Acınacak haldeki bu ruh ikizlerinin ikisi de tutsak…

15.01.2020
146
A+
A-

Bunların ikisi de tutsak…

Kaçak Saray’ın Arka Bahçeli’si “kaset”inden tutsak, Tayyip arkadan yakalamış onu. Kukla gibi oynatıyor, dilli düdük gibi öttürüyor istediği makamda.

Tayyip de “mal varlığı”ndan tutsak…

CIA, Pentagon ve Washington onu da yakalamış. Yüz milyarlarca dolarlık kamu malını aşırıp değişik yerlere istiflediğini eliyle koymuş gibi biliyor.

Bu birbirinden acıklı Hafızların gizli sırları, tabiî sadece halktan gizli, deşifre edildikleri anda her ikisi de, bırakalım insan yüzüne bakabilmeyi, el içine bile çıkamayacak hale gelecekler.

İntihar ederler filan demiyoruz çünkü insanın utanç intiharı edebilmesi için zerre miktarda da olsa utanıp arlanmasının kalmış olması ve yine o kadarcık cesarete sahip olması gerekir.

Bunların her ikisinde de bu iki özellik zinhar yoktur…

Bakın, Sabahattin Önkibar, Arka Bahçeli için ne yazmış 2012’de:

“Bir diğer konu başlığı ise kaset hikâyesidir!

“Yine Ankara’nın öbür yakasında kime sorsanız Bahçeli rehindir!

“Nasıl mı?

“Güya birilerinde onunla ilgili bir kaset varmış ve Bahçeli bu kasetle teslim alınmışmış!

“Bahçeli’nin partisi MHP ile hiçbir milletvekiline sormadan aldığı pek çok hayati kararı böyle bir kasetin varlığına bağlayanlar var.

“Yine altını çizelim bu iddialar da yakıştırma olabilir ve kesin ispatlanmadan elbette geçerli addedilemez ancak?

“Fetullah Gülen’in Türkiye sözcüsü olarak bilinen Zaman Gazetesi yazarı Hüseyin Gülerce’nin Bahçeli’nin böyle bir kasetinden üstelik duyarak değil, görerek bahsetmesi ilginç değil midir?

“Keza Ergun Babahan’ın satırları ortadadır!

“Kafama takılan Bahçeli’nin Gülerce’ye dava açmamasıdır. Neden?” (https://www.aydinlik.com.tr/arsiv/bahceli-mitci-ve-kaseti-mi-var)

Biz, Sabahattin Önkibar’ın bu konuda o tarihlerde yaptığı televizyon programlarında söylediklerini de netçe hatırlıyoruz. Aynen şöyle demişti Önkibar:

“Hüseyin Gülerce bana ‘Devlet Bahçeli’nin kasetini izledim, midem bulandı’ dedi.”

Şimdi gelelim Star yazarı Ergun Babahan’ın konuya ilişkin köşesinde yazdıklarına:

“MHP’de kaset dalgasının seçime doğru hız kazanacağı iddiası tüm kulislerde dile getiriliyor.

“Doğrudan Devlet Bahçeli’yi hedef alan bu kasetlerde değişik türde ilişki görüntüleri olduğu iddiası da var.

“TİB elinden geleni yapıp bu tip kasetlerin yayınının mutlaka önüne geçmeli.

“Eğer herhangi bir site böyle bir imada bulunursa, seçim sürecine fesat karıştırmaktan hemen kapatılmalı.” (https://www.finansgundem.com/haber/bahcelinin-de-kaseti-var/315758)

Açıkça görüldüğü gibi, Ergun Babahan, kasetin içeriği konusunda da bilgiler veriyor. Ve bunu da hukuki bir kovuşturmadan kendisini kurtarmak için sanki Devlet Bahçeli’yi ve MHP’yi koruyormuş havasında yapıyor. Yani ortalıkta bu tür haberler dolaşıyor, bunların internet ortamında yayımlanması halinde derhal ortadan kaldırılması ve yayın yapan sitenin kapatılması gerekir, yoksa seçimlere hile karıştırılmış olur, diyerek yapıyor. Böylece de bir kovuşturma sırasında kendisini korumaya almış sayıyor.

Sözü fazla uzatmayalım, arkadaşlar. Bu konuyu ihsas eden konuşmaları, Tayyip’in eski metin yazarı Aydın Ünal da yapmıştır, daha önce de ifade ettiğimiz gibi.

Bir zamanlar AKP için “PKK’den daha tehlikeli” diyerek ağır eleştirilerde bulunan ve Tayyip’e hakaretler yağdıran Bahçeli’yi kast ederek şöyle demişti, Aydın Ünal:

“Ağzı köpürerek yaptığı bu eleştiri ve hakaretleri itinayla yalayıp yutacağı bir sürece giriyoruz.”

Ardından Tayyip de “Sayın Bahçeli, partimize saldırıyorsun. Partimiz ve bana karşı esip gürlüyorsun. Bak yönetiminde bulunan bazı arkadaşlarının kaseti çıktı. Onlar siyaseten yok olup gittiler. Bakarsın senin de çıkar.” demişti.

Bu sözler üzerine Bahçeli hemen dümen kırıp yüz seksen derece dönüş yaparak AKP’ye ve Kaçak Saray’a yanaşıp Tayyip’in emrine girdi.

Tabiî aynı zamanda CIA’nın de emrindeydi zaten Bahçeli…

Gelelim Kaçak Saray’ın Hafızına. Yani Tayyip Efendi’ye…

Ne dedi Amerika birkaç ay önce, bu Fırat’ın doğusuna geçeceğiz, 444 km’lik bir hattı tutacağız filan derken?

Bunu Amerika’ya çağırdı Trump ve avanesi, tabiî Pentagon ve CIA da olmak üzere. Bu çağrıyı takip eden günlerde de ABD yönetimi şöyle bir açıklamada bulundu:

“ABD Temsilciler Meclisinde 1915 olaylarını soykırım olarak nitelendiren tasarısının yanı sıra Türkiye’ye yaptırımlar öngören yasa tasarısı da oylamaya sunuldu. ABD Temsilciler Meclisi’nde yapılan oylamada Suriye’nin kuzeydoğusuna yönelik askeri harekâtı nedeniyle Türkiye’ye yönelik yaptırımlar öngören yasa tasarısı dün 16’ya karşı 403 oyla kabul edildi.

“Cumhuriyetçi ve Demokrat üyelerin oyları ile kabul edilen tasarı bazı hükümet üyeleri ile Türk Silahlı Kuvvetlerinin üst düzey komutanları ile Türk ordusuna yönelik yaptırımlar öngörüyor. Tasarının yürürlüğe girebilmesi için Senato tarafından kabul edilmesi ve ardından Başkan Donald Trump tarafından onaylanması gerekiyor.

“Erdoğan’ın mal varlığının araştırılması isteniyor

“16 maddelik tasarıda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın mal varlığının da araştırılması isteniyor. Metinde, yasanın yürürlüğe girmesinden sonra en geç 120 gün içinde ABD Dışişleri Bakanının, Maliye Bakanı ve Ulusal İstihbarat Direktörü ile istişarede bulunarak, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ailesinin mal varlığı, yatırımları, iş ilişkileri ve ilgili diğer gelir kaynaklarına ilişkin bir rapor hazırlanmasına dair bir madde yer alıyor.” (https://www.dw.com/tr/erdo%C4%9Fan%C4%B1n-mal-varl%C4%B1%C4%9F%C4%B1n%C4%B1n-ara%C5%9Ft%C4%B1r%C4%B1lmas%C4%B1-istendi/a-51043460)

İşte Amerikan Temsilciler Meclisi’nde alınan bu kararlar sonrasında Tayyip, bir kez daha ABD önünde diz çöktü, iktidarını sürdürebilmek ve Türkiye Halkı önünde rezil rüsva olmaktan kurtulabilmek için devşiricisi ve efendisi ABD Emperyalist Hayduduna; “Senin için bizde hizmette sınır yoktur” sloganını tekrarladı.

Ve ABD’li efendilerinin yıllardan beri ısrarla üzerinde durdukları bir taleplerini hemen Türkiye’nin gündemine getiriverdi hızlı bir biçimde: “Kanal İstanbul” projelerini…

Tabiî tek başına Kanal İstanbul ABD’nin talebini karşılamıyordu. Bu konuya ilişkin hazırladıkları raporda bir de açılması öngörülen “Kanal Çanakkale” var. Açılacak bu kanallarla Montrö baypas edilmiş olacak ve Amerikan Donanması, Altıncı Filo gibi filoları Çanakkale ve İstanbul Boğazlarına hiç girmeden Ege’den Marmara’ya geçecek, oradan da Karadeniz’e.

ABD Emperyalist Çakalı Karadeniz’de Bulgaristan, Romanya, Gürcistan, Ukrayna gibi yeni uydu devletlerinin limanlarında askeri deniz üsleri kurabilecek. Açık denizlerde ya da Akdeniz’de olduğu gibi serbestçe Karadeniz’de de dolaşabilecek.

Tabiî bu arada Türkiye’yi de kuzey, batı ve güney olmak üzere üç tarafından kuşatıp kıskaca alabilecek.

Ama tüm bunlar Tayyipgiller’in umrunda mı?

Onların derdi iktidarlarını bir tek gün bile olsa uzatabilmek ve aşırdıkları, Abdüllatif Şener’in son tespitine göre 300 milyar dolarlık kamu malını, üzerine yeni eklemeler yaparak, koruyabilmek.

Demek ki sadece iki vazgeçilmez stratejik odaklanmaları var Tayyipgiller’in:

Birincisi Kaçak Saray’daki günlerini, devranlarını uzatabilmek, ikincisi yeni ilavelerle yüz milyarlarca dolarlık servetlerini koruyabilmek…

Bu iki amaç için yapmayacakları hiçbir ihanet, hiçbir kötülük yoktur onların.

İşte bu sebepten, Tayyip ABD dönüşü hem Amerika hem de Rusya karşısında Suriye’de Fırat’ın doğusunda da diz çöktü. 120 km’lik bir sınır hattında sadece bir iki cep oluşturabildi. Şimdilik buralarda gâh Amerika’yla gâh Rusya’yla devriyeye çıkmaktadır TSK.

Yani Fırat’ın doğusu hikâyesi de fiyaskoyla sonuçlandı Tayyipgiller’in.

Yukarıda da belirttiğimiz gibi, Tayyip ve avanesi de Kaçak Saray’ın Arka Bahçeli’si Bahçeli kankisi gibi tutsaktır ABD elinde, CIA-Pentagon elinde.

Acıdır ki işte Türkiye bu hallere düşürülmüştür. Ve bu iktidardan ihanetten başka, vatana ve halka zulümden, kötülükten başka, ülkemizdeki işsizlik ve pahalılık yangınının ateşini daha da harlandırmaktan başka hiçbir şey beklenemez.

Biz Gerçek Devrimciler, yani vatan sevmenin ustası olanlar ve halkımız için en acil, en yakıcı görev, bu hain kere hain ikilinin oluşturduğu ihanet iktidarından kurtulmaktır.

Kurtulacağız da. Göreceksiniz…

Halkız, Haklıyız, Yeneceğiz!

15 Ocak 2020

Nurullah Ankut

HKP Genel Başkanı