Türkiye’yi Afganistan, Pakistan, İran, Suudi Arabistan ve IŞİD karanlıklarına götürmek isteyen Amerikan devşirmesi din tüccarları…

06.10.2022
43
A+
A-

Ülen Sorosdaroğlu kaset yaratığı İbiş Kemal!

Şu getirdiğin yasa teklifine bir bak ülen!

“Kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilen ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile üst kuruluşlarına bağlı olarak bir mesleği icra eden kadınlar, yürüttükleri mesleğin icrası kapsamında giyilmesi gerekli cübbe, önlük, üniforma vb. dışında kıyafet giymek ya da giymemek gibi temel hak ve özgürlükleri ihlal edecek biçimde herhangi bir zorlamaya tabi tutulamaz.”

Ne diyorsun bu satırlarında, hain!

“Sadece türban değil, kara çarşaf da, cilbab da, burka da, peçe de kamu kurum ve kuruluşlarında serbesttir. İsteyen her kadın herhangi bir sınırlamaya tabi tutulmadan bunlardan birini giyip giymemekte özgürdür.”

Kadınlarımızı, kızlarımızı Taliban Afganistan’ına, Suudi Arabistan’ına, Mollalar İran’ına ya da IŞİD’e mi götürmek istiyorsun?

Bre utanmaz arlanmazlar!

Oralardaki binbir acı içinde kıvranan kadıncağızlar feryat ediyorlar, o zulümden, o esaretten kurtulmak için yüzlercesi, binlercesi hayatlarını kaybediyor; siz kadınlarımızı o cehennemcil, 1400 yıl öncesinin Şeriatının yaşandığı Arabistan’ına götürmek istiyorsunuz.

Sizde hiç utanma, arlanma, halk sevgisi, insan sevgisi yok mudur, diye sormak aklımızdan geçiyor ama bunun cevabının net olarak; “zerresi bile yoktur”, şeklinde olduğunu bildiğimiz için sormuyoruz…

Ülen “türban” dediğin, Siyasal İslamcıların, Ortaçağcı Din Devleti özlemcilerinin 1960’lı yılların sonundan itibaren ortaya attıkları, çıkardıkları bir bayraktır be…

Nasıl Suudi’nin, Taliban’ın, IŞİD’in bayrakları varsa, türban da Türkiye’deki Ortaçağcı, Kuvayimilliye, Mustafa Kemal ve Laik Cumhuriyet düşmanlarının bayrağıdır.

Namuslu İlahiyatçılarımızın tamamı, türbanın, başörtüsünün hiçbir kutsallık taşımadığı konusunda ve İslamiyet’le hiçbir ilgisinin olmadığı konusunda hemfikirdir. Hatta daha önce de söylediğimiz gibi, Hz. Ömer de kesin biçimde; “başörtüsünün hiçbir kutsallığı yoktur”, diyerek belirtmiştir bunu.

Başörtüsü, türban, sadece o çağlarda toplumda var olan köle, cariye ve hür kadın ayrımında kullanılan bir belirteçtir, simgedir. O örtüyü takan kadınların “hür” olduğunu, cariye olmadığını gösterir. Cariyelerin ise başörtüsü ya da türban takması yasaktır. Önce de söylediğimiz gibi bu konuyu daha ayrıntılı bir yazıda işleyeceğiz.

Bugün namuslu, demokrat, sosyal demokrat, solcu, ilerici, sosyalist insanlarımız ne yapmalıdır?

Bu konunun gerçeğini kadınlarımıza, kızlarımıza ve erkeklerimize anlatarak onları aydınlatmalıdır, konuya ilişkin bilinçlendirmelidir. Yoksa kadını sadece cinsel bir varlık olarak gören, cinsel haz veren “et” olarak gören Muaviye-Yezid Dincilerinin, Ortaçağcı düzen özlemcilerinin, insanları “Allah’la Aldatarak” hem küplerini dolduran hem saraylarda, villalarda, köşklerde yaşayan düzenbazların dümen suyuna girip buradan ben de bir siyasi rant çıkarabilir miyim, diye tavır takınılırsa, orada demokratlık da kalmaz, solculuk da kalmaz, insanlık da kalmaz, tabiî namus ve ahlâk da kalmaz.

Ortada ne kalır böyle durumlarda?

Sadece insan suretleri…

Ama içleri boş… İçlerinde insana dair hiçbir şey yok…

İşte biz böylelerine, “İnsan Sefaletleri”, diyoruz.

Ne diyor TESEV’ci-Sorosçu Hacı Kemal?

“Kadınların giyim kuşamını siyasetin tekelinden çıkartıyoruz. Bu hakkı yasal güvenceye alacağız.” (cumhuriyet.com.tr/siyaset/kilicdaroglu-sosyal-medyadan-seslenmisti-chpnin-basortusu-teklifi-belli-oldu-1988430)

Ülen aşağılık düzenbaz!

Siyasi tartışma konusu olmaktan çıkaracağız, derken en çamur şekilde siyasi tartışma yapıyorsun.

“Ya, türban diye bir yasak kalmadı. Artık o kadın başı bohçası Ordudan Yargıya, Polise, Eğitime, akla gelebilecek tüm devlet kurumlarına girdi. Bunun rantını da Tayyipgiller devşirdi. Biz bir şey koklayamadık bu işten. Biz de bu olmuş bitmiş işe dair daha kallavi bir söylem geliştirelim ki ve daha ileri bir adım atalım ki, Tayyipgiller kadar ranttan biz de bir pay kapalım.”

Alayınızın derdi bu ülen!

Sizlerin şu pis davranışlarını görünce, insanın midesi bulanıyor. Ve işgal ettiğiniz makamlara bakıyoruz, oralara nasıl getirildiğinizi düşünüyoruz, alçak, Emperyalist Haydut ABD’nin, onun casus örgütlerinin sizleri nasıl keşfedip, devşirip, örgütleyip o makamlara çöktürdüğüne bakıyoruz; üzüntüden kahroluyoruz. Alayınız gözümüzde leş sinekleri kadar olsun değer taşımıyorsunuz…

Ne için yaşıyorsunuz ülen siz!

Bre utanmaz, arlanmaz, hayâsızlar!

İslam ülkelerinin tamamında, tabiî Türkiye’de de şu an türbanlı, kara çarşaflı, burkalı, peçeli, sarıklı, cübbeli, şalvarlı olduğu için herhangi bir mağduriyete uğramış bir tek insan gösterebilir misiniz ya?..

Bre düzenbazlar!

Afganistan’da öldürülen, işlerinden atılan, evlere hapsedilen kadınlar kimlerdir?

Azıcık da olsa insanlık hakkını kullanmak isteyen, Şeriat zulmünden nefes alamaz hale gelmiş bulunan kadıncağızlardır.

Ülen Suudi Arabistan’da Hanedan Soyundan gelen prensesler bile modern bir kadın gibi yaşayamadığı için ülkelerini terk edip kaçmak zorunda kalıyorlar, Batılı ülkelerde yaşıyorlar. IŞİD’in yaptıkları hepimizin belleğinde acılarla birlikte capcanlı bir şekilde duruyor. Ezidi kadınları, Türkmen kadınları, Alevi kadınları nasıl kaçırıp seks kölesi olarak kullandığı, bununla da yetinmeyip cariye olarak sattığı herkes tarafından bilinmektedir.

Mollaların İran’ında yaşananlar ve hâlâ sürüp giden olaylar, orada kadınların nasıl cehennemcil bir Şeriat baskısı altında tutulduklarını bütün dünyaya göstermiştir.

Masha Amini’yi neden öldürdü Mollaların “Ahlâk Polisleri”?

Başörtüsüz olduğu için değil, başörtüsünü Mollaların belirlediği kurallara göre takmadığı için…

Ve ondan sonra çoğunluğu kadınlardan oluşmak üzere şu ana kadar İran İnsan Hakları Örgütü’nün tahminine göre 154 kişi hayatını kaybetmiştir, Mollalar’ın Şeriat zulmüne karşı direnirken. Ama orada bile artık bu zulmün sonuna iyice yaklaşılmıştır. Bu zulmün 43 yıl önce başlatıcısı ve baş mimarı olan Ayetullah Humeyni bile artık laik, özgür düşünceli İran gençlerinin gözünde çöp hükmüne düşmüştür.

Başları modern kızların kadınlık onuruna yakışır bir biçimde güzelce örgülü ya da taranmış olarak görülen öğrenci genç kadınlar, kendilerini o halleriyle sınıflara kabul etmek istemeyen okul müdürünü “şerefsiz”, diyerek protesto edip kaçırmaktadırlar.

Yine modern kıyafetli, başlarına dolanan o lanet halkasını çıkarıp atan, kadınlık onuruna sahip kızlar, kendilerine bu Ortaçağ zulmünü yaşatan Mollalara “Diktatöre ölüm!” sloganları atarak karşı çıkıyorlar.

1993’te bunların benzerleri olan namussuz, alçak Ortaçağcılar tarafından gerçekleştirilen Sivas Madımak Katliamı sonrasında yaptığımız protesto eylemlerinde “Şeriat Ortaçağdır!” sloganını atmıştık. Evet, Şeriat, 1400 yıl öncesinin Suudi Arabistan Ortaçağının kültürünü, geleneklerini, dünya görüşünü, dünyayı algılayış ve kavrayışını ve köleci toplum düzenini içerir.

Hz. Muhammed, 5 yaşına kadar göçebe, Bedevi bir aşiret tarafından büyütüldüğü için, o göçebe yani İlkel Komuna düzeninin değerlerini ağırlıklı biçimde yaşatan, barındıran değerleri de benimsemiştir, içselleştirmiştir. Aslında böylesi bir toplum düzeni kurmak ister. Ama buna asla gücü yetmez. Sadece kısa süreliğine, kısmen ılımlandırabilmiştir, o Köleci Topluma özgü Ortaçağ kültürünün kurallarını, geleneklerini, örfünü.

Bre düzenbazlar!

Osmanlı bile son döneminde hiç değilse bu konuda sizden yani Meclisteki Amerikancı Beşli Çete’den daha ayıktı, daha moderndi be…

Son dönemin ünlü padişahlarından Halife “Vahidüddin”in kızı Sabiha Sultan’ın şu resmine bir bakın, utanmazlar! Mustafa Kemal’in de âşık olup alamadığı, hep unutamadan gönlünde yaşattığı ve evlatlığı Sabiha Gökçen’e de adını koyduğu Sabiha Sultan’ın şu görünümüne, şu modernliğine ve güzelliğine bir bakın:

Yine Sabiha Sultan’ın kızları Neslişah ve Necla Sultan Hanımların, ki bu hanımlar aynı zamanda son Halife Abdülmecid Efendi’nin torunlarıdır da, şu modernliğine ve güzelliklerine bir bakın. (Sabiha Sultan, Abdülmecid Efendi’nin oğlu Ömer Faruk Efendi ile evlenmiştir)

Sizler, yani Meclisteki Amerikancı Beşli Çete, tamamınız Kuvayimilliye, Mustafa Kemal ve Laik Cumhuriyet düşmanısınız. Elbirliğiyle Kuvayimilliye’nin ve Önderlerinin kurduğu, kısmen de olsa, Laik Cumhuriyet’i yıkma derdindesiniz. Hepiniz Tırhallısınız, bir hallısınız. Hepiniz aynı toptan kesmesiniz, aynı Emperyalist Haydut ABD devşirmesisiniz, kuklasısınız, piyonlarısınız.

Ne demişti CIA’nın ünlü şefi ve bir dönemin ABD Ankara Büyükelçisi Graham Fuller?

“Kemalizm miadını doldurdu, artık piyasacı-küreselleşmeci İslam’ın ana belirleyici olduğu Osmanlı benzeri Yeni Türkiye’nin zamanı geldi.” (1990, https://www.odatv4.com/makale/bir-cia-projesi-olarak-ataturke-saldirmanin-dayanilmaz-kustahligi-0905171200-115479)

Ve ayrıca şunu da söylüyor, aynı namussuz CIA Ajanı:

“Türkiye, yakın bir gelecekte iki partili bir temsil sistemine gebe… Kökleri geçmişe dayanan ekonomik kriz, iktidardaki koalisyon (B. Ecevit liderliğindeki 57. Hükümetten söz ediyor) partilerinde büyük deprem yaratacak. Fazilet Partisi’nden kopan bir grup ılımlı İslamcı, geniş tabanlı bir siyasi oluşuma gidecek. Bazı etkin siyasetçiler, partilerinden istifa ederek bu yeni oluşuma katılacak. Yeni oluşum kartopu gibi büyüyüp gelişecek. Türkiye’de yakın gelecekte ılımlı İslamcılar iktidara gelecek. Ilımlı İslamcıların yanında İslami söylemlere ters düşmeyen ılımlı sol bir parti de Meclise sokulacak.” (2000, Yeniçağ gazetesi, 29.4.2004)

Emperyalist Çakal, bu projesinde yüzde 100 başarılı oldu, görüldüğü gibi, arkadaşlar. Meclisteki Beşli Çete hatta onların döküntülerinden oluşan TİP, şimdi bire bir ABD hizmetindedir. Ve o haydudun ajanları tarafından oynatılmaktadır.

Sahtekâr HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Masha Amini’nin Şeriat Polisi tarafından katledilmesini protesto etmiş görünmek için saçlarını kazıtıp resim çektirir ve medyaya servis eder. Fakat bunlar bildiğimiz gibi, PKK ve HDP’nin eski versiyonları, Öcalan’ın buyrukları, önerileri doğrultusunda Hüseyin Velioğlu liderliğindeki Hizbullah’tan tutun da FETÖ’ye kadar işbirliği yapma tekliflerinde bulunurlar. Kürt illerindeki melelerin, şeyhlerin, tarikat liderlerinin karanlık yuvalarına gidip onların ellerini öperler. Şeyh Said ve Said-i Nursi anmaları yaparlar.

Ülen düzenbazlar; bütün bu Ortaçağcı Muaviye-Yezid Dincilerinin İran Mollalarından ne farkı var?

Hepsi de her konuda olduğu gibi kadın düşmanlığında da bire bir örtüşmezler mi İran Mollalarıyla?

Eee, işte bunlar böyledir, arkadaşlar. Bunlarda siyasi ahlâk, tutarlılık, içtenlik aramayacaksınız…

Demek ki arkadaşlar; aslında Mecliste çok parti filan yok, tek parti var: Amerika’nın kendisine uşaklık yapan, uyduluk, piyonluk yapan hainlerden derleşik sermaye partisi…

Bunların alayı aynı yolun yolcusudur, aynı kuklacının oynattığı kuklalardır…

Rezil düzeniniz, ihanet, hırsızlık ve vurgun düzeniniz yıkılacak…

Şu Sorosçu Kemal’in yaptığı aşağılık işe bakın yahu…

Alınteriyle geçim sağlayan insanlarımız işsizlikten, açlıktan, yoksulluktan kırılıyor, enflasyon yüzde 180’i geçmiş, dolar 20 liraya dayanmış, motorine 48 saat içinde üçüncü kez zam yapmış Tayyipgiller ve motorin 30 liraya yaklaşmış, ülkemize 11 milyon Suriyeli, Afgan, Pakistanlı ve Afrikalı kaçkın doluşup bazı taşra şehirlerimizi ve İstanbul’un bile belli bölgelerini işgal etmiş…

Yine aynı Tayyipgiller “Dezenformasyonla Mücadele Yasası” adı altında Nazi Almanya’sının yasaklarını ve karanlığını Türkiye’de oluşturma işine girişmiş…

Sorosçu Kemal ne yapıyor?

Türbanı, kara çarşafı, burkayı, peçeyi bütün kamu kurumlarında serbest bırakalım, diyor. Yani klasik deyişiyle; “Cambaza bak”, oyunu oynuyor düzenbaz…

Narsistik Kişilik Bozukluğu, Mitomanik Kişilik Bozukluğu ve Kriminal Psikopatik Kişilik Bozukluğu hastası, psikozlu Kaçak Saraylı Tayyip “Reis”liğindeki Tayyipgiller, Türkiye’yi adım adım Afganistan’laştırıp, Suudi’leştirip, IŞİD’leştirmeye götürüyorlar; Sorosçu Kemal ve avanesi ne yapıyor?

Saçlarını tarıyor…

Ülen vatan ve halk düşmanları!

Memlekette sınır diye bir şey bırakmamış Tayyipgiller. Her isteyen elini kolunu sallayarak Türkiye’ye girip istediği şehrinde istediği sürece kalabiliyor, istediği kanunsuzluğu yapabiliyor.

Dünyada böyle bir ülke var mı ya?

Nereye gider böyle bir ülke?

Batışa, yok oluşa…

Graham Fuller esas amacını gizliyor tabiî 30 yıl önce. Öngördüğü ihanet iktidarları tarafından BOP’a götürüyorlar onlar Türkiye’yi. Yani Yeni Sevr’e götürüyorlar.

Ve ne yazık ki arkadaşlar, ne acıdır ki; Meclisteki bu hainler partilerinin bir teki olsun Sevr’e, BOP’a karşı değildir. Onların aslında memleket, vatan, halk filan da umurlarında değildir. Daha önce de söylediğimiz gibi bunların tamamı, ABD Emperyalist Haydudu tarafından yetiştirilmiş deney fareleridir bir anlamda.

Bunlar hayallerinden bile geçirmedikleri mevkilere, makamlara, koltuklara oturtulmuşlardır Amerika tarafından. Ve hepsi huşu içinde Kırklarî Dergâhı’nın müritleri gibi dans edip zikir çekmektedirler, Kâbeleri olan Washington-White House’ta mukim tapındıkları Para Tanrısı’na. Saray, koltuk, makam, ün, poz Tanrısı’na…

Ne demiştik arkadaşlar, 7 yıl önce yani 2015 Seçimleri vesilesiyle yaptığımız ve 25 Ekim 2015’te yayımlanan TRT Konuşmamızın sonunda?

“Ey ihanetlerin, muhbirliklerin, düzenbazlıkların, vurgunların, katliamların arkadan dolaşan bıçakları!

“Ey yiğitçe, dürüstçe, mertçe konuşmaların, yüzleşmelerin, hesaplaşmaların kaçakları!

“Sanmayın ki yaptıklarınız yanınıza kalacak! Tüm ihanetlerinizin hesabını bir bir vereceksiniz! Bundan kurtuluşunuz yok.

“Aklınızda mıh gibi tutun bunu.

“Halkız, Haklıyız, Yeneceğiz!”

Evet, şimdi de aynen bunları diyoruz bu Amerikancı satılmışlar cephesi için…

6 Ekim 2022

Nurullah Ankut

HKP Genel Başkanı