılar. Ama biz İkinci Kurtuluş Savaşçıları da, Partimizin Genel Merkez Disiplin Kurulu Başkanı Av. Ayça Okur Yoldaş’ımızın da barikatlar önünde haykırdığı gibi:

“29 Ekim ruhuyla, inancıyla Laik Cumhuriyet’e sahip çıkmaya devam edeceğiz!

“Laik Cumhuriyet’in kurucusu Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarına saygı, sevgi ve hürmetlerimizi sunmak için geldiğimiz Anıtkabir ziyaretimiz engelleniyor. Deniyor ki bize; elinizdeki Mustafa Kemal’in kalpaklı portresini ve onun mücadelesine temel olan ‘Bağımsızlık Benim Karakterimdir’ bayraklarını bırakın.

“Asla!

“Ayşe, Fatma, Hasan, Mehmet Anıtkabir’e girmiş ne fayda…

Tek tek Ayşe’yi, Hatçe’yi, Mehmet’i, Hasan’ı bir ulus yapmış, Yedi Düvele meydan okutmuş, zafere götürmüş o söz olmadan Anıtkabir’e girmek bir anlam ifade etmez, edemez!

“İşte bu bayraktaki sözdür, Mustafa Kemal’e ‘geldikleri gibi gidecekler!’ dedirten. İşte bu bayraktaki sözdür, ‘söz konusu vatansa gerisi teferruattır’, diyerek emperyalist düşmana saldırtan.

“İşte biz böyle bir ülkü için mücadele ediyoruz. Ve inatla bu mücadelemiz devam edecek.”

Antiemperyalist Birinci Kurtuluş Savaşı’mızı mantıki sonucuna ulaştırıncaya, Halkın İktidarını kuruncaya kadar bu kutsal mücadele devam edecek. Bu ülkü, biz devrimcilerin omuzlarına yüklenmiş bir görevdir. Biz almış olduğumuz görevin gereğini yapar, layıkıyla da yerine getiririz.

 

İstanbul

Cumhuriyetimizin 98’inci Yıldönümünde bir kez daha Haykırdık:

Emperyalistler, İşbirlikçiler Geldikleri Gibi Gidecekler!

Bugün 29 Ekim. Batılı Emperyalistlere karşı savaşımızın zaferle taçlandığı gün. Mustafa Kemal önderliğinde emperyalistleri ve işbirlikçi vatan hainlerini Antiemperyalist Birinci Kurtuluş Savaşı’mızla bu topraklardan söküp atmıştık. O gün arkalarına bakmadan kaçan düşmanlarımız ülkemiz üzerindeki planlarından asla vazgeçmediler ve her fırsatta ülkemizi bölüp parçalamak için yeniden saldırıyorlar.

Her seferinde içeriden buldukları vatan hainleriyle kol kola girerek ülkemizi Yeni Sevr’e götürmek için her yolu deniyorlar. Biz Kurtuluş Partililer de buna izin vermemek için tüm gücümüzle direniyor, mücadele ediyor ve her alanda bu emperyalist güçler ve yerli satılmış-vatan hainleriyle savaşıyoruz. Bu mücadeleyi veren biz İkinci Kurtuluş Savaşçıları, emperyalistleri ve onlarla işbirliği içerisinde olan yerli hainleri vatanımızdan mutlaka defedeceğiz.

Bu inanç ve kararlılığımızla Halkın Kurtuluş Partisi İstanbul İl Örgütü olarak, Laik Cumhuriyet’e sahip çıkmak için Bakırköy Meydanı’nda basın açıklaması gerçekleştirdik. Eylemde basın açıklamasını İstanbul İl Başkanımız Av. Pınar Akbina yaptı. Akbina yaptığı açıklamada özellikle AKP’giller’in Laik Cumhuriyet’e karşı saldırılarının en yoğun olduğu bugünlerde, 29 Ekim’e ve Mustafa Kemal’e sahip çıkmanın önemini bir kez daha vurguladı. Laik Cumhuriyet’e sahip çıkacağımızı, ülkemizi emperyalistlere bırakmayacağımızı belirterek, insan soyunun en büyük düşmanları ABD ve AB Emperyalistlerine karşı mücadeleyi bir an olsun bırakmadan, Antiemperyalist Birinci Kurtuluş Savaşı’mızı Sosyal Kurtuluşla taçlandırmak yani Ulusal Kurtuluş Savaşı’mızı mantıkî sonucuna ulaştırmak için ödünsüz, esnemeden, bükülmeden, eğilmeden, korkusuzca, cesaretle, yılmadan, bıkmadan, usanmadan mücadele edeceğimizi bir kez ifade etti.

Akbina, bunun için de Vatan aşkını ve gereğini yapmaktan korkar hale gelmektense ölmeyi yeğ tutarak, “Söz konusu Vatansa gerisi teferruattır”, “Bağımsızlık Benim Karakterimdir” diyerek, Bağımsızlığımızı elimizden almaya çalışanlara karşı “Geldikleri gibi gidecekler!” sloganını haykırarak Halkın İktidarını kuracağımızı ve Halkımızın bu sömürü düzeninden ancak böyle kurtulacağını belirtti.

İçinde bulunduğumuz sürecin değerlendirmesini ve gerçek çözümü ortaya koyduğumuz basın açıklamasını alanda bulunan halkımız da ilgiyle dinledi ve alkışlarla destekledi.

Coşkulu bir şekilde gerçekleşen eylemimizde “Kahrolsun ABD-AB Emperyalizmi”, “Yaşasın 29 Ekim”,  “Yaşasın İkinci Kurtuluş Savaşı’mız”,  “Bağımsızlık Benim Karakterimdir”, “Emperyalistler İşbirlikçiler Geldikleri Gibi Gidecekler”, “Yeni Sevr’e Karşı Yaşasın İkinci Kurtuluş Savaşı’mız”, “Ne ABD Ne AB Tam Bağımsız Türkiye” sloganları atıldı.

 

İzmir

Cumhuriyet Bayramı’nı İzmir’de coşkuyla kutladık

HKP İzmir İl Örgütü olarak Cumhuriyet Bayramı’mızı İzmir Konak Meydanı’nda halkımızın yoğun ve coşkulu ilgisiyle kutladık.

Saat 15.00’te Konak Meydanı Kemeraltı girişinde partili yoldaşlarımızla bir araya geldik. Kutlama etkinliğimizde Parti Bayraklarımızın yanı sıra, Mustafa Kemal’in Kalpaklı Portresinin olduğu “Bağımsızlık Benim Karakterimdir”, “Emperyalistler İşbirlikçiler Geldikleri Gibi Gidecekler” sözlerinin yazılı olduğu pankartlarla Mustafa Kemal ve Lenin portrelerinin yer aldığı pankartımızı açtık. Ayrıca Cumhuriyet Bayramı’mızın özünü yansıtan “98 yıl önce Cumhuriyet’i kuranlar ‘Katil Emperyalistler Ülkemizden Defolun’ diyenlerdir!”  sözlerinin yer aldığı ozalitimizi açtık.  Eylemimiz süresince sık sık “Yaşasın Cumhuriyet Bayramı’mız”, “Emperyalistler, İşbirlikçiler, Geldikleri Gibi Gidecekler”, “Gün Gelecek, Devran Dönecek, AKP Halka Hesap Verecek”, “Katil ABD Ülkemizden Defol”, “Kahrolsun ABD-AB Emperyalizmi”, “Mustafa Kemal Ölümsüzdür” “Halkız Haklıyız Yeneceğiz” sloganlarımızı coşkuyla attık.

Partimiz MYK Üyesi Yusuf Gençer yaptığı açış konuşmasında şunları söyledi:

“Bugün Antiemperyalist Birinci Ulusal Kurtuluş Savaşı’mız sonucu ilan edilen Cumhuriyet’imizin 98’inci Yıldönümü, kutlu olsun!

“Cumhuriyet demek, bağımsızlık demektir. Cumhuriyet demek demokrasi demektir. Cumhuriyet demek Laiklik demektir. 98 yıl önce atılan bu tohumlar yeşerdi, Cumhuriyet’imiz bugünlere geldi. Ancak, ne var ki Mustafa Kemal’in dediği gibi iktidardaki kişiler ya da gruplar ya da siyasi partiler, şahsi çıkarlarını müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit etmişlerdir. İşte onun içindir ki bugün şekli bir Cumhuriyet kutluyorlar. Onun özünden ve coşkusundan yoksun bir Cumhuriyet kutluyorlar.

“Hayır, o Cumhuriyet bu değil! Cumhuriyet, Mustafa Kemal’in “Bağımsızlık Benim Karakterimdir” Cumhuriyet’idir. O Cumhuriyet, “Emperyalistler, işbirlikçiler, geldikleri gibi gidecekler” diyenlerin Cumhuriyet’idir. Ve bugün ülkemiz ne yazık ki büyük tehlikelerle karşı karşıyadır. Ya Taliban’ın Afganistan’ı olacağız ya Pakistan olacağız; ya da gerçek anlamda Çağdaş, Demokratik, Laik, Tam Bağımsız Türkiye Cumhuriyeti olacağız. Davamız budur, bu coşkuyla Cumhuriyet bayramını kutluyoruz.”

Yusuf Gençer’in ardından Partimizin Genel Sekreter Yardımcısı ve İzmir İl Başkanı Av. Tacettin Çolak söz aldı. Tacettin Çolak konuşmasında şunları söyledi:

***

Saygıdeğer İzmir Halkı;

Günümüz Mütareke yıllarından daha ağır karanlıkları yaşadığımız gündür. Ülkemizin düşman çizmeleri ile işgal edildiği 100 yıl önceki karanlık günlerden daha karanlık zamanları yaşıyoruz.

Son 4 yıldır Mustafa Kemal’in “Bağımsızlık Benim Karakterimdir” sözü ve kalpaklı resmi polis tarafından Anıtkabir’e alınmıyor. Bu yıl da aynı suçu işlediler Ankaralı yoldaşlarımızı Anıtkabir’e almadılar.

Bu suçların hesabı sorulacak. Hiçbir güç, hiç kimse, ne asker ne siyasiler, Mustafa Kemal’in yanına onun Kurtuluş Savaşı’nın en veciz sözü olan “Bağımsızlık Benim Karakterimdir” sözünü almamazlık edemez. Bugün polis gücüyle almıyorlar ama yarın bu suçların hesabını verecekler.

Bugün bir şey daha yaşadık. 29 Ekim Cuma gününe denk geldi. Ülkenin yüz bin tane camisinde Cuma hutbeleri okundu. Cuma hutbeleri merkezi olarak hazırlanır. Her camide aynı hutbe okunur. Bugünkü hutbede bir cümlelik kutlamayla geçiştirildi, Cumhuriyet Bayramımız. Ama Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın komutanlarının ismini geçirmeden… Sadece Kurtuluş Savaşı’mızla bağımsız bir ülke olduğumuzu ifade ettiler. Onun komutanlarını yok sayarak hutbe okutan Diyanet İşleri Başkanından da hesap sorulacak.

Mustafa Kemal, Yedi Düveli dize getirmiş bir komutan olarak halkın içinde hiçbir koruma olmadan, halkla iç içe, diz dize yaşarken, bu din alıp din satan tüccarlar fakir halka, fakirliğin ferasetini öğütlerken, kendileri milyonlarca liralık zırhlı araçlarla geziyorlar. Yani kendileri bu dünyada Cenneti yaşıyor, emekçi halkımıza da bu dünyadaki Cehennemi, öbür dünyadaki Cennet ödülü olacak diye yutturmaya çalışıyorlar.

Onun için işsizlik ve pahalılık cehenneminde yaktıkları emekçi insanlarımızın vebali de bunların boynundadır. Kendileri öbür dünyaya inansalar bu ihaneti, bu din düşmanlığını yapamazlar. Ama bunların da, o din tüccarlığı yapanların Diyanetin en tepesinde olanların da, bu ülkenin en tepesinde o koltuğu işgal edenlerin de en küçük bir dini inancı yoktur.

Dini inancı olan, kul hakkı yemez. Hırsızlık yapmaz. İyi, güzel ahlâklı olur. İnsanların açlığıyla yoksulluğu ile dalga geçmez. Kendisi saraylarda oturan kişi, kimsenin olmadığı marketlerde,  marketleri boşaltarak ıvır zıvır alarak, yani mutfakta olması gereken temel ihtiyaç malzemelerini değil çikolata bilmem ne alarak bin küsur lira harcıyor. Sonra da o kişi marketlerde fiyatlar uygundur, diyor. İşte görüyorsunuz dolar almış başını gidiyor.

Batılı Emperyalistlerin büyükelçileri tamamen kendi devletlerinin yönlendirmesi ve talimatlarıyla hareket ederek bu ülkenin yargı mekanizmasına dil uzatacak alçaklığı gösteriyorlar. Yani onların hesabına çalışan kişilerin tahliye edilmesini istiyorlar.

Peki, bu sözü eden ediyor da, bu sözleri söyletenler nerede?

Ondan sonra kuru efelenmelerle “sınır dışı edeceğiz”, “istenmeyen adam ilan edeceğiz” diyorsun ama Viyana Sözleşmesi’nin 41. Maddesi uyarınca biz açıklama yaptık diyenlerin özür diledikleri yalanını söylüyorsun. Kendi yalanınla kendini kandırıyorsun. Bağımsızlık, ulusal onur diye bir şey bırakmadınız ülkemizde.

Bu Batılı Emperyalistlerin elçileri hangi cesaretle, hangi amaçla bu lafları ediyor?

Değerli halkımız, çünkü bu ülkeyi batıya bağımlı hale getirdiler. Bu ülkeyi Ortadoğu’da, Emperyalist ülkelerin milyonlarca masum Müslümanın kanını döken saldırılarında koçbaşı yaptılar. Onlara ortaklık yaptılar. Büyük Ortadoğu Projesinin Eşbaşkanı yaptılar. İşte ondan yüz buluyor Batılı Emperyalistler. Çünkü sen benim Eşbaşkanımsın, o zaman benim talimatlarıma uyacaksın, diye alçakça bağımsızlığımıza göz dikmiş durumdalar.

Yapılması gereken neydi, değerli İzmir Halkı?

Eğer tutarlıysan, eğer lafının arkasındaysan Dışişleri Bakanına talimat verdiysen, ertesi gün bütün büyükelçiler sınır dışı edilmeliydi. İstenmeyen adam ilan etmek,“persona non grata“ demek bu eylemi, bu davranışı gerektirir. Sen bunun lafını edersen, ondan sonra da hiçbir şey olmamış gibi kendini kandırmaya yönelirsen, yurtdışında kimse seni ciddiye almaz.  Afrika’daki ülkeler ile maçı idare edersin. Yazık ettiniz bu ülkeye, sizlere de yazıklar olsun!

 

Değerli İzmir Halkı;

Bugün 29 Ekim. Ülkenin en büyük bayramı, bağımsızlığı kazandığımızın, kulluktan kurtulduğumuzun,  Saltanata ve Hilafete son verdiğimizin, Batılı Emperyalistlere diz çöktürdüğümüz günün tescillenişidir Cumhuriyet Bayramı. Kutlu olsun!”

***

Cumhuriyet Bayramı kutlamamız atılan sloganlar ve İzmir Marşı ile bitirildi.

 

Adana

Cumhuriyet’in 98’inci kuruluş yıldönümünü Adana İl Örgütü olarak Atatürk Parkı’nda kutladık. Parti çelengimizi bırakarak Partimizin 29 Ekim bildirisini okuduk. Kutlama için orada bulunan çeşitli dernek ve kuruluşların temsilcileri de bildirimizi ilgiyle dinlediler. Bildiri okunduktan sonra eylemimizi “Yaşasın Cumhuriyet” sloganıyla sonlandırdık.

29 Ekim 2021

Halkın Kurtuluş Partililer