15-16 Haziran Direnişimiz Halkın Kurtuluş Partisi’nin Mücadelesinde Yaşıyor

15.06.2022
25
A+
A-

Partimiz, Başta İşçi Sınıfımız gelmek üzere diyen ilk Genel Başkan’ımız Hikmet Kıvılcımlı’nın yoldaşları ve devamcıları tarafından 15 Haziran 2005 tarihinde kuruldu.  Tesadüfen seçilmiş bir gün değildi Partimizin kuruluşu, özellikle seçilmişti 15 Haziran tarihi. Çünkü 15-16 Haziran İşçi Sınıfımızın Şanlı Direnişi’nin yıldönümüydü.

 

Peki Ne olmuştu 15-16 Haziran tarihinde?

CIA tarafından finanse edilen ve sendikacıların Amerika’da eğitim gördüğü ve maaş aldığı Türk-İş, 1952 yılında tesadüfen kurulmadı. 1950’li yıllar, Birinci Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın kazanımlarını yok etmek için karşıdevrimin, ABD güdümündeki yerli Parababalarının kayıtsız şartsız iktidara yerleştiği yıllardır. O dönemde Türk-İş kanalıyla da İşçi Sınıfının başı bağlanmak istendi. Bizim gibi ülkelerde yerli-yabancı Parababaları gelişen İşçi Sınıfından korkuyor. Çünkü kendisinin sömürü ve baskısını engelleyecek tek gücün İşçi Sınıfı olduğunu biliyor. Bundan dolayı da onu kontrol altına almak istedi.

27 Mayıs 1960 Politik Devrimi sonrasında çıkarılan Anayasa, İşçi Sınıfının örgütlenmesinin önünü açmış oldu. 1967 yılında Türk-İş’in Sarı-Gangster tavrına karşı işçiler tarafından kısa adı DİSK olan (Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu) kuruldu. Partimizin ilk Genel Başkanı Hikmet Kıvılcımlı DİSK’in kuruluşu için “DİSK olayı, sarı sendikacılıktan çok aşağılara düşmüş ajan Türk-İş Sendikacılığa inen bir tokat oldu”, demişti.

Parababaları, İşçi Sınıfımızın gittikçe bilinçlenmesine, örgütlenmesine tahammül edemediler ve İşçi Sınıfımızın özgürce sendika seçme yani sendikalaşma hakkını elinden almak istediler…

1961 Anayasası’nın getirdiği kazanımları budamak için 1970 yılında 274 sayılı Sendikalar Yasası ve 275 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Yasalarında değişiklikler yaparak İşçi Sınıfının örgütlenmesini engellemek istediler. Yapılan değişikliklerle sendikaların, Türkiye genelinde faaliyet gösterebilmesi için işkolunda sigortalı çalışan işçilerin üçte birinde örgütlenme barajı getirilmek isteniyordu. Bu baraj, DİSK’in örgütlenmesinin önüne geçilmesi ve hatta kapatılması anlamındaydı. İşçi Sınıfımızın başı, tâ 1952 yılında ABD tarafından kurdurulan sarı sendika Türk-İş ile bağlanmak isteniyor ve Amerikancı, CIA’nın kurdurduğu Türk-İş dışındaki sendikalara yaşama hakkı tanınmıyordu. Böylelikle 1967 yılında kurulan ve kısa sürede yüzbinlerce işçiyi örgütleyerek kazanımlar elde eden DİSK ortadan kaldırılacaktı.

İşte o anda geldi 15-16 Haziran 1970 Direnişi.

Buna karşı DİSK eylem kararı aldı. Partimizin Genel Başkanı ve kurucularının da içinde bulunduğu binlerce işçi fabrikaları boşaltarak büyük bir direniş sergilemiştir. Parababaları üç gün sıkıyönetim ilan etmek zorunda kalmıştır. Üç işçi kardeşimiz; Abdurrahman Bozkurt, Yaşar Yıldırım ve Mustafa Baylan şehit olduğu bu direnişte

Genel Başkan’ımız Nurullah (Ankut) Efe de 15-16 Haziran Direnişinde işkenceli sorgulamalar sonrası tutuklandı.15-16 Haziran Direnişi Parababalarına geri adım attırmı, yasayı geri çekmek zorunda kalmışlardır.

Parababaları, ancak 12 Mart ve 12 Eylül Faşist Darbeleriyle amaçlarına ulaşabilmiştir. DİSK’in faaliyetini 12 Eylül Faşizmiyle engellediler. Ve o dönem yapılmak istenen işkolu barajı getirildi. Günümüzde ise AKP’giller eliyle sendikaların örgütlenmesinin önündeki engeller grev yasaklamaları, işkollarının birleştirilmesiyle sendikaların baraj altı bırakılması, mahkeme kararlarının uygulanmaması mücadeleci sendikaların örgütlenmesinin önüne geçilmek isteniyor.

ABD Emperyalizminin tezgâhladığı 12 Eylül Faşizmiyle, “Henze’nin oğlanları” yani ABD emrindeki Kenan Evren’in başını çektiği faşist cunta tarafından, DİSK’i kapattılar. Ve yasalar patronların istediği gibi değişti.

İşveren Sendikaları Konfederasyonu Başkanı Halit Narin şu açıklamayı yapmış: “20 yıl siz güldünüz biz ağladık, şimdi sıra bizde”, demişti.

Türkiye Devrimi’nin önderi Hikmet Kıvılcımlı’nın her cümlesine “başta İşçi Sınıfımız gelmek üzere” dediği yıllarda, İşçi Sınıfının sosyal varlığını ve Türkiye Devrimindeki öncü rolünü kabul etmeyen devrimcilerin yüzüne bir tokat olmuştu 15 16 Haziran Direnişi…

 

15-16 Haziran Direnişi henüz aşılamadı

Patronlar geçtiğimiz yıllara göre, 1970’lere göre daha fazla kâr, daha fazla sömürü için dizginsiz bir şekilde İşçi Sınıfımıza ve halkımıza saldırıyor. İşçi Sınıfımızın elindeki ekonomik ve sosyal haklar birer birer gidiyor.

Özellikle AKP’giller iktidarı boyunca İşçi Sınıfımızın kazanımları tek tek elinden alınıyor. Halkımız 1970’li yıllardan daha kötü günlerden geçiyor. Bağımsız araştırma kurumu ENAG göre yıllık enflasyon %160 oranında. Yani halkımız işsizlik ve pahalılık cehenneminde inim inim inlemekte. Kaymakamlıklar eliyle bile Anayasal hak olan Toplantı ve Gösteri hakları yasaklanıyor. Anayasal hak olmasına rağmen Grev hakkı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle erteleniyor. Aslında ertelemenin anlamı mevcut sendikalar yasasına göre fiilen Grev hakkı ortadan kaldırılmış oluyor. Açlık sınırının altında olan Asgari Ücret Genel ücret halini almış durumda. İş cinayetleri, çocuk işçilik Cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyesine ulaşmıştır. Yoksulluk sınırının çok çok altında maaş alan doktorlarımız, mühendislerimiz yani yetişmiş beyin emekçileri göç ederek geleceklerini yurtdışında aramaktadır. Keza işsizlik oranı da Cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyesinde. Kısacası AKP’giller eliyle İşçi Sınıfımız ve emekçi halkımız İşsizlik ve Pahalılık Cehenneminde inim inlemektedir. Her geçen akaryakıta, doğalgaza, elektriğe, temel tüketim ihtiyaçlarına can dayanmaz zamlar yapılmaktadır.

Tüm bunların üzerine ülkemiz AKP’giller eliyle her geçen gün Ortaçağ’ın karanlığına sürüklenmektedir. Bunlara karşı çıkan başta Partimiz Genel Başkanı Nurullah Efe ve Parti Yöneticilerimiz düzmece iddialarla cezalara çarptırılmaktadır. Ancak bunların hiçbiri biz Proletarya Sosyalistlerini yıldıramadı, yıldıramayacaktır!

Peki 1970’li yıllardan daha ağır koşullardan geçmemize rağmen niye yeni 15-16 Haziran Direnişleri yaratılamıyor?

Çünkü 1970’li yılların aksine İşçi Sınıfımız sınıf bilincinden çok daha uzak ve örgütsüz. İşçi Sınıfına öncülük iddiasında olan 1970’li yılların devrimci hareketlerinin devamcısı olduğunu iddia edenlerse AB-D’nin umudu Sevrci Sahte Sol halini almıştır. Bir kısmı ABD’nin kara gücü olan PKK’nın güdümünde, bir kısmı ise Yeni CHP’nin eteğinde yer kapma peşindedir.

Sendikalara gelirsek Türk-İş yine aynı Türk-İş, görevine devam ediyor. Hatta bir ikizi daha oldu: Hak-İş.

Hak-İş de İşçi Sınıfına ihanet ederek Parababaları iktidarlarının hak ve çıkarlarını korumak üzere konumlanmış durumdadır.

 

DİSK’e gelirsek;

15-16 Haziran Direnişi’nin simgesi olmuş ve 12 Eylül Faşist Darbesiyle kapatılan DİSK yeniden açıldı. Fakat açıldığından beri DİSK asla eski DİSK olmadı. Yeni DİSK, kapısına kilit vurmaya çalışan Süleyman Demirel’le kuruluş yıldönümünü kutladı. Her geçen gün İşçi Sınıfından biraz daha uzaklaştı. Ücret ve aidat sendikacılığının dışına çıkamadı. Yani her geçen gün DİSK geçmişteki mücadele geleneğinden koptu. Ancak bir dönem Nakliyat-İş Genel Başkanı Ali Rıza Küçükosmanoğlu yoldaşımızın da yönetimde olduğu ve 1 Mayıs Taksim vatanının yeniden kazanılmasında verilen mücadelede eski DİSK’i anımsadık. Şu an ki DİSK yönetimi ise hızla Türk-İş’leşme yolundadır.

Oysa AKPgillerin ve Parababalarının yarattığı İşsizlik ve Pahalılık Cehenneminde inim inim inliyoruz. Arttan hayat pahalılığı karşısında alım gücümüz her geçen düşmektedir. Asgari Ücret %200’leri bulan enflasyon karşısında açlık sınırının bile çok çok altında kalmıştır. Her geçen acımasız zamlarla karşılaşıyoruz. Artık geçinemez olduk. AKP’gillerin ekonomik ve siyasi zulmü altında her geçen daha da eziliyoruz, fakirleşiyoruz. Biz fakirleşirken parababaları servetlerine servet katmaya devam ediyor. Bu yaşadıklarımız yeni 15-16 Haziranlar yaratmak için yeter de artar bile. Ne yazık ki İşçi Sınıfımız sarı sendikacıların elinde tutsak edilmiş durumdadır.

Tüm bunlara karşı Partimiz ve DİSK’in Tarihine de Mücadelesine de sahip çıkan başında Kurtuluş Partili yoldaşlarımızın olduğu Nakliyat-İş Sendikamız mücadele etmektedir. Uzel Direnişi, ki 15-16 Haziran Şanlı Direnişi’nin toplanma merkezi idi, Neo-Trend Tekstil Direnişi, Urfa Tüvtürk-Polçak Direnişi, Milas Çınartaş Direnişi, Trend Yol Direnişi, Yemek Sepeti Direnişi son günlerde yapılan ve bir kısmı halen devam eden Direnişlerimizdir. Parababalarının sömürü ve soygun düzenine karşı verdiğimiz mücadelede Proleterya  Sosyalistlerinin önderliğindeki Nakliyat-İş Sendikası yeni kazanımlarla İşçi Sınıfı mücadelesinde yol göstermeye devam ediyor. Her geçen gün artan hayat pahalılığına karşı TİS yaptığı yerlerde ek zamlar alıyor.

15-16 Haziran Direnişi’nin önemini en iyi bilen ve aynı ruhla mücadele eden bir tek bizim olmamız, ne yazık ki yeni 15-16 Haziran Direnişleri örgütlemeye yetmiyor, ama Partimiz İşçi Sınıfımız başta olmak üzere emekçi halkımızı örgütleyip  Halkın İktidarını kuracak ve parababalarının sömürü ve soygun düzenini eninde  sonunda  ortadan kaldıracak ve adaletli, eşitçil insanın insanı sömürmediği bir düzen kuracaktır.

Başta İşçi Sınıfımız gelmek üzere diyen ilk genel Başkan’ımız Hikmet Kıvılcımlı’nın sözleriyle bitirelim:

“Tarihin yörüngesi, en ufak ikirciliğe yer bırakmayacak ölçüde, İşçi Sınıfının yörüngesine girmiştir. Ne denli parlak göktaşı görünmek tutkunluğu içinde bulunurlarsa bulunsunlar, eğer uzayın sağır boşluklarında yitmek istemiyorlarsa, bütün Devrimci yıldızlar,

“Tarihin ve İşçi Sınıfının yörüngesi içine akmalıdırlar.

“Bu yörünge Proletarya Partisidir.” O parti HKP’dir. Partimizdir!

Yaşasın Şanlı 15-16 Haziran Direnişimiz!

08.06.2022

 Halkın Kurtuluş Partisi

Merkezi İşçi Komitesi