Utanmayı da, ahlakı da bütünüyle çıkarmışlar yaşamlarından…

Saygıdeğer Arkadaşlarım;
Geçen Salı’dan bu yana ağır bir diyare ya da ishal geçiriyorum. Sizlere seslenemedim. Beraber çalıştığımız Yoldaş’ımız, eski paylaşımlarımızdan bölümler keserek onları paylaştı sizlerle. Hâlâ da iyileşmiş değilim ama ayağa kalktım ve çalışmaya başlayabilirim diye düşündüm.
Bu sabah, Tayyip’in CHP’den koparıp kendi partisine çektiği, yörüngesine çektiği, emri altına aldığı insanların görüntülerini izledim. Özellikle de Aydın Belediye Başkanı, 4 dönem, 16 yıl CHP adına Aydın’da Belediye Başkanlığı yapmış, öncesinde de 2 dönem yani 8 yıl CHP’den milletvekili olmuş Özlem Çerçioğlu’nun konuşmasını izledim. İnanın, midem tüm sindirim sistemimle birlikte iyi değil… İnanın içim kalktı…
Yahu insanlar, ülkemin insanları bu hallere mi düşecekti?
Böyle mi olacaktı diye düşündüm, hele hele de kadınlar…
İşte bu kadın da kadınlığından kendisini arındırmış. Şu utanmazlığı bir izleyelim isterseniz, tahammülü zor ama…
***
videonun çözümü
Özlem Çerçioğlu: Bugün hakkımda bir takım iddialar varsa buyursunlar açıklasınlar. Yargıdan veya yargılanmaktan hiçbir zaman korkmadım. Alnım ak, başım dik. Yaşadığım sorunları burada açıklamayı siyasi ahlâk açısından hiç uygun bulmuyorum ancak gerekirse tek tek de açıklarım. Benim tek derdim var; ülkeme ve Aydın’a hizmet etmek. Bundan sonra sizlerle ve Sayın Cumhurbaşkanımın himayesinde AK Parti çatısı altında hizmet etmeye devam edeceğim.
Sayın Cumhurbaşkanım, sizin de çok iyi bildiğiniz gibi, Aydın ili birinci derece deprem bölgesi. Bundan sonra sizlerin desteğiyle kentsel dönüşüm seferberliği başlatmak istiyorum. Aydın’a şimdiden hayırlı olsun diyorum. Sağ olun, var olun, çok teşekkür ediyorum.
***
Verilecek hesabı yokmuş… Çünkü hesap verilecek bir yargı kalmadı ki. Artık Tayyipgiller için kanunsuzluk diye bir şey yok. Onların yaptığı her şey kanunsuz değil; çünkü kanun yok ve yargı yok. E, o zaman tabiî senin de verilemeyecek bir hesabın olmaz.
Başta Tayyip; vatana ihanet dâhil, vatan topraklarını satmak dahil, binbir suça batmış ama buna rağmen, fırıldak gibi dönmesine rağmen, bugün söylediğini yarın yalayıp yutmasına rağmen, ondan hesap soran yok. Ne Anayasa, ne kanun, hiçbir şey tanımamasına rağmen, ondan hesap soran yok. Çünkü Yargı artık Tayyip’in Kaçak ve de Haram Saray’ının hukuk bürosuna dönmüş. Emri yasalardan, hukuktan filan almıyor Yargı; Kaçak ve de Haram Saray’ın Sultanı’ndan alıyor.
Bir de en çok ne ağırıma gitti?
Gaziantep’in Şehit Kamil İlçesinin Belediye Başkanı, daha önce de CHP’de İlçe Başkanlığı yapmış bu hafız, o da birkaç ay önce kopmuştu partisinden, herhalde pazarlıkla bağladılar işi, anlaştılar, o da Tayyip’in yörüngesine girdi.
Be utanmaz adam, hiç değilse ilçenin adından utan, Şehit Kamil’den utan. Ne hallere düşmüşüm ben diye bir bak aynaya.
Ne için yaşıyorsunuz siz?
Acınacak haldesiniz de durumunuzu gördüğünüz yok.
Neylersiniz…
Tayyip bunları şantajla korkutmuş. Yörüngesine çekerken havuç ve sopa taktiği kullanır biliyorsunuz. Bir taraftan tehdit eder, sopasını başında sallar, bir taraftan da havuç uzatır, bak gelirsen böyle mamalarım seni, gelmezsen de içeriye tıkarım, Silivri’ye gidersin, der. Bunları da böyle yörüngesine çekmiş.
Bu Özlem Çerçioğlu’nun eşi de Parababasıymış. Jantsa adlı bir şirketi varmış, 1300 işçi orada çalışıyormuş ve greve çıkmışlar işçiler haklı talepleri için ama Çerçioğlu’yla Tayyip anlaşmışlar, grev ortadan kaldırılmış ve işin bağlanması için uzlaşmaya gitmiş mesele. Ve bu Çerçioğlu’nun Tayyip’in safına gireceği duyulduğu anda şirketin borsadaki hisseleri bir gün içinde yüzde 15 değer kazanmış. Çünkü Tayyip şirketi kurtaracak, grev falan yok artık. Bakalım daha neler verecek…
Ve bu Çerçioğlu da soruşturmalardan, ki hakkında açılmış 15 dava varmış, onlardan hep kurtulacak. Özgür Özel Nam Hafızın açıklamasına göre, bana buyruk geldi, ya içeriye girersin ya da safımıza katılırsın, diye. 6 metrelik bir cezaevi koğuşuna giremem. O yüzden Tayyip’in emri altına gireceğim, demiş.
Bu Özlem Çerçioğlu aynı zamanda azgın bir hayvan düşmanıdır. Aydın’da sayısız hayvanın ölümüne sebep olmuştur; barınakta öldürtmüştür, sokaklardan toplatıp yok etmiştir ve hayvanseverler yıllar boyu bu kadınla ve bunun belediyesiyle mücadele etmiştir.
Hayvansever militan dostumuz nakletti bize bu kadının hayvan düşmanı olduğunu, bunun CHP için utanç oluşturacağını, artık CHP’yle, onun belediyesiyle ilgisinin olmaması gerektiğini, tekrar seçilmemesi gerektiğini seçimler öncesinde defalarca ilettik CHP yöneticilerine, demiştir bize. Ama “biz belediye başkanımızı yedirtmeyiz”, cevabını aldık hep, özellikle de Özgür Özel’den demişlerdir.
CHP’nin de sokak canlarımıza dair bir hassasiyeti yok, CHP Belediyeleri de hayvan katliamı yapıyor. Ankara Belediyesi yapıyor hatta Behzat Ç. Nam Hafız kofti, ki Sabahattin Önkibar’ın söylediğine göre, Ankara barlarında Özgür Özel’in masa arkadaşıymış, o baptan Özgür Özel önermiş, o da hayvan katliamı yapıyor, daha pek çok belediye aynı şeyi yapıyor.
Burjuva siyaseti… Bunların alayı paraya odaklı, koltuğa, makama odaklı. Bunların yüreğinde bir dirhem sevgi, merhamet bulamazsınız.
Evet Arkadaşlar, ülkemizin geldiği haller böyle işte. Daha önce de defalarca söyledim, para denen şey zehir aslında, insanları insanlıktan çıkaran en büyük zehir. Torbacıların, uyuşturucu baronlarının sattığı zehir bu kadar etkili değil. Onların etkisi, bırakınca ortadan kalkar ama siz paraya tamah ettiğiniz anda dirhem dirhem çürürsünüz ve sonunda insanlıktan eser kalmaz sizde. Sonunda bir bakarsınız ki, yola çıktığınız andaki varlığınızla şu an olduğunuz varlık birbirinin 180 derece karşıtı.
Çok saygı duyduğum, Milattan Sonra 370 ila 415 yılları arasında yaşamış olan İskenderiyeli kadın filozof Hypatia, ki güzelliği de dillere destandır Hypatia’nın ve evlenmemiştir, sadece gerçekleri bulup gerçekleri aydınlatıp insanlara onları anlatmak için.
Diyor ki; bir şeye bağlanırsanız, o sizin insanlık adına çalışmalar yapıp, düşünceler üretip, ışık tutup aydınlatma yapmanızı engeller. O yüzden hiçbir şeye bağlanmamanız gerekir, diyor.
Dinler de sizin gerçekleri öğrenmenize, kavramanıza, ortaya çıkarmanıza engel oluştururlar, diyor. Onlarda da gerçeği bulamazsınız, diyor. Bu yüzden de bağnaz Hıristiyan dünyasının hışmına uğruyor. Bir gün basıyorlar yaşadığı yeri, çırılçıplak soyuyorlar ve kiliseye götürüyorlar orada midye kabuklarıyla bedenini jiletle doğrar gibi doğrayarak acılar çektirerek katlediyorlar.
Daha önce de söyledim, bu Semit Dinlerinin tamamı, bu Ortadoğu Dinlerinin tamamı; Musevilik olsun, İsevilik ya da Hıristiyanlık olsun, Müslümanlık olsun Ortaçağ’ın Köleci Toplumunun örfünün, din kisvesi giydirilerek din dünyasına yansıtılmasından başka hiçbir şey değildir.
Günümüz açısından baktığımız zaman da bunların tamamı insanlık düşmanıdır, kadın düşmanıdır.
Burada bir parantez açıp, Mekke İslam’ını, Medine İslam’ından ayrı tutmak gerekir. Medine İslam’ı; tümüyle Medine Köleci Toplumunun örfünün dogmalar haline büründürülmüş halinden başka hiçbir şey değildir ama Mekke İslam’ı; kölelerin, yetimlerin, yolda kalmışların, yoksulların çıkarlarını koruyan, gözeten ve kadına yönelik zulüm içermeyen, aşağılama içermeyen bir İslam’dır.
Bu da Hz. Muhammed’in 5 yaşına kadar İlkel Komünal Toplum hayatı yaşayan bir Arap Bedevi ailesiyle, göçer bir ailede yaşamış olmasından kaynaklanmaktadır. O İlkel Komuna değerlerini benimseyen Hz. Muhammed, Mekke’de öyle bir din kurmak ister ama Köleci Toplum içinde 13 yıl boyunca çalışmasına rağmen, 350’yi geçmeyen taraftara ancak ulaşır. Onlar da birkaç kişi hariç, Ebubekir, Ömer ve bir iki kişi daha hariç, tümüyle kölelerden, yoksullardan, yetimlerden oluşmaktadır.
Ama Medine’ye geçilip de orada Cihatlar Çağı açılınca, cihatlarla elde edilen maddi vurgunlar, gasplar, canlı ganimetler; köleler (erkekler ve çocuklar köledir, kadınlar cariyedir) insanların ruhiyatını bozdu. Ki bunlar, İslam’da ticari mal sayılır, insan kabul edilmez, alınır satılır, kiraya verilir, ortaklaşa kullanılır. O çağ açılınca Hz. Muhammed de zıddına dönüşür dolayısıyla da İslam da zıddına dönüşür ve Medine Köleci Toplumu ve onun örfü İslam’a bütünüyle damga vurur.
Kadın da çamurlara bulanır, ayaklar altına alınır, evden dışarı çıkması yasaklanır ve daha önce de belirttiğimiz gibi; mutfakla yatak odası arasında erkeğin kölesi durumuna düşürülür. Ki bugün Afganistan’da Taliban’ın uygulamak istediği düzen budur. Kaldı ki Taliban bile saf şekliyle İslam’ı uygulayamamaktadır daha ama adım adım oraya gitmektedir.
İnsanlarımız işte bu hallerde. Ve bu yüz kızartıcı, utanç verici durumlar, sahneler televizyon ekranlarında yayımlanıyor, alkışlarla karşılanıyor ve bu hareket yani insan düşmanı, halk düşmanı, vatan millet düşmanı, Kuvayimilliye düşmanı, Mustafa Kemal ve Laik Cumhuriyet düşmanı Tayyip ve onun AKP’giller’i, hâlâ şu an toplumda yüzde 30 civarında oy oranına sahipler. İşte ülkemizin içler acısı durumu budur, arkadaşlar.
Kalın sağlıcakla…
15 Ağustos 2025